Yeni Türk Edebiyatına Kastamonu Penceresinden Toplu Bir Bakış

Mart 2019 - Yıl 108 - Sayı 379



        2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu yılı 21 Mart 2019 tarihinde sona ererken, ilin bu unvana layık olmasının bir yönünü aydınlatmak amacıyla bu inceleme yapılmıştır. Bakınız, Yeni Türk Edebiyatında Kastamonu’nun yeri ne kadarmış?

         

        Giriş

        29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Kastamonu’da Osmanlı’dan zengin bir edebî miras da devralınmıştı. Prof. Dr. Mustafa İsen’in şuârâ tezkirelerine dayalı olarak yaptığı bir araştırmaya göre, Osmanlı coğrafyasında en çok şair yetişen altıncı şehir, 36 şairle Kastamonu’ydu.

        İlde 1867’de Vilayet Matbaasının kurulmasıyla şair ve yazarlar eserlerini bastıracak teknolojik imkâna kavuşmuşlardı. Gazete ve dergi yayımları başlamış, kültürel hayata canlılık kazandırmıştı. Kastamonu İdadisi/Lisesinin açılmasıyla (1885) birlikte İsmail Habip Sevük, Ahmet Talat Onay ve Behçet Yazar gibi tanınmış edebiyatçıların bu idadide ders vermeleri, yetenekli öğrencileri yazmaya yönlendirmeleri mümkün olmuştu. Diğer yandan Millî Mücadele Döneminde (1919 – 1922) İnebolu-Ankara İstiklal Yolu’ndan Anadolu’ya geçen şair ve yazarlardan Mehmet Âkif Ersoy, Mehmet Emin Yurdakul, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Nâzım Hikmet, Ruşen Eşref Ünaydın, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Aka Gündüz ve Ahmet Emin Yalman’ın şehirde öğrenci, öğretmen ve gazetecilerle görüşmeleri, Âkif’in iki ay kaldığı beldede Sebilür-reşaddergisinin üç sayısını çıkarması gibi olaylar da yeni devlete kullanılmaya elverişli bir edebî ortam hazırlamıştı. Bu ortamın içinde doğup büyüyen Orhan Şaik Gökyay (1902) ve M. Behçet Necatigil (1916), nitekim Cumhuriyet döneminin önemli şair ve yazarları içinde yer alacaklardır. İdadi/Lisede bir süre Gökyay’la birlikte okuyan Arif Nihat Asya (1904) da Kastamonu’nun kültür ikliminden nasiplenmişti. Kastamonulu Kâtipzadeler ailesinden Miralay Ahmet Abdullah Bey’in kızı şair Şukûfe Nihal ise babasının görev yeri dolayısıyla 1896’da İstanbul’da doğmuş, Manastır, Şam, Beyrut ve Selanik’te oluşturduğu edebî alt yapısını Cumhuriyet’e hazır duruma getirmişti.

        Kastamonu Vilayet Matbaasında basılan şu gazete ve dergiler, edebiyatın gelişimine önemli katkıda bulunmuştur:

        Gazeteler: Kastamonu (1872 – 1938), Köroğlu (1908 – 1918), Serbaz (1909), Nâzikter (1910 – 1928), Şule (1910), Ilgaz (1911), Zafer (1911 – 1919), Yeşil Ilgaz (1918 – 1919), Açıksöz (1919 – 1931), Türkiye (1921), Türkeli (1921).

        Dergiler: Tiraje (1910 – 1911), Kastamonu’da Gençlik (1920 – 1921), Sebilür-reşad (1920), Doğu  (1921 – 1922).

        Gazete ve dergi sayısında Cumhuriyet döneminde büyük artış görülecektir.

        1839 Tanzimat’la başlayan siyasi atak, Batı/Avrupa ile sıkı teması, işbirliğini zorunlu kılmış, edebiyatımıza da Batı’nın tür ve teknikleri yavaş yavaş yerleşmiştir. Dil sadeleşmiş, halkın anlayacağı dilde eser yazma anlayışı benimsenmiştir. I. ve II. Meşrutiyet döneminde bu yeni akım iyice kendini göstermiş, Cumhuriyet’e gelindiğinde; önceleri Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı denilen, akademik çevrelerde Türk Yenilik Edebiyatı ve nihayet Yeni Türk Edebiyatı terimiyle karşılanan edebiyata ulaşılmıştır.

        Kastamonulu şair ve yazarlar, Yeni Türk Edebiyatına değerli hizmet, katkılarda bulunmuşlar, edebiyat kitaplığımızı eserleriyle zenginleştirmişlerdir. Şunu hemen belirtelim ki, Kastamonulu şair ve yazar denilince; Gurur Kaynağımız Kastamonulular’dan biraz farklı olarak  baba tarafından akrabalığı ve Kastamonu’ya yerleşip Kastamonu nüfus kütüğüne kayıtlı olmayı dikkate alıyoruz. Ayrıca, Rıfat Ilgaz gibi ömrünün büyük bir kısmını Kastamonu’da geçirip ilk edebî eserlerini bu şehirde yazan, şehrin kültür hayatıyla özdeşleşen yazarları da gözardı etmiyoruz. 

        Yeni Türk Edebiyatında Kastamonulu şair ve yazarların rolünü, hizmet ve katkılarını edebî türlere göre özetlemek istiyoruz.

        A - Şiir

        Bu dalda Kastamonu’dan çok önemli şairlerin yetiştiğini görüyoruz. Başı Bu Vatan Kimin? şairi Orhan Şaik Gökyay’ın çektiği bu kervanda ilk etapta Şükûfe Nihal Başar, M. Behçet Necatigil, F. Cavidan Tümerkan, Siyami Özel, İhsan Ozanoğlu, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu, M. Bülent Ecevit, Fazıl Bayraktar, A. Şevket Bohça ve Halil Erdoğan Cengiz’in yer aldığını görmekteyiz. Bu öncü şairlere H. İhsan Sönmez, Ahmet Kıral, Hayati Tahsin Yılmaz, Nedret Tandoğan Kasımoğlu, Süha Tuğtepe, Aydil Erol, M. Emin Değer, Kemal Eker, Ali Emre, Semahat Cebecioğlu, Funda Name Kahveci, Talat Küçükkasap, İsmail Kara, İsmail Ergi, Altay Taşkın, Ahmet Taşkın, Harun Ünlü, Cemal Ünal, Nurhayat Ergün, Mustafa Ayvacı, Selahattin Gök , Ozan Ozanoğlu, Abdullah Özdikmenli, Seyfi Gençer, MiratiMadak ve E. Türkay Öztürk katılmışlardır. Yakın yıllarda geleceğin ünlü şairleri arasında yer alacağına inandığımız şairler yetişmiştir, yetişmektedir: İbrahim Tenekeci, Bengü Özsoy, Neslihan Su, Alp Arslan Akman gibi. Tahsin Şentürk, Sabri Tümkor ve bazı şairlerimizden ileriki bölümlerde söz edeceğiz.

