Ziya Yücel Hacaloğlu'nun Matbuat Hayatı

Şubat 2018 - Yıl 107 - Sayı 366



        Türk Milliyetçiliğinin önemli isimlerinden Yücel Hacaloğlu ağabey 6.1.2018 tarihinde vefat etti. Çok ya kın zamana kadar sağlıklı, hayata bağlılığı sebebiyle ölümü kendisine yakıştıramadığımız için uzun birlikteliğimizde düzenli bir görüşme ile hayat çizgisi hakkında tespitler yapamadık. Babasının memuriyeti sebebiyle uzun yıllar ikamet ettikleri Kars’taki ortaokul yıllarında öğretmenliğini yapan eğitimci ve fi kir adamı olarak düşünce hayatımızda tebarüz eden isimlerden milliyetçi telkinler almıştır. Uzun yıllar sonra birlikte gittiğimiz Kars’ta oturdukları evleri dışarıdan görmüş, okulunu ziyaret etmiş, tanıdık simalar aramıştı. Çocukluk yıllarını geçirdiği şehri eskiye göre oldukça bakımsız ve kirli görünce üzülmüştü. Orta kısmında okuduğu Kars Lisesinin müdürü Adnan Çakmakoğlu, öğretmenleri Selahattin Ertürk[1], Fahrettin Kırzıoğlu’dur. İki öğretmeni akademik hayata intikal ederek sahalarında temayüz etmişlerdir. Savaş sonrasının sınırlı imkânlarına rağmen lisenin Borluk isimli matbu aylık dergisi bulunuyordu. Kars Halkevi’nin Doğuş isimli oldukça muhtevalı dergisinde Kırzıoğlu’nun ilk araştırmaları neşredilmiştir. Zamanın darlığından notlarımızı değerlendirerek matbuat hayatının ilk dönemlerini Türk düşünce hayatına yansıyan çerçeve içinde ortaya koymaya çalıştık.

        1955 yılında Trabzon Lisesini bitirip İstanbul’a geldiğinde Türk Ocağı’na üye olmuş, Atsız Beyin yanına gelip gitmeye başlamıştır. İlk yazı denemeleri İstanbul’da haftalık olarak Burhaneddin Şener’in sahipliği İrfan Açıkel’in mes’ul müdürlüğü ile 2 Mart 1956’dan itibaren neşredilmeye başlanan Ocak gazete sinde çıkmıştır. Atsız’ın Orkun dergisinin yayın hayatından ayrılması ile milliyetçiliğin fikriyatını yapan süreli yayın kalmadığından Burhaneddin Şener’in kendi matbaasında basıp çıkardığı Ocak önemli bir ihtiyacı gidermiştir. Sonradan Türk ilim ve fikir hayatının tanınmış isimlerinin ilk kalem denemeleri O cak sayfalarında yer bulmuştur. Şener, Zonguldak’ta M. Halit Taşman, 1944 Milliyetçilik Olayı’ndan sonra hapisten çıkıp eşinin görevli bulunduğu Zonguldak’a gelerek kömür işletmelerinde çalışmaya başlayan Nejdet Sançar, Başkurdistanlı öğretmen Ahmet Ziya Özkaynak’ın vazife aldıkları Türkiye’de ilk kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği’nden sonra aynı isimle ikinci derneği İstanbul’da kurmuş, küçük boy kitaplar neşretmiştir.[2]Ocak’ta geç kalemlerden Altan Deliorman’ın yazıları, ‘Biraz Işık’ başlıklı köşede ile Murat Gençoğlu müstearı ile ilk sayılardan itibaren görülüyor. Türk Yurdu’nun yıllarca akademi vazifesini gören idare merkezinde Yücel ağabeyi ziyaretine geldiğinde tanıştığım, gençlik arkadaşı Trabzonlu mühendis İsmail Bekar’ın yazı ve şiirlerine rastlıyoruz. [3]Bu dostu eşinin vefatı ile yalnız kaldığı için sıkıntılarını ona açarak dertleniyordu. Bir müddet sonra vefat haberini duyduk. Çok yakından tanıdığı ve hakkında bir yazı kaleme almak istediği Dr. İzeddin Şadan’ın ruhiyat üzerine yazıları göze çarpıyor.[4] Yakın arkadaşı, sonradan kayınbiraderi olan Mehmet Çavuşoğlu’nun şiirleri, Türk ilminin yüz akı Erol Güngör’ün [5];’Ötüken İçin’ başlıklı köşesinde Kankurudanoğlu Necati Bozkurt’un yazıları var. Geçen yılın son aylarında Necati Nazım Bozkurt’un vefat haberini verdiğimde üzülmüştü. [6]Senatör, Emniyet Genel Müdürü, Vali Ömer Naci Bozkurt(Gümüşhane,1924-25.5.2006), Nazım Nihat Bozkurt ve Necati Nazım Bozkurt kardeşlerin memlekete unutulmaz hizmetleri bulunuyor. Necati Bozkurt,1960 ihtilalinden sonraki çalkantılı yıllarında haftalık olarak 26.1.1962’den itibaren çıkardığı Milli Yol dergisinin sorumlu müdürlüğünü İsmet Tümtürk yapmıştır. Derginin sürgündeki Alp arslan Türkeş’ten bahseden iki sayısı toplatılmıştı. 30.000 tirajla yayına başlayan gazete mali sebeple kapandığı 48.sayıda 6.000 tiraja inmişti. 1960’dan sonra basının desteğiyle oldukça mesafe alan sol düşüncenin aydın ve gençlik kesimin de uyandırdığı ümitsizlik ve ürküntünün önüne geçmek gayesiyle MTTB’nin öncülüğünde 1967’de I. Milliyetçilik Kurultayı toplanmıştı. Bu kurultayın ikincisinin hazırlık çalışmalarını yapmak üzere ilk toplantının oturumlarını yöneten Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu’nun baş kanı, Altan Deliorman’ın genel sekreteri olduğu Kültür Ocağı derneği kurulmuştu. Bu derneğin organı olan Haziran 1967’de çıkan aylık Milli Işık dergisinin sahipliğini Necati Bozkurt, Ocak’ta sütun komşusu Altan Deliorman yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Kültür Ocağı 10-11 Mayıs 1969 tarihinde İstanbul’da II. Milliyetçiler Kurultayı’nı topladı. Katılanlar 5 komisyon halinde Türkiye’nin meselelerini tartıştılar. Raporlar daha sonra Milliyetçi Türkiye’ye Doğru adıyla kitap halinde yayınlanmıştır.[7]

