TOPLUM ÖNDERİ DR. HASAN TAHSİN TOLA VE SENİRKENT KALKINMASI-I

Ağustos 2007 - Yıl 96 - Sayı 240



 

Cumhuriyet sonra siyasi tarihimizin önemli isimlerinden biri de Dr. Hasan Tahsin Tola’dır. Dr. Tola bütün hizmetlerine karşılık cemiyetimizde fazla tanınmayan isimsiz kahramanlardandır. Manevi varlığı ve hatırası, memleketinin kalkınması yolunda yaptığı unutulmaz hizmetlerden dolayı sadece kendi hemşehrileri tarafından canlı tutulmaya çalışılmaktadır. Bilhassa milletvekili seçildiği döneme kadar yaptığı çalışmalar sebebiyle, ülkemizde bir zamanlar kamuoyunu çok meşgul eden toplum kalkınması hadisesinde güzel bir örnek teşkil eden müstesna şahsiyetini, geçmişin tozlu sayfaları arasından, örneklerine sıkça rastladığımız unutulmuşlar halkasından çıkarmak gerekmektedir.

 

 Hayatı, Ailesi Ve Tahsil Dönemi

 Isparta ilinin Senirkent ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nden Tolazade Veli Ağaoğlu Abdullah Nail Tola(1) ile Tolazade Hacı Abdullah kızı Hace Gülsüm’ün oğlu olan H. Tahsin Tola nüfus kaydına göre 1 Mart 1911’de dünyaya gelmiştir. O tarihte Uluborlu ilçesine bağlı bir kasaba olan Senirkent’in köklü ve tanınmış sülalelerinden Tolalara mensup bulunan ailenin ilk çocuğudur. Ailenin daha sonra iki kız, iki erkek çocuğu daha olmuştur. Erkek kardeşi Çetin Tola, SSK’da memur olarak çalışmakta iken kendisinden çok önce rahmetli olmuştur. İlkokulu Senirkent’te Turan İlkokulu’nda okumuştur. Oğlu Ekin Tola tarafından onbeş günde bir neşredilen ‘Senirkent’ gazetesinde ölüm yıldönümü münasebetiyle çıkan imzasız bir yazıda, dördüncü sınıfa kadar Arap harfleri ile ondan sonra da harf inkılâbının yapılması üzerine yeni alfabe ile eğitimine devam ettiği belirtilmiştir. (2) Yine 13. ölüm yıldönümü münasebetiyle aynı gazetede biyografisi hakkında kısa bilgiler ve hayatının değişik dönemlerinden görüntüler ihtiva eden bazı resimler verilmiştir. Sınıf arkadaşı emekli ilkokulu öğretmeni İzzet Ayhan’dan temin edilen ve ilkokul 4. sınıfta arkadaşları ile birlikte çekilen toplu resimde öğrencilerin başında fes bulunmaktadır. (3) Yukarıdaki bilgiye itibar ederek, harf inkılâbının yapıldığı 1928 yılında 4. sınıfta okuduğunu kabul ettiğimizde öğrencilerin başında fes bulunmaması gerekir. Bilindiği gibi kılık kıyafetle ilgili düzenlemeler, 25.11.1925 tarihinde çıkan kanunla yapılmıştır. Hayatının ilk safhaları ile ilgili olarak ailesinden kaynaklanan bu bilgilerin tashihe muhtaç olduğunu belirtmek gerekmektedir. Bu kanaatimizi destekleyen diğer bir hususta, TBMM Personel Dairesi Başkanlığı’nda ki kayıtlardır. Bizzat kendi beyanları üzerine doldurulan 1703 sayılı Tercümeihal Varakası’nda liseyi 1930 yılında Konya’da bitirdiği belirtilmektedir. Buna göre 1928 yılında ilkokul 4. sınıfta bulunmayacağı aşikârdır. Devlet parasız yatılı imtihanını kazanarak girdiği Konya Lisesi’nden 1930 yılında mezun olmuştur. Beşik kertmesi olarak nişanlandığı akrabası Havva Hanımla liseyi bitirdiği yılın yazında 7.8.1930 tarihinde evlenmiştir. Aynı sene girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1936 tarihinde mezun olmuştur. Erken yaşta evlenmesi sebebiyle tahsilini tamamlamadan çocuk sahibi olmuştur. 21.04.1934 doğumlu kızı Nermin, hemşehrilerinden ve İller Bankası’nın muhtelif kademelerinde görev yaptıktan sonra emekli olarak Ankara’da ikamet etmekte olan inşaat yüksek mühendisi Rasih Bayhan’la evlenmiş ve üç çocuğu olmuştur. 25.05.1936 doğumlu olan oğlu Ekin Tola kısa bir memuriyet hayatından sonra yerleştiği Senirkent’te 20.07.1997 tarihindeki vefatına kadar gazetecilik yapmış, iki oğlu ve bir kızı vardır. 13.10.1942 doğumlu olan kızı Gülsüm, yakın akrabadan, İktisat Fakültesi mezunu ve sağlığında serbest ticaret yapan Abdulkadir Tola ile evli idi. 01.01.1947 doğumlu olan kızı Nur, eczacı olup Erzurumlu intaniye mütehassısı Dr. Habib Tosyalı ile evlidir ve Isparta’da oturmaktadır. 26.05.1951 doğumlu en küçük kızı Mesude ise 20.12.1956 tarihinde vefat etmiştir.

            Tahsin Tola, 23. 05. 1983 tarihinde Senirkent’te vefat etmiş,  şehrin yaslandığı dağ eteğine hâkim bir mahalde bulunan Bayramcık mezarlığında toprağa verilmiştir. Cenaze merasimine akraba ve dostları ile birlikte tanınmış birçok siyasetçide iştirak etmiştir. Eşi Havva Tola ise 07.09.1987 tarihinde vefat etmiştir.

 

Memuriyeti, Cemiyet Çalışmaları

Üniversite öğrenciliğinin ilk yılında Türkiye ekonomik şartlar bakımından oldukça sıkıntılı bir durumdadır. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye kendi kaynaklarını seferber etmek suretiyle tanzim ettiği kalkınma programını uygulamaya başlamıştır. Ülkede alt yapı son derece yetersizdir. Demiryolunu Anadolu’da yaygınlaştırma çalışmalarına Osmanlı döneminde İzmir-Aydın hattının yapılmasıyla başlanmıştı. Cumhuriyetin ilanına kadar demiryolu hattı ancak Denizli’ye kadar gelebilmişti. Demiryolu hattının doğuya doğru uzatılması çalışmalarına devam edilerek Dinar’a bağlı Çapalı istasyonuna ulaşılmıştı. Trenle seyahat etmek isteyenler Çapalı’ya kadar kiraladıkları yaylı tatar arabası veya binek hayvanı ile gitmek mecburiyetinde idiler. Senirkent ve havalisinin o dönemdeki sosyal ve ekonomik durumunu tespit eden ve yaşanan gözlemleri ihtiva eden, yazılı bir hatırata rastlamadık. Tahsin Tola’ya göre biraz daha genç, 1920 doğumlu ve komşu kasaba Uluborlu’da doğup büyüyen Prof. Dr. Aydın Yalçın(4) , hayatının son yıllarında hatıralarını yazmaya başlamıştı. Ölümünden sonra, ancak 59 sayfa yazabildiği ve Yeni Forum dergisindeki çalışma arkadaşları tarafından internete verilen hatıralarında (5) dönemin hayat şartlarına ışık tutacak bazı önemli kayıtlar bulunmaktadır. Yalçın’ın tespitlerine göre Uluborlu’ya ilk otomobil, 1926 veya 1927 yılında gelmiştir. Kasaba içinde Yunanlı esirlerin yaptığı 3-4 km.lik zemini sağlam, yağmur yağdığında çamur olmayan kısa bir şose yolu mevcuttur. Bunun dışında, motorlu kara ulaşım araçlarının yağmurda çamura batmadan gidebileceği ne şehir merkezinde, ne de şehir dışında bir yol bulunmamaktadır. Senirkent’te o tarihte ortaokul bulunmadığı için ancak hali vakti yerinde olanlar çocuklarını, Isparta ve Burdur’da kiraladıkları evlerde barındırmak suretiyle okutmakta idiler. Ortaokulu bitirenler, daha çok Afyon ve Konya gibi çevre şehirlerde bulunan liselerde eğitimlerine devam ediyorlardı. Aydın Yalçın, 1926 veya 1927 yılı şubat ayında kiralanan yaylı bir araba ile annesi, kardeşi ile birlikte İzmir’e gitmek üzere Çapalı istasyonuna kadar yaptıkları maceralı yolculuğun hafızasında kalan canlı izlerini hatıralarında nakletmiştir.