        Saydığımız şairlerden bir bölümü hakkında bir nebze bilgi vermekte yarar görüyoruz.

        Orhan Şaik Gökyay (İnebolu 1902 – İstanbul 1994): Ankara Muallim/Öğretmen Mektebi/Okulu (1922), Kastamonu Lisesi (1927) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Yüksek Öğretmen Okulunu (1930) bitirerek önce ilkokul sonra da ortaokul ve lise Türkçe – edebiyat öğretmeni oldu. Mezun olduğu Kastamonu Lisesinde kısa bir süre öğretmenlik yaptı (1930). 1938 yılında, Bursa Erkek Lisesinde öğretmen iken bir devlet dairesinin kapısında gördüğü kirlenmiş, eskimiş bir Türk bayrağının üzüntüsü üzerine o gece yatakta yazdığı, sabahleyin kaleme aldığı Bu Vatan Kimin? şiiriyle ünlendi. Bu berceste şiir Türkçe ders kitaplarına alındı ve milyonlarca öğrenci tarafından ezberlendi. THM ve TSM tarzında bestelendi. Vatan sevgisinin sembolü, kaynağı bir şiir oldu. Yüze yakın şiirinden seçtiklerini ölümünden kısa bir süre önce Bu Vatan Kimin? adıyla yayımlanmasına izin verdi (1994) ve kitabın baskısını da gördü.

        Gökyay, şairliğin yanı sıra asıl ününü edebiyat incelemeleri, eser tenkidi ve Arap harfli eser aktarma, sadeleştirmeleriyle yaptı. Dede Korkut Destanlarını ilk yayımlayanlardan biriydi (1938). Dedem Korkud’un Kitabı (1973) incelemesiyle adını Türkoloji tarihine altın harflerle yazdırdı. Destursuz Bağa Girenler (1982) tenkit / eleştiri alanında büyük ses getirdi. 1991 yılında T.C. Devlet Sanatçısı unvanına layık görüldü.

        Ölümünden sonra eşi Ferhunde Gökyay ve öğrencisi Kudret Ünal tarafından Orhan Şaik Gökyay Şiir Ödülü ihdas edildi ve 2001 – 2013 yılları arasında çağdaş şair ve halk şairlerine dönüşümlü olarak verildi. Şehir merkezindeki Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi onun adını taşımaktadır.

        Mehmet Behçet Necatigil (İstanbul 1916 – İstanbul 1979): Beyoğlu ve Sarıyer eski müftüsü Kastamonulu Hacı Mehmet Necati Gönül’ün oğludur. İstanbul’da başladığı ilköğrenimini Kastamonu Erkek Öğretmen Okulu Uygulama Okulunda tamamladı (1927). Kastamonu Lisesi orta kısmında Türkçe öğretmeni Zeki Ömer Defne’nin teşvikiyle bütün yazılarını kendisinin el yazısıyla yazdığı Küçük Muharrir adlı bir gazete çıkarmaya başladı (1927). 15 sayı çıkardı. Tüberküloza yakalanınca iki yıl öğrenimine ara verdi. Kabataş Lisesi orta kısmında gazetesini 12 sayı daha sürdürdü. Kabataş Lisesi (1936) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ile Yüksek Öğretmen Okulunda (1940) orta ve yüksek öğrenimini tamamladı. İki yıl da İstanbul Üniversitesinin Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünde okuyup Almancasını geliştirdi. Çeşitli liselerde (Kars, Zonguldak Çelikel, Pertevniyal ve Kabataş) ve Çapa Eğitim Enstitüsünde (1960 – 1972) edebiyat öğretmenliği yapıp emekliye ayrıldı.

        Şiir yazmaya ortaokul birinci sınıfta iken Kastamonu’da başladı. Kabataş Lisesinde okurken Gece ve Yas şiiri Varlık dergisinde yayımlandı (1935). Türk Dili, Varlık,Yeditepe ve Yelken dergilerindeki şiirleriyle tanındı. İlk şiir kitabı Kapalı Çarşı 1945’te okuyucuyla buluştu. Onu; Çevre (1951), Evler (1953), Eski Toprak (1956), Arada (1958), Dar Çağ (1960), Yaz Dönemi (1963), Divançe (1965), İki Başına Yürümek (1968), En/cam (1970), Zebra (1973), Kareler Aklar (1975), Sevgilerde (1976), Beyler (1978), Söyleriz (1980) şiir kitapları izledi.

        Serbest vezinle şiirin güzel örneklerini verdi. Ev, aile, çevre ve günlük hayattan kesitler, şiirlerinin omurgasını oluşturdu. Şiir dışında; sözlük, antoloji, mektup ve radyo oyunu türlerinde de eserler yazdı. Edebiyat incelemeleri yaptı. Almancadan çok sayıda hikâye ve romanı Türkçeye çevirdi. Çok sayıda ödüle layık görüldü. 

        Ailesince 1980 yılından itibaren “M. Behçet Necatigil Şiir Ödülü” verilmektedir. Kızı Ayşe Sarısayın da iyi bir hikâyeci ve romancıdır. Kastamonu şehir merkezinde bir ilkokul Necatigil adını taşımaktadır.

        Şükûfe Nihal Başar (İstanbul 1896 – İstanbul 1973): Baba tarafından soyu Kastamonulu Kâtipzadeler ailesine dayanmaktadır. Annesi ise Fatih’in başnakkaşı Mehmet Efendi soyundandır.