        Yücel Ağabeyin Ocak’ta iki yazısını tespit ettim.[8]40’lı yıllardan itibaren Türkçüler Prof. Dr. Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu’nun tesiri ile soyadını önce yazma geleneği Ocak’ta da görülüyor. Yücel Ağabey yazılarında sadece Hacaloğlu imzasını kullanmış. Yazılarından ikisi de tanınmış Türkçüler hakkındadır.

        1949’da yeniden açılan Türk Ocağı’nın genel başkanlığını yapan Hamdullah Suphi Tanrıöver’den sonra bu göreve getirilen Osman Turan 1957’de kapanan Türk Yurdu dergisini Mart 1959’da Ankara’da yeniden neşretmeye başlamıştır. Kendisi aynı zamanda Demokrat Parti milletvekilidir. Derginin neşriyat müdürlüğünü önce Dr. Sadettin Bilgiç, sonra Mehmet Galip Erdem yapmıştır. Derginin mutfağında tanınmış isimler yer almış ve künyede isimleri verilmiştir. Erdoğan Cemil Okçu, Ömer Rasih Öztürkmen müşavir olarak görünüyorlar. Öztürkmen, Yücel Ağabey’in hürmet ettiği ve vefat ettiğinde bir yazı yazdığı dostudur. Kızlarının birinin evliğinde İstanbul’dan gelerek nikâh şahitliği yapmıştır. Yazı işleri kadrosu içinde Ayhan İnal, Dr. Nevzat Yalçıntaş, Mehmet Genç, Mehmet Çavuşoğlu, Yücel Hacaloğlu, İbrahim Metin’in isimleri yer alıyor. Şadi Pehlivanoğlu idare müdürüdür. Kültür haberleri bölümünde Dr. Fethi Tevetoğlu, Feyzi Halıcı, Gökhan Evliyaoğlu, Ergun Göze, İhsan Ulubahşi, Mehmet Gökalp, Oktay Güner, Erol Güngör, İzzettin Kerkük’ün adları künyede görünüyor. Bu isimlerin bir kısmı sonraki yıllarda farklı partilerden parlamentoya girmişlerdir. İstanbul’dan dergiye yazı verecek üniversite hocaları ve kültür adamlarını tek tek ziyaret ederek yazıları toplayıp Ankara’ya gönderdiklerini ifade etmiştir. Bu sebeple milliyetçi camiada birçok ismi yakından tanımıştır. Türk Yurdu bu neşriyat döneminde oldukça muhtevalıdır. Milliyetçiliğin değişik çizgilerine mensup kalemler dergiye yazı vermişledir. Türk Yurdu’na yazı toplama görevi ile alakalı bir vesikayı yıllar sonra; her konuda cömert ve mükrim bir yapısı olmasına rağmen nadiren açtığı, benim sandık’ olarak nitelendirdiğim arşivinden çıkarıp verdi. Nu rettin Topçu’dan aldığı-hoca bütün yazılarını eski yazı kaleme alırmış-‘Yıkılan Ruh veya Din Adamlarının İhaneti’ başlıklı metin Ankara’da daktilo edilerek üç sayfalık bir makale olmuş. Bana verdiği met nin sonunda ‘Osman Turan bey yazının tashihini istedi. Makalenin bütünlüğü mahlul bir maksada matuf görüldüğünden reddedilmiştir. Şadi P.O.18.8.959’ kaydı bulunuyor. DP milletvekili olan Osman Turan, siyasi mülahazalarla, keskin başlıklı yazının neşredilmesinden çekinmiş olmalıdır. Topçu, yazısı basılmamasına rağmen dergiye yazı vermeye devam etmiştir. Yücel ağabey, Ankara’ya bir gelişinde bu yazıyı çok yakın olduğu Şadi Bey’den almış olmalıdır. Bu yazı vesilesiyle gençliğinde ve milletvekilliği döneminde oldukça ateşli çıkışları bulunan Şadi Pehlivanoğlu’nun Anadoluculuğa daha yakın durduğunu belirtti. Dergide çıkmayan yazı yıllar sonra açıklamalarımla yeniden neşredildi.[9]

