Aytmatov Çalıştayı ve Uyarlamalara Dair

Şubat 2018 - Yıl 107 - Sayı 366



        14-15 Aralık 2017 tarihlerinde “Aytmatov 90 Yaşında Samsun’da” Çalıştayı dolayısıyla 19 Mayıs Üniversitesi’ndeydik. Çalıştayda, akademik sunumlar yanında fotoğraf sergisi, sinema ve müzik ile de apayrı bir canlılık yaşandı. Başta Prof. Dr. Mehmet Aydın olmak üzere çalıştayda emeği geçen değerli akademisyenleri, üniversite personelini, katkıda bulunan bütün kurum ve kuruluşları üstün çabalarından dolayı tebrik etmek gerekir.

        “Sayakbay, 20. Asrın Homeros’u” adlı film, “Benim Sözümü Canım Diye Bil” belgeseli, “Ebedi Yalnızlık” adlı deneysel uyarlamalar gösterilen filmler arasındaydı. Her üçü de Aytmatov eksenli çalışmalardı.

        “Sayakbay, 20. Asrın Homeros’u” belgesel film özelliklerini içinde barındıran, ünlü Manasçı Sayakbay Karalayev’in hayatından kesitler ve Cengiz Aytmatov’un, onun hayatına girdiği birkaç günlük süreyi anlatan bir çalışmaydı.  Filmin kurgusu yer yer Cengiz Aytmatov’un “Gün Uzar Yüzyıl Olur” adlı eserini çağrıştırıyordu. Film, müzikleri, görüntü yönetimi ve kurgusuyla salonu dolduran çoğunluğu öğrencilerden oluşan seyirciden tam not aldı.

        “Ebedi Yalnızlık” altı dakikalık deneysel bir uyarlama. 2014 yılında Marmaris Kısa Film Festivali’nde de gösterilen çalışma, 2015 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde düzenlenen Aytmatov sempozyumundan sonra ikinci defa akademik platformda gösterim imkânı buldu.

        Çalıştayın birinci gününün öğleden sonraki oturumu sinemaya, Aytmatov uyarlamalarına ayrılmıştı. Değerli belgeselci dostum Yrd. Doç. Dr. Yusuf Yurdigül, “Sinematografik Anlatıda Cengiz Aytmatov” adlı bildirisinde sinemanın işleyişini, uyarlama yaklaşımlarını ve Aytmatov’dan yapılan uyarlamaları ele aldı. Özellikle de yazarın Cemile adlı eserin üç uyarlaması üzerinde durdu.

        Cemile adlı eser, Louis Aragon tarafından yapılan çevirisi ile yazarı dünyayla tanıştırmıştır. Bu gelişmenin yazarı rahatlattığı, kalemini kendi istediği yönde daha da güçlendirdiği, daha önce temas edemediği konulara daha bir cesaretle yaklaşabilmesini sağladığını söylemek mümkündür.

        Bunun yanı sıra Aragon’un eseri geleneği yıkma çabası şeklindeki değerlendirmesini, eskinin köhne, yeninin mükemmel olduğu şeklindeki düşüncelerin kabul etmek mümkün değildir. Eserde, Cemile’nin Danyar’la yaşadığı insani bir durumdur. İdeolojik değildir. Bunun aksini düşünmek yazara, oturmuş değerlere ve belki de en çok eserin kahramanı Cemile’ye hakarettir.

        Gün boyu en çok konuşulan konu da Atıf Yılmaz’ın yönettiği, Ali Özgentürk’ün senaryosunu yazdığı “Selvi Boylum Al Yazmalım” uyarlaması oldu.

        “Selvi Boylum Al Yazmalım”  yazardan tamamen bağımsız bir şekilde ve neredeyse tamamiyle Türkiye şartlarına uyarlanarak gerçekleştirilmiş bir filmdir. Yönetim, senaryo, kamera, yapım ve olağanüstü müziğiyle başarılı bir popüler sinema örneğidir. Günümüzde bile eserin Aytmatov’a ait olduğunu bilmeyen çok sayıda insan vardır. Bu durum şunu bir defa daha göstermektedir ki, bir film uyarlama da olsa bağımsız bir eserdir ve sıkı emekle çok büyük çalışmalara imza atılabilir.

        Aytmatov’un eserlerinde sinemacı duyuşu vardır. Kimilerinin düşündüğü gibi senaryoya hazır oldukları ise doğru değildir. Onun eserleri edebî eserlerdir ve sinema amaçlı kaleme alınmamışlardır. 

        Özellikle ABD’de pek çok eser, ön anlaşmalarla sinemaya uyarlanacağı düşüncesiyle tasarlanır. Bu çerçevede eserler editör müdahalesini çok aşan boyutlarda değişikliğe uğra(tılı)r. Eserler, sinematografiye uyarlanabilir biçimde şekillendirilir.

        Aytmatov’dan yapılan uyarlama örneklerine bakıldığında yönetmen ve senaristlerin pek de başarılı olamadıkları görülmektedir. Birçok ünlü yazarın eserinden yapılan uyarlamada da bu durum söz konusudur. Açıkçası yazarın kalemiyle yaptığını yönetmenin görüntüyle yapmasını beklemek anlamsızdır. Roman romandır, sahibi yazardır. Film filmdir, sahibi yönetmendir.

        Aytmatov’dan uyarlanan filmler farklı dönemlerde farklı yaklaşımlarla sinemaya aktarılmıştır. Önceleri bütün filmler ideolojik boyutuyla aktarılırken zamanla insan odaklı yaklaşımlara da rastlanmıştır. Son dönem eserleri dışında yazarın bütün eserleri sinemaya uyarlanmış, pek çoğu da tiyatro, bale, opera, müzikal olmak üzere farklı alanlarda hayat bulmuştur.

        Sonuç olarak, Aytmatov’un eserlerinden yapılan ve yapılacak olan uyarlamaların yazarın daha sonraki kuşaklara ulaştırılmasında çok büyük önemi vardır. Bu yöndeki her türlü çalışmanın artması ve desteklenmesi gerekir.