        Babasının (askerî eczacı) görev yeri dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini İstanbul, Şam, Beyrut ve Selanik’te tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümünü bitirdi (1919). Çeşitli orta dereceli okullarda, uzun süre de İstanbul Kız Lisesinde tarih, coğrafya ve edebiyat öğretmenliği yaparak emekliye ayrıldı (1953).

        Aruz vezniyle divan tarzı şiirler yazarak şairliğe başladı. Daha sonra Millî Edebiyat akımına uyup hece veznini kullandı. Hikâye, roman ve anı türlerinde de eserler yazdı, ancak şair kimliğini daima ön planda tuttu. Şiir kitapları şunlardır: Yıldızlar ve Gölgeler (1919), Hazan Rüzgârları (1928), Gayya (1930), Su (1933), Şile Yolları (1935), Sabah Kuşları (1943), Yerden Göğe (1960), Şükûfe Nihal/Şiirler (Ölümünden sonra, 1975).

        F. Cavidan Tümerkan (İstanbul 1922): Kastamonulu hukukçu Zeynel Abidin Binkaya’nın kızıdır. Erenköy Kız Lisesinden (1940) sonra, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi (1944). İstanbul Kız Lisesi ve Ankara Maarif Kolejinde (TED) edebiyat öğretmenliği yapıp İstanbul’a yerleşti.

        Varlık, Türk Dili, Hisar, Yücel ve Kaynak dergilerindeki şiirleriyle üne kavuştu. Şiirlerini şu kitaplarda topladı: Evin Yolu (Cavidan Binkaya imzasıyla 1951), Ne Olur Bir Şarkıcık (1957), Hani En Sevdiğin Renkti Beyaz (1961), Yaşamak Oyunu (1965), Sonrasız (1969), Güneş Beklemez (1978), Erguvan Dünya (1985), Ve Bahçelerde Büyür Sonsuzluk Simsiyah Bir Gül Gibi (1994), Özün Sözü (1997).

        Siyami Özel (Tekirdağ 1927-Kastamonu 1981): Subay babasının görev yeri Tekirdağ’da doğdu. 1944 yılında ailesi Kastamonu’ya yerleşti. Kastamonu Lisesini bitirdi (1948). Vilayet Tahrirat Kâtibliği (1950-1958) ve Kastamonu DSİ Müdürlüğünde (1958-1979) görev yaparak emekliye ayrıldı. Memuriyetinin yanısıra şiir ve gazetecilikle ilgilendi. 1956’dan itibaren şiir ve hikâyeleri Varlık, Yeditepe, Hisar, Güney, Akbaba ve Pardon gibi edebiyat ve mizah dergilerinde yayımlandı. Yeni Kastamonu Sanat (1970-1974) ve Sanat Dizeler dergilerini çıkardı. Yeni Kastamonu gazetesiyle başladığı gazetecilik serüvenini Karadeniz ve Kastamonu gazeteleriyle taçlandırdı. 

        Şiirlerinin bir bölümünü Bu Çağın Türküleri  (1970) ve Sosyal Adalet (1970) kitaplarında topladı. Gazete ve matbaasını iki oğlu; Melih ve Cemil Özel yaşatmaktadır.

        İhsan Ozanoğlu (Kastamonu 1907 – Kastamonu 1981): Kastamonu Dârülhilafe Medresesi ve dışarıdan İstanbul Öğretmen Okulunu bitirdi (1928). İlkokul öğretmenliğinin (1928 – 1946) ardından, uzun süre İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğü (1946 – 1963) yaparak emekliye ayrıldı.

        12 yaşındayken şiir yazmaya başladı. Âşık Hasan’dan bağlama çalmayı öğrendi. Hem âşık hem de divan tarzı şiirler yazdı, Kastamonu’da basılan gazete ve dergilerde yayımladı. Hece ölçüsüyle günlük hayatın her konusuyla ilgili şiir kaleme aldı. Kastamonu merkez ve ilçelerinin tarihî, kültürel, doğal güzelliklerini güzellemeleriyle ölümsüzleştirdi. Yüzü aşkın eseri içinden (çoğu biyografi), otuza yakını şiir kitabıdır. Şiir kitaplarından bazıları şunlardır: Atatürk Devrimi Destanı (1938), Göklere Doğru (1938), Kördüğüm (1939), Efe Yüreği (1942), Özlem (1946), Bahar Türküleri (1946), Bülbül (1947), Kastamonu Destanı (1952), Muhtelif Şiirler (1952), Şekva (1952), Vasiyet (1952), 29 Ekim (1952), Çocuğun Değeri (1952), Çılgınlık (1959).

        İhsan Ozanoğlu, Kastamonu türkülerini en iyi çalıp söyleyenlerden de biriydi. Pek çok türkü, ondan derlenip TRT THM repertuvarına kazandırılmıştır.

        İsmail Hakkı Yılanlıoğlu (Kastamonu 1918 – İstanbul 1992): Askerî öğrenci olarak Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesini bitirdi (1942). TSK’de veteriner hekim ve öğretmen olarak görev yaptı (1942 – 1960). 27 Mayıs Harekâtı’ndan sonra emekliye sevkedildi. İki dönem Kastamonu Milletvekili olarak parlamentoda bulundu (1961 – 1969). Şair Yavuz Bülent Bâkiler’in kayınpederiydi.

        Millî ve manevi konulardaki şiirleriyle tanındı. Manzum piyesler de yazdı. Dört şiir kitabı yayımlandı: Meşalem (1957), Manzum Öğütler (1960), Kader Yolu/İlahiler (1977), Yol Boyunca (1982).

        Ankara Kocatepe Camisi’nin inşaatındaki hizmetleri saygıyla anılmaktadır.

        Ahmet Şevket Bohça (Tosya 1920 – Ankara 1988): Kastamonu Lisesinden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi TDEB’yi bitirerek edebiyat öğretmeni oldu (1945). Kars, Ankara Atatürk Liselerindeki öğretmenliğinin ardından TBMM’de bir dönem (1965 – 1969) Kastamonu Milletvekili olarak görev yaptı. GEE Edebiyat Bölümünde öğretmenlik ve Türkçe Bölümü Şefliği yaparak emekliye ayrıldı (1975).

