Covıd-19 Sonrası Yeni Dünya Üzerine Birkaç Not

Mayıs 2020 - Yıl 109 - Sayı 393



        2019 yılının Aralık ayında Çin’de başlayıp 2020 yılının ilk günlerinden itibaren de tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgınının ne zaman sona ereceği sorusu sorulurken aynı zamanda salgının geride nasıl bir etki bırakacağı da merak edilmektedir. Zira salgınla mücadele kapsamında dünya devletleri siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel vb. tüm alanlarda bir dizi tedbir ve politika ortaya koymaktadır. Bu politikalar kapsamında dünyanın en önemli ulus üstü organizasyonlarından biri olan AB’yi oluşturan ülkeler ulus-devlet ölçeğinde kendi ulusal sınırlarını koruma altına alarak sınırlarını kapatmak sureti ile AB sınırları içindeki serbest dolaşım uygulamasını sonlandırmışlardır. Benzer uygulamaları hemen hemen tüm dünya ülkeleri de uygulamaya başlamıştır. Sınırların kapatılması yolu ile her ülke kendi ulusal sınırları içinde salgını yönetme çabasını sürdürmektedir. Diğer taraftan karantina uygulaması, sokağa çıkma yasağı, salgının bulaşma riskinin yüksek olduğu kalabalık yerlerde faaliyetlerin durdurulması, esnek çalışma, her düzeydeki eğitim kurumlarının örgün eğitim süreçlerine ara verilerek uzaktan eğitim uygulamasına geçilmesi, yüz yüze yapılan merkezi sınavların ertelenmesi,  kamu ve özel sektör kurumlarında uzaktan çalışma uygulamasına geçilmesi, hastanelerde acil olmayan hastalıkların/müdahalelerin ertelenmesi, mahkemelerdeki yargılama süreçlerinin ertelenmesi gibi birçok politika uygulaması bu dönemde ülkelerin politika araçları içinde yer almaktadır. Bu virüsün, her ne kadar biyolojik olarak tıbbı ilgilendirdiği düşünülse de, adı geçen uygulamaların toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel sonuçlarının kısa, orta ve uzun vadede etkilerinin olacağı açıktır.

        COVID-19 salgınının, bilinçli olarak tasarlanmış bir “biyolojik savaş/biyoterörizm” olduğuna dair bazı komplo teorileri olmakla birlikte, bilim insanları arasında en yaygın kabul gören görüş virüsün genetiği ile oynanmadığı ve hayvandan insana kendiliğinden bulaşmış bir virüs olduğu iddiasıdır. İster laboratuvar ortamında tasarlanıp küresel aktörler arasındaki savaşın bir silahı olsun, isterse doğal yolla bulaşmış bir virüs kaynaklı afet olsun her iki durumda da salgın süreci ve sonrasına dair tüm insanlık için önemli sonuçlar ve dersler/kazanımlar ortaya çıkacaktır.

        Birçok araştırmacıya göre salgının dünya ekonomisi üzerindeki kalıcı etkisi kaçınılmazdır. 2008-2009 dünya ekonomik krizinden daha etkili bir ekonomik krizin bu sürecin en olumsuz sonuçlarından biri olarak ortaya çıkacağı iddiası salgın sonrası için öngörülen senaryolardan yalnızca biridir. Konuyla ilgili olarak New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, COVID-19 krizinin “büyük buhran” olarak nitelendirilen Amerika’da 1929’da başlayan ve dünyaya yayılan ekonomik bunalımdan sonraki en büyük kriz olduğunu ifade etmektedir.

        Diğer taraftan salgın sürecinde karşılaşılan uygulamalardan dolayı ülkelerde daha çok kendi kendine yetebilme içgüdüsünün gelişeceği, geniş çapta göçlere toleransın tamamen ortadan kalkacağı ve küresel problemlerden çok iç problemlere odaklanılacağı öngörülmektedir. Birçok ülkenin bu krizden çıkmakta büyük zorluklar yaşayacağı, bazı bölgelerde ise devlet gücünün iyice zayıfladığına şahit olunacağı da düşünülmektedir.

