Kuzey Afganistan’daki Son Olaylar Üzerine Tarihten Günümüze Bir Bakış

Ağustos 2018 - Yıl 107 - Sayı 372



        Bugünlerde Afganistan’ın Kuzey vilayetlerinde protesto gösterileri, nümayişler oluyor. Afganistan’ın kuzeyi Güney Türkistan olarak bilinir. 2014 seçimlerinde Eşref Gani’nin listesinden Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı seçilen Cümbüş-i Milli Partisinin lideri Reşit Dostum, 2016’nın Kasım ayında yine kendi partisinin eski yöneticilerinden birisini 4–5 gün derdest ettiği iddiasıyla evinde göz hapsine alındı veya kendi isteğiyle evinde kalıp ofisine gitmedi, akabinde yurt dışına çıktı. Bunun sonucunda Özbek ve Türkmenlerin çoğunlukta olduğu Cevizcan, Samangan, Faryab gibi Kuzey Afganistan vilayetlerinde huzursuzluk başladı.

        Bu yılın Haziran ortalarında Reşit Dostum’un Faryab vilayeti Kaysar ilçesine Emniyet Müdürü olarak atadığı yine Özbek önderlerden Nizamuddin Kaysari’nin ve muhafızlarının devletin özel kuvvetleri tarafından çağrıldıkları güvenlik toplantısında tartaklanarak tutuklanması ve Kaysari’nin Kabil’e götürülmesi üzerine protesto gösterileri daha da arttı (https://yash.news/tr).

        Göstericiler Dostum’un ülkeye dönüşünün sağlanmasını ve Nizamuddin Kaysari’nin tahliye edilerek görevine iade edilmesini talep ediyorlar. Bölgeden gelen haberlere göre göstericilerin şikâyet ettiği konular arasında, on on beş yıldır Peştunların bölgede verimli topraklara sistematik olarak iskân edilmesi de var. Yaş haberin bildirdiğine göre Faryab Valisi Nakibullah Faik, Kaysari’nin muhafızlarına yapılan muamelenin profesyonel olmadığını ve konunun araştırıldığını söylemiştir. Tutuklanan 15 muhafızdan 8’inin serbest bırakıldığı da yine verilen haberler arasında (https://yash.news/tr). Kuzey Afganistan’da Faryab ilinin merkezi olan Meymene şehrinde geçen Çarşamba (18 Temmuz 2018) günü yapılan hanımlar yürüyüşü bütün Kuzey vilayetlerine yayılıyor. Kadınların da gösteriler düzenlemesi olayın vahametini gösteriyor. Bu kadınların yürüyüşü kadın haklarıyla ilgili değil. Afganistan’da Türklere son zamanlarda yapılan bu baskılara karşı protesto yürüyüşü yapıyorlar.

        Bütün bunların sonucunda Reşit Dostum 22 Temmuz 2018 günü Kabil’e döndü. Dostum’u karşılamaya gelen kalabalığa sızmak istediği anlaşılan bir intihar bombacısının havaalanı girişinde bomba patlattığı, 10’dan fazla insanın öldüğü haberleri veriliyor.

        Bu olayları ve Kuzey Afganistan Türklüğünün durumunu anlayabilmek için Afganistan tarihine kısaca göz atmakta fayda var.

        1. Erken Dönemler: Türk Yönetimleri

        Çok eski bir medeniyet coğrafyası olan Afganistan, Asya’nın ortasında gerek kuzey-güney ekseninde, gerekse doğu-batı ekseninde önemli bir geçit bölgesidir. Bu yüzden çok eski çağlardan beri bölge istilalara açık hâle gelmiştir. Afganistan’da 11. Asırdan 17.asır sonlarına kadar Türklerin hâkimiyeti söz konusudur. 11 – 13. Asırlarda o coğrafyaya Gazneliler, Selçuklu, Cengiz Han hâkim oldu.  13. Asır sonlarından itibaren, bugünkü Afganistan’ın tamamına değilse bile, bir yöresine Kutbiler hâkim iken diğer yöresine Loriler hâkim olmuş; daha sonra Timurilerden Hüseyin Baykara’nın başkenti Herat ve veziri büyük şair Ali Şir Nevai... Türk asrı diyebileceğimiz 16. asırdan itibaren Afganistan’da Safeviler, Türkistan Hanlıkları ve Babür İmparatorluğu karşı karşıya gelmiş.