        İstanbul’da üniversite yıllarında şiir yazmaya başladı. Şiirlerini üç kitapta topladı: Köpük (1951), Neş’esiz Dünya/Kızıma Şiirler (1964), Tomurcuklar Açarken/Çocuk Şiirleri (1989). Son kitabı ölümünden sonra yayımlandı.

        M. Bülent Ecevit (İstanbul 1925 – Ankara 2006): Kastamonulu Prof. Dr. Fahri Ecevit ile ressam Nazlı Ecevit’in oğludur. Robert Kolej (1944) sonrası iki yıl DTCF İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde (1944 – 1946) yüksek öğrenim gördü. Londra Basın Ataşeliğinde çalıştı (1946 – 1950). Yurda dönüşünde gazetecilik ve çevirmenliğe başladı. Siyasete atılıp milletvekili seçildi (1957). 27 Mayıs 1960 Harekâtı sonrasında da Kurucu Meclis ve TBMM’de görev aldı. Çalışma Bakanlığı (1961 – 1965) ve Başbakanlık (1974, 1977, 1978-1979 ve 1999-2002) görevlerinde bulundu.

        İlk şiirleri Hep Bu Topraktan dergisinde basıldı (1941). Varlık, Yücel, Gergedan dergilerindeki şiirleriyle tanındı. Şiirler (1976), Işığı Taştan Oydum (1978), ve El Ele Büyüttük Sevgiyi (1997) adlı üç şiir kitabı vardır.

        Fazıl Bayraktar (Araç 1927): Kastamonu Lisesi (1947) ve Kara Harp Okulunu (1949) bitirerek TSK’ye subay oldu. Çeşitli askerî birliklerdeki başarılı hizmetlerinin sonucu 1980 yılında Tuğgeneralliğe terfi etti. Silvan, Mardin, Foça ve Çanakkale’de Tugay Komutanlığı yaptıktan sonra 1984’te emekliye ayrılıp İzmir’e yerleşti. Yaz aylarında Araç’taki evinde oturuyor. 

        İlk şiiri 1946’da Büyük Doğu dergisinde yayımlandı. Subaylık döneminde yazdığı şiir ve hikâyelerin çoğunu dergilere gönderemedi. Hikâye de yazan şairin şiir kitapları şunlardır: Harran Ovası’ndan Mektuplar (1964), Harran Güzellemesi (2005), Çeşitlemeler (1996), Seçme Araç Şiirleri (2007), Paşa Pınarı/Alaminüt Şiirler (2009).

        Halil Erdoğan Cengiz (Araç 1934 – Ankara 1993): Kastamonu Lisesinden (1952) sonra DTCF Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yüksek öğrenimini tamamladı (1957). Yedek subaylığın ardından Başbakanlıkta görev alıp Daire Başkanı olarak 1982’de emekliye ayrıldı. Bu görevi sırasında Hacettepe Üniversitesi ve bu üniversiteye bağlı Devlet Konservatuvarında eski Türk edebiyatı, Osmanlı Türkçesi derslerine girdi. Divan edebiyatı araştırmalarıyla tanındı.

        Şiirleri Türk Dili, Kitaplar Âlemi, Türk Sanatı, Küçük Asya, Tarih ve Toplum gibi dergilerde yayımlandı. Aralık Kapı (1953) tek şiir kitabıdır.

        B - Hikâye, Roman

        Genellikle, yazarlar bu iki türde birden eser vermişlerdir. Bu yüzden, Kastamonulu yazarları aynı başlık altında ele alacağız. Hiç şüphesiz, Kastamonulu hikâyeci ve romancılar arasında en ünlüsü Oğuz Atay’dır. Atay, Türk romanında modern, postmodern roman akımlarının öncüsü/öncülerinden biri kabul edilir. Genç yaşta aramızdan ayrılan yazarın değeri, önemi ne yazık ki ölümünden sonra anlaşılmıştır. Tutunamayanlar romanının 2017 sonunda 87. baskısı yapılmıştır.

        Oğuz Atay’dan sonra hikâye ve roman dallarında eser veren Kastamonulu yazarlar arasında Rıfat Ilgaz,  Hakkı Kâmil Beşe, Şükûfe Nihal Başar, M. Atâ Anbarcıoğlu, Şükrü Sezar Aygen, Ayşe Sarısayın, Beyazıt Akman, Fazıl Bayraktar, Ali Bayram, Mümtaz Tiftik, Saffet Sarıkaya, Mehmet Sayan, Ahmet Kahveci, Ali Osman Kırksekiz, Fikri Uzun, Alp Aslan Akman ve Hulusi Sıvacı’nın adları akla gelir. Bunlar içinde en çok eser verenler, edebiyat tarihine geçenler üzerinde bir nebze bilgi vermekte yarar var.

        Oğuz Atay (İnebolu 1934 – İstanbul 1977): Babası Hâkim, Kastamonu Milletvekili (1939 – 1950) Cemil Atay’ın görev yeri İnebolu’da doğduysa da aslen Devrekânili bir ailenin oğludur. İTÜ İnşaat Fakültesini bitirip (1957), mühendis olarak Denizcilik Bankasında çalıştı. Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi Harita Bölümüne Öğretim Görevlisi oldu. 1975’te doçentliğe terfi etti. Beyin tümörü sebebiyle genç yaşta hayata veda etti. Dr. Özge Atay tek evladıdır.

        Roman, hikâye ve oyun türlerinde eserler verdi. Tutunamayanlar adlı ilk romanıyla TRT 1970 Roman Başarı Ödülü’ne layık görüldü. Türk romanında bu eseriyle modern roman dönemini başlattığı sıklıkla yazılmıştır. Eylembilim romanı öldükten sonra bulunup yayımlandı. Her biri defalarca basılan hikâye ve romanları ilk baskı yıllarına göre şöyle sıralanabilir:

        Hikâye/Öykü: Korkuyu Beklerken (1973).

        Roman: Tutunamayanlar2 C (1971, 1972), Tehlikeli Oyunlar (1973), Bir Bilim Adamının Romanı (1975), Eylembilim(1998).

        Korkuyu Beklerken’de birbirine bağlı sekiz hikâye yer almaktadır. Bu hikâyelerden üçünü mektup türünü kullanarak kaleme almıştır.

