Yücel Hacaloğlu

Şubat 2018 - Yıl 107 - Sayı 366



        Bin yıllık dost, arkadaş… Koşarken yanınızda, düşüp kalkarken yanınızda. Az konuşan, sakin, konuştuğunda da önünüze yeni ufuklar açan, unuttuklarınızı hatırlatan, bilmediklerinizi, olan biten yenileri söyleyen bir bilgi ve haber kaynağı. İdealine, yol arkadaşlarına sadık, onları millî ahlak ve ideal ölçüleri içinde değerlendiren, bu sosyal ve kültürel karmaşa içinde yerli yerine koyan bir ölçü adamı.

        Elli yıllık gazetecilik hayatımda Yücel hep yanımda idi. Beraber çalıştığımız gazetelerde de ayrı düştüğümüzde de. Onun sevgilerine, bağlılıklarına, düşünce ve meraklarına hep saygı duydum. Karşılıksız sadece düşünce ve ideale sadık bu yakınlıkları Yücel’i dürüst, mert, millî ve güvenilir bir düşünce adamı hâline getirmiştir.

        Bir hayat boyunca beraber olduğum bu insan beni hiç yanıltmadı, üzmedi, şaşırtmadı.

        O siyasi beraberliklerde, eylem günlerinde, Türkiye’nin fikrî ve siyasi toz duman günlerinde bir sancak gibi dimdik durdu. Türkeş’i sevdi, Atsız’ın dizi dibinde oturdu. Türk milliyetçiliğinin siyasi, sosyal ve kültürel kavgasında kim kimdir, kim ne kadar önemlidir, kim ne kadar ahlaklı ve samimidir, herkesin başarı ve başarısızlık notu onun kafasındaydı. Sorduğunuzda anında, o adamı cibilliyetini ortaya dökerdi.

        İyi bir gazeteciydi çünkü her şeyi merak etme özelliği çok barizdi. Kim nerede ne yaptı, ne söyledi onun kaydı Yücel’in kafasındaydı. Milliyetçi cephenin genç veya yaşlı bütün eylemcilerinin, fikir adamlarının yanında, çevresinde, önlerindeydi.

        Hiç şamatası olmadı, sessizliğini, tevazuunu hep korudu. Hayatım boyunca ismim daima onun ismi ile yan yana anıldı. Bu ne yüce bir iftihardır. Mekânın cennet olsun aziz kardeşim, nurlar içinde uyu…