Azerbaycan Eğitim Tarihinden: Azerbaycan Cümhuriyyeti Telebeleri

Nisan 2018 - Yıl 107 - Sayı 368



        17. yy başlarında Rus Çarı Boris Godunov Avrupa’ya öğrenci gönderdi. Modern Rusya’nın temellerini atan ve ülkesinin gelişmesinin eğitimle sağlanacağını düşünen Büyük Petro 1697’de 50 kadar öğrenciyi gemi yapımını öğrenmeleri için İtalya, Hollanda, İngiltere’ye gönderdi. Kendisi de bizzat dört ay tersaneye gidip çalıştı. Bundan sonra Çarlık, komşusu Türk devletlerinden devamlı toprak kazanarak doğuya doğru genişlemesini sürdürdü. Egemenliği altında bulunan Türk uruglarını dinî ve kültürel yönden eritmek gayesiyle özel programlar uyguladı. Nüfus yoğunluğu yüzünden eritmede güçlük çektiği bölgelerin eğitim bakımından gelişmelerini engellemek üzere tedbirler aldı. Bilhassa Azerbaycanlıların yüksek öğretim görmelerini zorlaştırdı. Ancak şahsi izni ile merkezi yönetime yakın olan ailelerin ve devlet yönetimindeki memur çocuklarının üniversitede okumalarına izin verildi. Rusya’nın muhtelif yüksek öğretim kurumlarında okuma imkânı bulan Azerbaycanlı öğrencilerle ilgili olarak arşivler taranıp geniş çaplı bir araştırma yapılmaktadır. Bu araştırma sonuçlandığında Çarlık egemenliğindeki diğer milletlerle Azerbaycanlıların yüksek öğretimden istifade etme oranları ortaya çıkacaktır. Azerbaycan yüksek öğretimdeki açığını Sovyet döneminde de kapatamamış ve sözde eşitlik ilkesine rağmen ezeli düşmanı Ermeniler rejimin krema tabakasını meydana getirmişlerdir.

        Elçibey’in yakın mesai arkadaşlarından Prof.Dr. Adalet Tahirzade tarihçi oğlu Oğuztoğrol Tahirli ile birlikte uzun yıllardır üzerinde çalıştığı iki ana konudan biri olan Azerbaycan Cumhuriyeti (1918-1920) döneminde hariç ülkelere yüksek öğrenim görmek üzere gönderilen öğrencilerle ilgili araştırmalarını hacimli bir kitap hâlinde neşretmeye muvaffak olmuştur. Kaynaklarını büyük ölçüde topladığı Azerbaycan Cumhuriyeti milletvekilleri ile ilgili araştırması ise yazım safhasına gelmiştir.

        Genç Azerbaycan devletinin öğrencileri ağırlıklı olarak Almanya ve Fransa’ya göndermesinin özel bir sebebi bulunmaktadır. Türkiye de cumhuriyetin ilk yıllarında öğrencilerini ağırlıklı olarak bu iki ülkeye göndermiştir. Osmanlı’dan itibaren öncelikle Fransız kültürüne yöneliş vardır. Abdülhamit zamanında Almanya ağırlık kazanmıştır. Eğitim dili olarak İngilizcenin önem kazanması II. Dünya Savaşı’ndan sonradır.