        Bir süre memleketine dönerek Rize Postası gazetesini yönetti. Genç gazeteciler Hami Tezkan ve Gökhan Evliyaoğlu’nun 1960 ihtilalinden sonra başsız kalan, kesif bir propaganda ile sindirilen Demokrat Parti’ye oy veren kesimin düşüncelerine tercüman olmak gayesiyle 1949 yılında neşriyat hayatına başlayan Yeni İstanbul gazetesini, ecnebi eşiyle İsviçre’de ikamet eden ilk sahibi Habip Edip Törehan’dan 1962 başında devralmışlardır. Ali Fuat Başgil,27 Mayıs 1960’dan sonra İsviçre’de yaşadığı sırada gazetenin satın alınmasında aracılık yapmıştır. Gazetede köşesi bulunan Peyami Safa ile devamlı yazarlarından Ali Fuat Başgil okuyucular tarafından çok tutulmuştu. Ayrıca Galip Erdem ’Mektuplar’, Arif Nihat Asya ‘Çekirdek’ başlıklı köşede yazıyorlardı. Peyami Safa’nın Matmazel Nörolyanın Koltuğu isimli eseri gazetede tefrika edilmişti. Yücel ağabey gazetenin yazı işleri müdürlüğünü yapmıştır. Gazete Yassıada yargılamaları sonucunda idama mahkûm olan Adnan Menderes’in asılması sırasında çekilen resimler bir astsubay dan 500 liraya satın alarak vefatının birinci yılında neşretmek cesaretini göstermiştir. Resimlerin basıldığı nüsha 100.000 basılmıştır. 22 Şubat 1962 askerî müdahaleden sonra Başbakan İsmet İnönü ve Meclis’te bulunan dört parti liderinin müşterek imzası ile 27 Mayısın söz, yazı, resim, karikatür ile kötülenemeyeceği, gayrimeşru olduğunun belirtilemeyeceği hususunda bir kanun teklifi Anayasa ve Adalet Komisyonuna sunulmuştu. İdam resimleri yayınlandıktan sonra ertesi gün meşhur 38.Sayılı Tedbirler Kanunu’na muhalefetten ağır ceza mahkemesine verilmiş, bir gece 1944 tutuklularının kapatıldığı İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bulunduğu Sansaryan Hanı’nda kaldıktan sonra şimdi lüks bir otel haline getirilen Sultanahmet Cezaevin de üç ay yatmıştır. Üçüncü duruşmada 7000 lira kefaletle tahliye edilmiş, af kanunu ile dava düşmüştür. [10]

        Kendisiyle yaptığımız bir mülakatta Gökhan Evliyaoğlu’nu, şair, gençliğinde biraz mistik havaya giren milliyetçi bir insan; Hami Tezkan’ı yazı yazmayan, fakat idaresinde, manşetlerin, haberlerin verilmesin de bir numara olarak tavsif etmiştir.[11]Gazeteci olarak Yassıada duruşmalarını takip etmiş, Isparta milletvekili Said Bilgiç’in hapishaneden gönderdiği standart kalıplı mektubunun kopyasını vermişti. Alp arslan Türkeş’in sürgünden Türkiye’ye dönüşünde Şubat 1963’te gazeteci olarak yanına fotoğrafçı ve bir muhabir alıp Edirne’ye giderek Yunanistan tarafında karşılamıştır. Üç gün Edirne’de kaldıktan sonra birlikte İstanbul’a gelmişlerdir.

        1956’lardan Ocak gazetesi döneminden tanıştığı İlhan Egemen Darendelioğlu’ndan ağabey diye bahse derdi.[12] Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünü son sınıfa kadar gelmesine rağmen bitirememiştir. Lise öğrencisi iken Adana’da Temmuz 1945’te çıkarmağa başladığı ve üniversite öğrencisi olarak İstanbul’ da sürdürdüğü Toprak dergisinin sahipliğini öğrenci ve yaşının müsait olmaması sebebiyle Dr. M. Sakıp Önal sahip ve imtiyaz müdürlüğünü üstlenmiştir. Derginin sahipliğini 13.sayıdan itibaren üzerine almıştır. Dergi Mart 1948’de yayınını durdurmuş,[13] Mart 1954’de kendi matbaasında basılarak yayına başlamıştır.[14] Önceleri edebiyat ağırlıklı olarak, daha sonra siyasi muhtevalı çıkmıştır.1961’den sonra gelişen siyasi ortamda İzmir’de kurulan Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği genel başkanlığına se çilmiştir.1969-1973 önce Adalet Partisi daha sonra Demokratik Parti İstanbul milletvekili olarak parlamentoda bulunmuştur. 19 Kasım 1979 tarihinde 1980 İstanbul Bayezit’te Toprak dergisinin idare merkezi ve aynı zamanda pedallı bir makinenin bulunduğu mütevazı matbaasından çıkıp otomobiline binerken çapraz ateşle komünist kurşunlarıyla şehit edilmiş ve katilleri henüz bulunamamıştır. Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği hakkında yapılan akademik çalışmayı alarak hemen okumuş doyurucu bulmamıştı. Darendelioğlu Toprak Dergisi Yayınları olarak küçük boy bazı kitaplar neşretmiştir. [15]Yücel ağabeyin bu seride çıkan, Sevenlerin Kalemiyle Peyami Safa[16] ve Sevenlerin Kalemiyle Rıza Nur[17], Neden Köy Enstitüleri Değil [18]isimli üç risalede imzası bulunmaktadır.

