Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’e İzmir’de Suikast Girişimine Türk Halkının Tepkisi

Kasım 2018 - Yıl 107 - Sayı 375



        Giriş

        Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra Millî Mücadele’yi teşkilatlandırırken Türk halkıyla birlikte hareket etmiştir.  İstanbul’a gönderdiği ilk raporda, “Millet birlik olup millî hâkimiyet esasını kendisine hedef olarak seçmiştir” derken Millî Mücadele’nin gayesini açıklamıştır. İzmir’in işgali dolayısıyla mitingler yapılarak halk arasında millî heyecanın yayılmasını istemiştir. Havza’da kaldığı günlerde halkın uyandırılması, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin kurulması ve mitingler yapılması için çaba sarf etmiştir. Bu tarihlerde Havza’da iki mitingin toplanmasını sağlamıştır. İkinci mitingin yapıldığı gün Amasya’ya geçerek Millî Mücadele’nin gayesini açıkça duyurmuştur.

        Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelişinde halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanmıştır. Millî Mücadele günlerinde, resmî görevlerinin dışında yıl dönümü kutlamalarında, spor şenliklerinde ve her vesileyle halkla birlikte olmaya özen göstermiştir.

        Gazi Mustafa Kemal Paşa, cumhurbaşkanı olduktan sonra sık sık yurt gezilerine çıkarak halkın arasına katılmıştır. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk gezisini İzmir’e yapmıştır. 31 Aralık 1923’te Latife Hanım’la beraber Ankara’dan trenle İzmir’e hareket etmiş, 23 Şubat 1924’te Ankara’ya dönmüştür. 29 Ağustos 1924’te Ankara’dan trenle Dumlupınar’a hareket eden Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, 29 Ağustos-18 Ekim 1924 tarihlerini kapsayan uzun bir yurt gezisine çıkmıştır. 30 Ağustos 1924 yılında Dumlupınar’da başlayan gezi Bursa, Mudanya, İstanbul, Trabzon, Rize, Giresun, Ordu, Samsun, Havza, Amasya, Tokat, Sivas, Zara, Suşehri, Erzincan, Erzurum, Sarıkamış, Kars, Erzincan, Şebinkarahisar, Sivas, Kayseri, Yozgat ve Kırşehir üzerinden Ankara’da son bulmuştur. Doğu’daki incelemelerinde depremzede halkın dertlerini dinlemiştir. 1925 yılında muhtelif yurt gezilerine çıkmış, Kastamonu gezisi sonunda Şapka inkılabını gerçekleştirmiştir.

        Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, 7 Mayıs 1926’da trenle Ankara’dan ayrılarak Konya’ya gitmiştir. Güney vilayet ve kazalarını ziyaretinden sonra Konya’ya dönerek Bursa’ya geçmiştir.  25 Mayıs’ta Bursa’da şehir ve kasaba heyetlerini kabul ettikten sonra 13 Haziran’da Balıkesir’e gelmiştir

        Gazi Mustafa Kemal, 14 Haziran günü Balıkesir’de halkın coşkun tezahürleri arasında Cumhuriyet Halk Fırkası, Muallimler Birliği, Belediye Başkanlığı ve Türk Ocağı’nı ziyaret etmiştir. Türk Ocağı’nda büyük ve samimi bir coşkuyla karşılanan Gazi, ocağın faaliyetleri hakkında aldığı bilgilerden memnun olmuştur. Spor sahasını ziyaretten sonra “civar köylerden gelen heyetlerin şereflerine tertip ettikleri zeybek oyununu bir saat kadar temaşa etmişler, oyunun hitamında köylülerle birlikte fotoğraf aldırmışlardır. Badehu yaya olarak halk arasında mahfil-i askerîyi teşrifle memurîn-i mülkiye ve askeriyeyi kabul buyurmuşlardır”.  Akşam belediye tarafından düzenlenen baloya elliye yakın kişi eşleriyle birlikte katılmışlardı. Gazi, baloya katılan Muallimler Birliği korosunu takdirle karşılamıştı.