        Yazarlar girişte eserin muhtevası hakkında özet bilgi vermişlerdir. Faydalandıkları kaynaklar Rusça ve Arap alfabesiyle yazılmış vesikalardır. Kaynaklara hâkimiyetleri çalışmalarının başarılı olmasını sağlamıştır. Vesika kayıtları esas alınmıştır. Zaman içinde isimlerini değiştiren bazı öğrencilerin kullandıkları son isim esas alınmıştır. Eser üç ana bölümden meydana gelmiştir. Tarihi Arayış başlıklı ilk bölümde terimler; bilgi kaynakları; konunun öğrenilmesi tarihi; Azerbaycan yüksek tahsil tarihine umumi bir bakış;100 öğrencinin harice gönderilmesinin tarihçesi; öğrencilerin seyahat güzergahı;100 öğrenci; öğrencilerin okuduğu dış devletler; öğrencilerin hayatlarında rol oynamış şahıslar; öğrencilerin Sovyet hâkimiyeti döneminde hayatları; hariçteki öğrenci cemiyetleri başlıklı alt bölümler bulunmaktadır. İkinci bölümde belgelerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde devlet burslu 100 öğrenci ile kendi hesaplarına devlet vasıtasıyla gidenlerle toplam 102 öğrencinin biyografi bilgileri tafsilatlı olarak verilmiştir. Çalışmanın en önemli bu bölümü büyük emekle tekmil edilmiştir. Öğrencilerin bir bölümü Sovyet hâkimiyeti üzerine memleketlerine dönmeyerek Türkiye ve muhtelif ülkelerde hayatlarını tamamlamışlardır. Memlekete dönen öğrencilerden bazıları Stalin dönemindeki aydın kırımında tasfiye veya sürgün edilmişlerdir. Bunların yargılanma evrakı ulaşılması zor olan KGB arşivlerinde bulunmaktadır. Bu şahısların geride kalan aile fertleri siyasi polise varlıklarını unutturmak gayesiyle mekân ve adres değiştirmişlerdir. Araştırma safhasında sıralamaya çalıştığımız süreçte dağılan şahısların sağ olanlarına ve aile fertlerine herhangi bir kurumun mali desteği alınmadan tamamen ferdi imkânlarla ulaşılmaya gayret gösterilmiştir.

        Eserin arkasında kaynaklar bölümü ve oldukça uzun adlara göre düzenlenmiş fihrist bulunmaktadır. Azerbaycan’da basılan bu tip eserlerde görmeye alışık olmadığımız fihrist eserin kullanımını kolaylaştırmaktadır.

        I. Bölüm’de eserin hazırlanmasında istifade edilen bilgi kaynakları özetlenmiştir. Öncelikle Azerbaycan’daki muhtelif arşivlerden belgeler derlenmiştir. Rusya’nın Moskova, Sankt-Peterburg, Ukrayna’nın Kiev, Harkov, Odessa, Gürcistan Merkezi Devlet Tarih Arşivleri taranmıştır. Öğrencilerin okudukları eğitim kurumlarıyla yapılan yazışmalar 1930-1940 yıllarında gerçekleştirilen aydın kırımında haklarında açılmış dosyalar, sorgulama tutanakları, kendi aralarında yaptıkları mektuplaşmalar istifade edilen diğer kaynaklardır. Öğrencilerden tahsilini bitirerek memlekete dönüp maceralı bir yolculukla eşi ve oğlu ile Türkiye’ye gelerek Ankara’da hayatını tamamlayan İsmail Saryal hatıralarını neşreden tek kişi olmuştur.

        Azerbaycan maarif tarihi ile ilgili araştırmalar ve harice gönderilen öğrenciler hakkında şimdiye kadar yapılan neşriyatın dökümü verilmiştir. Öğrenci listesinin belirlenmesi, gidecekleri ülkelerden gerekli vizenin alınması, verilecek bursun bir miktarının peşin ödenmesi, tren ve gemi biletlerinin alınmasından sonra ilk kafile 14.1.1920’de Bakü’de düzenlenen bir törenle yola çıkmıştır. Törende M. E. Resulzade, siyasi partilerin ve cemiyetlerin temsilcileri konuşmalar yapmışlardır. Uğurlamaya katılanlar arasında Cumhuriyet döneminde mülki idare görev alan, şair Feyzullah Sacit Ülkü’nün de bulunması dikkat çekicidir. Ülkü, Azerbaycan’da daha sonra bir süre komünist faaliyetlere iştirak etmiştir.

        Öğrenciler İstanbul’da kaldıkları üç gün içinde ağırlanmışlardır. İlk günün akşamı 20-25 talebe tar ve tefleriyle birlikte Türk Ocağı’nın davetine gitmişlerdir. Hamdullah Suphi Tanrıöver hoş geldin nutku söylemiş, şarkılar ve şiirler okunmuştur. Deniz yolculuğundan sonra vardıkları Roma’da Gürcistan sefareti yetkililerince karşılanmışlardır. 31 Ocak 1920’de Türkiye ve Rusya’ya gidenlerin dışında kalan 78 öğrenci Paris’e ulaşmıştır. Paris Barış Konferansı için şehirde bulunan Azerbaycan Heyeti mensupları onları otellere yerleştirmişlerdir. 7 öğrenci muhtelif okullarda okumak üzere İstanbul’da, 12 öğrenci İtalya’da kalmıştır. Daha sonra öğrenciler Fransa ve Almanya’ya dağılırlar. Öğrencilerin ekseriyeti 1920 yılı sonunda geçinmenin daha ucuz olduğu Almanya’da toplanmışlardır.