        COVID-19 salgını, çok yönlü tehdit boyutuyla sadece dünya çapında hayati bir tehlike olmakla kalmamakta; aynı zamanda sosyo-ekonomik bir burgaç oluşturmaktadır. Küresel ekonomi, 1929 buhranından bu yana yaşamadığı derin bir krize sürüklenmektedir. Bütün ülkeler, ayırabilecekleri para kaynaklarını kullanarak zararı en aza indirmeye çalışmaktadır. Krizin toplumsal ve ekonomik mal oluşunu en aza indirebilmek ve geleceğe sari olumsuz etkilerini kontrol altında tutabilmek için ABD yaklaşık 4 trilyon, Almanya 570 milyar, İngiltere 390 milyar dolar kaynak ayırmıştır. AB ise yaklaşık 500 milyar avroluk bir ekonomik destek programı üzerinde uzlaştı. Diğer ülkeler de imkânları oranında benzer adımlar atmakta ve pandemi sürecinin toplumsal yaşam ve ekonomik sektörler için zararlarını en aza indirmeye çalışmaktadır. Ekonomilerinde ortaya çıkan ve salgının sürmesine bağlı olarak derinleşeceği anlaşılan krizi atlatabilmek için ilave önlemler için de hazırlıklar yapılmaya başlanmıştır. Başta Fransa olmak üzere birçok gelişmiş Batı ülkesi zora giren büyük ölçekteki bazı sağlık kuruluşu ve firmaları kamulaştırmayı tartışıyor. Diğer taraftan bu tür dönemlerde toplumsal ve ekonomik maliyetleri daha iyi yönetebilmek adına, 1980’li yıllarda devletin küçültülmesi ve dolayısı ile etkinleştirilmesi yönündeki Neoliberal politikalarla şekillenen özelleştirme uygulamalarının bir kısmından yakın gelecekte vazgeçileceği ve stratejik sektörler üzerinde kamu hâkimiyetini mümkün kılacak uygulamaların ve stratejilerin geliştirileceğini öngörmek kehanet olmayacaktır.

        Salgının küreselleşme, küresel şirketler, ulus-devletler vb. açısından doğuracağı ekonomik ve siyasal sonuçların hangi yönde gerçekleşeceği tartışmalarının ortak noktası salgın sonrası hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır. Ancak değişimin yönü ve derinliği noktasında ise çok farklı görüşler ileri sürülmektedir. 

        Geçmiş yüzyıllarda ve hatta yıllarda dünyamızda büyük can kayıplarına neden olan çok sayıda pandemi yaşanmıştır. Küresel dünya tabiri 15. yy. Avrupa kıtasının tamamı için kullanıldığı dönemde ortaya çıkan veba salgınları tüm kıtayı (küresel bağlamda) etkisi altına almış ve beş yıl sürmüştür. Bu tip salgınlar daha eski tarihlerde de söz konusu olmuş, dolayısıyla salgınlar çıktıkları dönemde etkisini oldukça derin bir şekilde hissettirmesine rağmen daha sonrasında ülkeler arası ilişkilerin normalleştiğini görüyoruz. Ancak tarihin hiçbirinde küreselleşme süreci bu denli yaygın ve derine etkiye sahip olmamıştı. Dolayısı ile COVID-19 pandemisi bir ilk değildir. Bu sefer, dünya yakın zamanda deneyimlediğimiz SARS ve MERS salgınlarında yaşanan yayılma ve can kaybı hızını aşan bir durum ile karşı karşıyadır.

        Virüsün genetik yapısı belirlenip aşı/ilaç çalışmalarına başlanılmasına rağmen hâlâ bilinmeyen yönlerinin bulunduğu bir gerçektir. Dünyayı hızla saran, çok sayıda ölüme neden olan ve küresel çapta ekonomiyi sarsan bu salgının ne zaman ve ne düzeyde kayıplarla biteceği belirsizdir. Ayrıca bu virüsün mutasyona uğrama olasılığı da bir başka tartışma konusudur. İnsanlığa hasar miktarı henüz belirsiz olsa da bu pandeminin bertaraf edilmesi -gerek izolasyon politikası ve gerekse aşı ve ilaç geliştirme yolu ile-noktasında bir tereddüt olmasa da içinde bulunduğumuz boyutu ile COVID-19 bir küresel afete dönüşmüştür.