        17. asır sonları ve 18. asır başlarında Afganistan, Türkistan Hanlıkları, Hindistan’daki Babür Devleti ile İran arasında devam eden bu mücadelelerde el değiştiriyordu. Bu dönemde İran’da hüküm süren Safeviler, Hint Okyanusunda ve Basra Körfezinde, Babür oğullarının himayesindeki Portekizlilere karşı İngilizlerle işbirliği yaparak, İngilizlerin Hindistan’da güç kazanmasına dolaylı bir katkı sağlamış oldular.

        18. yüzyılın birinci çeyreğinde İran’ın hükümranlık alanı içinde bulunan Afganistan, 1694 yılına kadar, özellikle Safi Mirza (Şah I. Süleyman) zamanında huzurlu bir dönem geçirdi. Fakat onun oğlu Sultan Hüseyin zamanında Din adamları eliyle Şii olmayanlara uygulanan baskı, Afganlıların isyanına yol açtı. İran’ın bölgeye vali olarak gönderdiği Gürcü Gurgin Han’ı bir yemekte öldürerek yerine geçen Mir Üveys 1709’da bağımsızlığını ilân etti. Mir Üveys’in oğlu Mahmut da 1722’de Safevilerin başkenti Isfahan’ı işgal etti. Sultan Hüseyin’in yerine tahta geçen Şah II. Tahmasp henüz çocuk yaştaydı. İran’daki bu zafiyeti gören ve olayların kendi topraklarına da sıçramasından çekinen Osmanlı, İran’a karşı seferberlik ilan etti. Ruslar da İran’ı, Afganistan belasından kurtarmak gerekçesiyle birtakım taleplerde bulundu ve Derbend’i ele geçirdi. Sonraları Rusya ile İngiltere arasında bölgeye hâkim olma için cereyan eden ilişkilere isim olan “Büyük Oyun”, o tarihlerde İran, Rusya ve Osmanlı arasında oynanıyordu.

        Ancak bir müddet sonra, Safevilerin dayandığı Türkmen aşiretlerinden Avşar Kırklu oymağından Nadir ortaya çıktı (Özcan, 2006, sh. 276). Nadir Şahın Isfahan’dan çıkardığı Galzayların Hotaki hanedanı, Kandehar’da da tutunamayarak Kabil’e sığındı. Ancak Nadir Şah Kabil’i de Babür oğullarından aldı ve burayı hareket merkezi yaparak meşhur Hindistan seferini gerçekleştirdi. Afganistan’ı tekrar İran hükümranlığına aldı. Türkistan’daki hanlıklara karşı da başarılı seferlerde bulunan Nadir Şah, Horasan’da da İran hâkimiyetini kesinleştirdi.

        Büyük bir cihangir olan Nadir Şah, Osmanlı ve Afganlıya karşı başarılı mücadeleleriyle temayüz etti. Ancak ülkesinde birlik ve huzuru tesisi edemedi. 1747’de Hint Seferinden dönüş yolunda Avşar ve Kaçar beyleri tarafından öldürüldü. Yerine geçen oğlu Ali (Rıza) Kulu Mirza ve sonrakiler zamanında taht kavgaları arasında fırsattan yararlanan ve Safevi hanedanın devamı olduğunu iddia eden Zendlilerden Kerim Han diye birisi iktidarı ele geçirdi. Kerim Han’ın ölümünden sonra İran’da iktidarın sahibi, 1779’dan 1924’e kadar, Safevileri kuran Türkmen aşiretlerinden bir diğeri, Kaçarlar oldu.

        2. Afganistan Devlet Oluyor

        Öte yandan Afganistan’da Galzaylarla mücadele eden Nadir Şah, Abdaliler denilen bir başka Afgan kabilesiyle iyi ilişkiler kurmuştu. Abdalilerin reisi Ahmed Şah Dürrani, Nadir Şahın 1747’de öldürülmesi üzerine, kontrollerinde bulunan Nadir Şah hazinesini ve onun zamanında kazandıkları siyasi nüfuzu kullanarak Afganistan devletini kurmuştur (Erman 2013).