Yalçın’ın hatıralarından öğrendiğimize göre1930 yılında Türk Ocağı’nın Uluborlu şubesi faaliyetini sürdürmektedir. Bu tarihte İskoçya’nın Aberdeen Üniversitesi’nden kalabalık bir arkeoloji heyeti kasabada bir müddet kalarak antik dönem kalıntılarını incelemişlerdir. Babası bu heyeti Türk Ocağı’nda çaya davet etmiştir. Senirkent’te bucak olmasına rağmen Türk Ocağı şubesi açılmış, ilçenin eğitim tarihinde önemli bir ismi bulunan öğretmen Ali Ragıp Ertekin başkanlığını yapmıştır. Milli duyguların diri tutulduğu bu dönemde mevcut olan Turgut Reis İlkokulu’ndan sonra yapılan ikinci mektebe Turan adı verilmiştir.

              Cumhuriyetten sonra Senirkent’te gelişen iktisadi faaliyet çerçevesinde ‘Tola Bayramzade Hacı Abdullah Biraderleri ve Şürekâsı Halı Şirketi’ adıyla, Hacı Veli, Hacı Abdullah ve Şeyh Molla isimli üç kardeş tarafından 5 bin lira sermaye ile bir şirket kurulmuştur. Kasabada ki ikinci şirket ‘Başyiğit Halı Şirketi’ unvanı ile kurulmuştur.1929 yılında dünya ekonomisinde meydana gelen genel buhran sonucu kasabadaki şirketlerin faaliyetleri 1930 yılında durdurulmuş ve 1933 yılında tasfiye edilmişlerdir(6).  Kasabada bunlardan başka Milli Türk Halı Şirketi isimli başka bir iktisadi kuruluşun varlığı söz konusudur(7). Dünya ekonomisinde ortaya çıkan genel durgunluk sonucu talebin azalmasından sonra yoksul halkın başlıca geçim kaynağı olan halı dokumacılığının durması üzerine Senirkent’te klasik el tezgâhlarında şayak tabir edilen ucuz elbise kumaşı dokumacılığı rağbet bulmuştur.

Tahsin Tola, kendisinden sonra yetişen memleket çocuklarının tahsil yapmalarına imkan sağlamak üzere teşebbüse geçilmesi gerektiğine inanarak  24.07.1931 cuma günü öğle namazından sonra zamanın Belediye Başkanı Nuri Tortop’un başkanlığında, Senirkent Yükseliş Birliği adı  ile yeni bir derneğin  kurulmasına öncülük etmiştir (8).  Birlik, ilk olarak Afyon’da bir talebe yurdu açılmasını kararlaştırdı. Uluborlulu emekli Kurmay Albay Karaosmanzade Hamdi Bey’in(9) öncülüğüyle ziyaret edilen dönemin Afyon Valisi ve Belediye Başkanları’nın yardımları ile Otpazarı Camii (Fele Çavuş Camii)’nin güneyinde mülkiyeti Afyon Özel İdaresi’ne ait ahşap bina sembolik bir ücret karşılığı Yükseliş Birliği tarafından kiralandı. Geniş bir çalışma salonu, yemekhane olarak kullanılan uzunca bir sofası ve yatak odaları bulunan binada 30 öğrenci kapasitesiyle açılan ‘Senirkent Yükseliş Birliği Talebe Yurdu’nun hizmete açılmasıyla henüz emekleme safhasında bulunan genç cumhuriyet idaresinin belki yıllar sonra kasabaya getirebileceği eğitim imkânı okumak arzusunda olan yoksul kesime sağlanmıştır. (10)Ertesi yıl özel idarece boşaltılmış olan Namık Kemal İlkokulu binasına taşınan yurdun kapasitesi 40 öğrenciye yükseltilmiştir. Afyon’daki öğrenci yurdu, 1952 yılına kadar faaliyetini devam ettirmiştir. Onun bu faaliyeti yıllar sonra şu veciz sözde özetlenmiştir:’Tahsin Tola, bulgur, pekmez toplayarak Afyon Lisesi’nde talebe okuttu (11).

Dr. Tola, öğrencilik yıllarında İstanbul’daki milliyetçi çevrelerin önde gelen simalarıyla tanışmak suretiyle ömür boyu devam ettireceği dostluklar kurmuştur. Sonraki yıllarda milliyetçilik anlayışları Türk insanının sadece Anadolu’da yaşayan kesimi ile alakalanmak olarak yorumlanan Anadolucu kesimin fikri önderleri Ali Fuad Başgil, Nurettin Topçu, Mehmet Kaplan ile o sırada en büyük öğrenci teşkilatı olan Milli Türk Talebe Birliği’nin başkanı olan Tevfik İleri ile tanışmıştır. Anadolu’nun en yoksul kesimini teşkil eden köylülüğün meselelerine yakın alaka duymuştur. Türk Ocakları başta olmak üzere milli meselelere alaka duyan bütün kesimler, köycülüğü daima ön planda tutmuşlardır. Fakülteden yakın arkadaşları olan Suat Seren (12) ve İsmail Hakkı Aladağ ile birlikte müştereken kaleme aldıkları risale de köycülük meseleleri üzerinedir(13). Risalede yeni fikirlerin özeti yapıldıktan sonra hayata tatbikine de işaret edilmiştir. Kitapta ileri sürülen esas teze göre köylü milletin efendisidir. Köylünün kalkınması demek milletin kalkınması demektir. Devleti idare edenler köyü ve köylülüğü bilmemektedirler. Köy çocuğu tahsil yaparak evine dönecek, köyünü maddi ve manevi bakımdan kalkındıracaktır. Bu görüşleri kitabında ileri süren Tahsin Tola, hayatını bu fikir ve gayelerin tahakkuk etmesine adamıştır (14).  Anadoluculuk fikrinin savunucu olarak yayın hayatına giren Hareket dergisinin ilk nüshası Şubat 1939’da çıkmıştır. Derginin sahibi ve umumi neşriyat müdürü Nurettin Topçu’dur. Dergi fasılalı olarak Topçu’nun vefat ettiği 1975 yılından sonra da yayın hayatına devam etmiş 1982 yılı Mart ayında IV. Devrenin son sayısı ile neşriyatı sona ermiştir(15). Tola’nın birlikte risale neşrettikleri Aladağ derginin ilerleyen sayılarında köycülük konusunda bir makale neşredecektir(16).