Tezkan ve Evliyaoğlu, gazete yanında haftalık olarak 5.1.1961 tarihinden itibaren Düşünen Adam adıyla haftalık bir mecmua çıkarmaya başladılar. İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker DP’nin iktidar yıllarında haftalık Akis mecmuasını çıkarmış, bürokrasiden aldığı haberlerle zenginleştirdiği mecmuasını popüler hale getirmiş, birkaç defa hapse de girmişti. Akis 1960’tan sonra çok takip edilen, etkili bir matbuat organı haline gelmişti. Akis’in benzeri CHP çizgisinde Kim adlı haftalık haber dergisi ondan biraz sonra Ali İhsan Göğüş, Orhan Birgit, Özcan Edgüer, Şahap Balcıoğlu tarafından çıkarıldı. Kim’de 1960’tan sonra yayınını sürdürdü. Düşünen Adam, bu mecmuaların formatında çıktı. Hami Tezkan’ın sahipliğini, Gökhan Evliyaoğlu umumi neşriyat müdürlüğünü yaptığı mecmuanın yazı kurulunda Başgil, Peyami Safa, Nurettin Topçu, Cevdet Perin, Faruk Kadri Timurtaş, Kamuran Evliyaoğlu, Galip Erdem, Cahit Atasoy, Haydar Sanal, Kamil Turan, Mehmet Turgut bulunuyordu. İdare müdürlüğünü Mehmet Emin Alpkan yapmıştır.68 sayı çıkan mecmua 18. 4. 1962’de yayınını noktaladı. Yücel Ağabey, derginin 4.1.1962 tarihli 53. sayıdan itibaren yazı işleri müdürlüğünü üstlenmiş, yazı kurulunda görev almıştır. 5.4.1962 tarihli 66.sayıda Ne İsterler? Başlıklı bir yazısı neşredilmiştir.[19]

        Gazetecilikle uğraşırken fırsat bulduğunda kültür yazıları kaleme almıştır. İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’nun sahipliğinde Ankara’da aylık olarak çıkan Orkun dergisinin 30 Kasım 1963 tarihli 22.sayısında ‘II. Abdülhamid Han’ın Milliyetçiliği’ başlıklı bir yazısı çıkmıştır.

        1961 seçimlerinde Yeni İstanbul’un sahipleri Adalet Partisi’nden milletvekili olarak parlamentoya girdiler. Hami Tezkan Sakarya, Gökhan Evliyaoğlu Balıkesir, Kamuran Evliyaoğlu Samsun’dan seçildi. İsmet İnönü 1961’de başbakan olduğunda koalisyon ortağı Adalet Partisi’nin içeriden çökertme hamlelerini başarı ile uyguladı. 22.2.1962’de Talat Aydemir önderliğindeki askeri müdahalenin atlatılmasından sonra askerlerin talebi üzerine 2.3.1962’de Başbakan İsmet İnönü, AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala, CHP Genel Sekreteri İsmail Rüştü Aksal, YTP Genel Başkanı Ekrem Alican, CKMP Genel Başkanı Osman Bölükbaşı ortak imzaları ile Tedbirler Kanunu taslağını Adalet ve Anayasa Komisyonu’na verdiler. Taslak 27 Mayıs’ın söz, yazı, resim, haber, karikatür ile yersiz ve haksız veya gayrimeşru gösterilemeyeceği hakkında idi. Bu kanun demokratik hayata dönülmesine rağmen ihtilal dönemine has uygulamaları devam etmekte olduğunu gösteriyordu. Hapisteki Demokrat Partililere af çıkarılması hususundaki çekimserlik Adalet Partisi’nde büyük çalkantılar yarattı. Partide sükûneti sağlamak üzere disiplin kurulu çalıştırılarak bazı milletvekilleri ihraç edildi. Gökhan Evliyaoğlu, siyaset gündemini uzun süre işgal et ti. Genel Başkan Ragıp Gümüşpala’nın aniden vefat edince yerine Süleyman Demirel’in seçildi. Demirel, Sadettin Bilgiç’le yaptığı genel başkanlık yarışını kazanabilmek için mason derneğinden aldığı üye olmadığına dair vesikayı kongrede dağıtarak delegeler üzerinde etkili olmuştu. Büyük üstad Necdet Egeran verdiği sahte belge sebebiyle suçlanmış, dernek bu yüzden parçalanmıştı. Demirel’in kazanmasında Mehmet Turgut, Prof. Dr. Osman Turan gibi muhafazakâr siyasetçilerin çevrelerinin bütün baskılarına rağmen Demirel ile işbirliği yapmalarının da etkisi olmuştu.