        Afetlere hazırlık, risk azaltma ve müdahalede her ülke kendi devlet örgütlenme yapıları içerisinde kurdukları afet yönetimi ile görevli kurumlarının öngörü ve kararları doğrultusunda çalışırlar. Ülkeler afetlerde önce kendi imkânlarını kullanırlar ancak yetersiz kaldıkları durumda başka ülkelerden ve ilgili uluslararası kuruluşlardan yardım isterler. Ancak salgın küresel bir boyut kazanmış ve daha önceki virüs salgınlarında (SARS ve MERS) edinilen deneyimler ve baş etme yolları COVID-19 için yetersiz kalmıştır. Bu nedenle de küresel düzeyde dayanışmanın geliştirilebilmesi ise şimdilik mümkün görünmemektedir. Zira salgın tüm ülkeler için yönetme kapasitesinin sınırlarını zorlayan ve hatta aşan bir boyuta ulaştığı için salgından az etkilenen ülkenin salgından çok etkilenen ülkeye yardım etmesi gibi bir durum söz konusu olamamaktadır. Sadece salgınla mücadelede başarı sağlayan ülke uygulamalarının diğer ülkeler için iyi uygulama örneği olarak politika transferine konu olması mümkündür. Belki ilerleyen günlerde salgını yönetmeyi başaran ülkelerin, henüz salgını kontrol altına alamayan ülkelere tıbbı destek sağlaması gibi bir işbirliği ve yardımlaşma mümkün olabilecektir. Ancak salgının başlangıcı itibari ile her ülke kendi imkânlarını sadece kendi afet yönetim süreci için kullanabilecektir. Bu süreçte özellikle Türkiye gibi salgınla görece daha geç karşılaşan ve daha erken önlem alma cesareti gösteren ülkelerin sahip olduğu bazı imkânları diğer ülkelerle paylaşması, daha çok sembolik ve mevcut işbirliklerinin teyidi niteliğinde olacaktır. Türkiye’nin 31 Mart 2020 günü, salgından dünyada en çok etkilenen iki ülke olan İtalya ve İspanya’ya ayrıca birçok balkan ülkesine bazı tıbbi yardım malzemeleri göndermesi bu açıdan son derece önemli ve değerlidir.

        Ayrıca pandemi sürecinde ülkeler kıt olan kaynaklarını uluslararası alandaki paydaşları ya da stratejik ortakları ile paylaşma davranışı içinde olmasa da küresel işbirliğinin bir gereği olarak paylaşabilme imkânına sahip olduğu kaynakları ise daha cömert bir şekilde paylaşmaktadır. Bu cümleden olmak üzere birçok uluslararası yayınevi ve veri tabanının yanı sıra birçok dergi, üniversite kütüphanesinin elektronik kaynaklarını insanlığın kullanımın ücretsiz olarak açılmış olması uygulaması son derece önemlidir.

        COVID-19 gelişmiş ülkeler dâhil devletlerin afet yönetim düzenini felce uğratmıştır. Bu virüs saldırısı bir deprem, tayfun, sel, savaş ve terör gibi değildir. Bu afet ne zaman biter ve herkes normal hayatına ne zaman döner bilemiyoruz, ancak salgın hastalıklarla ilgili mücadele altyapısı, strateji ve eylem planları dâhil afet yönetim sistemi ulus-devletler açısından olduğu gibi ulusüstü ve uluslararası organizasyonlar tarafından bu afetten sonra yeniden gözden geçirilecektir. Sınır ve coğrafya dinlemeyen bu virüs salgını doğal afet olarak sınıflandırılabilir ama insan hataları, yetersiz önlemler ve insandan insana bulaşma nedeniyle insan kaynaklı bir afete dönüşmüştür. İnsanlığın son dönemdeki doğal kaynaklar üzerindeki yoğun baskısı, artan tüketim düzeyi, ekonomik refahın artırılması ve ekonomik kalkınmanın sağlanması adına gerçekleştirilen ve doğanın kendisini yenileme potansiyelinin çok üzerinde gerçekleşen kaynak kullanımı gibi nedenlerle doğal çevremizde yaşanan bozulmaların gelecekte benzer afetlerle insanlığı sınamaya devam edeceğini öngörmek bir kehanet olmayacaktır.