        Romanlarından Tehlikeli Oyunlar, postmodern roman tekniğinin ilk izlerini taşıması bakımından önemlidir. Bir Bilim Adamının Romanı ise biyografik romanın güzel bir örneğidir. Eylembilim’de ise anı-roman arasında postmodern bakış açısıyla bir bağ kurulup yeni bir yapı oluşturulmaktadır. Ölmeden önce Türkiye’nin Ruhu adını verdiği bir roman üçlemesine başlamıştı.

        Rıfat Ilgaz (Cide 1911-İstanbul 1993): Sarı Recep gibi Kırım göçmeni bir aileye mensuptur. İlkokulun beş yılını Cide’de, ortaokulu (1924) ve Erkek Öğretmen Okulunu (1930) Kastamonu merkezde okudu. Bolu ve çevresindeki ilkokul öğretmenliğinin ardından GEE Edebiyat Bölümünü bitirdi (1938). 1947 yılına kadar ortaokullarda öğretmenlik yaptı. 1974 yılına kadar da çeşitli gazete ve dergilerde çalıştıktan sonra emekliye ayrıldı. 

        Şiir, hikâye ve romanlarıyla tanındı. İlk şiiri, Kastamonu’da Nazikter dergisinde yayımlandı (1926). Mizahi eserleri ve Hababam Sınıfı romanıyla ün yaptı. Hababam Sınıfı’nda Kastamonu’daki yatılı öğrencilik yıllarının izleri vardır. Çok sayıda ödül aldı. 70’e yakın eserinden bir kısmı şunlardır: 

        Şiir: Yarenlik (1943), Yaşadıkça (1947), Güvercinim Uyur mu (1974), Seçme Şiirler (1998).

        Hikâye: Radarın Anahtarı (1957), Garibin Horozu (1969), Dördüncü Bölük (1992).

        Roman: Hababam Sınıfı (1957), Karartma Geceleri (1974), Sarı Yazma (1976), Yıldız Karayel (1981).

        Çocuk Kitabı: Halime Kaptan (1972), Apartman Çocukları (1984).

        Cide’de doğduğu ev müze yapılmıştır. Cide Postası gazetesi adına edebiyat ödülü vermektedir. 

        Hakkı Kâmil Beşe (Araç 1899 – İstanbul 1982): Konya Lisesi (1920) ve İstanbul’da Mülkiye Mektebini/SBO (1923) bitirdi. Sayıştayda denetçilik, Maliye ve İktisat Bakanlıklarında müfettişlik, Başbakanlıkta Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Vakıflar Genel Müdürlüğü görevinden emekliye ayrıldı (1950). Kurucu Meclis Üyeliği yaptı (1960 - 1961).

        Edebiyatın hikâye, roman ve oyun dallarıyla ilgilenip eserler yazdı. Memleketi Araç ve çevresiyle ilgili gözlemlerini başarılı bir şekilde eserlerine yansıttı. Tekçarık Yüzbaşı (roman, 1946) ve Kırkkanat (hikâye, 1976) adlı kitapları edebiyat çevrelerinde büyük ilgi gördü. İki oyunundan Fırıldak (1969) yayımlandı. Sındım Efe ise DT Repertuvar Kurulunca beğenildi ancak sahneye konulmadı.

        M. Atâ Anbarcıoğlu (Devrekâni 1916 – Ankara 2001): İstanbul Lisesinden (1936) sonra, Almanya’da Hannover İnşaat Fakültesini bitirdi (1942). Önce Almanya (1942 – 1948), sonra da Türkiye’de Bayındırlık Bakanlığında çalıştı. Bayındırlık Bakanlığında mühendis olarak önemli projelerde görev aldı, üst düzey görevlerde bulundu. Köy İşleri Bakanlığında Müsteşar Yardımcılığı yapıp emekliye ayrıldı (1975). Gezi anılarını yazarak başladığı yazarlık hayatını romanla sürdürdü. Altı romana imzasını attı. Romanlarında; yaşadığı, gezip gördüğü yerlerdeki halk yaşantılarından ilginç tipler, kesitler ele aldı. Anı roman tekniğini ağırlıklı olarak kullandığı görüldü. Menük, Aligüdü ve Yaşar Kabali romanlarında Kastamonu’yla ilgili mekân ve tipler işlenmiştir. Prof. Dr. Meliha Anbarcıoğlu ile evliydi.

        Romanları yayım sırasına göre şunlardır: Semih’in Defteri (1993), Menük (1994), Taki (1995), Aligüdü (1995), Yaşar Kabali (1996), Elekçi Fadim (1997).

        Beyazıt Akman (Kastamonu 1981): Boğaziçi ve ODTÜ’de, İngiliz dili eğitimi üzerinde lisans eğitimini tamamladı. Fulbright bursuyla ABD’ye gidip (2004), İngiliz edebiyatı üzerinde master yaptı (2006). ABD IllionisState Üniversitesinde doktora çalışması yaptı ve “Dr.” unvanını aldı (2012). Hâlen Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde Yrd. Doç. Dr. olarak ders vermektedir.

        Fatih ve fetihi anlatan Dünyanın İlk Günü (2009), Son Sefarad/Sultan Bayezid’in Savaşı (2012), Osman I/Aşk (2016) ve Osman II/Savaş (2016) romanlarıyla edebiyat çevrelerinde büyük takdir topladı.Türkiye Yazarlar Birliğince 2015 “Uluslararası Tarihi Roman ve Romanda Tarih Büyük Ödülü” verildi.

        “Batı Edebiyatında Türk ve İslam Algısı” temel ilgi alanı olup, romanlarında da bu konuyu desen olarak kullanmaktadır. Kayıp Tarihin İzinde/Fatih’ten Shakespeare’e Doğu-Batı  adlı bu konudaki araştırması 2017’de yayımlandı. 

        Ayşe Sarısayın (İstanbul 1957): Devrekânili şair ve yazar M. Behçet Necatigil’in kızıdır. İstanbul Ünversitesi Kimya Fakültesi ile İşletme İktisadı Enstitüsünü bitirdi (1985). İlaç şirketlerinde görev yaptı. Babasının yayımlanmamış, tamamlanmamış kitaplarını, mektup ve anılarını baskıya hazırlayarak yazarlığa başladı. Hikâye/öykü dalında başarılı eserler verip ödüller kazandı. Hikâye kitapları şunlardır: Denizler Dört Duvar (2003), Yorgun Anılar Zamanı (2004), Karakalem Resimler (2008).

