“TÜRK DİN SOSYOLOJİSİ” BİLİMİ ÜZERİNE

Eylül 2007 - Yıl 96 - Sayı 241



                                  

         

“… Münevverlerimiz, milletimizi en mesut millet yapayım der. Başka milletler nasıl olmuşsa biz de aynen öyle yapalım der, lakin düşünmeliyiz ki böyle bir nazariye hiçbir devirde muvaffak olmuş değildir. Bir milletin saadeti olan bir şey, diğer bir millet için felaket olur. Aynı sebep ve şerait, birini mesut ettiği halde diğerini bedbaht eder. Asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz” Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 

Değerlendirmesini yapacağımız inceleme, “TÜRK DİN SOSYOLOJİSİ”, Doç. Dr. Fazlı Arabacı’nın son çalışması. Gündemdeki konulara ilişkin, aynı zamanda özgün bir eser olması sebebiyle ele almak istiyoruz.

Bu çalışma; Giriş, Neden Türk Din Sosyolojisi? Konusunu ele alan birinci bölüm, Türk Din Sosyolojisi’nin Dayandığı Temeller: Türk Toplumu ve İslam konularının yer aldığı ikinci bölüm, Türk Din Sosyoloji’sinin Temel Sorunları, Kuram, Bir Varlık Türü Olarak Toplum ve Toplumun Bilgisi, Yöntem Sorunları açısından ele alınan üçüncü bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır.

Doç. Dr. F. Arabacı’nın akademik çalışmalarına baktığımızda ;“Millîci sosyologlar geleneği” içerisinde uzayıp giden bir akademik hayata sahip olduğunu görürüz. “Asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.” İlkesine bağlı kalarak; önce, “Fransa- Türkiye Örneğinde” Din Sosyolojisi İncelemeleri, Kent bazında “ Aleviliğin Sosyolojik Boyutu, Çorum Örneği” ve düzenleyicisi olduğu “Türk Din Sosyolojisinin Temel Sorunları Sempozyumu” ve yayınlanan Sempozyum kitabından sonra elimizdeki, söz konusu kitabı (Bkz.: Fazlı Arabacı, Türk Din Sosyolojisi/ İmkan ve Sorunlar, Platin Yay., Akara 2006) da dahil olmak üzere bunu görebiliriz.

Doç. Dr. Arabacı, bu çalışmasında öncelikle farklı tarihî ve sosyal şartların ürünü olan teori ve yaklaşımların Türk toplumundaki dinî fenomenleri açıklamada kullanılmasının hatalı sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekmektedir. Son dönemlerde Türk toplumunun karşılaştığı sosyal problemlerin dinî boyutlarının araştırılması sayesinde “Türk Din Sosyolojisi”nin gelişmesi de hız kazanacaktır. Çünkü Fransız ve Amerikan Sosyoloji gelenekleri de benzeri biçimde gelişmiştir. Aslında Türk Sosyoloji geleneği içinde en gelişmiş alanlardan birisi de genelde Din Sosyolojisi özelde Türk Din Sosyolojisi olmuştur.

Prof. Dr. Zeki ARSLANTÜRK’ ün de belirttiği gibi, genelde Din Sosyolojisi, özelde Türk Din Sosyolojisi dendiğinde Türk milletinin tarihî varlık alanı içerisinde sahip olduğu dinler ve bu dinlerle Türk toplumunun mayalanmasını konu edinen bilimin anlaşılması gerekir. Z. Gökalp’la başlayan Türk Sosyolojisi çalışmaları Fındıkoğlu Ziyaeddin Fahri’nin dilinde “Taklitten Arî Türk Sosyolojisi” kavramı altında ele alınır ve Erol Güngör’ün “İslam’ın Bugünkü Meseleleri” ve “Tasavvufun Meseleleri” araştırmaları ile de Türk Din Sosyolojisi’nin ana çalışmaları vücut bulur. Doç. Dr. Arabacı’nın, bu çalışması şimdiye kadar yapılanlardan farklılık arz etmektedir. O, bu çalışması ile bir bakıma Türk Din Sosyolojisi’nin çatısını kurmaktadır. Bütün araştırmaları Türk Din Sosyolojisi kubbesi altına toplamak ve bir Türk Din Sosyolojisi teorisi ve modeli yaratma gayreti içerisindedir.

           Yazar, Türk Din Sosyolojisi’nin eksikliklerine ilişkin tespitlerini Arkoun’un “Batı’dan aktarılan sözde bilimsel yaklaşımlar öncelikle doğası itibariyle buyurucu olmuşlardır. Bunlar daima kendi tasniflerini, tanımlarını, ayırımlarını, kavramlarını ve teorilerini dayatmışlardır. Bunun nedeni tüm bu bilimsel araştırmaların nesnesi durumunda olan İslam dünyası, özelde Türkiye tarihi, kültürü ve diniyle ilgili kendi kavramsal çerçevesini yeterli derecede henüz ortaya koyabilmiş değildir.” İfadesini aktardıktan sonra; “Kendi toplumumuza dayalı bir sosyoloji oluşturmak ve asıl temeli kendi içimizden çıkarmak yerine taşıma kavram, yöntem ve modellerle eksik giderilmeye çalışılmıştır. Ancak böyle bir eksikliği giderme adına nakledilen bilimsel yaklaşımların, yöntem ve kavramların dayatmalarıyla meydana gelen olumsuzlukları ve uyumsuzlukları dikkate almaksızın sosyal gerçeklikleri açıklamak, mevcut gerçekliği başka toplumların gerçeklerine göre oluşturan kavramları ve kalıplara sığdırmaktan başka bir şey değildir” diyerek ifade etmektedir.

                Çalışmanın temel amacı ise: “Ödünç alınan kuram, kavram ve yöntemlerin yetersizlik ve yüzeyselliklerini bizzat bazı batılı din sosyologlarının dilinden aktararak kendi toplumumuza ilişkin bir ‘Türk Din Sosyolojisi’nin gerekliliğini, imkân ve sorunlarını ortaya koyup, tartışmaya açma çabasında bulunmaktır.” ifadeleriyle belirtilmektedir.

                .

                Bu çalışmasıyla ülkemizdeki genç Din sosyologlarına bir öncü çalışma niteliğindeki türünün ilk denemesini sunan meslektaşım Doç. Dr. F. Araba’yı kutlarken, kıymetli eserini de Türk tarihi, kültürü ve toplum yapısını öğrenmek isteyenlere ısrarla tavsiye ediyoruz.