             Tola, öğrencilik döneminde kurduğu ilişkiler zinciri vasıtasıyla kendisinden sonra tahsil yapan öğrenci kesimini de etkilemiştir. Yakın dostu Topçu, felsefe doktorasını Sorbon Üniversitesi’nde yapmıştı. O tarihlerde İstanbul Kapalıçarşı’daki bir mescitte imamlık yapmakta olan Kazan Türklerinden Abdülaziz Bekkine, Topçu dâhil birçok münevvere manevi rehberlik yapmakta idi. Bakışları derin, manalı olan ve insanları çekici ve bağlayıcı vasıfları bulunan Bekkine’yi müridi Topçu, Taşralı isimli kitabında anlatmıştır (17). Bekkine’nin, Cuma hutbeleri kısa ve özlü olurdu.  Elinde hutbelerini ihtiva eden yazılı bir metin bulunmaması, not tutulmasına ve neşredilmesine izin vermemesine rağmen bazı konuşmaları, Tola’nın çevresinde bulunan gençlerden M. Kemal Uysal (Cabioğlu)  (18) tarafından 29.3.1950 tarihinde İstanbul’da neşrine başlanan ve kısa ömürlü olan  ‘Senirkent’  isimli haftalık gazetede imzasız olarak basılmıştır(19). Bu hadise onun geliştirdiği geniş ilişkiler zincirine bir örnektir. Dr. Tola’nın kurduğu manevi ilişki zincirine ve fikir halkasına Senirkent’in yetiştirdiği gençlerden onun yolunu takip eden Dr. Ali İhsan Balım (20) ile avukat Bahattin İzgi’de (21)  dâhil olacaktır. Dr. Balım’ın, yıllar sonra neşrettiği ve mesleki gözlemlerinin izlerini taşıyan denemelerini muhtevi kitabının önsözünü Topçu kaleme alacaktır (22).

 Tıp Fakültesi’ni 1936 yılında bitirmiştir. Memuriyet hayatındaki safhaları tespit etmek üzere 5.5.2003 tarihinde Emekli Sandığı arşivinde bulunan dosyasını inceledik. Çok farklı yerlerde çalışmaları sebebiyle düzenli bir hizmet çizelgesi tutulmamakla birlikte aldığımız notlara göre çalışma hayatının seyri şöyle gelişmiştir;

Memuriyete başlamadan askerlik hizmetini yapmayı tercih etmişlerdir. Yedek subay okulundan sonra, 1.2.1936 ve 5.2.1937 tarihleri arasında Siirt’te Topçu Alayı tabibi olarak vatani hizmetini tamamlamıştır. Memuriyetteki ilk görevi olan ve 7.1.1938 tarihinde başladığı Muş ili Varto ilçesi Hükümet Tabipliği’nde 6.2.1939’a kadar çalışmıştır. 1.3.1939 ile 14.6.1940 tarihleri arasında Muş Merkez Hükümet Tabipliği’nde bulunduktan sonra nakledildiği Balıkesir Manyas kazasında 28.6.1940’tan 21.10.1943’e kadar Hükümet Tabipliği yapmıştır. Bu arada 9.4.1943 ile 2.8.1943 arasında ikinci defa vatani görevini yapmıştır. 1943 yılında Senirkent’te dönerek, 2.11.1943 –14.1.1946 arasında Belediye Tabipliği yapmıştır. Hacı Abdullah evi olarak bilinen geniş evi, muayenehane ve aynı zamanda beş yataklı, eczanesi bulunan özel bir sağlık merkezi haline getirmiştir.   II. Dünya Savaşı’nın son döneminde Ankara’da ihtiyat zabiti olarak ikinci defa üç ay süre ile askerlik görevini yaptıktan sonra terhis edilmiştir. Resmi görev almamış dönemin tek siyasi partisi CHP’ye intisap etmiş ve Senirkent Belediye Meclisi tarafından Belediye Başkanlığı’na seçilmiştir. Başkanlık görevine başlamadan harekete geçen siyasi rakiplerinin gayretleriyle üçüncü defa askere alınmıştır. İstanbul Çengelköy’ündeki hizmeti bir buçuk sene devam etmiştir.

 Senirkent’te yerleştikten sonra, memlekette ihtiyaç duyulan hizmetlerin yapılması için devletin desteğini beklemeden cemiyette önderlik görevini yapmaya başlamıştır. Ana sözleşmesinin 24.12.1940 tarihinde 1400 ortağın 1575 tezgâhla iştirak ettiği ve Bakanlık tarafından tasdik edilmesiyle faaliyete başlayan ‘Senirkent Dokumacılar Küçük Sanat Kooperatifinin müdürlüğüne getirilmiş, aynı zamanda serbest hekimlik yapmıştır. II. Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda ve savaştan sonra barışın tesis edilerek sanayi üretiminin başlamasına kadar geçen dönemde ülkeye dışarıdan mamul mal girişinin mümkün olmaması sebebiyle evlerde elle çalışan klasik tezgâhlarda dokunan ürünlerle ihtiyaç karşılanmıştır. Bu sebeple devletin tahsis ettiği ve kooperatif eliyle ortaklara dağıtılan dokuma ipliğinin fazlalığı nispetinde halkın geliri artmıştır. Devletin iplik tahsisinde, hammadde kıtlığı sebebiyle oluşan karaborsayı önlemek üzere kooperatifler kanalını kullanması bütün geçimini dokumacılığa bağlamış olan kasaba halkı çok istifadeli olmuştur. Kooperatifin dokumacılıkta standardizasyonu gerçekleştirerek kalitenin yükseltilmesi sonucunda üretilen mallar önceden sadece Isparta bölgesine arz edilirken şimdi ülke piyasasına intikal eder hale gelmiştir. Kooperatif, ortaklarından topladığı malları satmak üzere İstanbul, Ankara ve Diyarbakır’da satış mağazaları açmıştır. 1944’ten 1950 yılına kadar dokumacılar kooperatifi Senirkent halkının tamamının iktisadi faaliyetini bünyesinde toplamıştır (23). İktisadi kalkınmaya paralel olarak kültürel hamlelere de girişilmiştir. 1935-1936 yıllarında Almanya’dan 150 m/m lik çelik çekme borular getirtilmiş ve temmuz 1937’de halk tarafından ilk isale hendekleri açılarak borular merasimle yere yatırılmaya başlanmıştır. Suyun kaynağından kasaba üzerinde bulunan 400 tonluk yeni betonarme depo arasında bulunan 20 km lik mesafeye çelik boru döşenmesi işi 1939 yılı içinde bitirilmiştir. Sonraki yıllarda kooperatifin adı, ‘ Motorlu Dokumacılar ve Halıcılar Kooperatifi’ olarak değiştirilmiştir.  Savaş sonrası dışarıdan mamul mal ithalatının serbest bırakılması üzerine kalitesi nispeten düşmüş bulunan Senirkent dokumalarının sürümü giderek azalmıştır. Elimizde bulunan ve hangi tarihte çıkarıldığını tam olarak tespit edemediğimiz, Tahsin Tola’nın kooperatif müdürü imzasıyla  ortaklara gönderilen bir tamimde, mevcut üretimin değerlendirmesi yapılarak kalitenin yükseltilmesi hususunda tasarlanan çalışmalar hakkında bilgi verilmektedir. Dokumanın kalitesinin yükseltilmesi için alınması gerekli tedbirler beş kalemde özetlenmiştir;

 

  1. Adi makam boyasından has boyaların kullanımına geçilmesi
  2. Tarakların sıklaştırılması
  3. Dokumanın sık ve düzgün dokunması için tezgâhlara ayar makinesinin takılması
  4. Piyasanın isteğine göre desen seçiminin yapılması
  5. Kooperatif haricine mal satımının önüne geçilerek dokuma ıslahına devam edilmesi (24).