        Gazi, 15 Haziran’da Balıkesir’den hareket edeceği sırada İzmir Valisi Kâzım (Dirik) Bey’den gelen bir telgrafta, İzmir’de kendisine karşı tertiplenen bir suikast teşebbüsünün ortaya çıkarıldığı bildirilerek hareketinin tehir edilmesi istenmiştir.  Buna rağmen aynı gün İzmir’e hareket edilerek akşam üzeri İzmir’e varılmıştır. Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, büyük yankı uyandıran bu son geziden sonra 10 Temmuz 1926 günü İzmir’den Ankara’ya dönmüştür. 

        İzmir’de Suikast Girişiminin Ortaya Çıkması

        Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal’in Balıkesir’de bulunduğu sırada ortaya çıkarılan suikast planı Ziya Hurşit, İsmail, Yusuf ve Çopur Hilmi adında dört kişi tarafından İzmir’de düzenlenecekti. Suikastçılar 17 Haziran’da trenle Balıkesir’den gelecek olan Mustafa Kemal’e otomobille Kemeraltı’ndan geçerken saldırmayı planlamışlardı. Ziya Hurşit ve arkadaşları suikastı gerçekleştirdikten sonra Giritli Şevki’nin motoruyla Yunan adalarına kaçacaklardı. Ancak, Mustafa Kemal’in İzmir’e yapacağı ziyaretin bir gün gecikmesinden şüphelenen Giritli Şevki’nin yetkililere ihbarda bulunması sonucu olay ortaya çıkmıştı. İzmir Valisi Kâzım (Dirik) Paşa, suikast teşebbüsünden hemen Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ve Başbakan İsmet İnönü’yü haberdar etmişti. Bunun üzerine, Ankara İstiklal Mahkemesi heyeti İzmir’e giderek olaya el koydu. Suikastla bağlantıları bulunan birçok kişi tutuklanmıştır. İlk tutuklananlar arasında Kara Vasıf, Şükrü, Hüseyin Avni, Sarı Efe Edip, Saruhan mebusu Abidin bulunuyordu. 

        Kamuoyu olaydan birkaç gün sonra haberdar olmuştur. Hâkimiyet-i Milliye gazetesi olayı “son dakika” olarak verdiği resmî bildiriyle vermiştir:

        “Reisicumhur Hazretlerinin seyahatleri esnasında İzmir’de tatbik olunmak üzere bir suikast tertip edildiği keşfedilerek mürettipler silahları ve bombaları ve hazırlıklarıyla Reisicumhur Gazi Hazretleri’nin İzmir’e muvasalatlarından bir gün evvel tevkif edilmişlerdir. Mevkuflar suikast teşebbüslerini itiraf etmişlerdir. Mesele İstiklal Mahkemesine tevdi’ olunmuş ve mahkeme heyeti davayı mahallinde takip ve görüşmek üzere İzmir’e hareket eylemiştir.” 

        Suikast teşebbüsünden önceden haberdar edilen Mustafa Kemal, olay kamuoyunda duyulmadan önce 15 Haziran akşamı İzmir’e gelmişti. İzmir basını Mustafa Kemal’in Balıkesir’den İzmir’e gelişine geniş yer ayırmıştır. 15 Haziran sabahı Balıkesir’den hareketle Soma, Akhisar, Manisa ve Menemen’e uğrayarak İzmir’e ulaşmıştı. Soma’da istasyon büfesinde on dakikalık bir çay istirahatinde bulunmuş ve Türk Ocağı’nda fotoğraflarını imzalamıştı. Akhisar’da kendisine ikram edilen ayranı içmiş, istasyonda toplanan halkı selamlamıştır. Kapaklı istasyonunda şerefine kurban etmek istedikleri danayı kestirmeyerek hayvanı serbest bıraktırmıştır. Tren saat on ikiyi beş geçe halkın tezahürleri içinde Manisa istasyonuna gelmiştir.  Manisa’da Türk Ocağı temsilcileri, milletvekillerinden Kemal, Yaşar ve Saim Beyler, Belediye Başkanı Bahri Bey, Soma’dan beraber gelen Vali Müştak Bey, Vilayet erkanı, askerler, öğrenciler ve halk tarafından karşılanmışlardır. Gazi Mustafa Kemal, Manisa’da Türk Ocaklarına mensup Safure Hanım tarafından “hoş geldiniz” diyerek karşılandı. Bir süre dinlendikten sonra belediyenin verdiği ziyafete katıldı. Saat on beşi yedi geçe Menemen’e hareket eden tren Emir Ali İstasyonunda iki dakika kadar durdu. Burada Gazi’yi İzmir Valisi Kâzım (Dirik) Paşa karşıladı. Mustafa Kemal, büyük bir şenlik havası içinde toplanan halkı selamladı. “Halk bir taraftan Gazi’yi alkışlıyor bir taraftan da davul zurnalarla ve zeybek havalarıyla ilân-ı şadumanî eyliyorlardı.” Menemen’de Gazi’yi İzmirliler adına Kız Lisesi müzik öğretmeni Refet Süreyya Hanım karşıladı. Bu sırada Hariciye Vekili Tevfik Rüştü (Aras) ve Moskova elçisi Zekai Beyler “Gaziye arz-ı tazimat etmek üzere” Menemen’de bulunuyorlardı. Hizmet gazetesi başyazarı Zeynel Besim Bey de Gazi’ye tazimlerini sundu. 

