'Ama' Sız Kınamak, 'Müstağrip' Lerimiz Ve İslam Dünyası

Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330



Merhum Cemil Meriç müstağripleri şöyle tarif ve tavsif ediyor:

 

“Tanzimat’tan sonra Türk aydınına en çok yakışan sıfat: Müstağrip. Edebiyatımız bir gölge-edebiyat; düşüncemiz bir gölge-düşünce. Üç edebî nevi itibarda: taklit, intihal ve tercüme.” Ona göre, “Müstağrip ne yeni bir dünya görüşü kurabilir, ne de Batı’nın cömertçe sunduğu türlü ideolojiler arasında seçim yapacak güçtedir. Seçmek için, anlamak lâzım. Anlamak için, karşılaştırmak. Mukayese, irfana dayanır.”

 

Kendi medeniyetinden kopmuş, günümüzdeki medeniyetler arası ilişkileri kavrayamamış yeni müstağripler, Meriç’in medeniyetimize dair şu teşhisini hiç kale almazlar; zira öykündükleri çağdaş uygarlık kapitalizme, tüketim ve kazanç hırsına öncelik veriyor. Şöyle der Meriç: