Türkiye Vatanın mı Yurdun mu?

Kasım 2018 - Yıl 107 - Sayı 375



        Garip bülbül gibi feryat ederiz
Cehalet(cahiller) elinde küskün kederiz
Hep yolcuyuz böyle geldik gideriz
Dünya senin vatan
ın mı yurdun mu

        Neşet Ertaş

         

         

        Alıntı yapılan türküde Neşet Ertaş “dünya senin vatanın mı, yurdun mu” diye sormaktadır. Bu yazıda insanın vatanı ile yurdu arasındaki fark ve Türkiye’nin vatan mı, yurt mu olduğu sorusuna cevap aranmaktadır. 

        Türkiye kelimesinin anlamı bize çok şey söylemektedir. Tarih boyunca Türkler kendilerine pek Türk demeyi tercih etmemişlerdir. Çünkü Türkler büyük bir millettir ve bir tür İbn Haldun’un asabiyeti yüzünden boyu önemsemişlerdir. Çünkü Allah insanları bilişip tanışmak için kavimler hâlinde yaratmıştır. Türkler için bilişip tanışmak boylara indirgenmiştir. Ama herkes büyük çadırı da bilir, Türk olduğunun farkındadır. Çünkü gerektiğinde onlarla aynı çadır altında birleşir. Çünkü Türk töre sahibi demektir ve insanı insan yapan töredir. Türk kelimesi Türkler Müslüman olduktan sonra daha da yaygınlaşmış ve Türk kelimesi Müslüman anlamında (da) kullanılmıştır. Söz gelimi Madonna Yahudiler ile Müslümanlar arasındaki çatışmayı konu edinen şarkısının klibinde İsrail bayrağına karşı Türk bayrağını kullanmıştır, Filistin veya Arap ülkelerinden birinin bayrağını değil.

        Türkiye kelimesinin Türkçe olmayıp Avrupa kökenli bir terim olduğuna işaret etmek yeterlidir. Bilindiği gibi bu kelime İtalyanca Turchia veya Fransızca Turquie “Türk ülkesi” sözcüğünden alıntıdır. Türk kelimesi de Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu toplum tarafından benimsenmiş bir terimdir. 

        İngilizce dilinde Türklerle ilgili iki hususa işaret etmekte yarar vardır. Biri Turkey kelimesi ile ilgilidir. Hindiye bu ismin verilmesi Türkiye Cumhuriyeti devleti başta olmak üzere birçoğunu rahatsız etmiştir. Hatta bir ara Turkiye kelimesinin kullanılması önerilmiş ve kampanyalar yapılmıştır. Ancak bu kampanyalar pek başarılı olmuş gibi görünmemektedir, çünkü bir dildeki kelime başka bir ülkenin vatandaşları tarafından değiştirilememektedir. Türk milletinin İngilizce yazışmalarda Turkiye kelimesini kullanmaları İngilizceyi kullanan kişilerin zihnindeki Turkey kelimesini değiştirememiştir. Öyle görünüyor ki, sadece toplumun hassasiyetini gösterme hususunda kısmen başarılı olmuştur, ama kelime değişmemiştir. Günümüzde hâlâ Türkiye için Turkey denmeye devam edilmektedir. Söz gelimi Türkiye Cumhuriyeti devletinin vermiş olduğu kimlik kartının üzerinde “Republic of Turkey” yazmaktadır. 

        Hindiye ise Türkler ve bazı diğer milletler (örn. Fransa) Hindistanlı kuş anlamında hindi demiştir. Hindi ile Turkey kelimesinin ilişkisi ise İngiltere’ye Hindistan’dan bir hindinin getirilmesi, onların da bu yaratığın ne olduğunu bilememeleri, onu ağırbaşlı ve vakur duruşu ile sarıklı ve şişman bir Türk beyine benzettikleri için bu ismi vermeleri gibi açıklamaları vardır. Hindistan’da hindilerin, Mısır’da mısırların bulunduğu gibi düşünceler gündelik hayatta espri olarak kullanılmaktadır. 

        İngilizce dili ile ilgili diğer bir husus da Turk ve Turkish kelimeleridir. Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce kelime Turk (veya Turc) olarak kullanılmıştır. Bu da kelime anlamı olarak Türk demektir. Bu anlamıyla Türk ise hem Türkleri hem de Müslümanları ifade eder. Mesela Türk olmak Müslümanlaşmak anlamına gelir. 

        Cumhuriyetin kurulmasından sonra ise artık bu topraklarda yaşayan kişilere İngilizler Turk yerine Turkish demeye başlamışlardır. Önceleri (kaynaklar 1718 tarihini gösteriyor) Turkish kelimesi Türkçeyi ifade ederken Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için de kullanılmaya başlanmıştır (Aynı terim Türk kökenli, söz gelimi Orta Asya’daki milletler için de kullanılmaktadır). Bunun da anlamı, “bunlar Türk mü bilmiyoruz, ama Türk’e benziyorlar, yani türk-ümsü demektir, child-ish (çocuksu), fool-ish (aptalca) gibi. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk tanımı ile uyuşmakla birlikte, insanların zihnindeki Türk kavramı ile uyuşmamaktadır. Bilindiği gibi, devlet açısından “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkes Türk’tür.” Etnik kökeni ne olursa olsun, devlet tarafından Türk kabul edilmektedir. Ancak mübadele bu memleketteki birilerini dışarı göndermiş ve dışardan birilerini memlekete getirmiştir. “Gidenler niçin gitmiştir? Gelenler kimlerdir? Gidenler Türk değil mi idiler? Gelenler Türk mü?” gibi sorular meraklıları tarafından tartışılmaktadır. 

        Türk kelimesi yukarıdaki anlamlarının yanı sıra haksızlığa başkaldıran anlamına da gelir. Bu yüzden, Avrupa’da haksızlığa başkaldırdıkları için Türk adını almış bazı köyler vardır (Örn. İtalya, Belçika). Hatta bir ara İrlandalılara da (Amerika’da) Turk denmiştir (Turkish değil). Ancak bu topraklarda, yani Anadolu’da yaşayan kişiler kendilerini türkümsü olarak değil, Türk olarak görürler.  

        Özet olarak Türk ve Türkiye kelimeleri bize başkaları tarafından atfedilmiştir. Ancak nereden gelirse gelsin, benimsediğimiz bir terimdir. Günümüzde artık bunu tartışmak gereksizdir, çünkü bu toplum Türk toplumudur ve bu toprakların kültürü Türk kültürüdür. Kelimenin serencamını bilmek bizim için sadece bazı hususları aydınlatması açısından anlam taşımaktadır. 

        İnsanlar dünya üzerinde yerleşik hayata geçmişlerdir. Yerleşik hayata geçmek demek, belli bir yerde yaşamaya başlamak demektir. Belli bir yerde yaşamaya başlamak güvenlik sorunu doğurur ve devlet ortaya çıkar. Göçebe iseniz bir arada olmanız bu süreci başlatır ve sizin de buna göre bir devletiniz olur. Hatta bu durumda devlet güce dayanır ve güçlü olan devleti yönetir. Daha da ileri boyuta gelindiğinde ülke hakanın mülküdür. Bu yüzden hakan ölünce oğulları arasında paylaştırılır. Türklerin bu devlet anlayışının diğer anlayışlardan farklı olup olmadığı incelenmeye değer bir konudur.  

        Bir devlet çatısı altında birleşen ve yaşayan insanlar tabii ki bir yerlerde yaşarlar. Bu yaşadıkları yer Türkler için yurttur. Bilindiği gibi yurt büyük oba çadırı anlamına gelir. Kendilerini güvende hissetmek isteyen kişiler yurda gelirler. Yurt, yurttaşları bir araya getirir ve onların güvenliği için gerekli önlemlerin alınmasını sağlar. “Yurttan ayrılanı kurt kapar”. 

        İnsanların yaşadıkları yerle ilgili diğer bir kavram da ülkedir. Aslında ülke yönetimin yönetebildiği yerdir. Dolayısıyla hükümdar veya han hükümranlığını nerede sürdürüyorsa, orası onun ülkesidir. Ülke her ne kadar zaman zaman insanların yaşadıkları yer için de kullanılıyorsa da temelde anlamı hükümdarın payıdır. Ülü- şeklinde bir kökten türediği düşünülür (üleşmek buradan türemiştir). Hanın yeryüzündeki payına ülke denir. İnsanlar için kullanıldığında tabiiyet düşünülerek kullanılmış demektir. Birine ülkesini sorduğunuzda zımni olarak onun tabiiyetini sormuş olursunuz. 

        Vatan ise daha içkin bir anlama sahiptir. İnsanlar ülkelerini veya yurtlarını kendilerine mal ettiklerinde vatan edinirler. İnsan yeryüzünde bir yeri vatanı olarak kabul eder ve orayı sahiplenir. Vatan kelimesi köken olarak Arapçadır. Diğer iki kelimeye göre daha yeni bir kelimedir. Yurt ve ülke kelimeleri Orta Asya’da bile kullanılırken, vatan kelimesi 1850’lerde kullanılmaya başlanmıştır. Bunun ifade ettiği şey, diğer birçok kelime gibi, Arapça kökeninin anlamının dışında Türk’çe bir anlam kazanmış olmasıdır. Kelimeyi yaygınlaştıran genellikle Namık Kemal olarak kabul edilir. Bu yüzden ona “vatan şairi” denir. 

        Kelimenin eş anlamlısı olarak yurt gösterilirse de kazandığı anlamın farklı özellikleri vardır. Mesela yurt çadır olduğu için gerektiğinde alınıp başka yerde kurulabilir, ama vatan onun kadar seyyar değildir. Yurt toprağı değil, şemsiyeyi vurgularken, vatan toprağı vurgular. Toprağı istediğiniz yere taşıyamazsınız. Ama çadırınızı istediğiniz yere taşıyabilirsiniz. 

        Başka bir farklılık da yurdun seyyar olduğu için farklı isimlendirmelere ihtiyaç duymaması, buna karşılık vatanın farklı isimlendirmeye ihtiyaç duymuş olmasıdır. Yani bir yerde kurulan yurt, kaldırılıp başka bir yere götürüldüğü zaman adı farklılaşmaz. Ama vatan taşınamadığı için değişmeyecektir (En azından kelimenin kullanım tarihinde vatan değişmemiştir). Yani söylenmek istenen şudur: Yurt genellikle anayurt dışında bir ek kullanmazken vatan yavru önekini kullanır. Yurdunuz vardır, esas veya anayurdunuz vardır. Buna karşılık vatanınız vardır. Sanırım anavatan kelimesi anayurt kelimesinden öykünmedir. Vatanın anası olmaz, çünkü kendisi anadır. Ama yurdun anası olabilir. Siz yurdunuzu burada kurmuşsunuzdur, ama kendinizi ait hissettiğiniz başka kişiler sizin önceki yurdunuzda bulunduğunda onlar için anayurt kelimesini kullanırsınız. Söz gelimi Türkler için anayurt Orta Asya olabilir. Ama Orta Asya anavatan değildir. Bir yer için vatan diyorsanız, başka bir yer için anavatan demezsiniz. Bugünkü anlam bulanıklaşması kelimenin yurt ile eşleştirilmesinden kaynaklanmaktadır. 

        Yurdun yavrusu yoktur, ama vatanın vardır. Yavru vatan kelimesi ise sizin duygusal bağınızı ifade eder. Biz bunu Kıbrıs için kullanırız ve onun bizim için önemini vurgulamak için türetilmiştir. Çünkü bizim için Kıbrıs vatan kapsamında bir topraktır. 

        Yirminci yüzyılın başlarında Türkler için vatan kavramı sarsıntı geçirmiştir. Uzun yıllardır vatan edindiklerini düşündükleri toprakların elden gitmesiyle Türkler vatan kavramını sorgulamaya başlamışlardır. Hatta denebilir ki, günümüzdeki anlam bulanıklığının temel nedeni de budur. Rahmetli Erol Gürgör’ün tespitiyle vatan, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra “düşmanın elimizden alamadığı toprak parçası” anlamını kazanmaya başlamıştır. Çünkü başka türlü ne “Estergon Kalesi” ne de “Manastırın ortasındaki havuz” anlaşılır olmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları veya başka bir açıdan misak-ı millî, bizim gerçek vatanımızı gösterir hâle gelmiştir. Belki Güngör’ün düşüncesini sürdürerek “vatan, -artık- düşmana veremeyeceğimiz toprak parçası” olarak tanımlanabilir.  

        İstiklal Marşı kavramlar için yol gösterici olarak kullanılabilir. Marşta yurt kelimesi iki defa geçer. Yurt kelimesinin geçtiği yerde, “Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın!” denir. Çünkü yurda gelen alçaklar oradaki güvenliği sarsarlar. Yurt kelimesi ikinci kez “(Ezanlar) Ebedi yurdumun üstünde benim, inlemeli!” mısraında geçer. Buradaki anlamı ebedî yurt şeklindedir ve ölümden sonrasını ifade eder. Vatan kelimesi ise daha farklı kullanılır. İlk geçtiği yer “ Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı” mısraıdır. İkinci olarak “ Kim bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda” mısraında, üçüncü olarak da “Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” mısraında geçer. Bu mısrada vatan dünyadaki her şeyin üstüne konur. Öyle ki, Hüda kişinin canını, cananını ve hatta bütün varlığını alabilir, ama vatanından ayrılmak istenmez. İstiklal Marşı’nda vatan kelimesi şehitlerin kanlarıyla edinilmiş, dünyadaki en anlamlı ve güzel yer olarak tasavvur edilir. Vatan Türkler için savunulması gereken bir yerdir. Yurt ise korunması gereken bir yeri ifade eder. 

        Edebiyatta çeşitli örnekler de vardır. Örnek olarak Orhan Şaik Gökyay meşhur şiirinde “Bu vatan kimin” diye sorar. 

        Yurt yaşanan yerdir, ama vatan yerleşilen yerdir. Yurt kelimesi şimdiki hâliyle aslında vatan kelimesi pahasına ve onun yerine yerleştirilmeye çalışılan bir kelimedir. Çünkü yurt daha esnek iken, vatan geçmişi, tarihi ve toprağa bağlılığı ifade eder. Gerek gündelik hayatta gerekse değer eğitiminde öğretilmesi gereken, öncelikli olarak vatandır. 

        Türkiye bizim için öncelikle vatandır. Yurdumuzu her yerde kurabiliriz, ama her yer vatanımız olamaz. Vatanımızı savunur, yurdumu koruruz. Türkiye vatanlaştırdığımız toprak parçasıdır ve artık kimseye verebileceğimiz yerdir. Çocuklarımıza öğretmemiz gereken de budur.