Kuruluş Felsefesinden Günümüz Gerçekliğine Irak Türkmen Cephesi

Haziran 2020 - Yıl 109 - Sayı 394



        Irak Türkmen Cephesinin Kuruluş Felsefesi

        Irak Türkmen Cephesi (ITC); varlık sebebini ve meşruiyetini üç milyon Irak Türkünden alan, Irak Türklerinin Irak ve dünyadaki haklarının savunucusu ve temsilcisi olan siyasi bir kuruluştur.

        ITC, 24 Nisan 1995 tarihinde, Türkmeneli’nin Erbil şehrinde toplanan büyük Türkmen Kurultayı ile ilan edilmiştir ve böylece kuruluşu gerçekleştirilmiştir. Bu tarih, ITC için kuruluştan çok ilan tarihi olarak kabul edilir. Bu düşüncenin derin kökleri vardır. Şöyle ki, Osmanlı Devleti’nin söz konusu topraklardan çekilmesinden sonra, 1921 yılında İngiliz (Büyük Britanya) mandası olarak kurulan Irak Devleti sınırları içinde kalan Irak Türklerinin, o günlerden beri maruz kaldıkları benzeştirme (asimile) politikalarına karşı yürüttükleri direniş ve sürdürülen millî mücadelenin sonucunda doğan kuruluş şeklinde nitelendirilmektedir. Bu kuruluşun sahada değil; önceleri kalplerde, akıllarda ve vicdanlarda var olması hasebiyle yukarıdaki tarih, bir kuruluş günü olarak değil; Irak içerisinde, sahada bilfiil oluşumun ilanı olarak kabul edilmektedir.

        ITC’nin 90’lı yılların ortasındaki kuruluş gayesi ise “Irak Türkleri Millî Davası”na en iyi şekilde hizmet sunulmasıdır. Zira o dönem, Irak’ın kuzeyinde oluşturulan uçuşa yasak bölgede (Güvenli Bölge) Irak Türklüğünün birden fazla siyasi ve sivil toplum örgütü faaliyet göstermekteydi. Bu kurum ve kuruluşların bir çatı altında, uyumlu ve işbirliği içinde çalışma yürütmeleri, Irak Türkleri için sadece siyasi değil; toplum, güvenlik, ekonomi ve kültür gibi hayatın birçok alanında etkin bir kuruluş oluşturulması hedeflenmiştir. Bu minvalde, millî davaya inanan ve hizmet eden Irak Türkleri siyasi ve sivil toplum örgütleri, bir araya gelerek “Irak Türkmen Cephesi” bünyesinin oluşturulmasına kaynaklık ettiler.

        ITC, sahada bilfiil kuruluşunun ilan edildiği günden beri, devrik Baas rejiminin Irak’taki insanlık dışı uygulamalarına karşı çıkmış ve onlarla mücadele etmiştir. Siyasi faaliyetleri kapsamında, Türklerin haklarını elde ettiği Irak’ta, toprak bütünlüğü ve siyasi birlik içinde demokratik, çoğulcu, parlamenter, insan hak ve özgürlüklerine saygılı bir yönetimin tesis edilmesini hedef olarak belirleyen ITC; Türklerin Irak’ın asli unsurlarından biri olarak millî, siyasi, sosyal, kültürel, idari haklarının anayasal ve uluslararası hukuk nezdinde güvence altına alınması için gerek ulusal gerekse uluslararası mahfillerde çalışmalarını sürdürmektedir. Bu minvalde ITC, 2003 sonrasında Türkmeneli Bölgesi’nin tamamının yanında, Irak’ın Başkenti Bağdat ve Kut illerinde de büro açarak teşkilatını yaymıştır. Uluslararası alanda ise ITC, başta Türkiye olmak üzere, bir dönem ABD, İngiltere, Almanya ve Suriye’de de temsilcilikler açmıştır. Günümüzde sadece Türkiye Temsilciliği faal olarak çalışmalarını sürdürmektedir. ITC, topluma sunduğu hizmetler ile Türkler ve bütün Irak halkının yanında olmuştur.

        ITC, aşağıdaki hususları kendine görev kabul etmiştir:

        1. Türkmeneli’nde Irak Türklüğünün bekası ve dilinin korunmasını, tarihî ve kültürel varlıklarının idamesini sağlamak.

        2. Irak’ta ve dünyada Irak Türklüğünün temsil edilmesini sağlamak ve meşru millî davalarını savunmak.

        3. Irak’ta insan haklarına saygılı, demokratik, sosyal bir hukuk devleti inşa etmek.

        4. Irak’ın toprak bütünlüğünü muhafaza etmek, toplumun birlik ve beraberliğini desteklemek.

        5. Irak’ta adalet, güvenlik ve istikrarı sağlamak, her türlü ayrımcılığı reddetmek.

        6. Mezopotamya coğrafyasında huzur, refah ve birlikte, barış içinde bir hayat tesis etmek.

        7. Her türlü terörizmi reddetmek ve şiddetle mücadelede güvenlik güçlerini desteklemek.

        8. Dost ve kardeş topluluklarla iyi ilişkiler geliştirilmek, Türk Dünyası ile Irak arasında dostluk köprüleri inşa etmek.

        Günümüz Gerçekliğinde Irak Türkmen Cephesi

        ITC’nin kuruluşunun sahada ilan edilmesinin üzerinden çeyrek asır geçti. 1995 yılından 2002 yılına kadar sınırlı bir coğrafi alanda faaliyet göstermesine karşın, 2003 sonrasında Türkmeneli’nin tamamını kapsayan, Irak’ın birçok bölgesinde faaliyet göstermeye başladı. Bu tarihten sonra ülkede yapılan genel seçimlere iştirak ederek Türkleri Irak’ın siyasi karar alma merkezinde temsil etmeye büyük uğraş verdi. Ancak Irak’ta, Türklere karşı yok sayma politikaları, hâlâ farklı formlarda varlığını devam ettirmektedir ne yazık ki. 2005 Anayasası ile Irak’ta kabul edilen “federatif devlet sistemi” içerisinde, Irak Türklerinin siyasal katılımının önü hâlâ açılmış değildir.