        Ahmet Şah, İran’ın yayılmacı politikalarına karşı Osmanlı ile birlikte hareket etmek istemiş, fakat zamanın şartlarında bu mümkün olmamıştır. Ahmet Şah’ın ölümünden sonra Afganistan hükümdarlığına önce Timur Şah, sonra Zaman Şah geçmiştir. Ahmet Şah dönemindeki huzur ve güven bu hükümdarlar zamanında zayıflamış, ülkede Galzay ve Abdali kabileleri arasındaki hâkimiyet mücadeleleri ülkeyi daha da zayıflatmıştır. 19. Yüzyılın ilk çeyreğinde tahta Dost Muhammed geçmiş, bu dönemde Hindistan ile ilişkiler bozulmuştur. Bu yıllar İngilizlerin Hindistan’a hâkim olmaya başladığı yıllardır. İngilizlerin Afganistan’la ilk ilişkileri, Kuzey Hindistan (bugünkü Pakistan) ile Afganistan arasında yayılmış olan Peştun kabilleri ile ilgilidir. Kuzey Hindistan’daki Peşaver şehrinde hak iddia eden Afganistan ile Hindistan arasında ortaya çıkan anlaşmazlığa çözüm bulma gerekçesiyle hakem rolü üstlenen İngilizler bir müddet sonra Afganistan’a savaş ilan etmiştir. 1842 yılında İngilizlerin Afganistan’ı işgaliyle son bulan bu savaştan sonra Dost Muhammed bir müddet tahttan uzak kalmış, 1863 yılında Kabil’e girerek Afganistan’da siyasi birliği yeniden sağlamıştır. Ancak kısa bir süre sonra 1863’ün yaz aylarında vefat eden Dost Muhammed’den sonra oğlu Şir Ali’nin 1868’de tahta hâkim olmasına kadar geçen beş yıllık sürede Afganistan iç kargaşaya sahne olmuştur. 1879’a kadar tahtta kalan Şir Ali’nin yerine önce Yakup han, kısa bir süre sonra da Abdurrahman Han geçmiştir. 1901 yılında vefat edinceye kadar tahtta kalan Abdurrahman Han zamanında İngilizlerle 1878–1880 yıllarında ikinci bir savaş olmuş, bu savaş sonunda ülke harap olmuştur. Bu arada Ruslar güneye inmeye devam etmiş ve bugünkü Türkmenistan topraklarını 1881’de hâkimiyeti altına almıştır. 1901’de tahta geçen Habibullah Han zamanında ülke kendini toparlamaya çalışmış, onun ölümü üzerine 1919’da tahta Emanullah Han geçmiştir.

        Emanullah Han, tahta geçer geçmez, İngilizlerin Hindistan valisine bir mektup göndererek bağımsız bir devlet olan Afganistan’ın İngiltere ile iyi ilişkiler içinde olmak istediğini bildirmiş, İngilizler ise bağımsızlığını tanımak yerine Afganistan’la savaşı tercih etmişler, ancak sonunda Afganistan’ın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kalmışlardır. (http://www.cinarinsesi.com/afganistanin-tarihi-17408h.htm)

        3. Yirminci Asır Başlarından Bugüne Afganistan

        Emanullah Han zamanında Ruslara karşı Türkistan’da istiklal mücadelesi yapan birçok basmacı grubu Afganistan’a göç etmiştir. Başlattığı reform hareketlerine karşı yükselen tepkiler, Emanullah Han’ın 1929 yılında ülkeyi terk etmesine ve yerine 1933’te Zahir Han’ın geçmesine yol açmıştır. Bu arada 1929’da kısa bir süre Tacik kökenli Habibullah Kalakani ikidarda kalmış, 1929-19339 arasında Zahir Han’ın babası Nadir Han tahtta olmuştur.

        Zahir Han, 1953 yılına kadar ülkeyi monarşik bir yöntemle idare etmiş, 1953’te akrabası olan General Muhammed Davut Han’ı başbakanlığa getirmiştir. Davut Han bir seri reform hareketine girişmiş, bu reform hareketlerini başarıyla yürütebilmek için İngilizlere alternatif olarak Sovyetler Birliğine yakın politikalar izlemiş, Sovyetlerden ekonomik ve askeri yardım talebinde bulunmuştur. 1963 yılına kadar sağladığı Sovyet desteğiyle reform hareketlerini sürdüren Davut Han, bu tarihte Zahir Han tarafından istifaya zorlanmış, ancak monarşiyi bir anayasa değişikliğiyle yasal hâle getirerek dengeyi sağlamıştır. Ancak bu durumda da siyasi huzursuzluk bir şekilde devam edince 1973’te Davut Han bir askeri darbeyle Zakir Han’ı tahttan uzaklaştırıp cumhuriyet ilan etmiştir. Batı yanlısı gruplara karşı Sovyet desteğinden medet uman Davut Han 1978’de, o zaman kadar iktidarına dayanak yaptığı sol görüşlü Demokratik Halk Partisi tarafından düzenlenen bir darbeyle öldürülmüştür. (https://www.bbc.com/turkce/ozeldosyalar/2009/08/090812_afghanistan_timeline)

        Görüldüğü gibi, 19. Asır boyunca ve 20. Asır üçüncü çeyreğine kadar Rusların güneye inme, İngilizlerin de Hindistan’dan kuzeye çıkma çabaları, bu iki ülkeyi bölgede karşı karşıya getirmiştir. Sonuçta, bölgede iki ülkenin menfaatlerinin uzlaşma noktası olarak, İran’ın veya Türkistan hanlıklarının nüfuz sahibi olmasını engelleyecek bir denge unsuru olarak, Afganistan’da siyasi hâkimiyet daima bu Peştun Galzay (veya diğer) kabilelerinde kalmıştır.