 

 Kooperatif öncelikle Halk Bankası’nda biriken fenni tesis parası ile 65.000 liraya bir hizmet binası yaptırmıştır. Hizmet binasının Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilen bir bölümünde, sonraki yıllarda Pratik Kız Sanat Okulu, daha sonra Kız Meslek Lisesi açılmıştır. Kooperatif, ayrıca ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir dokuma ipliği fabrikası ve 80.000 liraya modern bir boyahane yaptırmıştır (25). Pamuk ipliği nakliyesi işlerinde ve vatandaşların ulaşımlarında kullanılmak üzere iki adet kamyon satın alınmıştır. Bunlar 2,5 tonluk Chevrolet ve 1,5 tonluk Ford marka araçlardır (26).  Kooperatif öncülüğünde 1946 yılında  ‘Esnaf ve Dokuma Hastanesi’  adı verilen ve halen hizmette bulunan 50 yataklı bir sağlık tesisinin temeli atılarak inşaatına başlanmıştır. Hastane inşaatı subasman seviyesine getirildikten sonra Sağlık Bakanlığı’na devredilmek suretiyle tamamlanmıştır. Kooperatif toplumun ihtiyacı olan hizmetleri yapabilmek için gerekli kaynağı, ortaklarından dokuma topu başına güzelleştirme parası olarak 10 kuruş kesmek suretiyle sağlamıştır. Hastanenin uzman hekim ihtiyacını karşılamak üzere Dr. Ali İhsan Balım ve Dr. Yusuf Keçecioğlu’nun ihtisaslarını tamamladıklarında gelip çalışmak şartıyla devlete olan mecburi hizmetleri karşılığı borçları kooperatif tarafından ödenmiş ve ihtisasları süresince bütün eğitim masrafları yine kooperatif tarafından karşılanmıştır. Dr. Balım, verdiği taahhüde sadık kalarak ‘Göğüs Hastalıkları’ dalındaki ihtisasını tamamladıktan sonra memlekete dönerek 1961 Mart ayında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde akademik hayata intisabına kadar hastanede çalışmıştır. Dr. Keçecioğlu ise ‘Nisaiye’ sahasındaki uzmanlığını tamamladıktan sonra üniversitede kalmayı tercih etmiş ve profesörlüğe kadar yükselmiştir (27). Keçecioğlu, yıllar sonra kendisiyle yapılan bir mülakatta, kendisi ve arkadaşlarının Tahsin Tola’nın telkinleriyle yetiştiklerini, Senirkent denildiğinde ilk tedai eden ismin olduğunu, köy ve memleket davasının önemini daha o günlerde çevresine telkin ettiğini, halka yakın olmak ideali içinde çırpındığını belirtmiştir (28).  Yine devlete olan mecburi hizmet borcu ödenerek Tevfik Ersoy’un Isparta’nın 4. eczanesini Senirkent’te açmasına imkân verilmiştir (29). Yine toplum önderliğinin yol göstericiliğinde geniş katılım ile iki katlı bir ortaokul binası inşa edilmiş, devletin kadro tahsisinde gecikmesi üzerine 30 Ekim 1949 tarihinde özel olarak açılan ilk ortaokul üç sınıflı olarak faaliyete geçmiştir. Ortaokula birinci yılında 152 öğrenci kaydedilmiştir.  Böylelikle kasaba ve çevre köylerden gençlerin öğrenim görmeleri kolaylaşmıştır. Kooperatif, ortaklarının kredi işlerini karşılamak üzere bir banka açılmasına karar verilmiş ve bu kararla ortaklardan banka fonu kesilmeye başlanmıştır. O tarihlerde Anadolu’nun değişik yerlerde mahalli ihtiyaçları karşılamak üzere tek şubeli bankalar faaliyette idiler.

Tahsin Tola, toplum kalkınması faaliyetleri ile birlikte memleketin kültür hayatının gelişmesi yönünde ki fikri teşebbüslere de iştirak etmiştir. İlk sayısı 1942 yılının Mayıs ayında çıkan Millet mecmuasının yazarları arasına katılmıştır. Mecmua Prof. Hüseyin Avni Göktürk’ün sahipliği, Remzi Oğuz Arık’ın umumi neşriyat müdürlüğü altında çıkmıştır. Derginin yazar kadrosunda Türk fikir hayatının Türkçü ve Anadolucu çizgilerine mensup seçkin isimler bulunmaktadır (30). Anadoluculuğun temel konularından birisi köy ve köycülük olmuştur. Aslında Osmanlı devletinin son dönemlerinde öne çıkan fikir hareketlerinden Türkçülüğün de teme iştigal konularından biri köycülüktür. Türk Ocakları’nda köycülük hususuna önem vermiştir. Tola’nın, düşünce evreninde köycülük kalın bir çizgidir. O, köylünün ekonomik yönden belli bir maddi gücü ulaşması için şunları teklif etmiştir.’Köylüye gene köylü menfaatine iş yaptırmak için kâfi derecede müeyyidelerle donatılmış. Şahsiyet sahibi seçkinlerin kuracağı, işleteceği devlet teşkilatı, köylü istihsalini, bu istihsalin satışını köylünün dışarıdan tedarik edeceği istihlak maddelerini alışını teşkilatlandırır, düzenler, kontrol eder. Böylece muhtaç olduğu maddi gücü, gene köylü bulabilir (31). Tola yine Anadolucu çizgide neşriyat yapan Bizim Türkiye dergisinin yazarları arasında yer almıştır (32).

                1946 yılında çok partili siyasi hayatın başlaması üzerine kurulan Demokrat Parti’nin henüz ilçe olmayan Senirkent’te teşkilatını kurarak başkanlığını deruhte etmiştir. 1946 yılında yapılan seçimlerden sonra halkın DP’ye sempati duymasından memnun olmayan tek parti rejiminin temsilcileri, Isparta DP İl Başkanı Abdullah Demiralay ile Dr. H. Tahsin Tola’nın muhakkak tesirsiz hale getirilmeleri gerektiği yolundaki düşüncelerini uygulamaya koymuşlardır. 1920–1939 yılları arasında Milletvekilliği yapan Hafız İbrahim Bey’in akrabası olan ve büyük topraklara sahip bulunan Abdullah Demiralay ile arazilerinin bulunduğu Gümüşgün (Baladız) köylüleri arasındaki mevcut ihtilaf körüklenmiştir. Demiralay, çiftlik evine geldiği bir sırada köylüler tarafından linç edilmek suretiyle bertaraf edilmiştir. Bu hadise, o yıllarda gençlik arasında yürüttüğü yeraltı faaliyetleriyle taraftarlarını artırmaya gayret eden komünistler tarafından toprak ağası ile köylüler arasındaki toprak mücadelesi olarak yorumlanmak suretiyle türkü haline getirilmiştir. 1952 yılında gerçekleştirilen komünist tevkifatı sırasında tutuklular arasında bulunan Ruhi Su güftesini kendisinin yazdığı ‘Baladız 1946’ türküsünü ve diğer ihtilalci marşları hapishanede toplu olarak mahkûmlara öğretmiştir (33). Dr. Tola, 1946 yılında yapılan genel seçimlerde DP’nin Isparta listesinin başında mebus adayı olarak katılmış, oy sayımlarındaki bilinen hadiselerden dolayı başarılı olamamıştır.  Bu seçimlerde idarenin tarafsızlığını koruyamayarak sonucun CHP’nin lehine tecelli etmesine destek olduğu iddialarının yaygınlaşması, ülkenin diğer bölgelerinde olduğu gibi Senirkent’te de vatandaşlar arasında DP’ye teveccühün artması üzerine vali ve kaymakamlar vasıtasıyla baskı kurulmaya çalışılmıştır. Senirkent’te CHP’li Belediye Başkanı Etem Tola (1907–4.8.1952 ) ile aynı aileden olmalarına rağmen siyasi görüş farklılıkları sebebiyle kasabada keskin bir gruplaşma meydana gelmiştir. 1947 yılında tıp tahsilini tamamlayan Ali İhsan Balım’ın yaz mevsiminde kasabalarını ziyaret eden CHP milletvekillerine belediye başkanının verdiği ziyafet sebebiyle düşüncelerini ihtiva eden bir yazı hareket dergisinde ‘Sıladan Mektuplar’ başlığıyla neşredilmiştir. Bu yazıda ifade edilen düşüncelerden hoşlanmayan belediye başkanı, dergiye gönderdiği mektupta genç doktora kasabayı terketmesini tavsiye etmiştir. Belediye başkanının mektubunun neşredildiği derginin aynı nüshasında Nurettin Topçu tarafından kaleme alınan başka bir yazıda tek parti yönetimine karşı münevverlerde uyanan infialin izleri görülmektedir (34).

