AYASTEFANOS’TAKİ RUS ABİDESİ’NİN YIKILIŞI VE BU YIKILIŞIN FİLME ALINIŞI

Kasım 2007 - Yıl 96 - Sayı 243



 

Auguste ve Louis Lumiere kardeşler “sinematograf” adlı aleti icat ederek, 28 Aralık 1895 tarihinde, ilk gösterilerini Paris’te yapmışlardır. Bu gösteri sinemanın da başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Sinemanın icadı dünyada hayretle karşılanmış ve kısa sürede yayılmıştır. Osmanlı Devleti’nde ilk film gösterimi, II. Abdülhamit döneminde (1876-1909), 1896 yılı sonları ile 1897 yılı başlarında Yıldız Sarayı’nda Bertrant isimli bir Fransız tarafından yapılmıştır. Osmanoğlu (1960), Yıldız Sarayı’nda Bertrant isimli bir Fransızın gösterim yaptığını belirtmektedir. Bertrant, taklit ve hokkabazlık yapan, her yıl padişahtan izin alarak Fransa’ya gidip dönüşünde saraya öğrendiği yenilikleri getiren biridir. Osmanoğlu’ndan öğrendiğimize göre Sarayla sinemayı tanıştıran bu kişidir. Halkla film gösterimlerinin tanışması ise Sigmund Weinberg’in Sponeck Birahanesi’nde yaptığı gösterimle gerçekleştiği kabul edilmektedir (Onaran, 1994: 11; Özön, 1962: 21). Osmanlı Devleti’nde ilk film çekimleri ise Manaki kardeşler tarafından çekilen belge filmleridir.

       14 Kasım 1914 günü, Fuat UZKINAY tarafından çekilen “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” adlı belge filmi ilk Türk filmi olarak kabul edilmektedir. Fakat bu filmin elimizde bulunmaması, filmi seyreden kişilerin olmaması gerçekten çekilip çekilmediği konusunda tartışmaları da beraberinde getirmektedir (Evren, 1995; Özuyar, 1999). Bu sebeplerden dolayı bazı araştırmacılar böyle bir filmin çekilmiş olmasına şüphe ile yaklaşmaktadırlar. Burçak Evren ise Antrakt dergisinde yazdığı bir yazıda, “Ayastefanos’taki Rus Abidesi'nin Yıkılışı” filminin Merkez Ordu Sinema Dairesi'nde çalışan Gafuri Akçakın tarafından izlendiğini belirtmektedir (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=107321).

Yakın dönemlerde “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” filminden daha önce Manaki Kardeşlerce çekilen filmler de bulunmuştur. Bazı sinemacılarımız ve sinema tarihçilerimiz Manaki Kardeşlerin Türk ve Müslüman olmadıklarından dolayı bunların ilk Türk filmi olamayacağını, bazı sinemacılarımız ve sinema tarihçilerimiz ise Manaki Kardeşlerin Osmanlı Devleti vatandaşı olmaları sebebiyle çekilen bu filmlerin ilk filmler olduğunu öne sürmektedir.  “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” filminden önce çekilen filmlerin mi, yoksa bu filminin mi Türk sinemasının başlangıcı olarak alınması gerektiği konusunda bir uzlaşma sağlanamamıştır. Sonuçta şimdilik ilk Türk filmi ile ilgili farklı görüşlere rağmen, sembolik olarak 14 Kasım 1914 tarihi başlangıç olarak kabul edilmektedir. 

“Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” filminin çekim hikâyesi de oldukça ilginçtir.  Bu filmin nasıl çekildiğini daha iyi anlamak için Rus abidesinin hangi gelişmelerin sonucunda ve ne zaman dikildiğinden kısaca bahsedelim. Rumî 1293 yılına tekabül ettiği için tarihimizde “93 Harbi” olarak da adlandırılan 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Avrupa devletlerinin Londra’da toplanarak İstanbul Konferansı kararlarını uygulatmak istemeleri, Osmanlı Devleti’nin de alınan kararları, egemenliğine ters düştüğünden dolayı kabul etmek istememesi üzerine çıkmıştır. Aslında alınan kararlar,  Rusya’nın Panslavizm politikası doğrultusunda Balkanlardaki toplulukları ayaklandırıp sıcak denizlere inme hayalini gerçekleştirerek Ortadoğu’ya da hâkim bir devlet durumuna gelme düşüncesinin uygulamalarından biridir.

Savaş sırasında Rus ordusunun İstanbul önlerine kadar ilerlemesi sebebiyle Osmanlı Devleti’nin barış istemesi üzerine Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması imzalanmıştır (3 Mart 1878).