        1978’de iktidara gelen Demokratik Halk Partisi içindeki fraksiyon çatışmaları, Halk ve Perçem (Bayrak) diye iki partinin ortaya çıkmasına yol açtı. Perçem partisinin ileri gelenleri tasfiye edilince Sovyetler Birliği askeri müdahaleyle, iktidarı rakibi Nur Muhammed Tarraki’den almış olan Hafızullah Emin’i devirerek idam etti ve yerine Perçem hareketinin lideri Babrak Karmal’ı geçirdi. Kırsal kesimde Davut Han’ın öldürülmesinden sonra başlamış olan direniş, kısa zamanda Sovyet işgeline karşı bir “mücahit” isyanına dönüştü ve Amerika, Pakistan ve İran mücahitlere destek verdi.

        O dönemde Kuzeyde kurulan mücahit partiler arasında rahmetli Azzadbeg’in liderliğini yaptığı İttihad-ı İslâm Vilâyat-i Şimal-i Afganistan hareketini unutmamak gerekir. Ruslar çekildikten sonra Necibullah’ın iktidardan düşmesinde rol oynayan Reşit Dostum’la önceden irtibat kuran Azadbeg, bilahare Reşit Dostum’un Cümbüş’üne katılacaktır. 27 Mayıs 1997’de şüpheli bir helikopter kazasında şehit oldu. Mekânı cennet olsun.

        1989’a kadar Afganistan’da kalan Sovyetler Birliği, kendi iç problemlerini de dikkate alan Gorbaçov’un daha önce ilan ettiği üzere Afganistan’dan çekildi. Bu arada Babrak Karmal’ın yerine iktidara gelen Necibullah 1992’ye kadar iktidarda kaldıysa da bu tarihte mücahitlerle işbirliği yapan Reşit Dostum tarafından cumhurbaşkanlığından uzaklaştırıldı. Yerine geçici hükümet kuruldu ve Mücahit liderlerden Sıngatullah Müceddidi cumhurbaşkanı oldu. Geçici hükümetten sonra Cemiyet-i İslami isimli mücahit partisinin lideri Burhaneddin Rabbani cumhurbaşkanı oldu ve mücahit gruplar bir koalisyon hükümeti kurdu fakat mücahit gruplar arasındaki mücadeleler ülkede kargaşanın artarak devam etmesine sebep oldu.

        1996’da Taliban hareketi Kabil’e hâkim oldu. Taliban döneminden akılda kalan, Bamyan vilayetinde yüzyıllardır bulunan Buda heykellerinin yıkılması, Hindu kadınlara da Müslüman kadınlar gibi örtünme mecburiyetinin getirilmesi, Müslüman olmayanların mensup oldukları dini tanıtacak simgeler kullanmasının istenmesi gibi uygulamalar ve batılı yardım örgütlerinin bazı mensuplarının Hristiyanlık propagandası yaptıkları gerekçesiyle tutuklanmasıydı. (http://www.aljazeera.com.tr/haber/afganistanda-secime-rekor-katilim).

        Taliban ülkede tam hâkimiyet sağlayamadı. Bazı bölgelerde Burhaneddin Rabbani’nin Cemiyet-i İslâmi, Hazaraların Hizb-i Vahdet-i İslami ve Reşit Dostum’un Cümbüş-i Milli hareketleri direniyordu.  

        Amerika, 11 Eylül 2001’de New York ve Washington’da cereyan eden meşhur terör saldırılarını gerekçe göstererek Afganistan’dan El kaide lideri Usame bin Ladin’i istedi. Bu arada Taliban ülkede Müslüman olmayan vatandaşlara karşı yeniden bir takım uygulamalara girişti. Cemiyet-i İslami’nin önde gelen kumandanlarından Ahmet Şah Mesut gazeteci kılığındaki militanlar tarafından bir suikast ile öldürüldü. Taliban Usame’yi vermeyi reddedince de NATO müttefik güçleri Afganistan’a önce havadan, sonra da karadan saldırıya geçti. Kuzey Afganistan’daki muhalif güçler de Taliban’a karşı harekete geçince Afganistan’da Taliban dönemi sona erdi.