Siyasi gerginliğin giderek artması üzerine 1947 yılında bazı vatandaşların götürüldükleri jandarma karakolunda baskı altında tutulup darbeye maruz kalmaları kasabada büyük infial uyandırdı. Çok partili siyasi hayatın başlamasından sonra ki gelişmelere karşı idarenin gerektiği kadar kendini hazırlayamaması, eski alışkanlıklardan vazgeçilememesi sebebiyle meydana gelen olaylar İstanbul basınında geniş yankı yaptı. Cihat Baban gazetesinde hadiselere geniş olarak yer verdi. ‘Senirkent Faciası ‘ adıyla tanınan hadise kasabanın adının biranda bütün Türkiye’de duyulmasına vesile oldu. Olaylar hakkında bazı kitaplar neşredildi (35). Meydana gelen hadiselerden sonra siyasi iktidarın izleme çalışmalarına daha fazla önem verdiği anlaşılmaktadır. Mülkiyeyi bitirmesinden sonra 1946 yılında Isparta maiyet memurluğuna tayin edilen Mehmet Aldan mesleki hatıralarında parti çekişmelerinin Senirkent Bucağı’nda ve Yalvaç İlçesi’nde çok hararetli olduğunu belirtiyor. Aldan, Jandarma’nın Senirkent’te Demokrat Parti’li bazı vatandaşlara baskı yaptığını, hakarette bulunduğunu, sırtlarına binip dayak attığının iddia edildiğini belirtmektedir (36). Aldan’ın görevde bulunduğu sırada Isparta valisi olan Asım Türeli’nin, çok dürüst bir yönetici olmakla birlikte, herkesin yeteneğinden ve doğruluğundan şüphe eden bir yapısı bulunduğunu kaydetmektedir (37). Merkezi yönetimin 1946 seçimlerinden sonra siyasi tansiyonun düşürülmesi için gayret sarf etmediği, resmi makamlardan DP’nin faaliyetlerinin izlenerek rapor haline getirilmesi istendiği anlaşılıyor. Siyasi çalışmalar sürecinde DP Genel Başkanı Celal Bayar ve Refik Koraltan, Senirkent’i ziyaret ederek düzenlenen mitinge katılmışlardır. Konuşmalar sırasında esir ve zalim idarecilerden neler çektik ibaresi taşıyan bir afişin asıldığı istihbar edilmiştir. DP idarecilerinin il içindeki bütün faaliyetleri izlenerek bizzat vali tarafından imzalanarak İçişleri Bakanlığı’na gönderilmiştir (38).

Senirkent hadisesi, Arslanköy, Özalp ve Tabutluk hadiseleriyle birlikte tek parti döneminin çirkin yüzü olarak Türk demokrasi tarihindeki yerini almıştır (39).

Dr. Tola, 14 Mayıs 1950’de yapılan genel seçimlere Isparta DP listesinden katılmış ve 45.046 oy alarak milletvekili seçilmiştir (40).  DP listesi, Mehmet Reşit Turgut, Dr. İrfan Aksu, Mehmet Said Bilgiç(41),  Kemal Demiralay, Dr. Hasan Tahsin Tola’dan müteşekkil idi.

Milletvekilliğinin ilk yılında daha önce onu desteklemek gayesiyle İstanbul’da kısa ömürlü bir gazete çıkaran Kemal Uysal(Cabioğlu)  başka yayın organlarında çalışmalarını tanıtıcı bir makale neşretti (42).

 DP’nin iktidara geçmesinden sonra milletvekili olarak ilk faaliyeti Senirkent’in ilçe olmasını temin etmek olmuştur. Başbakan Adnan Menderes imzasıyla 19.7.1951 tarihinde TBMM ‘ne sunulan kanun tasarısında Senirkent’in İlçe merkezi Uluborlu’nun ise Bucak olması gerekçeli olarak teklif edilmiştir. Tasarı Meclis Başkanlığı tarafından İçişleri Komisyonu’na havale edilmiştir. Manisa milletvekili Refik Şevket İnce komisyonda yapılan görüşmeler esnasında Senirkent ile birlikte Uluborlu’nun da ilçe olarak kalmasını savundu. Bu fikri destekleyici başka konuşmaların yapılmasına bakıldığında Meclis’te Uluborlu’yu tutan kesimlerin başarılı bir kulis çalışması yaptıkları anlaşılıyor. İlgili komisyonlarda yapılan uzun tartışmalar ve çalışmalardan sonra 17 Haziran 1952 tarihinde Senirkent’in ilçe olmasıyla ilgili kanun kabul edilmiştir. Kanun, 19.6.1952 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp 23.6.1952 günü Resmi Gazete’de neşredilmek suretiyle yürürlüğe girmiştir. (Yazının ikinci bölümünü önümüzdeki sayıda yayınlayacağız )

 

 NOTLAR:

 

1. 17.2.1920 tarihinde teşkil edilen Senirkent Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin üyelerinden Tolabayramzade Hacı Veli Efendi’nin oğludur. Bk.Prof. Dr. Nuri Köstüklü, Milli Mücadele’de Denizli, Isparta ve Burdur Sancakları, Ankara,1999,s.90, Atatürk Araştırma Merkezi yayını.

2. ‘Dr. Tahsin Tola’nın Ömrü, Senirkent ve Senirkentliye Hizmetle Geçti’, Senirkent Gazetesi, sayı 71, 8.5.1995, s. 5

3. ’Ölümünün 13. Yıldönümü Dolayısıyla Resimlerle Dr. Tahsin Tola’ , Senirkent Gazetesi, sayı 90, 20.5.1996, s.8

4.  Aydın Yalçın(1920–4 Ekim 1994),Siyasal Silgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı fakülte ve ODTÜ’te öğretim üyeliği yaptı.1965–1973 yılları arasında AP’den İstanbul milletvekilliği seçildi ve partisinin kongresinde genel başkan adayı oldu. Vefatına kadar Yeni Forum dergisini neşretti.

5. Aydın Yalçın’ın Hatıraları , ‘www.yeniforum.8m.com’ da bulunmaktadır.

6. Nuri Tortop(sonra Prof.) , ‘Senirkent’in İktisadi Kalkınmasında Küçük Sanatkârların Rolü ve Ehemmiyeti ‘ , Hür Senirkent, sayı 95, 23.12.1955

7. 1928 yılında Senirkent Türk Ocağı idare heyeti üyeleri arasında üç halı şirketi mensubu bulunmaktadır. Derneğin kâtibi Halı Atölye Müdürü Hikmet(anne dedemdir. İstiklal Savaşı’na yedek subay olarak katılmıştır. İstanbul Yıldız’da tekâmül kursuna katılarak levazım subayı olmuş, İzmir Bergama’da görevli iken rahatsızlanarak vefat etmiştir), murahhas görevinde olan Halı Şirketi Müdürü Abdullah, muhasip Milli Türk Halı Şirketi Kâtibi Hüseyin. Bk. Hüseyin Tuncer, Yücel Hacaloğlu, Ragıp Memişoğlu, Türk Ocakları Tarihi-Açıklamalı Kronoloji 1912–1997,I. Cilt, Ankara, 1998, s.281–282.Türk Yurdu Yayınları 

8. Yükseliş Birliği sonraki yıllarda vakfa dönüştürülerek ‘Yükseliş Eğitim Kültür ve Dayanışma Vakfı’ adını almıştır. Merkezi Isparta olan vakıf ‘Senirkent Yükseliş’ adı ile Mart 2007’de 94. sayıya ulaşan aylık bir gazete neşretmektedir. İsparta Süleyman Demirel Üniversitesi’ne bağlı olarak ilçede açılan Meslek Yüksek Okulu’nun binaları geçmişte yapılan çalışmaları aratmayacak bir tesanüt içinde Belediye ve Yükseliş Vakfı’nın öncülüğünde düzenlenen bir kampanya ile yurt sathına dağılmış hemşerilerin katkıları temin edilmiştir. İnşaat kısa sürede tamamlanmış 9.11.2007 tarihinde yapılan bir törenle 812.986.000 YTL değerinde ki eğitim kompleksi hizmete açılmıştır.