        Politik çalkantılar döneminde Yeni İstanbul’un sahipleri ekonomik sebeplerle gazeteye 1964’te amiral Müfit Özdeş’i ortak almışlardır.[20] Özdeş beraberinde Kemal Uzan’ı getirip ortak olmasını sağlamıştır. 1964’te askere gidip döndüğünde Hami Tezkan ve Gökhan Evliyaoğlu’nun gazeteden ayrıldıklarını görmüştür.[21] Basın dünyasıyla ilgisi olmayan, devletten büyük ihaleler alan Kemal Uzan, çok çalışkan, menfaatini iyi bilen bir adamdır. Çok paraları olmayan eski sahipleri kısa sürede tasfiye etmiş, Özdeş’in vefat etmesiyle tek patron olmuştur. 1966’da üniversiteye başladığımda Yeni İstanbul’u takip ettim. İkinci sayfada Münevver Ayaşlı ve Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu, Rauf Tamer yazıyorlardı. Yine ikinci sayfada milliyetçi kalemlerin makaleleri çıkıyordu. Ergun Kaftancı, Tarık Buğra, Osman Yüksel Serdengeçti‘nin de köşeleri vardı. Süleyman Demirel’e en keskin muhalefeti yapan Prof. Dr. Osman Turan ilk sayfada başyazılar yazdı. 4.2.1967 günü sabaha karşı Türkiye’de masonlarla bir ömür boyu mücadele eden Cevat Rifat Atilhan vefat etmişti.[22]Milli Mücadelede görev alan Atilhan batı dillerini ve Arapçayı biliyor, dünyadaki bütün Siyonist ve mason düşmanı teşekküllerle ilişki kuruyordu. Yücel ağabey ‘Mesele’ başlıklı köşesinde hizmetlerini ve değerini belirten bir yazı neşretti.[23]Münevver Ayaşlı’da uzun bir makale ile görüşlerini açıkladı.[24]

        Gazetede 15 Ekim 1967’den itibaren ‘5000 Mason’un İsmini Açıklıyoruz’ başlıklı bir yazı dizisi başladı. Yücel Ağabey bu belgelerin temin edilmesi, yayına hazırlanması, gösterilen tepkiler hususunda mut fakta çalışan gazeteci olarak çok önemli bilgilere sahipti. Gazetecilik etiğine tam riayet eder ve bu hu susta çok fazla konuşmazdı. Haber kaynağına daima sadık kaldı. Hiç bir zaman bu hususta ön plana çıkmayı, yıllar sonra bu konuda gazetede yeni bir tefrikayı düşünmedi. Tefrikanın ilk gününde Süleyman Demirel hükümetinin Bayındırlık Bakanı Orhan Alp, iktidar partisinin ön de gelen isimlerinden İsmet Sezgin, Prof. Dr. Sahir Erman, Zeyyat Gören, Türkiye Odalar Birliği Başkanı Sırrı Enver Batur, önceki Milli Emniyet Başkanı Ziya Selışık’ın resimleri birinci sayfada verilmişti.[25]Sahir Erman, o dönemde Türk Ceza Kanununun 163.maddesi kapsamına giren dosyalarda hakimlerin bilirkişi olarak başvurdukları, İslami kesimin çok şikayetçi olduğu bir isimdi. O, gazetenin CKMP’yi destekleyen tavrından, tefrikada adının deşifre edilmesinin intikamını birkaç yıl sonra aldı. Henüz MHP olmayan CKMP’nin lideri Türkeş’e gençlik kesiminde bağlılığın artması matbuatta olumsuz biçimde yorumlanıyordu. CKMP milletvekili İsmail Hakkı Yılanlıoğlu bir açıklama yaparak onlara sahip çıktı: ’Bu memleket moskof uşaklarının değil, Ergenekon arslanlarınındır. Milliyetçi Türk gençliği karşılarındadır.’[26]Bu tartışma ortamında Erman üç makaleden oluşan yazı dizisinde kullandığı alt başlıkla Türkeş’i İtalyan diktatörü Mussolini ile özdeşleştirmeye gayret etti.[27]Tefrika sırasında Yeni İstanbul’un tirajı 100.000 olmuştur.[28]