        Menemen istasyonunda Gazi güllerle karşılandı. Belediye adına Başkan Fikri Bey, Kız Lisesi ve Karşıyaka Dikiş Yurdu adına birer buket gül takdim edildi. “Kız Lisesi ve Dikiş Yurdu talebesi hanımlar safbeste-i ihtiram ettiler. Müdire Melahat Hanım mazhar-ı iltifat oldu”. Mustafa Kemal, on yedi buçukta İzmir’e girdi. Basmahane istasyonunda Aydın milletvekillerinden Mazhar ve Mithat Beyler tarafından karşılandı. Halk, Hükümet konağından Basmahane’ye kadar uzanan bütün cadde ve sokakları doldurmuştu. Mustafa Kemal, halkın emsalsiz tezahüratı arasında otomobiliyle Naim Palas oteline” indi. Belediye tarafından bir ziyafet düzenlendiği sırada kara ve denizde fener alayları devam etmekteydi. 

        İzmir Suikastına Karşı Tepkiler 

        Gazi Mustafa Kemal’e karşı suikast teşebbüsü Türk halkı arasında büyük bir infial uyandırdı. Başta Türk Ocakları olmak üzere muhtelif dernek ve belediyeler Mustafa Kemal’e taziye telgrafları gönderdiler. İstanbul, Ankara ve Türkiye’nin diğer il ve ilçelerinde protesto mitingleri düzenlendi. Daha sonraki günlerde Türkiye’nin birçok yerinden gelen heyetler Gazi Mustafa Kemal’i ziyaret ederek taziyelerini sundular.

        Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal, Türk milletine hitaben yayınladığı mesajda, “akim bıraktırılan suikast teşebbüsü münasebetiyle” toplumun birçok kesimiyle dernek ve kurumlardan aldığı mektup ve telgraflardan dolayı “pek mütehassis ve minnettar” olduğunu ifade etmiştir. Mesajda, bu teşebbüsün şahsından ziyade Cumhuriyetimiz ve onun dayandığı yüksek ilkelere yönelik olduğu hatırlatıldıktan sonra şu ifadelere yer verilmiştir:

        “Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlatlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında, akıl ve şuurunda teessüs etmiş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun izalesi ile hâleldar olabileceği zehabında bulunanlar çok sehif dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde müstehâk oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasibeleri olamaz. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetini zaman prensiplerle medeniyet yolunda tereddütsüz yürümeğe devam edecektir.” 

        İstanbul’da suikast teşebbüsünün duyulması üzerine basın, üniversite öğrencileri ve dernekler tepkilerini gösterdiler. İstanbul’da basınında Cumhuriyet, İkdam, Vakit ve Yenises gazetelerinde olayı kınayıcı yazılar yayınlandı. Üniversite gençliği miting çağrısında bulundu.

        İstanbul Türk Ocağı tarafından “Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine” hitaben gönderilen telgrafta duyulan üzüntü ve Türk milleti açısından olayın önemi şu sözlerle ifade edildi:

           “Millî varlığını ölümden kurtaran ve millî ümidi temsil eden zât-ı devletlerine ve Türk’ün saadetine bedbaht birkaç berhahın bir suikast hazırladığı haberini duyan kalplerimiz derin bir nefret ve istikrahla titriyor. Bu meşum tasavvur ve teşebbüsün vaktinde yakasına sarılan kanunun mütebakiz behiyesi her şeyden evvel Türklüğü muhakkak bir felaketten kurtardı. Bütün ocaklıların mütheyyic gönüllerine tercüman olarak büyük müncî ve rehbere uzun bir ömür dileriz.”