        1921’den itibaren Irak’ta kurulan politik düzen içerisinde, ülkede istikrarlı olarak sürdürülen politikaların başında Irak Türklerini yok sayma, siyasi karar alma merkezinden uzaklaştırma; birey ve bölgeleri benzeştirerek iki toplumlu (Arap ve Kürt) yapı içinde eritme planları gelmektedir. ABD ve koalisyon güçlerinin 2003 işgali sonrasında ise Irak’ta Şii-Kürt-Sünni eksenli bir politik düzen inşa edildi. Bu düzenleme ekseninde, 2005 Anayasası yazıldı. Irak’ta yeni seçimler icra edilse de seçim güvenliğinin sağlanamaması, ülkede politik düzene hâkim birçok etkin grubun değişik yöntemleri kullanılarak seçimlerde yolsuzluk yapılmasıyla sandıktan çıkan oylar, Irak toplumunun gerçek iradesini yansıtamamıştır. Bu husustaki yolsuz, hukuksuz ve adil olmayan seçim sonuçlarını kabul etmekle beraber, ITC’nin teşkilat çalışmaları ve seçim başarısı, Irak Türkleri için umutlandırıcı olmamıştır. Sosyal ve kültürel alanlarda iyi çalışmalar yürütülse de siyasi olarak Irak’ın karar alma merkezinde yer alınmamasıyla birçok imkândan mahrum kalınmıştır.

        Irak’ta, hükûmet sisteminin içerisinde yer alınmaması, Türkler için birçok kayba neden olmuştur. Bunların başında Türklerin kamu görevlerinden uzaklaştırılması, Türk bölgelerinin kamu hizmetlerinden yeterince yararlandırılmaması, Saddam döneminde Türklerin ellerinden alınan arazi ve mülklerin iadesinin gerçekleştirilememesi, zorla yapılan nüfus kayıtları değişikliği ve Türk yörelerinin isim değişikliklerinin iptal edilmemesi gibi hususlar gelmektedir. Bunların yanında, Türklerin yaşadıkları bölgelerin, birtakım kişi ve grupların nüfuzlarının genişlemesi yoluyla ele geçirilmesi planları, hâlâ bazılarının hayallerini süslemektedir. Keza terör örgütlerinin hedefinde olan Türkmeneli’nde, güvenliğin yeterince sağlanamaması nedeniyle, günümüzde birçok yerleşim yeri, Türk nüfustan arındırılarak boşaltılmıştır.

        Saydığımız bu ciddi problemler hâlâ kaimdir. Irak Türklüğünün bekası, her zamankinden daha çok, bugün güçlü müessese, etkin teşkilat ve toparlayıcı iradeye ihtiyaç duymaktadır. Kabul etmek gerekir ki ITC’nin kuruluşunun ilan edildiği dönem ile günümüzde, içerisinde bulunulan şartlar birbirinden çok farklıdır. Şartlar değişirken, tehditler çeşitlenirken bu tehditleri bertaraf edici önlemlere de ihtiyaç duyulmaktadır.

        Irak’ta Siyasi Partiler Yasası gereği ve diğer birkaç nedene bağlı olarak bugün ITC, tek başına bir siyasi örgüt olarak yoluna devam etmektedir. Kuruluş felsefesine sımsıkı bağlı kalınarak, hedef ve görevlerin icra edilebilmesi, Irak’ın karar alma merkezinde var olunması, günlük siyasal meselelerde etkin rol alınması, millî varlığın idamesi ve temel haklarımızın elde edilebilmesi için hiç kuşkusuz bugün ITC’de de çağın ruhuna uygun, etkin ve çalışkan bir teşkilat yapısına ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü tehditler çeşitlenmiş, yıpratma ve yok etme taktiklerinde yeni yöntemler benimsenmiştir.

        Irak’ın federatif sisteminden yararlanılması gerekmektedir. Anayasa’nın tanıdığı hakların kullanılması için sonuna kadar zorlanmalı ve hukuki bütün yollar denenmelidir. Irak Türklerinin yaşadığı il, ilçe ve kasabalardaki yerel yönetimlerde güçlü bir şekilde yer alınması vasıtasıyla Bağdat’ta muktedir hâle gelmek hedeflenmelidir. Bu bağlamda ITC, günümüzde yaşadığı sorunları bir an önce bertaraf etmelidir. Eğitimli, yetişmiş gençler ile kadrolarını güçlendirmeli; çalışma programını güncellemeli; teşkilat disiplinini tahkim etmelidir. Türklerin evlerine tek tek ulaşmalı, her bireyin hangi şartlarda yaşamını sürdürdüğüne vakıf olunmalıdır. Tüm Türkmeneli sathında aynı etkinlik ve iradeyle çalışmalar yürütülmelidir. Özellikle terörden etkilenen Türk yörelerinin onarılması için ciddi ve planlı girişimlerde bulunulmalı, Türkmeneli’nin Türklerden boşaltılmasına engel olunmalıdır. Teşkilatçılığın üç şartı olan “Düzen, Disiplin ve Devamlılık”ı etkin bir biçimde sahada uygulayarak kurumsallığı pekiştirmelidir. Bugün Irak Türklüğü, her zamankinden daha çok güçlü, millî kurumsal yapıya ihtiyaç duymaktadır.

        * Avukat