        Bu sırada gazetenin sahibi Kemal Uzan, yazı işleri müdürü, yazılarında Ahmet Güner müstearını kullanan Sadettin Güner Elgin idi. Elgin, tanınmış Mevlevi üstadlarının, Konya Mevlana Müzesi Müdür Yardımcılığı yapan babası Mustafa Necati Elgin’e gönderdikleri mektupların Karaman Belediyesi tarafından kitap halinde yayınlanmasını sağladı. Esas mesleği öğretmenlik olan Mustafa Necati Elgin, Türk Ocağı ve Halkevi’nde çalıştı. Bu çalışmaları hakkında inceleme yapılmadı. Uzun süre tam sayfa olarak devam eden tefrikanın metin yazarının adı belirtilmemiştir. Gazetenin köşe yazarlarından, bu konuları iyi bilen Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu tefrika metinlerini hazırlayan heyetin başkanlığını yapmış tır. İşin garip tarafı babası Dramalı avukat Nazif Süleyman Bey Ödemiş’te vefat ettiğinde gazetede çıkan haberde Selanik’te kurulan Makedonya Rizorta Mason Locasının ilk kardeşlerinden olduğu belirtilmişti.[29]Çok renkli bir şahsiyet olan Tepedelenlioğlu, daha önce gazete çıkarmış, Babıali’yi iyi bilen, çok sayıda evliliği arasında komünist Suat Derviş ve Fatma Nudiye Yalçı ile olanlarıyla tanınmıştır. Bülent Ecevit’in CHP’nin 1967’de yapılan kurultayını kazanmasından sonra gazetedeki yazısında İsmet İnönü’yü ağır biçimde eleştirmiş ve partiden istifa etmiştir. Demokrat Parti döneminde yazıları ve konuşmalarından dolayı hapse girmiş, milletvekili adayı olmuş bir CHP’li olmasına rağmen doğrucu bir gazeteci idi ve bu tarihte yazdığı Yeni İstanbul ile Yeni İstiklal CHP muhalif gazetelerdi. Sadettin Elgin, tefrika hazırlığı yapılırken isimleri açıklandığında sıkıntı doğurabileceklerin listesini Kemal Uzan’a verip görüşlerini sorduklarını, talimatı üzerine sadece gazetenin muhabirlerinden birinin yakını ile Hürriyet’in sahibi Erol Simavi’yi deşifre etmediklerini belirtmiştir. Simavi’nin Uzan’a rica ederek adının geçmemesini istemiş olabileceği yorumlanmıştır. Uzan’ın bu isimlerden başka yayına müdahalesi olmamıştır. İkinci günü Meclis’in renkli siması TİP milletvekili ve Akşam gazetesi yazarı Çetin Altan’ın 25 Kasım 1960’ta locaya kabul töreninin davetiyesi yayınlanmıştır. Tefrikanın başlarında Başbakan Süleyman Demirel’in masonluğundan söz edilmemiş,26 Ocak 1968 tarihli tefrikada Demirel, loca arkadaşları Şakir Ökten, Mithat Paşa’nın torunu hariciyeci Rasim Fenmen’in kayıtları ilk sayfada resimli olarak neşredildi. 18 Ekim 1967 tarihinde ‘Türk Yükseltme Cemiyeti’ İstanbul Şubesi gazeteye bir mektup göndererek ‘lüzumsuz ve yersiz neşriyata son verilmesini‘ istemiştir.[30]Toplumun değişik kesimlerine mensup masonların tehditlerine rağmen tefrikaya ara verilmemiştir. Yüksek rütbeli askerlerden tehdit mektupları gelmiş, adı ortaya çıkan,27 Mayısın İstanbul Belediye Başkanı Korgeneral Şefik Erensü masonluktan ayrıldığını beyan etmiştir. Erensü 1970’te emekli olduktan sonra 12 Mart 1971 muhtırası üzerine ODTÜ rektörlüğüne getirilmiştir. Elgin ve Hacaloğlu, tefrika metnini daha sonra kitap halinde müstear isimlerle Yağmur Yayınları arasında neşretmişlerdir.[31] Üç baskı yapan kitaptan herhangi bir telif ücreti almadığını ifade etmiştir.

        Kemal Uzan, Babıali’ye ısındıktan sonra Yeni İstanbul’u meşrebine uygun bir hale getirdi.1960’tan son ra gazetenin büründüğü milliyetçi muhafazakâr havayı değiştirdi. Gazetenin mutfağında bu hususta kullanabileceği isimler mevcuttu. Milli Eğitim Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü yapan Aziz Berker’in oğlu Argun Berker ön plana çıktı. Babıali’de hiçbir gazetede görülmeyen, ilk çıkışından beri kullanılan Gotik yazılan başlık değiştirilerek normal hale getirildi. Bu tadilat kadroya da intikal etmiş olmalıdır ki Yücel Ağabey 1968’de yer değiştirip Babıali’de Sabah gazetesinin Ankara bürosu sorumlu su olmuştur. İrfan Atagün, Ömer Öztürkmen, Ergun Göze ve Mehmet Emin Alpkan yakından tanıdıkları matbuat hayatına milliyetçi bir kanal açmak gayesiyle Konyalı Topbaş ailesinin yarısını temin ettiği mütevazı sermaye ile 1965’te bu gazeteyi çıkarmaya başlamışlardı. Askerlik hizmetini yeni tamamlayan Sadi Somuncuoğlu Galip Erdem vasıtasıyla genel yayın müdürü olarak künyede yer almıştı. Gazeteyi tesis edenlerin ortak payı milliyetçilik olmakla birlikte bazı konularda farklı düşünenler vardı. Yazı işleri müdürü ve köşe yazarı Ergun Göze, Timur konusunda farklı değerlendirme yaptığında Ötüken’de uzun bir yazıyla eleştirildi.[32]Başlangıçta aykırı değerlendirmeleri olan Göze sonraki yıllarda milliyetçilerle aynı çizgiye gelmiştir. Somuncuoğlu, siyasi görüş bakımından Adalet Partisi içinde Sadettin Bilgiç’le iyi ilişkileri olan yöneticilerin yaptıkları toplantıda gazetenin mevcut siyasi partilere yakınlığı hususunda Adalet Partisi, Turhan Feyzioğlu’nun Güven Partisi ve Alpaslan Türkeş’in CKMP’si sıralamasını yaptıklarını ifade etmiştir. Bunun üzerine o Ankara bürosunu kurmak üzere İstanbul’dan ayrılmış bir süre sonra büronun sorumluluğunu Yücel Hacaloğlu’na devretmiştir. Topbaş ailesi bir süre sonra gazetenin bütün hisselerini alıp sahip oldukları Bahariye Mensucat’ın ürettiği elbiselik kumaş ve pardesüyü promosyon olarak dağıtmıştır. Babıali’de Sabah’tan ayrılan diğer kurucular yine küçük bir sermaye ile Bizim Anadolu gazetesini neşretmişlerdir. Topbaşlar, yabancı oldukları matbuat hayatında fazla kalmamışlar, Babıali’de Sabah’ı, 1966 yılına isabet eden Ramazan ayının birinden itibaren din dar kesimden topladığı karz-ı hasen şeklindeki maddi destekle Bugün gazetesini çıkaran, vatandaşı toplu sabah namazlarına çağıran Mehmet Şevket Eygi’ye 1968’de devretmişlerdir. Önce çıkardığı haftalık Yeni İstiklal’de Müslümanları malla, canla, dille cihada davet eden Eygi [33], iki gazete sahibi olmasına rağmen evinde telefon ve buzdolabının olmadığını, kira evinde oturduğunu yazmasında ne kadar samimidir?[34]