        19 Haziran’da üniversite gençliğinin öncülüğünde Üniversite (Darülfünûn) Meydanında bir miting yapıldı. Mitinge halkın yanı sıra birçok dernek ve okullar katıldı. Öğrenciler ellerinde bayrak ve Gazi’nin fotoğrafları olduğu hâlde miting meydanında toplanmışlardı. Mitinge beklenenden daha fazla bir katılım olmuş, “Hadise münasebetiyle Büyük Gazi’ye karşı hissiyatını izhar için koşan halk iç meydanı kâmilen doldurmuş Bayezıt Meydanına kadar taşmıştı.” Miting, Dârülfünûn Emini (Rektör) Nurettin Bey’in açılış konuşmasıyla başlamıştır. Ardından gençler, öğrenciler ve İstanbul halkı adına konuşmalar yapılmıştır. Şair Mehmet Emin (Yurdakul) Bey’in, “Büyük Gazi’ye karşı suikastı te’lin eden çok heyecanlı nutukları halkın galeyanına tercüman olmuştur.”  Miting sonunda, İzmir’de bulunan Gazi Mustafa Kemal’e şu telgrafın çekilmesine karar verilmiştir:

        “Zât-ı fehimelerine birkaç sefilin ika’ etmek istediği suikasttan haberdar olan İstanbul’un on binlerce halkı, bugün Dârülfünûn Meydanında toplanarak bu hainane kasdın mürettiblerine karşı nefret ve lanetlerini ilan ve bu teşebbüsün akamete mahkum edilmesinden mütevellid pâyansız sürûr ve memnuniyet içinde sıhhat ve ömr-ü devletlerinin ebediyen temadisi temenniyatını ilân etmiş ve büyük halâskârına karşı mecbul olduğu hissiyat-ı hürmetkâranenin bu vesile ile de iblağına karar vermişlerdir.”

        Ankara’da da Ankara Hukuk Mektebi öğrencilerinin girişimleriyle “Türk milletinin vicdanında uyandırdığı umumî ve derin nefret hislerine tercüman olmak üzere” bir miting toplanması kararlaştırılmıştır. 21 Haziran günü saat on ikide Hükümet Meydanı’nda yapılacak mitinge Ankara’daki bütün öğretmen ve öğrencilerle vatandaşların katılmaları için duyurular yapılmıştı. Mitingde Ankara Türk Ocağı’ndan Muhittin Baha (Pars) Bey de bir konuşma yapacaktı.

        1926 yılı Temmuz ayının başında Bodrum’da Belediye Meydanı’nda yapılan mitingde İzmir suikastı protesto edilerek, o sırada İzmir’de bulunan Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya telgraflar çekildi. Bodrum mitinginden bahsedilen haberde, “Memleketin en kuytu köyünden bile gelen binlerce kadın ve erkek Belediye önünde toplanmış ve gözbebeğimiz olan Reisicumhurumuz Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine karşı tertip edilen suikastı te’lin etmişlerdir. Cumhuriyet ve inkılaba ve onun büyük rehberine karşı uzanan bu mel’un ellerin hemen süratle kırılmasını ısrarla istemişler ve Büyük Gazi’ye sıhhat ve afiyet temennisinde bulunmuşlardır” denilmektedir.