9. Ahmet Hamdi Karabey, Uluborlu’da eski bir sülaleye mensuptur.1870 yılında doğmuştur. Balkan ve I.Dünya Savaşı’na katılmıştır. Milli Mücadele döneminde Uluborlu Kuvayımilliye Reisliği görevinde bulunmuştur. Uluborlu Askerlik Şubesi Başkanı iken Uluborlu Redd-i İlhak Cemiyeti’nin kurulmasına önderlik yaptı. Cemiyet muhtemelen bir ay sonra Uluborlu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adını aldı. Daha sonra albaylığa terfi etmiş Afyon Divanı Harp Reisliğinde iken emekliye ayrılmıştır.17.8.1936 tarihinde İzmir’de vefat etti. Bk.Ahmet Mahir Çadırcıoğlu, Uluborlu, İstanbul, 1950,s.123, Prof. Dr. Nuri Köstüklü, Milli Mücadele’de Denizli, Isparta ve Burdur Sancakları, Ankara,1999,s.88–89

10. Babam İsmail Özcan(Senirkent, 1916-Aydın, 12.1.1987)  yurdun sağladığı imkânla uzun ara verdiği tahsiline yeniden başlayarak amcam Ali Özcan’la birlikte Afyon’da iki yıl okuduktan sonra naklettiği Yalvaç Ortaokulu’ndan 1936 yılında mezun olmuştur.

11. Dr. Ali İhsan Balım, Duygu ve Düşüncelerim, Isparta,2004,s.5

12. Dr. Suat Seren (1910–4.7.1985), Isparta’da doğdu. Böcüzade Hüseyin Hüsnü Bey ile Hacı Yaşar Hanım’ın oğludur. 1930’da Konya Lisesi’ni, 1936’da İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Göz hastalıkları ihtisasını bitirdikten sonra değişik bakanlıklarda görev yaptı. 15.10.1961’de AP’den Isparta senatörü seçildi. I. Koalisyon Hükümetinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı oldu. Koalisyonun dağılması üzerine 25.6.1962’de bakanlık görevi sona erdi. 7.6.1964 tarihinde yapılan senato yenileme seçimleri sonucunda parlamento dışında kaldı. 4.7.1985’te vefat etti ve İstanbul Zincirlikuyu mezarlığında toprağa verildi. Milliyetçi Çığır, Millet ve Çalışma dergilerinde ve Tasvir gazetesinde sağlık ve memleket davaları ile ilgili çok sayıda makalesi neşredilmiştir. Eserleri: 1. Sağlık Bilgisi ve Koruyucu Hekimlik 2. Biyoloji I.II. III. 3. Tabiat Bilgisi I.II. III, 4.Isparta Tarihi (  1908–1911 tarihleri arasında Isparta milletvekilliği yapan dedesi Süleyman Sami Bey’in yazdığı kitabı neşre hazırlamıştır ) Hk. Türk Parlamento Tarihi, Cumhuriyet Senatosu Üyelerinin Özgeçmişleri I.Cilt, 1961–1964, Ankara, 1998, s. 263–264

13. Köycülüğümüzün Temelleri, İstanbul, 1935

14.M. Kemal Cabioğlu , ‘ Dr. Tahsin Tola –Senirkent Tarım ve Endüstri Kentleri’,  Bizim Anadolu, 12–13.9.1972

15. Hareket dergisi hakkında bk. Ali Birinci, Hareket Mecmuası (1939–1982),Türk Yurdu, Türkiye’deki Fikir Dergiciliği Özel Sayısı, Salı 213,Mayıs 2005,s.84–89

16. Dr. İsmail Hakkı Aladağ,’Bu Toprağın Ağrıları’,Hareket, sayı 10,Aralık 1947,s.11

17. Prof. Dr. Osman Çataklı, Son Mürşitlerimiz, Milli Gazete,22.11.2000,s.2

18. M. Kemal Cabioğlu:1925 Senirkent doğumludur.1951 yılında İktisat Fakültesi’ni bitirmiştir.

19. Orhan Okay, Silik Fotoğraflar, İstanbul, 2001, s. 61.Prof. Dr. Orhan Okay, yaş itibariyle Tola’nın İstanbul’daki dönemine yetişememekle birlikte Dr. Ali İhsan Balım’ı Topçu’nun çevresinde gördüğünü bir görüşmemizde anlatmıştır.

20.1923 yılında Senirkent’te doğmuştur. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunudur.1961–1977 yılları arasında Isparta milletvekili olarak parlamentoda bulunmuştur.

21. Bahattin İzgi, bir süre avukat olarak Senirkent’te çalışmıştır.1957 genel seçimlerinde Isparta’da Hürriyet Partisi adayı olarak genel seçimlere katılmış, başarılı olamamıştır. Daha sonra Antalya’ya yerleşmiş, bir süre Baro başkanlığı yapmıştır. İzgi, Tola ile ilgili hatıra parçalarını kaleme almaktadır; Ölümünün 24. Yılında Dr. Tahsin Tola ve Hatıralarım! Senirkent Yükseliş, sayı 96,Mayıs 2007,s.2

22. Dr. Ali İhsan Balım, Sıladan Mektuplar, İstanbul, 1959. Kitap yazarın Hür Senirkent gazetesinde 1955–1959 seneleri içinde neşredilen yazılarını ihtiva etmektedir. Balım, kitabına seçtiği ismi daha önce Hareket dergisinde 1947 yılı 6. sayından itibaren neşredilen yazılarının başlığında kullanmıştır.

23.Cabioğlu, a.g.m. , 13.9.1972

24. Arşivimizde babamdan intikal eden vesikalar arasında daktilo ile yazılmış iki sayfalık tamime ek olarak ‘Sabit Boyalı İplikle ve Ayar Makinesiyle Donatılmış Tezgâhlarda dokunacak Yeni Dokumaların Alış Fiyatları’nı gösteren bir çizelge bulunmaktadır.

25. Senirkent, İzmir,1950,s,9,Senirkent Yükseliş Birliği yayını.

26.M. Orhan Karaaslan, Umuda Yolculuk, Senirkent Gazetesi,17.7.2000,s.3

27.1919 yılında Senirkent’in Uluğbey köyünde doğan Keçecioğlu ilk tahsilini köyünde ve Senirkent’te yaptıktan sonra liseyi Afyon’da bitirmiştir. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1945 yılında mezun olmuştur. 1949 yılında başladığı nisaiye ihtisasını 1952’de bitirmiştir. Bilahare üniversite tarafından Almanya’nın Kiel Üniversitesi’ne gönderilmiştir. 1958’de doçent olmuş 1960 ihtilalinden sonra 147’liklere dâhil edilerek uzaklaştırıldığı üniversiteye 1963’te dönmüş ve profesör olmuştur.

28. Dr. Dilek Tola , ‘Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ndeki Doçentimiz Dr. Yusuf Keçecioğlu’ , Senirkent Postası, sayı 58, 26.10.1968.Sonraki yıllarda profesör olan Keçecioğlu, Ulubey’deki bulunan baba evini cebinden restore ettirmek suretiyle Cemevi olarak kullanılmak üzere kasabasına bağışlamıştır.