        1967’de Yeni İstanbul’da yazan Osman Yüksel Serdengeçti Adalet Partisi’nden ihraç edilmişti. Bugün ’de yazan Mehmet Şevket Eygi ile aralarında hararetli bir polemik başlamıştı. Eygi, Serdengeçti’nin düşmanlığının, a)Demirel’in orucuna ve namazına dair bir iki haber basmış olmasını, b)Kendisinin AP’ den ihracını tek sütunluk bir haber basmış olmasına bağlamıştı. Eygi, Serdengeçti’nin eksilerini sıraladığı 16 maddelik listeye onun devletçilik hakkındaki makalelerinin Yön ve Ant dergilerince iktibasını alması doğruluğunun derecesini gösteriyor. [35]

        1971’de evlenmiş, Babıali’de Sabah’ın Ankara bürosundaki görevine devam etmiştir. Gazeteci olarak 1974 Kıbrıs çıkartmasında bazı meslektaşları ile Rumların eline geçmiş, bir süre hapiste kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır.

        Onun hakkında yazılacak çok şey var. İnsanların büyük süratle değiştiği dünyada çizgisi, sıfatı, benliği değişmeyen ender insanlardan birinin kaybından üzüntümüz sonsuzdur. Mekânı cennet olsun.


        

[1] Gençliğinde Hocaoğlu Selahattin Ertürk ismiyle Zamane Kızları(1943), Türk ve Tanrı(Ankara 1943,32 s. Osman Yüksel Serdengeçti ile),Tecelli, Kükreyiş ve Özleyiş isimli şiir kitapları çıkarmıştır.

[2] Orhan Özgedik, Gökalp Tanrı Türkü Korusun, İstanbul 1957;Leon Kahun, Gökbayrak, İstanbul 1957

[3] İsmail Bekar, Sanatların İçyüzü, Ocak, sayı 10,4.3.1956,s.6,8.Yazının konusu solcu tiyatrocu Suat Taşer’in şiirleri üzerine idi.

[4] Dr. İzeddin Şadan’ı kendisinin de dahil olduğu ‘Marmaratör’ler arasında tanımış ve çok sohbetini dinlediğini ifa de etmiştir. Hilmi Yavuz, fikri bakımdan mesafeli olduğu, Yağur Atsız, Mehmet Çavuşoğlu, Erol Güngör, Mehmet Genç, Kadir Mısıroğlu’nun bulunduğu bu grupla tanıştığını belirtmiştir: Mehmed, Sevgili Kardeşim(2), Zaman,11.4.2007

[5] Hacıhafızoğlu Erol Güngör, Gençlik ve Tarih, Ocak, sayı 28,23.11.1956,s.4,8

[6] Necati Nazım Bozkurt 10.11.2017 günü vefat etmiş,11.11.2017 günü Şakirin Camiinde kılınan namazdan sonra Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilmiştir. Hürriyet,11.11.2017

[7] Milli Işık dergisinin Temmuz 1969 tarihli sayısı toplantı için özel sayı olarak çıkmış, komisyon çalışmaları ve raporları neşredilmiştir. Kitaplığımda en son Temmuz 1970 tarihli 39. sayısı bulunan derginin kaç sayı çıktığını tespit edemedim.

