TOPLUMSAL BELLEK

Temmuz 2007 - Yıl 96 - Sayı 239



 

Kimliğimiz, bilgilerimiz, becerilerimiz, duygularımız ve zekâmızın oluşmasında temel bir role sahip olan bellek, beynimizin en önemli işlevlerinden birisidir. Zihinsel ve gündelik yaşamdaki tüm faaliyetlerimiz belleğimiz sayesinde gerçekleşmektedir.

Bellek Nedir?

“Bilgileri kaydetme, saklama ve kullanma bakımlarından tüm canlılarda ortak bir biyolojik kapasite”1 olarak ifade edilen bellek kavramı, TDK sözlüğünde; “Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, akıl, hafıza, dağarcık” biçiminde tanımlanmaktadır. Psikoloji sözlüğünde ise “a. bilgiyi algılama, düzenleme, kodlama, saklama ve hatırlamayla tanımlanan bilişsel süreç, b. bu bilgilerin saklandığı yer, c. bu şekilde saklanılan bilgilerin kendisi” olarak ifade edilmektedir. 

Viviand ve Arnaud,2 belleğin amacını esas alarak oluşturdukları tanımda belleği “Kazanılan bilgi veya becerilerin uzun süre tutulduğu ve çevreye iyi bir biçimde uyum sağlamak üzere uygun zamanda hatırlandığı bir süreçler bütünü” biçiminde ifade etmektedirler. “Algıladığımız uyarıcıları ve bilgileri almamızı, kodlamamızı, saklamamızı ve hatırlamamızı sağlayan beyinsel işlev” olarak tanımlayabileceğimiz belleğin,  bilgiyi saklama süresi ve sakladığı bilgi türleri bakımından değişik çeşitleri bulunmaktadır.

Kaç Çeşit Bellek Vardır?

Beyin, dışarıdan alınan bilgilerin üzerine kazındığı boş bir balmumu değildir. Hatıraları doğrudan ve bir çırpıda oluşturmaz. Kalıcı izleri meydana getirmeden önce, iki geçici aşamadan geçmesi gerekmektedir. Önce, duyu organlarından gelen verileri duyusal bellekte çok kısa süre (birkaç mili saniye-bir saniye) saklar. Sonra, onları dönüştürmek için kısa süreli bellekte işler (yaklaşık bir dakika) ve gerekirse onları uzun süreli bellekte depolamak için hazırlar. Kayıt için bilginin kodlanması gerekmektedir. Kısa süreli (çalışan) bellek, bir veriyi karmaşık olduğu vakit değiştirebilir veya daha önceden arşivlenmiş bilgilerle karşılaştırma yapabilir. Kısa süreli bellek bir filtre görevi görmektedir.3 Bilgiyi saklama süresine göre; duyusal, kısa süreli ve uzun süreli olmak üzere üç çeşit bellek bulunmaktadır. Bunlardan yalnızca uzun süreli bellek beyinde bir veri tabanı oluşturabilir.

Uzun süreli bellek; bilgileri uzun süre, hatta ömür boyu saklayan, hatıralarımızı, öğrenmelerimizi, kısacası hayat hikâyemizi temsil eden bellektir. Uzun süreli belleğin amacı, faydası, güdüleyiciliği ve tekrarlanması durumuna göre bilgiyi kesin bir biçimde depolamaktır. Uzun süreli belleğin; anısal, anlamsal ve işlemsel olmak üzere üç türü vardır.

Anısal bellek, kendimizle ilgili olayları, isimleri, tarihleri ve yerleri hatırlamamızı sağlar. Bilgiyi kendi duygusal ve coşkusal bağlamında kaydeden anısal bellek, kısacası kişisel yaşantımızla ilgili olayları depolar. Anlamsal bellek, dünyayla ilgili genel bilgilerimizi, kelimeler ve anlamlarından oluşan rezervimizi ihtiva eder. Anlamsal bellekte depolanan veriler birbirlerine anlamlı bağlarla bağlıdırlar. İşlemsel bellek, becerilerle ilgilidir. Örtük bellek olarak da adlandırılan işlemsel bellek, daha çok karmaşık psikomotor işlemleri gerçekleştirmeye hizmet eder. Zihinsel ve bedensel tekrarlı görevleri tamamlamayı sağlar. Bu belleğin içeriğine isteyerek erişilemez ve doğrudan analiz edilemez. İşlemsel bellek hatırlamada bilinçli bir gayreti gerektirmez. Zihinden hesap yapmak, spor yapmak, araba kullanmak gibi otomatikleştiğimiz bilgileri depolar. Bu türden bilgilerin öğrenilmesi çoğu zaman çok yavaş gerçekleşir ve değiştirilmesi çok zor olur.4 Bunlardan anlamsal ve işlemsel bellekler bireyin doğrudan toplumsal bellekle bütünleşmesinde etkin işlevlere sahiptirler.

Toplumsal Bellek Nedir?

Bellek, bireyde olduğu gibi insan topluluklarında da temel bir işleve sahiptir. Zira her toplumsal grup nesiller boyunca aktarılan bilgiler sayesinde varlığını sürdürür. Bilgilerin beyinden beyine, beyinden beyinlere, beyinlerden beyinlere aktarılması suretiyle toplumsal bellek oluşur ve dolayısıyla aynı sosyal gruba mensup bireyler arasında belli olaylar karşısında benzer tepkilerin gösterilmesi sağlanmış olur. Halbwachs (1950)’ın ifadesiyle; “Mensup olduğumuz grubun hayatında yer alan bir olayı hatırladığımızda ve birbirimize hatırlattığımızda benzer şeyleri düşünmemiz bu grup bağlamında bir ortak belleğe”5 sahip olduğumuz anlamına gelir.