        2014 yılında yayımlanan Ansızın Günbatımı romanıyla bu dalda da iddialı olduğunun işaretlerini verdi. Ayrıca, çocuk hikâyelerine yöneldi.

        Ali Bayram (İnebolu 1973): Çankırı Polis Okulundan mezun olup devlet hizmetine başladı. Mesleğinin yanı sıra şiir, roman yazmaya yöneldi. Polisiye ve macera roman türüne ilgi duydu. Polisiye romanlarıyla ve memleketin yerel tip ve olaylarıyla ilgili romanlarıyla geniş okuyucu kitlesine ulaştı. Başlıca romanları şunlardır: Kertik/Bir Soysuza Yazılan Roman (2013), Arsine (2014), 13’ünde Kadın Olmak (2014), Kuğulu Park Cinayeti (2015), Maraz’ın Kahvesi (2015), Tanrı’nın Beğendiği Kadın (2015), Atakule Cinayeti (2017).

        Mehmet Sayan (Taşköprü 1951): Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü (1971) ve Anadolu Üniversitesi AÖF TDEB’de yüksek öğrenimini tamamladı. Çeşitli orta dereceli okullardaki Türkçe, edebiyat öğretmenliğinin ardından 12 yıl Kastamonu Millî Eğitim Müdürlüğünde şube müdürlüğü ve müdür yardımcılığı görevlerinde bulunup 1997’de emekliye ayrıldı. 1999 yılından itibaren 15 yıl Kastamonu Belediye Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.

        Edebiyatın hikâye dalında eserler yazdı. Şehit Bacı (1989), Nasrullah Şadırvanı (1992), Taşköprü Sevgisi (1999), Siz Hiç Kastamonu’yu Gördünüz mü? (2003), Meskânların Konağı (2006) hikâye kitaplarıdır.

        Hikâye ve roman dallarında oldukça başarılı eserlere imzasını atmış diğer Kastamonulu yazarların sadece eser adlarını vermekle yetinmek zorundayız:

        Ahmet İhsan Tokgöz (Erzurum 1868 – İstanbul 1942): Taşköprülü bir aileye mensuptur. Hikâye: Kılıç Arslan (1937). Roman: Ülfet (1892), Haver (1892).

        Şükûfe Nihal Başar(İstanbul 1896 – İstanbul 1973): Kastamonulu Kâtipzadeler ailesinin kızıdır. Hikâye: Tevekkülün Cezası (1928). Roman: Renksiz Isdırap (1928), Yakut Kayalar (1931), Çöl Güneşi (1933), Yalnız Dönüyorum (1938), Domaniç Dağlarının Yolcusu (1946), Çölde Sabah Oluyor (1951).

        Edip Acarlı (Kastamonu 1908-?): Yurt Gediklisinin Aşkı romanı (1945) vardır.

        Fazıl Bayraktar (Araç 1927): Hikâye dalında da kitaplar yazdı: Kadın Parmağı (1993), Bıngıldaklı Çayır (1996), Bir Kasabaya İki Deli Fazla (2001), Derin Kar Senesi (2010), Hikâyeler Güldestesi (2011).

        Dr. Ziya Göğem(Daday 1913 – İstanbul 1981): Murat Dağları adlı bir romanı vardır.

        Şükrü Sezar Aygen (Tosya 1937 – Ankara 2017): Dıştakiler adlı Kastamonu’da geçen romanı 2004 yılında yayımladı.

        Erdoğan Alp (Kastamonu 1965 – Kastamonu 2005): Hikâye kitapları, biyografisine göre şunlardır: Sepetçioğlu Osman Efe, Şeyh Şâbân-ı Velî, Candaroğlu İsmail Bey, Bayraklı Sultan.

        Ahmet Kahveci (Tosya 1951): Romanları: Yalnızca Sevgi (2013), Beş Dakika (2017), Sır (2018).

        Mümtaz Tiftik (Boğazlıyan 1957): Taşköprülü bir aileye mensuptur. Hikâye dalında başarıyı kovalamaktadır: Panayır Zamanı (2007), Güz Tutulmaları (2010), Düş İkindileri (2015).

        Nail TAN (Araç 1941): Nasreddin Hoca Senfonisi (2006) romanında Hoca’nın hayatını ele aldı.

        H. İhsan Sönmez (Araç 1961): Gri Tilki (roman, 2013).

        Saffet Sarıkaya (Tosya 1950): Sorgulama (2011) hikâye kitabında yerel tip ve olaylara eğildi.

        Alp Arslan Akman (Kastamonu 1980): Güneşin Sultanlığı (2015) romanıyla edebiyata büyük bir adım attı.

        Hulusi Sıvacı (Kastamonu 1970): Kız Kulesi Kastamonu’ya Taşınıyor (2016) ilk romanı. Arkasının geleceğini söylüyor.

        Harun Ünlü (Çatalzeytin 1960): Böğürtlen Reçeli (hikâyeler, 2017)

        C - Oyun

        Yazdığı oyunlar DT, İBBT/İŞT veya özel tiyatrolarda sahneye konulmuş, radyo oyunları TRT radyolarında seslendirilip yayımlanmış yazarlardan ön plana çıkmış Kastamonulu sanatçılardan kısaca söz etmek gerekiyor.

        Sabahatin Engin (İstanbul 1920 – Yalova 2007): Araçlı P. Alb. Mehmet Hilmi Bey’in oğludur. Haydarpaşa Lisesi (1937) ve DTCF Felsefe Bölümünü (1953) bitirdi. Oyun yazma tutkusu dolayısıyla iki yıl aynı Fakültenin Tiyatro Bölümündeki derslere devam etti  ve sertifika aldı (1953 – 1954). Çalışma Bakanlığı ve Zirai Donatım Kurumunda müfettişlik, Tarım Bakanlığında müşavirlik ve Ankara’da bazı liselerde felsefe, edebiyat dersleri öğretmenliği yaptı. 1972’de emekliye ayrılıp Yalova’ya yerleşti. 1999 Yalova Depremi’nde yaralandı, sağlığı bozuldu.