        Mitingde Cumhuriyet Halk Fırkası adına Nalbandzade Ali Bey, Muallimler Birliği adına kâtip öğretmen Esat Bey, Türk Ocağı ve sporcular adına öğretmen Galip Bey’den sonra “memleket namına” Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Cemiyeti) Başkanı Avukat Refik Bey etkili birer konuşma yaptılar. Miting sonunda alınan kararların Miting Heyeti tarafından Kaymakamlığa bildirilmesi ve halkın sükûnetle dağılarak iş ve gücüne dönmesi söylendi. Halkın, “Gidip bağıracağız. Bizim de kanımız canımız Cumhuriyet ve Gazi için feda olsun” şeklindeki bağrışları arasında Belediye’den Kaymakamlık önüne gelindi. Miting Heyeti adına Cumhuriyet Halk Fırkası Başkanı Hasan, üyelerden Nalbantzade Ali, vekil Agazade Nusret, Yusuf Ziya, Belediye Başkanı Doktor Mümtaz Beyler, iki maddelik miting kararını Kaymakam Sırrı Bey’e verdiler. Kararda, “Milletin gözbebeği olan Büyük Gazi’ye uzanmak isteyen bu hain ellerin en seri vasıta-i adaletle ortadan kaldırılması” istenerek “derin teessürlerimizin büyük sadakat ve tazimatımızın Halaskar Gazi’miz ve Reisicumhurumuz Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine arzını rica eyleriz” denilmekteydi. Kaymakam Sırrı Bey, “halkın bu çok yüksek heyecanında pek haklı bulunduğunu, bu inkılapta Cumhuriyete ve bunun aziz rehberi olan Büyük Gazi’ye karşı uzatmağa cesaret gösteren ellerin en bir vasıta-i adaletle hemen ortadan kaldırılacağını ve bu tezahüratta görülen sadakat ve tazimatın şimdi Hükümet-i Merkeziye bildirileceğini” söyledi. 

        Mitingin ardından Miting Heyeti, Bodrum Türk Ocağı ve Bodrum Muallimler Birliği adına Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya taziye telgrafları gönderildi. Bodrum Belediye Başkanı Doktor Mümtaz (Ataman), Bodrum Halk Fırkası mutemedi Hasan ve Türk Ocağı üyesi Ahmet Hamdi imzasıyla gönderilen telgrafta, kaza halkının suikast teşebbüsünden duyduğu üzüntü dile getirildikten sonra “Hükümet meydanlığında” toplanan halkın, olayın faillerinin şiddetle cezalandırılmalarını sabırsızlıkla bekledikleri bildirildi. O tarihlerde aynı zamanda Türk Ocağı Başkanı olduğu anlaşılan Dr. Mümtaz (Ataman) Bey, “Reis Doktor H. Mümtaz” imzasıyla gönderdiği telgrafta, “Büyük mefkûremiz ve aziz rehberimize, karşı mürettep suikastı şiddetle tel’in eder hainlerin en seri’ vasıta-i adaletle hemen kahr ve imhasını isteriz. Büyük Gazi’mize geçmiş olsun der sadakat ve tazimatımızın arzını istirham eyleriz” demiştir. Muallimler Birliği Başkanı Ali Suphi Bey de telgrafında benzer temennilerde bulunmuştu.

        Aynı tarihlerde Ceyhan’da Çarşı meydanında yapılan mitingde gençler adına Azmizade Niyazi, Belediye Başkanı Mahir Bey ve öğrenciler tarafından yapılan konuşmalardan sonra Mustafa Kemal’e bir telgraf çekildi. 

        Giresun’da yapılan mitingde Doktor Memduh Necdet Bey heyecanlı bir konuşma yaptı:

        “Size acı bir haberin hakikat olmayan müjdesini vermekle sevinçliyim. Az kaldı yetim kalıyorduk. Gazi’yi İzmir’de bombalıyorlardı. Gazi’nin kanını, kurtardığı memleketin topraklarına akıtacaklardı. Fakat olamadı. Alçaklar istediklerini yapamadılar. Ve hepsi ele geçtiler.

        Gazi’nin kanı vatanın canıdır. Onu akıtmak memleketin şahdamarını kesmek demektir. Ellerinde bombaları fırsat bekleyenler bilsinler ki Gazi’nin bekçisi Türk milletidir. Onu öldürmek isteyenler evvela bize, sonra ona hücum etmelidir. …

        Gazi kimdir arkadaşlar. O ne han, ne hakandır. O bizden, bizim içimizden çıkmış bir insandır. Zalimin düşmanı, memleketin âşıkıdır. Onu yürüten kuvvet bizim irademizin kuvvetidir.

        O bizim gövdemizin başı, biz onun başının gövdesiyiz. O bizsiz eksik, biz onsuz natamamız. Bu yapılan hücum Gazi’nin şahsına değildir arkadaşlar! Bu hücum Türk milletine, Türk milletinin inkılaplarınadır.” 