29. Tevfik Ersoy, Senirkent’te 1960 ihtilaline kadar eczacılık yapmıştır. DP’de siyaset yaptığı için çalışma ortamının evlenişli olmaması sebebiyle ihtilalden sonra eczanesini Tire’ye nakletmiştir. Eczanesini kapattıktan sonra emekli olarak yaşadığı Isparta’da 1.8.2004 tarihinde vefat etmiştir.

30. İlhan Egemen Darendelioğlu, Türkiye’de Milliyetçilik Hareketleri, İstanbul 1977,s.228–229.Başka bir araştırmada da Anadolucu Milliyetçiliğin yayın organları arasında bulunan ve Mayıs 1942 ile Nisan 1944 tarihleri arasında toplam 24 sayı neşredilen Millet’in yazar kadrosu arasında ismi belirtilmiştir. Derginin genel yayın müdürü Remzi Oğuz Arık’tır. Bk. Mithat Atabay, II. Dünya Savaşı Sırasında Türkiye’de Milliyetçilik Akımları, İstanbul,2005,s.221

31. Dr. Tahsin Tola, Köycülüğün Gelişmesi,Millet.sayı 16,Ağustos 1943,s.99,zikreden Atabay,a.g.e.,s.347

32. Bizim Türkiye dergisinin sahip ve neşriyat müdürü Turgut Evren’dir.              Tola’nın derginin Mart 1959 tarihli 2. sayısının 9. sayfasında Kalmamış isimli bir şiiri neşredilmiştir.

33. Aclan Sayılgan, Komuna, İstanbul, 1969, s.63.Abdullah Demiralay’ın amcaoğlu Kemal Demiralay, 1950–1960 yılları arasında DP Isparta milletvekili olarak parlamentoda bulunmuştur. Bk.Şevket Demirel, Kemal Demiralay, Isparta Dergisi, sayı 19,Ocak-Şubat 2003,s.4–5

34. Nurettin Topçu ,’Senirkent Belediye Başkanı’na Mektup’ , Hareket, sayı 7, Eylül 1947, s.3–6

35.  Şefik Seren (Av. Mağdurların vekili) , Senirkent Faciası, İstanbul, 1947, 80 s. Haydar Kıran, CHP Zulümlerinden 1946 Seçimleri ve Senirkent Faciası, İstanbul, 1976, Palmira Yayınları.

36.  Mehmet Aldan, Mülki İdarede Bir Ömür, Anılar, Ankara, 1992, s.3, Türk İdareciler Derneği Yayını.

37. Aldan , a.g.e.,s.5

38. Isparta Valisi Asım Türeli imzası ile İçişleri Bakanlığı’na gönderilen 24.10.1948 tarihli iki ayrı raporda DP’nin bütün faaliyeti özetlenmektedir: Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi, 030,01.-66.410.3

39. Nuri Tarhan, Kahramanlık ve Kahramanlar, Ocak, sene 3,sayı 1,15 Ekim 1958,s.5.Nuri Tarhan, Prof. Dr. Mehmet Kaplan’ın müstearlarından biridir.

40. Ahmet Demirel , ’50. Yıldönümünde 1950 Seçimleri, Tarih ve Toplum, sayı 197, Mayıs 2000, s. 13–23

41. Hk. Bk. Ömer Özcan, Türkçülük Tarihimizden İsimler: Mehmet Said Bilgiç, Türk Yurdu, sayı 158,Ekim 2000,s.47–56

42. Kemal Uysal, Bizim Anadolu İnsanına Dair İnsanlara Mektup, Tanrıdağ, sayı 2,20.11.1950,s.7. Uysal, 1949 yılında Türk Gençlik Teşkilatı’nın, K. Metin Ören (Kars’ta gazete neşretmiştir. MHP’den milletvekili adayı olmuştur), S. İrfan Atagün (1927–26.6.2007,Hukuk Fakültesi mezunudur. MEB 1000 Temel Eser projesinde ve gazetecilik yapmıştır),O. Necati Tanrıkulu (Bankacıdır. MHP’den milletvekili seçilen ve bakanlık yapan Kenan Tanrıkulu’nun babasıdır) ,A. Galip Üstünbağ ile birlikte kurucu heyeti arasında bulunmuştur.  Tanrıdağ gazetesi 1946 yılında üniversiteli gençler tarafından kurulan Türk Gençlik Teşkilatı’nın aylık yayın organıdır.1950 yılında başkanlığını sonraki yıllarda çeşitli dönemlerde milletvekili olarak parlamentoda bulunan Şadi Pehlivanoğlu yapmakta idi.

 

 

 

                           

 

 

 

                        Çok partili siyasi hayata geçilmesinden  sonra devletin gözetimi dışında tesis edilmek  suretiyle  vatandaşın teveccühü kazanıp  kısa zamanda Türkiye çapında teşkilatlanan tek kuruluş Türk Milliyetçiler Derneği’dir . Değişik tarihlerde kurulan İstanbul Türk Kültür Ocağı , Türk Kültür Çalışmaları Derneği , Türk Kültür Teşkilatı , Genç Türkler Derneği ve Ankara Türk Kültür Derneği  Nisan 1950’de Milliyetçiler Federasyonu altında birleşmişlerdir . Federasyonun ilk genel kongresi 1-2 Nisan 1951 tarihlerinde Said Bilgiç’in   başkanlığında İstanbul Rüstem Paşa Medresesi’nde yapıldı . Genel kurulda   federasyonun kendini feshederek  adının  değiştirilmesi  teklifi kabul edildi . Bütün dernekler kendilerini feshetmek suretiyle Türk Milliyetçiler Derneği adı altında birleştiler . (43)Dernek teşkilatlanma çalışmaları yanında  yıllardır yapılamayan  milliyetçilik kongresini gerçekleştirmek gayesiyle istişari  bir toplantı düzenledi.28 Ekim 1951 tarihinde dernek merkezinde yapılan toplantı için önceden 32  Türk aydını bir mektupla  davet edildi.Siyaset,fikir ve bilim dünyasına mensup davetliler arasında Dr. Tola’da bulunmakta idi.(44)

 

                        Türk  Milliyetçiler Derneği Senirkent  şubesi  Ortaokulda  Türkçe  öğretmeni olarak görev yapmakta olan Necati Dinçer’in(sonraki yıllarda Isparta Lisesi’nde görev yapmıştır) başkanlığında Fuat Teker,Ali İhsan Tola,Ömer Şavklı,Hamdi Durmuşoğlu’ndan müteşekkil bir heyet tarafından kuruldu.(45)  Dernekte kültürel faaliyetler çerçevesinde  toplantılar ve konferanslar yapılmıştır.Ali İhsan Tola  iklim değişikliklerinin insan karakteri üzerindeki etkileri,Hamdi Durmuş(Hür Senirkent gazetesinin naşiri) İdeal milliyetçilik  ile  şiirimizde ölüm mevzuu,Necati Dinçer Rönesans ve yeni dünya görüşü ile Türk Milliyetçiler Derneği hakkında açıklamalar  başlıklı konuşmalar yapmışlardır.Mehmet Akif gününde başkan Necati Dinçer’in şairin hayatı ve eserleri hakkındaki konuşmasını müteakip   Zafer Kızıldağ(Senirkent Ortaokulu öğretmen,.daha sonra Isparta Lisesi’nde görev yapmıştır),Fuat Teker,Ali İhsan Tola,Necati Ergündoğan(daha sonra Çerçioğlu soyadını almış olup Milli Eğitim Bakanlığı’nda genel müdürlük ve müfettişlik yapmıştır),Hamdi Durmuş,Akif Abışgil  çeşitli şiirlerini okumuşlardır. (46)