        1946’da oyun yazmaya başladı. İlk oyunlarını beğenmedi yırttı. 1948’de yazdığı Suçlu büyük ilgi gördü. Yazdığı oyunlardan Suçlu, Orda Bir Köy Var Uzakta/Kocadağlar Ağası Devlet Tiyatrolarında sahneye konuldu. Bilinmeyen Yiğitler, Her Şeyden Üstün, Çatışmalar ve Tedirginler Ankara ve İstanbul Radyolarında seslendirildi. Malazgirt TV filmi yapıldı.

        Basılmış oyunları şunlardır: Suçlu (1965), İpsizler (1970), Bunalım (1970), Kendi Dünyamız (1970), Tedirginler (1970), Büyük Dönemeç (1971), Malazgirt/Bilinmeyen Yiğitler (1973), Yunus Emre (1979), Kocadağlar Ağası/Orda Bir Köy Var Uzakta (1968), Köroğlu (1996), Hacı Bektaş Velî (1996), Halkın Sevgisi ve Yunus Emre (1990), Sayın Soytarı (1997), Karacaoğlan ve Her Şeyden Üstün (1996), Çaresizliğin Avuntusu (1999), Bir Ağıt (2000), Nazar Boncuğu ya da Orta Kattakiler (1999), Efsane Öğretmen (1999), Avunmak Kaygısı (1999), Sepetçioğlu Osman Efe (N. Tan’la, 2001), Bilimin Sönmeyen Işığı Saim Sakaoğlu (2006).

        Hadi Çaman (Kastamonu 1943 – İstanbul 2008): Kastamonu Lisesini bitirip (1960), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yüksek öğrenimine başladı. İlkokuldan itibaren oyunculuğa merak sarmıştı. Dormen Tiyatrosunda oyuncu yetiştirme kursuna katıldı (1962). Altın Yumruk oyunundaki rolüyle oyunculuğa başladı (1963). Aynı yıl hukuk öğrenimini yarıda bırakıp Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümüne kaydoldu. Özel tiyatrolarda çok sayıda oyunda rol alıp başarılı olunca 1982’de Yeditepe Oyuncuları adıyla kendi tiyatrosunu kurdu. Ölünceye kadar tiyatrosunu yaşattı.

        Oyunculuk, yönetmenlik yanı sıra oyun da yazdı, uyarlamalar yaptı. Sahneye konulan oyun ve uyarlamalar şunlardır:

        Oyunları: Gelin Geldi Hoş Geldi, Sev Dünyayı, Oyuncaklar da Sever, Dostum, Aşk Gibi (Göksel Kortay’la), Deniz Feneri, Son Perde.

        Uyarladığı Oyunlar: Kelebekler Özgürdür (L. Gershe’den), Ak Saçlı Delikanlılar (A. Nicolai’den).

        Engin ve Çaman dışında her türden eser yazan Kastamonulu yazarların başlıca oyunları şöyle sıralanabilir:

        Ahmet İhsan Tokgöz (1868 – 1942): Çalar Saat (1932).

        Hüsnü Açıksöz (Kırcaali 1896 – İstanbul 1939): Kastamonu’ya yerleştirilen Bulgaristan göçmeni bir ailenin oğludur. Oyunları: Başefendi (1934), Kim Kimi Yola Getirdi? (1934).

        Hakkı Kâmil Beşe (Araç 1899 – İstanbul 1982): Fırıldak (1969), Sındım Efe (Yayımlanmadı).

        M. Behçet Necatigil(İstanbul 1916 – İstanbul 1979): Radyo Oyunları: Yıldızlara Bakmak, Kadın ve Kedi (1965), Gece Aşevi (1967), Üç Turunçlar (1970), Pencere (1975), Ertuğrul Faciası (1995).

        İsmail Hakkı Yılanlıoğlu (Kastamonu 1918 – İstanbul 1992): Müslüman Türk Çocuklarına Armağanım (1951), Şehit Ocağı (1981).

        Oğuz Atay (İnebolu 1934 – İstanbul 1977): Oyunlarla Yaşayanlar (1985). Postmodern bir oyundur.

        Nail Tan (Araç 1941): Böyle Daha Güzel (1999), Sepetçioğlu Osman Efe (S. Engin’le 2001), SabretyaPlaketya (2002). Radyo oyunları: Sepetçioğlu Osman Efe (1989), Üçpınar Köyünün Sırları (1988), Bir Bulut Yakalayalım (1989), Vasiyet (1990).

        Mehmet Sayan (Taşköprü 1951): Şehit Bacı (1990).

        Ç - Mizah

        Kastamonulu yazarlar, bu alanda da boş durmamışlar, Cide doğumlu ünlü mizah yazarı Rıfat Ilgaz’ı örnek alarak kalemlerini kullanmaktan geri kalmamışlardır. Tahsin Şentürk ve Özdilek Erdem, mizahi edebiyata ağırlık verirken, diğer yazarlardan da az sayıda örnekler verildiği görülmüştür.

        Tahsin Şentürk (Çatalzeytin 1947): İlkokulu Çatalzeytin, ortaokul ve liseyi Karabük’te bitirdi. Matbaacılık ve gazeteciliği meslek seçti. Şiir yazmaya lisede başlayan şair ilk şiir yazma birinciliklerini 1964, 1965 ve 1966 yıllarında kazandı. Mizah ağırlıklı, çevre kirlenmesine dikkat çeken şiirleriyle tanındı. Şiirleri Hürriyet ve Milliyet gazeteleriyle Varlık, Türk Dili, Hisar, Ajans Türk, Yelken, Millî Kültür, Dönemeç, Oluşum ve Şiir Defteri dergilerinde yayımlandı.

        Şiir kitapları:Bunaltı Durağı (1967), Kömürden Adam (1969), Çatalzeytin (1999), Uygunsuz İşler Adım Adım (2001), Depremsyon (2001), Nerede İnsan Çevre Perişan (2005), Çevrenin Çılgınlığı (2008). Yazıları: Yazı Kırıntıları/Çevremiz Kimlik Göstergemiz (2015).