        Suikast olayının duyulması üzerine Türkiye’nin birçok yerinden protesto telgrafları yağmaya başlamıştı. 19-20 Haziran tarihleri arasında Konya, Karaman, Akçaabat, Ulukışla, Akşehir, Uşak, Kadınhanı, Havza, Ceyhan, Giresun, Babaeski, Sivrihisar, Sungurlu, İzmit, Kütahya gibi il ve ilçelerden çekilen telgraflar basında duyurulmuştur. Bu telgrafların birçoğunda Belediye ve Halk Fırkası başkanlarıyla Türk Ocakları başkanlarının adları yer almaktadır. Telgraflardan bir kısmının halkın hemen her kesiminin katılımlarıyla hazırlandığı görülmektedir. Karaman’dan çekilen telgrafta Çiftçi Bankası Müdürü Ferit, Belediye Başkanı ve Fırka mutemedi Hasan Avni, Türk Ocağı Başkanı Emin, Ticaret Odası Başkanı Mahmut, Ziraat Odası Başkanı Ziya, Millî Banka Müdürü Sabit Beylerin imzaları bulunmaktadır. Uşak’tan çekilen telgrafta Türk Ocağı Başkanı Haşim Tekin, Belediye Başkanı Süleyman Sami, Halk Fırkası mutemedi ve Başkanı Mustafa’nın isimleri yer almaktadır. Kadınhan’dan gönderilen telgraf Türk Ocağı Başkanı İbrahim, Halk Fırkası mutemedi Hafız Enver, Belediye Başkanı Bekir Hulusi ve Hilâl-i Ahmer (Kızılay) Başkanı Ahmet Beyler tarafından imzalanmıştı. Babaeski ve Akhisar’dan çekilen telgrafların doğrudan Türk Ocakları tarafından hazırlandığı anlaşılmaktadır. 

        Suikast teşebbüsü Akçaabat’ta da büyük bir nefretle karşılanmıştı. Belediye ve Halk Fırkası Başkanı Münir tarafından Başbakanlığa gönderilen telgrafta, Türk’ün büyük dâhisi Mustafa Kemal’e karşı tertip edilen suikastın doğrudan Türk milletinin hayatına yönelik olduğu belirtilerek “Gazi Paşa’nın şahsında kendine tevcih edilen” bu teşebbüs kınanmıştır.

        Sivrihisar Türk Ocağı Başkanı adına Rıza Avni tarafından gönderilen telgrafta, olay nefretle anılarak Türk milletinin varlığını hedef alan hiçbir teşebbüsün başarıya ulaşamayacağı şu sözlerle dile getirilmiştir: 

        “Türklüğün varlığı ve istiklalinin imhası için uzanan her elin koparılması ve onun büyük reisine müteveccih her melanetin Türkün şuur ve idraki karşısında parçalanmaktan başka bir akıbeti olmayacaktır. Ne yazık ki içimizde bulunmuş olan bu bahtsızlar Türk milletinin kalbgâhına karşı atacakları bombalarının kendi beyinlerinde patlayacağını, bayağı ihtiraslarına kapılarak, idrak edemeyenlerdir. Halkımız, bu bedbahlara lanet ve nefret yağdırırken Gazimizin ilelebet başımızdan eksik olmamasını temenni etmektedir.” 

        Gazi Mustafa Kemal’in Taziye Heyetlerini Kabulü

        Gazi Mustafa Kemal İzmir’deyken yakın mıntıkalardan kendisine taziye için heyetleri gelmeye başlamıştı. Birkaç hafta sonra uzak illerden de İzmir’e heyetler geldiği anlaşılmaktadır. Trabzon ve Kırklareli tazimat heyetleri 5 Temmuz’da İstanbul’a gelmişlerdi. Buradan İzmir’e gidecek olan Kırklareli heyetinde Milletvekili Doktor Fuat, Vali Sait, Halk Fırkası ve Belediye temsilcileri bulunmaktaydı.

        Gazi Mustafa Kemal, 10 Temmuz’dan sonra taziye heyetlerini Ankara’da kabul etmiştir. Ağustos-Eylül aylarında Yozgat, Bolu, Kırşehir, Kayseri ve Malatya’dan Ankara’ya tazimat heyetleri geldi. 