        4. Yeni Dönem

        Amerika’nın desteğini alarak geçici hükümeti kuran Karzai, 2004 yılında yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanı oldu. Yeni bir Anaysa hazırlandı ve Afganistan’da etnik grupların kendi dillerinde eğitim yapması anayasal bir hak hâline getirildi. 2009 yılında yapılan seçimlerde de Karzai ikinci ve son defa cumhurbaşkanı seçildi. 

        Üçüncü seçimler 2014 yılında yapıldı. Afganistan’da, Türkiye’nin de uygulamayı düşünmesi gereken bir kural olarak, cumhurbaşkanı birinci ve ikinci yardımcılarının adları da cumhurbaşkanı adayı ile birlikte oy pusulasında yazılıyor. Son seçimlerde Taciklerin partisi olan Cemiyet-i İslami’nin adayı eski Dışişleri Bakanı Abdullah Abdullah idi. Abdullah Abdullah’ın birinci yardımcı adayı Hizb-i İslami’den Muhammed Han, ikinci yardımcı adayı ise Hazaraların Partisi olan Hizb-i Vahdeti’den Muhakkik Sahip idi. Diğer bir aday, önceki cumhurbaşkanı Hamit Karzai’nin desteklediği ve 2014 seçimlerine girerken ülkenin Dışişleri bakanı olan Zalmay Resul, iki cumhurbaşkanı yardımcısından birinciyi Taciklerden Milli Cephe lideri Ahmet Ziya Mesut, ikinciyi Hazaralardan eski Bamyan valisi Bayan Habibe Serabi olarak seçmişti. Eşref Gani’nin listesinde ise birinci yardımcı Reşit Dostum, ikinci yardımcı ise Hazara Partisi Hizb-i Vahdeti’den Sarvar Daniş idi. İkinci tura kalan seçimi, Karzai’nin ve aslında Karzai’ye karşı olan Milli Cephe’nin desteklediği Zalmay Resul’un kazanması bekleniyordu ama birçok itiraz ve tartışma sonunda Reşit Dostum’u birinci yardımcılığına aday gösteren Eşref Gani kazandı. Afganistan’da öncekilerden farklı olarak ilk defa bir Türk seçimle cumhurbaşkanı birinci yardımcısı oluyordu.

        2018’in Ekim ayında yapılacak olan parlamento seçimlerinde oy kullanabilmek için seçmenlerin kimlik kartı çıkarıp seçmen kaydı yaptırması gerekiyor. Afganistan’da halk, mecbur kalmadıkça kimlik çıkarmıyor. Bu durumun kimin işine yaradığı bilinmez ama kimlik çıkarma işleminin tamamlanabilmesi gerekçeyle seçimlerin ertelenmesine Eşref Gani’nin sıcak bakmadığı söyleniyor.

        Afganistan siyasi durumunu doğru analiz edebilmek için etnik ve mezhep temelli dengeleri iyi bilmek gerekiyor. Afganistan’da etnik mensubiyet şuuru, bütün etnik unsurlara aynı derecede olmasa da genel olarak çok yüksek değil. Afgan vatandaşlığını herkes benimsemiş görünüyor. Bununla birlikte, son seçimlerde görüldüğü gibi, herkes etnik unsurları dikkate alarak adayları belirliyor. 2014 seçimlerinden sonra itiraz sahiplerini ikna etmek için de bu yola başvuruldu. Meselâ, Cemiyet-i İslâmi’nin Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Abdullah, sembolik bir kurum olarak ihdas edilen İcra Heyeti başkanlığına getirilerek ikna edildi.

        2014 seçimlerinde aday listelerde kimlerin olduğuna dikkat edilirse, mezhep ve etnik ayrılığı olan Hazaraların da seçimlerde mutlaka dikkate alındığı görülecektir..

        Hemen her gün intihar saldırılarının düzenlendiği, onlarca insanın öldüğü, yaralandığı, terörün etkisini halen sürdürdüğü Afganistan’da insanlar daha sakin, huzurlu ve müreffeh bir hayata nasıl kavuşabilir?  Bu sorunun cevabını, herkesten hele Rus, İngiliz, Amerikalı gibi yabancılardan önce Afganistan aydınları vermek durumundadır. Önümüzdeki dönemlerde aydınların, ülke yönetimine talip adayların etnik faktörleri bölmeye yönelik tercihlerine imkân vermeyip birlikte hareket edebilmesi önem kazanıyor. Bu birlikteliği sağlayabilmek için aydınlara ve siyasi önderlere çok büyük görev düşüyor. Siyasi önderler, özellikle Türkiye’de okumuş olan gençlere kulak verirlerse Afganistan için gelecek, bugünlerden daha güzel olabilir.