        Azerbaycan’da komünist hâkimiyetiyle öğrencilerin burslarının ödenmesinde güçlükler başlamıştır. Neriman Nerimanov döneminde aksamalara rağmen burslar ödenmiş, hariçle münasebetlerin merkeze alınmasından sonra Moskova bursların miktarını azaltmağa, Azerbaycan hesabına harice Rus ve Ermenileri okumağa göndermeye başlamıştır. Bazı öğrenciler basit sebeplerle geri çağrılmıştır. Eserde burs yetersizliği sebebiyle öğrencilerin gönderdikleri çok sayıda şikâyet mektubundan örnekler bulunmaktadır. Öğrencilerin sıkıntıları İstanbul’da Resulzade’nin çıkardığı Yeni Kafkasya’nın sayfalarına yansımıştır. Ekonomik sebeplerle bazı öğrenciler yurda dönüş izni verilmesini talep etmişlerdir. Bir öğrenci intihar etmiş, İstanbul’daki Azerbaycan konsolosu Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin kardeşi, Siyasi İlimler Fakültesi mezunu Miri Bey Vezirov verem hastalığına tutularak Paris’te vefat etmiştir.

        Tahsillerini bitirerek her türlü tehlikeyi göze alıp vatana dönen öğrencilerden bir kısmı 1937-1941 arasında ‘vatan haini’,’halk düşmanı’ suçlamalarıyla uzun süreli hapse mahkûm edilip Sibirya, Kuzey Kazakistan ve Orta Asya’nın muhtelif bölgelerine sürgün edilmiş veya kurşuna dizilmişlerdir. Sürgün süresini tamamlayanların uzun yıllar Azerbaycan’ın büyük şehirlerinde yaşamalarına izin verilmemiştir. Harice tahsile gönderilen öğrencilerden 41’i bu şekilde tasfiye edilmiştir. Sadece 15 öğrenci tasfiyeden yakasını kurtarabilmiştir. Ata yurduna dönen 6 öğrenci sonraki yıllarda fırsat bulduklarında ülkelerini terk edip hayatlarını kurtarmışlardır.

        Eserin II. Bölümü olan Belgeler kısmında muhtelif arşivlerde bulunan belgeler, 1920-1930’lu yıllar matbuatında özellikle muhaceret matbuatında çıkan 93 makale ve haber örneği bulunmaktadır. Rusça, Arap alfabesiyle yazılan belgelerin asıllarıyla birlikte tercüme ve çevrimyazıları birlikte verilmiştir.

        III. Bölüm’de alfabetik sırayla bütün öğrencilerin biyografileri bulunmaktadır. Öğrencilerin aile fertleriyle ilişki kurulduğundan bilgiler bol resimle zenginleştirilmiştir. Çarlık döneminde kamu yönetiminde kullanılan önemli belgelerden doğum şehadetnameleri kimlik bilgilerinin hatasız tespitini sağlamıştır. 