        Mustafa Kemal, eski silah arkadaşlarından Kırşehir mebusu Lütfi Müfit (Özdeş) Bey’in delaletiyle, 8 Ağustos günü Kırşehir heyetini Çankaya’da kabul etti.  Kabul sırasında Vali Hazım Bey, Kırşehirlilerin tazim ve duygularını ifade eden bir konuşma yaptı. Mustafa Kemal, Kırşehirlilere iletilmeleri için şunları söyledi:

        “Muhterem Kırşehir Vilayeti halkının mümessili olan heyetinizi hürmetle selamlarım. Kırşehirlilerin Cumhuriyet prensipleri ve şahsım hakkındaki duygularını büyük bir haz ve memnuniyetle dinledim. Benim de aynı derecede mütekabil hissiyatla mütehassis olduğuma emniyet buyurulmasını ve bu hissiyatımın avdetinizde selamlarımla muhterem Kırşehirlilere iblağını rica ederim.”

        Vali Ali Rıza Bey’in başkanlığındaki Bolu tazimat heyeti 22 Ağustos günü Gazi Mustafa Kemal tarafından kabul edildi. Belediye Başkanı Tahir Bey, Bolu halkı adına geçmiş olsun dileklerini bildirerek Gazi’yi Bolu’ya davet etti. 

        29 Ağustos’ta Kayseri heyeti ziyarette bulundu. Vali Vefa Beyin başkanlığındaki heyet Lise Müdürü sadık, Türk Ocağı Başkanı Necmeddin, Halk Fırkası Başkanı Faik, Kayseri gazetesi başyazarı Halis Zeki, Ticaret Odası Başkanı Taşcızade Ömer Hulusi, Belediye Başkanı İbrahim Sefa, İl Genel Meclisi üyelerinden Ali Rıza, Bünyan Halk Fırkasını temsilen Burhaneddin Beylerden oluşmaktaydı. Vali Vefa Bey, Kayseri halkının Gazi’ye olan bağlılığını anlattığı konuşmasında, “İzmir’de birkaç muhteris sefilin vücud-ı muazzezinize ve binâenaleyh Türkiye inkılabına tevcih ettiği suikast her yerde olduğu gibi Kayseri’de de halkı helecan ve heyecana getirdi. Zât-ı devletlerinizi bu afetten muhafaza buyuran Cenab-ı Hak’ka bipâyân şükranlarımızı isal ederiz.” dedi. Aynı zamanda Mustafa Kemal’i Kayseri’ye davet etti. İlk fırsatta Kayseri’ye geleceğini vaat eden Mustafa Kemal, Kayseri’de ziraat ve özellikle halıcılığın geliştirilmesine çalışmalarını istedi. Hatta onların Ankara’da yeni kurulan çiftliği gezmeleri için izin verdi.

        Daha sonraki tarihlerde de suikast öncesinde ve suikast sonrasında olduğu gibi Anadolu’dan birçok heyet Ankara’ya gelerek Mustafa Kemal’i ziyarette bulunacaktır. 

        Sonuç

        Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyet’in ilanından sonra yurt içinde birçok ziyaretlerde bulunmuştur. Bu ziyaretlerinde halkla çok yakından görüşme fırsatı bulmuş, onların dertlerini dinlemiş ve aynı zamanda Türk halkının kendisine karşı sevgisine yakından şahit olmuştu. Onun varlığını ortadan kaldırmak isteyenler bu ziyaretlerden yararlanarak kendisine karşı bir suikast hazırlamışlardır. 1926 yılı Haziran’ında Gazi’nin İzmir ziyareti esnasında gerçekleştirilmesi planlanan suikastın önceden haber alınması Türkiye’yi büyük bir tehlikeden korumuştur. Suikasta teşebbüs edenler İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmışlardır.

        Suikast olayı Türk halkı tarafından büyük bir infialle karşılanmış, birçok yerde mitingler yapılmış ve Mustafa Kemal’e telgraflar çekilerek taziyelerde bulunulmuştur. Olay, Mustafa Kemal’e karşı tertiplenmiş olmakla birlikte aynı zamanda Türk milletine, Cumhuriyet’e ve onun getirdiği inkılaplara karşı bir suikast hareketi olarak değerlendirilmiştir. Türk halkı, bu olay vesilesiyle Gazi Mustafa Kemal’e ve Cumhuriyet’e olan sevgi ve bağlılığını büyük bir heyecan ve kararlılıkla dile getirmiştir. Mustafa Kemal’de Türk milletine yayınladığı bildiride, “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” diyerek bu tür tertiplerin başarıya ulaşamayacağını ifade etmiştir.