Ruslar bu zaferin anısını sembolik olarak yaşatmak amacıyla Ayastefanos’ta bir abide dikmek istemiştir.  Bu istek ilk başta reddedilse de uzun görüşmelerden sonra abidenin bir hayır kurumu olarak meydana getirilmesi konusunda uzlaşma sağlanmıştır. Böylece yarısı anıt, yarısı hayır kurumu olan abide ortaya çıkmıştır. Yapının ilk katı savaşta ölen Rus askerlerinin kemiklerinin saklandığı özel odalar, papazlara, muhafızlara ayrılmış dairelerden, yukarı bölümü ise sütunlar üzerine kurulu birkaç katlı kulelerden oluşmuştur  (Özön,1970: 8).

İlk Türk filmi olarak kabul edilen belge filmin, çekildiği 1914 yılına gelindiğinde, dünya yeni ve büyük bir savaşa sürüklenmiştir. 28 Haziranda Avusturya-Macaristan hükümeti Sırbistan’a savaş ilan etmiş, Rusya, Sırbistan’ın yanında yer aldığını açıklamış, Fransa ve İngiltere ise Rusya’nın yanında savaşa katıldıklarını bildirmiştir. Almanya ise Avusturya-Macaristan’ın yanında yer almıştır. Böylece Birinci Dünya Savaşı devam ederken değişik tarihlerde başka ülkeler de savaşa katılarak savaş genişlemiştir.  Savaş başladığı sırada tarafsız kalan Osmanlı Devleti 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Kısa bir süre sonra da İttifak Devletleri safında savaşa katılmıştır (11 Kasım 1914).

Katılınmış olan bu savaşı, Talat Paşa’nın deyimiyle “popüler hale getirmek” gerekiyordu (Özön, 1962: 36). Bunun için savaş başlamadan İttifak Devletleri lehine propagandaya başlamış olan hükümet, bu çalışmalarına hız vererek, Osmanlı Devleti’nin savaşa katılmasından üç gün sonra 14 Kasım 1914 tarihinde Fatih Cami’nde kalabalık bir halk kitlesi önünde “cihad-ı ekber” ilan etmiştir.

Bir diğer propaganda çalışması ise Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin yıkılması çalışması idi. Zaten bu abidenin dikilmesi uzun tartışmalar sonucunda kabul edilmiş, varlığından da hiçbir zaman hoşnut olunmamıştı. Bu hoşnutsuzluk zaman zaman dile getirilmesine rağmen hiçbir şey yapılamamıştı. Birinci Dünya Savaşı’na girişimiz ile birlikte Rusya’nın da karşı safımızda yer alması itici gücünün de rüzgârıyla, bu abidenin yıkılması düşüncesi hız kazanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Abidenin yıkılışı

 

14 Kasım 1914 tarihinde kalabalık bir halk kitlesi abideyi yıkmak için harekete geçmiştir. 14 Kasım 1914 tarihindeki bu yıkımı propaganda aracı olarak kullanmak isteyen hükümet, önceden planlandığı gibi bu yıkımı filme almak için müttefik Avusturya-Macaristan’ın “Sascha Gesellschaft” film şirketi ile bir anlaşma yapmıştır. Ancak savaşın başlamasından sonra millî duyguların tesiri ile müttefik bile olsa abidenin yabancılar tarafından yıkılması istenmemiş, bu tarihî olayı bir Türk sinemacısının filme almasında ısrar edilmiştir (Özön, 1962: 37). Bu iş için daha önceden sinema ile ilgisi olduğu bilinen, seferberlik ilan edilince de askere alınan Fuat Uzkınay görevlendirilmiştir. Fakat Uzkınay, kamera ile nasıl çekim yapılacağını bilmediğinden, “Sascha Gesellschaft” film şirketi görevlileri Uzkınay’a, kısa sürede kameranın nasıl kullanılacağını öğretmiştir. Böylece “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” filme alınmış, bir Türk tarafından da ilk film çekilmiş oldu.

        Kaynaklar

EVREN, Burçak. (1995). Türkiye’ye Sinemayı Getiren Adam Sigmund Weinberg. İstanbul: Milliyet Yayınları.

http://www.milliyet.com.tr/2000/11/14/resim/san01.jpg

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=107321

ONARAN, Alim Şerif. (1994). Türk Sineması (I. Cilt). Ankara: Kitle Yayınları.

        OSMANOĞLU, Ayşe. (1960). Babam Sultan Abdülhamit. İstanbul: Güven Yayınları.

ÖZÖN, Nijat. (1962). Türk Sineması Tarihi. İstanbul: Artist Reklam Ortaklığı Yayını.

ÖZÖN, Nijat. (1970). İlk Türk Sinemacısı Fuat Uzkınay. İstanbul: Türk Sinematek Derneği Yayınları:1.

ÖZUYUAR, Ali. (1999). Sinemanın Osmanlıca Serüveni. İstanbul: Öteki Yayınevi.