Bilgi ve becerilerini sonraki nesillere aktarmada insanoğlu, söz ve yazı olmak üzere genelde iki temel aracı kullanmıştır. Yazı öncesi toplumlarda, söz ortak belleğin oluşmasında ve aktarılmasında tek yol olarak ortaya çıkmaktadır. “Yazının keşfi, insanoğluna ilk defa kişisel öğrenmelerini beyninin dışında doğru bir biçimde saklamasına imkan vermiştir. Tarih,  bu verileri yorumlamak suretiyle ortaya çıkmış”6 ve haklı olarak toplumsal belleğin en önemli bir disiplini olmayı başarmıştır.

Yazının keşfiyle birlikte, toplumsal bellek bir yandan kişisel belleklere bağımlı olmaktan kurtulurken diğer yandan da sağlam, taşınabilir ve üretilebilir bir nitelik kazanmıştır. Yazı toplumsal belleğin daha güvenilir ve daha esnek bir hale gelmesini, kişisel belleğimizin sınırları dışında düşüncenin yayılmasını sağlamıştır.7 Ayrıca yazı sayesinde, geçmiş hayat tarzları, yaşayan tanıkları olmasa bile, yeniden yaşanabilir duruma gelmiştir.

Ortak bellek, kişisel bağlamda dış bellek olarak da kabul edilebilir. “Bir efsane, bir arşiv belgesi veya bir alet, kısacası ortak belleğimizin her unsuru, bizde dış geçmişin [bireyin dışındaki geçmiş] maddi izlerini inşa eder.” Böylece ortak (dış) bellekle kişisel (iç) bellek birbirine eklemlenir. Sırası geldiğinde, toplumsal bellek, bireyin ağzı veya elleriyle, sonraki nesillere aktarılabilir.8

Toplumsal Bellek İnşa Edilebilir mi?

Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirleriyle eklemlendikleri dikkate alındığında, kişisel belleğin ve buna bağlı olarak da toplumsal belleğin belli düzeyde şekillendirilebileceği öngörülebilir. Nitekim insanlar arası gruplaşmalarda bu durum açık bir biçimde gözlenmektedir. Özellikle ideolojik ve kapalı gruplarda, grup amaçları doğrultusunda bellek yeniden yapılandırılmaktadır. Grubun toplumda etkin olabilmesi veya tersi bir anlamda ortak bellek oluşturabilme kapasitesine bağlıdır. 

Ortak bellek sosyal grup boyutunda yeniden yapılandırıldığı gibi ulusal boyutta da yeniden inşa edilebilir. Ortak bellek inşasının en önemli aracı eğitimdir. Ülkelerin eğitim programlarında yer alan dersler incelendiğinde toplumsal bellek odaklı derslerin ve etkinliklerin hatırı sayılır miktarda olduğu kolayca görülebilir.  

Eğitim yoluyla bir ulus bir başka ulusa dost ya da düşman yapılabilir. Bunun örneklerini günümüzde acı bir biçimde yaşıyoruz. Eğer bugün dinler ve kültürler arasında düşmanlıklar yaşanıyorsa, bu durumu eğitim yoluyla oluşturulmuş toplumsal belleklerle açıklayabiliriz. Yine bir ülkede yönetenler ve yönetilenler ayrı ayrı tellerden çalıyorlarsa, ülkenin insanları birbirlerine düşman sosyal adacıklar oluşturmuşlarsa ve ortada bu adacıkları bütünleştirebilecek sosyal zamk gözükmüyorsa bu durumu da henüz nitelikli bir toplumsal belleğin inşa edilememiş olmasıyla açıklayabiliriz.

         

 

        DİPNOTLAR

1. SAVOİE, M.L. “La Mémoire”. İnternet’ten 29.12.06’da elde edilmiştir: http://www.vac-acc.gc.ca/clients_f/sub.cfm?source=steannes/pub_research/msavoie_01

2. VİVİAND, X ve ARNAUD, S. (1998). “Mémoire et anesthésie”. Conférences d'actualisation 1998, p. 49-58. İnternet’ten 29.12.06’da elde edilmiştir:  http://www.sfar.org/sfar_actu/ca98/html/ca98_04/98_004.htm

3. BİAİS, J-M (2004).  “Les secrets de la mémoire”. L'Express du 13/09/2004. İnternet’ten 29.12.06’da elde edilmiştir: http://www.lexpress.fr/info/sciences/dossier/neurodon/dossier.asp?ida=429353

4. PREVENTİON. “La Mémoire”. İnternet’ten 29.12.06’da elde edilmiştir: http://www.prevention.ch/lamemoire.htm; BİAİS, J-M (2004).a.g.m.; SAVOİE, M.L. a.g.m.

5. HALBWACHS, M. (1950). La mémoire collective. s.17.

6-7-8. La Mémoıre Collectıve. İnternet’ten 04.06.07’de elde edilmiştir: http://lecerveau.mcgill.ca/flash/a/a_07/a_07_s/a_07_s_tra/a_07_s_tra.htm