[8] Hacaloğlu, Lehçe-i Osmani Mukaddemesi ve Ahmet Vefik Paşa, Ocak, sayı 31,4.1.1957,s.4;Atsız’ın Eserleri, Ocak, sayı 37,30.8.1957,s.7

[9] Ömer Özcan, Nurettin Topçu’nun Türk Yurdu’nda yayınlanmayan bir yazısı: Yıkılan Ruh veya Din Adamlarının İhaneti, Dergah, sayı 329,Temmuz 2017,s.20-21

[10] Ömer Özcan-M. Çağatay Özdemir, Yücel Hacaloğlu ile Geçmişe Yolculuk ‘İnsanımızın İçinde Bulunduğu Durum Dikkate Alındığında Türk Ocağı Güzel Şeyler Yapmıştır’, Türk Yurdu, sayı 295,Mart 2012,s.132

[11]Geçmişe Yolculuk, s.125

[12] İlhan Egemen Darendelioğlu(Tarsus,1921-İstanbul, 19.11.1979)

[13] İlhan Egemen Darendelioğlu, Türkçü dergilerle ilgili literatürde ve Necmettin Sefercioğlu’nun bu konudaki risalesinde ismi geçmeyen yeni bir dergi neşretmeye başladığı için Toprak dergisinin yayımına ara vermiş olmalıdır. Ocak 1948’den itibaren Yeni Bozkurt isimli başka bir dergi çıkarmaya başlamıştır. Derginin sahibi kendisi, yazı işleri müdürü Toprak’tan itibaren birlikte olduğu Ahmet Sözmen Mirkelamoğlu’dur. Derginin yazarları arasında Arif Nihat Asya, Cezmi Türk, Nejdet Sançar, Hamit Macit Selekler, M. Zeki Sofuoğlu, Ziya İlhan Zaimoğlu, Feyzi Halıcıoğlu, Uluğ Turanlıoğlu bulunuyor.

[14] Necmeddin Sefercioğlu, Türkçü Dergiler, Ankara 2008,s.29-30

[15] Arif Nihat Asya ,Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor, İstanbul 1959,80 s. Peyami Safa, Mahutlar, İstanbul 1959,64 s.; Nejdet Sançar, Türk, Moskof ve Komünist, İstanbul 1959,63 s.;Gökhan Evliyaoğlu, Milliyetçiliğimizin Ön Hedefleri, İstanbul 1962,48 s.; Cahit Okurer, Milliyetçiliğimizin Temel Fikirleri, İstanbul 1962,192 s.; Cezmi Türk, Milliyetçilik Anlayışımız ve Komünistlik; Dr. Hasan Ferit Cansever, Türkçülük Nedir ?;Prof. Zeki Velidi Togan, Türk, Tür kistan; Şevket Kutkan, Ergenekon Destanı; Darendelioğlu, Türk Milliyetçilerinin Kalemiyle Atatürk; Zübeyir Koç ,Yolların En Güzeli Kur’an

[16] Yücel Hacaloğlu, İstanbul 1962,40 s.

[17] Ziya İlhan Yücel, Sevenlerin Kalemiyle Rıza Nur, İstanbul 1962,80 s. Toprak Dergisi Yayınları. Risale yazarı olarak görünen üç isimli; Ziyaeddin Babakurban, İlhan Egemen Darendelioğlu ve Yücel Hacaloğlu’nun ilk isimleridir.

[18] Yücel Hacaloğlu, Neden Köy Enstitüleri Değil, İstanbul 1962,128 s. Toprak Dergisi Yayınları.

[19] Yücel Hacaloğlu, Ne İsterler ?, Düşünen Adam, sayı 66,5.4.1962,s.11

[20] Ahmet Rifat Özdeş(1904-1.1.1966),Deniz Harp Akademisi mezunudur.1950-1954 yılları arasında Demokrat Parti’den Kırşehir milletvekili olarak parlamentoya girmiştir.

[21] Yücel Hacaloğlu ile Geçmişe Bir Yolculuk, s.128

[22] Yeni İstanbul,5.2.1967,s.1

[23] Yücel Hacaloğlu, Bir Mücahidin Ardından, Yeni İstanbul,6.2.1967

[24] Münevver Ayaşlı, Bir Mücahit kayıp ettik, Yeni İstanbul,10.2.1967,s.2

[25] Yeni İstanbul,15.10.1967

[26] Milliyet,6.1.1969,s.1,7

[27] Prof.Dr. Sahir Erman, Faşizm İtalya’da Nasıl Yetişti ? Huzursuz Bir Ülke ve Başbuğun Çıkışı, Milliyet, 6.3.1969, s.2

[28] Ergun Kaftancı, Yarım Asırlık Hikâye, Yeni Çağ,12 Ocak 2018

[29] Cumhuriyet,11.2.1935,s.2

[30] Yeni İstanbul,31.11.1967

[31] İzzet Nuri Gün-Yaşar Çeliker, Masonluk ve Masonlar, İstanbul 1968

[32] Gökçeoğlu Yavuz Yücel, Tarih Şuurundan Yoksun Olanlar, Ötüken, sayı 27 Mart 1966,s.6-9

[33] M.Şevket Eygi, Ruznamem 1 nci Defter Müslümanlar Nasıl Çalışmalı, İstanbul 1966, s.11

[34] Mehmed Şevket Eygi,350 Bin Dolar İftirası, Milli Gazete,7.7.2000

[35] M.Şevket Eygi, Kin, iftira ve küfür kampanyasına cevabım, Bugün, 3.2.1967