        Öğrencilerden Türkiye ile yakın alakalı olanlar vardır. Azerbaycan Cumhuriyeti kurulduğunda Türkiye’den gelen öğretmenlerden Bosnalızade Muhammet Raşit Mustafa oğlu Gence’de görevli iken müracaat ederek harice gidenler arasına alınmış, Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okumuştur. Okulu bitirip Azerbaycan’a dönmediğine göre Türkiye’de kalmış olmalıdır. Türkiye’deki hayatı hakkında malumat elde edilememiştir. Berlin Ziraat Ali Ziraat Mektebi’nde okuyan Mirza Göygöl’ün de öğrenim sonrası yolu Türkiye’ye düşmüştür. Tohum ıslahı üzerine doktora yapan ve Almanya’da çalışmaya başlayan Göygöl, 1926’da Türkiye’ye gelerek Tarım Bakanlığı’nda ihtisası üzere çalışmıştır. Yeşilköy Zirai Araştırma Enstitüsü’nde müdür olarak yıllarca çalışmış, birçok eser neşretmiştir. Azerbaycan Başbakanı Nesip Yusufbeyli’nin İsmal Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı ile yaptığı evlilikten olan kızı Zöhre Hanım’la evlenmiştir. 1969’da eşi ile birlikte memleketini ziyaret etmiştir. Dr. Hamit Halil Ataman, Almanya’da tıp tahsilini bitirdikten sonra 1934’te Türkiye’ye gelmiş ve ihtisas yapmıştır. 1947’de Türkiye’ye dönen Resulzade’ye yakın olmuş,1949 kurulan Azerbaycan Kültür Derneği’nin uzun yıllar başkanlığını yapmıştır. Almanya’da mühendislik tahsili yapan Hilal Münşi de memleketine dönmeyip hariçte Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda hayatının sonuna kadar mücadele etmiştir. Kısa süre yaşadığı Türkiye’nin dışındaki bütün hayatı Almanya’da geçmiştir. Resulzade’nin mesai arkadaşlarından olmuş, Azerbaycan muhaceret matbuatından İstiklal ve Kurtuluş’un neşriyatına iştirak etmiştir. Hayatı hakkında en tafsilatlı bilgi eserde verilmiştir. Yazarların, Münşi’nin oldukça tafsilatlı biyografisindeki bir değerlendirmelerine katılmadığımızı belirtmek gerekiyor. Eserde anti-komünist olarak Ruslar dâhil bünyesindeki bütün milletlere yıllarca kan kusturan Sovyet rejimi hakkındaki, gönülden desteklediğimiz yorumlar dışında tarafsız kalınmaya özen gösterilmiştir. Sovyetler, II. Dünya Savaşı sonunda Promete evrakını Polonya’dan Moskova’ya götürmüşlerdir. Burada Promete merkezine muhtelif bölgelerden gönderilen raporlar ve değerlendirmeler bulunmaktadır. Kırım Türklerinin siyasi muhacereti ile ilgilendiğimi bilen bir dostumuz arşivden bazı belgeleri bize göndermişti. 1937 tarihinde Promete’nin sorumlularından Polonyalı Y. Skarjinski için Hilal Münşi hakkında düzenlenen raporun Resulzade’ye ait olabileceği ihtimali olduğu belirtilmiştir. Münşi, Promete’nin yönetim kadrolarında görev almamış, teşkilatta Azerbaycan için ayrılan postlarda Mustafa Vekilli, Ali Azertekin oturmuşlardır. Promete’nin mali desteğiyle Resulzade’nin sorumluluğunda çıkan İstiklal, Kurtuluş, Bildiriş, Odlu Yurt, Azeri Türk gibi organlarda yazan, redaktörlük yaptıkları için para alan şahıslar onun maiyetinde olduklarından haklarında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapması düşünülemez. Resulzade, mücadele arkadaşlarının kapasitelerini, ilişkilerini muhakkak iyi biliyordu. Münşi, Alman vatandaşı olarak Türkiye’de Almanya’nın siyasi temsilciliklerinde bir süre matbuat görevlisi olarak bulunmuştur.

        İsmail Saryal, Almanya’da elektrik mühendisliği tahsili yapmış, Alman eşiyle memleketine dönmüş, Bakü’de belediyede işe girmiş, teknik okullarda ders vermiştir. Hayatlarının tehlikeye gireceğini anlayınca 1929 sonbaharında gizlice Güney Azerbaycan’a kaçmış, oradan Türkiye’ye geçmiştir. Arkasından yeni doğum yapan eşi, gelecekte ODTÜ Rektörlüğü yapan oğlu Nuri Saryal ile deniz yolu ile İran’ın Reşt şehrine geçmiş ve Türkiye’ye gelmiştir. Saryal ailesi hakkında tafsilatlı bilgi verilmiştir.

        Tahirzade ve oğlu, aslında bir kurumun altından kalkabileceği işi birlikte başarılı olarak sonuçlandırmışlardır. Ortaya konulan eser ansiklopedik bir çalışmadır. Türkiye’de örneğinin olmadığı söylenebilir. Memleket sevgileri, cumhuriyetin Azerbaycan’a kazandırdığı değerlere saygıları netice almalarını kolaylaştırmıştır. Canıgönülden tebrik ediyoruz.