 

                        Derneğin 24.7.1952 tarihinde Ankara’da toplanan I. Kurultayında divan başkanlığına Said Bilgiç seçildi . Seçimler sonucunda genel yönetim kurulu Said Bilgiç’in başkanlığında , Dr .Hasan Tahsin Tola , Abdullah Savaşçı , Necati Torun , Ömer Nuri Torumtay , Mehmet Antal –kapanma dönemine doğru yerine Süreyya Bilgiç-ten  teşekkül etti.(47)  Tola’nın DP’de   birlikte  siyaset yaptığı Isparta mebusu Yalvaçlı Dr. İrfan Aksu , Bilgiç’in onu bilgilendirmeden  dernek yönetim kuruluna aldığı görüşündedir .(48)

 

                         Dernek kısa sürede yurdun dört köşesinde teşkilatlanarak milli, manevi ve  kültürel çalışmalara başladı . 1953 yılında İstanbul’un fethinin 500.cü yıldönümünün kutlanması gerekiyordu  . Zamanın hükümeti Yunanistan’la gelişmekte olan dostluğu  bozmamak gayesiyle devlet töreni yapmaktan kaçınarak ,   kutlama merasimlerinin gösterişsiz gerçekleştirilmesi  arzusunda idi .Dernek devletin yapmak istemediği bu faaliyeti üstlenmeye çalıştı  .Milliyetçiler Derneği’nin   fahri genel başkanlığına Adana milletvekili ve DP’nin muhalifi  olan Türkiye Köylü Partisi Genel Başkanı Remzi Oğuz Arık seçilmişti . Dernek ,  fikriyatını basın yoluyla kamuoyuna iletmek gayesiyle ‘Mefkure’ isminde haftalık olarak  , önceleri tek , sonra ise 2 yapraktan ibaret bir gazete neşretmeye başlamıştı .

 

 

                        Dönemin  Türk basının en  etkili kalemlerinden   olan Ahmet Emin Yalman , yazıları ve ilişkileriyle iktidara yön verdiğini hatıralarında bahsetmektedir .(49) DP’nin Ankara ve Çorum il kongrelerinde alınan bazı kararlar arasında  ,’Komünist ve Yahudi Emperyalizminin Tuzağı Olan Mason Cemiyetlerinin Lağvedilmesi ‘ teklifi dikkatleri çekmişti . (50) Bu hadiselerden sonra Yalman ve Falih Rıfkı Atay gazetelerindeki köşelerinde  iktidarı etkilemek üzere yoğun bir  faaliyete giriştiler . Yalman , Anadolu’yu tanıtım programı çerçevesinde Malatya’ya gittiği sırada  başbakanda parti kongresi vesilesiyle   şehirde  bulunmakta idi . Başbakanla birlikte  yemekte bulunup , postahanede günün haberlerini gazetesine yazdırdıktan sonra binadan çıktığında    Yalman’ı o sırada lise öğrencisi olan  günümüzün gazetecisi Hüseyin Üzmez  tabanca ile ateş ederek yaraladı . Malatya’da  meydana gelen hadise sebebiyle  doğrudan bir ilişkileri bulunmamalarına rağmen   Necip Fazıl Kısakürek , Osman Yüksel Serdengeçti ve Cevat Rifat Atilhan başta olmak üzere bazı şahıslar tutuklandı . Bu olay  etkinliği giderek artmakta olan  Türk Milliyetçiler Derneği’nin kapatılarak yöneticileri  hakkında  işlem yapılması yolunda aleyhte bir propagandaya vesile oldu .Genel Başkan Said Bilgiç , İstanbul Şubesinde düzenlediği basın toplantısında laiklik ilkesine bütün mevcudiyetleriyle bağlı olduklarını ifade etti . (51) 22 Ocak 1953 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcılığı  Türk Milliyetçiler Derneği tüzüğünü ve çalışmalarını Cemiyetler Kanunu’nun 33. Maddesine aykırı bularak  dernek hakkında takibat başlatmış , mahkemenin bir karar almasına kadar  ihtiyatı tedbir olmak üzere derneğin mevcut 73 şubesinin mühürlenerek mallarının muhafaza altına alınmasına karar  vermiştir . Mahkeme kararı 23 Ocak günü uygulanmıştır .(52) Isparta milletvekilleri  , Genel Başkan Said Bilgiç ile idare heyeti üyesi Dr . Tahsin Tola  ,DP Haysiyet Divanı’na verildiler . (53) 24  Ocak günü  Said Bilgiç ve   Dr .Tahsin Tola  Cumhuriyet Savcılığını ziyaret ederek  kapatma kararına itiraz edip  iptalini istediler . Bu itirazları kısa sürede sonuçlandırılarak 28 Ocak tarihinde  red kararı verilmiştir .(54) Hadiseler günlük basında geniş yankı bulmuştur. Derneğin kuruluş döneminde ki haberlere  sütunlarını kapalı tutan  bazı yayın organlarında kurucu üyelerin listeleri neşredildi.(55) 31 Ocak günü mahkeme dernek hakkında  kapatma davası açtı  . DP Yüksek  Haysiyet Divanı , 31 Ocak 1953 tarihinde    8,5 saat süren bir  toplantı sonunda Said Bilgiç ve Dr . Tahsin Tola’nın  , Türk Milliyetçiler Derneği’nin tüzüğündeki bazı ifadeleri gerekçe göstererek  partiden ihraç edilmelerine karar verdi . Dr. Aksu , Bayar’ın talimatı üzerine Yüksek Haysiyet Divanı’nın bu yönde bir karar verdiği inancındadır. Milletvekilleri savunmalarında  DP programına ve tüzüğüne aykırı hareket etmediklerini  ve partiden ayrılmak istemediklerini ifade etmişlerdi.(56) Alınan karara karşı  disiplin kurulu üyelerinden Maraş milletvekili  Abdullah Baydemir muhalif , Niğde milletvekili Necip Bilge  çekimser oy kullanmışlardır. Şevki Ecevit, Celal Türkgeldi,Salamon Adotto,Faruk Nafiz Çamlıbel, Ömer Saraç,Müfid Ermuyumcu, Muzaffer Kurbanoğlu,Osman Kavrakoğlu ve Hüseyin Ülkü  ihraç yönünde oy kullanmışlardır.(57)

 

 

                                        Said Bilgiç’in DP grubuna verdiği soru önergesinin  ,partiden ihracı üzerine görüşülme imkanı ortadan kalkması üzerine  , parti arkadaşı İrfan Aksu onun yokluğunda önergeyi benimsediğini beyan etmiş , Adnan Menderes’in aracılar vasıtasıyla bu talepten vazgeçmesi yolundaki  dileğini kabul etmemiştir . (58) Bu hadiseler üzerine DP genel merkezine Anadolu’nun her tarafından protesto telgrafları yağmıştır . Parti merkezi  meydana gelen olumsuz havayı  yumuşatmak üzere  Ankara’da Gar Gazinosu’nda 5.2.1953 günü 175 taşra temsilcisinin katıldığı bir   istişare  toplantısı düzenlemek mecburiyetinde kalmıştır. Başbakan yatıştırıcı bir konuşma  yaparak   örtülü bir şekilde Türk Milliyetçiler Derneği hadisesine de dokunmuştur  .(59)Toplantıda Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin ,milliyetçileri savunması Fuat Köprülü tarafından şiddetle cevaplandırıldı. DP milletvekillerini , tahrikçi gazetecilerin yol göstermesi sonucu ihraç eden haysiyet divanının başkanı milletvekili Osman Kavrakoğlu  idi . Heyet üyeleri arasında bulunan  Musevi asıllı milletvekili Salamon Adatto ise 1957’de yapılan genel seçimlerde listeye giremediği için parlamento dışında kaldı .(60) Türk Milliyetç