        Özdilek Erdem (Kastamonu 1933 – Yalova 1999): Kastamonu Lisesi (1950) ve İTÜ İnşaat Fakültesini (1954)  bitirdi. Devlet kuruluşlarında mühendislik yapıp emekliye ayrıldıktan sonra kendisini tamamen sanata verdi. Gülmece şiir ve hikâye yazmaya yöneldi. Gülmece hikâyelerini iki kitapta topladı: Aziz Nesin’i Nasıl Ağlattım? (1994), Zaman İadesi (1995).

        Edebiyatın birçok dalında eser vermiş Kastamonulu yazarların kitapları içinde mizah (gülmece) dalında olanlara da rastlanmaktadır. Örnekler:

        Fazıl Bayraktar (Araç 1927): Araç Yöresinden Fıkralar ve Fıkramsı Anlatımlar(2013, Gen. 2. bs. 2014).

        Akın Yıldız (Erzurum 1948): Taşköprülü öğretmen TevfikYıldız’ın tıp profesörü oğludur. Tıpta yaşadığı gülünç olayları iki kitapta topladı: Efkârlı Doktor (1998), Tıp Doktorunun Gördükleri (2016).

        Seyfi Uzunkök (Ankara, 1968): Siyasi mizah yazılarından bir bölümünü Çelişkiler (2006) kitabında topladı.

        İsmail Kara (Araç 1944): Yalaka adlı bir mizah dergisi çıkardı, kendisi de her sayıda yazdı.

        Vural Akkirpi’nin Kastamonu ağzıyla kaleme aldığı mizahi anlatımlar henüz kitaplaşmadı.

        D - Çocuk ve Gençlik Edebiyatı

        Bu dalda beş yazarın öne çıktığı görülüyor:

        Hasan Demir (Daday 1954): Kastamonu Ticaret Lisesini bitirdi. Çocuk ve gençlik edebiyatı dalında eser vermeyi benimsedi. 1986 yılında çocuk edebiyatı dalında TYB’ce Yılın Yazarı seçildi. Yirmiyi aşkın kitabından bir bölümü şunlardır: Huzurlu Orman, Benim Güzel Günlerim, Çocuklar Büyürken, Çamaşırcı Nine, Kuşlarla Büyümek, Devlet Ağacı, Azgın Sularda Zafer, İyiler ve Kötüler, Saksı Çiçeğinin Rüyası.

        Âdil Karagöz (Kastamonu 1971): Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi RTV ve Sinema Bölümü (1995) ile Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Önlisans Programını (2002) bitirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı ve TBMM’de görev yaptı. Hâlen KTB’de uzman. Çocuklar için hikâyeler yazdı. Hikâye kitapları şunlardır: Gelin Gölü (2002), Rüzgârın Öfkesi (2002), Baldaki Ceza (2003), Hayat Kurtaran Yumurtalar (2003), Kağnı Tekerlekleri (2003), Beyaz Ölüm (2003), Bacadaki Salıncak (2009), Ahmet Vatan Sana Emanet (2012),15 Temmuz’un 15 Hikâyesi (2017).

        Ayşe Sarısayın (İstanbul 1986): Kedimin Adı Çamur (2010), Köpeğimin Adı Erik (2017), Kaplumbağamın Adı Meraklı (2017).

        Ahmet Kahveci, Şehriye Sevim Kahveci (Tosya 1951 ve Tosya 1953): Karı koca eğitimci bu ailenin çocuk hikâyeleri oldukça fazladır: Kaplumbağanın Evi (2006), Paytak Ailesi (2006), Dört Arkadaş (2006), Akıllı Tomis (2006), Sevginin Gücü (2006), Sokak Kedisi Biber (2006), Anne Özlemi (2006), Yeni Konuklarımız (2006), Taklitçi Küçük Fil (2006), Martının Düşü (2006).

        Çocuk ve gençlik edebiyatı alanında eser veren diğer Kastamonulu yazarlar şunlardır:

        Mehmet Sayan (Taşköprü 1951): Şehit Şerife Bacı (2009). 

        M. Sabri Tümkor (Kastamonu 1912 – İstanbul 1987): 30’a yakın şiir ağırlıklı çocuk kitabı yayımladı. Bir bölümü şunlardır: Denize Attığım Taşlar, Sizin Olsun, Yeşil, Komşu Kızları, Kastamonu ve Kazaları, 23 Nisan Çocuk Şiirleri, Yağız Atlı.

        Özdilek Erdem (Kastamonu 1933 – Yalova 1999): Aydedeyi Saklayan Çocuk (1997).

        Nail Tan (Araç 1941): Çocuklarımıza Folklor Hazinemizden Seçmeler (1981), Böyle Daha Güzel – En Akıllı Kim ? (1999).

        Harun Ünlü (Çatalzeytin 1960): Emeğin Gücü (2013).

        E - Âşık Tarzı Şiir

        Âşık edebiyatı, kitapta ayrı başlık altında ele alınacağından bu bölümde sadece hece ölçüsüyle ve âşık tarzı şiir yazan, bazıları mahlas kullanan şairlerden de kısaca söz etmemiz gerekiyor.

        20.yüzyılda Kastamonu’da gerçek anlamda üç halk şairinin yaşadığı söylenebilir. Yorgansız Hakkı Çavuş (1895 – 1964), İhsan Ozanoğlu (1907 – 1981) ve Mümin Meydanî (1898 – 1953). Ozan Ahmet Taşkın, Kâmil Bıçakçı, Âşık Çulsuz (Satılmış Öztop) ve Hacer Alioğlu (Yakutî) geleneği devam ettirme gayreti göstermişlerdir.

        Çağdaş şairler içinde, hece ölçüsüyle âşık tarzı şiir yazan hatta mahlas kullanan (O.Ş. Gökyay gibi) şairler de yetişmiştir. İhsan Ozanoğlu hem birinci hem de ikinci gruba girer. Bu bölümde; Orhan Şaik Gökyay, İhsan Ozanoğlu, Ahmet Kıral, Sabri Tümkor, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu, Ahmet Şevket Bohça, Aydil Erol, İsmail Kara, Talat Küçükkasap, Harun Ünlü, Selahattin Gök, Cemal Ünal ve Mustafa Ayvacı gibi şairlerin yer aldığı görülmektedir.