        Bu salgının her ölçekte neden olduğu tahribat ve travma, ülkeler ve dünya için küresel afet politikalarının ve stratejilerin tartışılmasını yeniden gündeme getirecektir. Bu pandemi ile afet türleri listesinde küresel salgınların ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Son dönemde insanoğlu, SARS ve MERS gibi salgınlarla karşılaşmış olsa da bu salgınların hiçbirisinin etkisi bu düzeyde küresel ölçekli olmamıştır. Daha çok yerel ya da bölgesel düzeyde kalan bu salgınlarla mücadele daha düşük düzeyli tedbirlerle sağlanmış, salgından etkilenmeyen dünya devletleri diğer ülkelere yardım ve işbirliği sağlayabilmişlerdi. Diğer taraftan yakın zamanda gerçekleşen bu salgınların hiçbiri gelişmiş Batı ülkeleri üzerinde “afet” boyutunda bir etki yaratmadığı için de Batı bu salgınlarla mücadele noktasında yeterli yatırımları yapma gereği de duymamıştır. Benzer bir yargı AIDS için de söylenebilir. Zira Batı ülkelerinin indirgemeciliğe dayalı bencilliği, kendisini doğrudan etkilemeyen olaylarda insanlık adına “bir şeyler yapmak” ahlaki sorumluluğuna sahip olmamasına neden olmaktadır. Şimdi karşı karşıya olduğumuz salgın ise hiçbir bölge ya da ülke için istisna taşımaksızın tüm insanlığa yönelik ortak bir tehdit boyutu taşımakta ve sınır tanımayan bir nitelik göstermektedir.  Hatta salgının merkezi en başta Çin iken daha sonra kısa sürede Avrupa olarak ortaya çıkmış bugün ise küresel dünyanın da merkezi olan ABD ve ABD içinde de New York eyaleti olarak devam etmektedir. Bu boyutu ile pandemi salgınının ironik bir anlamı da vardır. Zira kendi uygarlığı ve refahını ençoklaştırma dışında başkaca etik yükümlülük taşımayan Batı bu salgında en büyük bedeli ödeyen kesim olma noktasına ulaşmış görünmektedir.  Aşağıdaki tabloda Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 10 Nisan 2020 günü itibari ile COVID-19 pandemisinin görünümü yer almaktadır.

        Ülke

        Onaylanan Hasta Sayısı

        Milyon Kişi Başına Vaka Sayısı

        İyileşen Hasta Sayısı

        Vefat Sayısı

        Tüm dünyada

        1.605.548

        206,48

        356.161

        95.808

        ABD

        469.121

        1.423,49

        26.448

        16.676

        İspanya

        157.022

        3.333,77

        55.668

        15.483

        İtalya

        143.626

        2.384,09

        28.470

        18.279

        Almanya

        118.235

        1.421,96

        40.015

        2.536

        Fransa

        86.334

        1.287,11

        21.254

        12.210

        Çin

        81.907

        58,42

        77.455

        3.336

        İran

        66.220

        794,66

        32.319

        4.110

        Birleşik Krallık

        65.077

        979,55

        —

        7.978

        Türkiye

        42.282

        508,47

        2.142

        908

        Belçika

        26.667

        2.313,95

        5.568

        3.019

        İsviçre

        24.051

        2.801,01

        10.600

        949

        Hollanda

        21.762

        1.247,03

        —

        2.396

        Kanada

        20.748

        546,3

        5.311

        509

        Brezilya

        18.176

        86

        173

        957

        Portekiz

        13.956

        1.358,03