Türk Yurdu Dergisinin İkinci Yayın Döneminde (1923-1931) Türkçülük, Dış Türkler ve Türk Birliği Düşüncesi (2. Bölüm)

Aralık 2017 - Yıl 106 - Sayı 364



        Türk Ocaklarının Faaliyet Sahası Daraltılıyor

        Türk Yurdu’nun Nisan 1927 tarihli 189/28. sayısında, “Türk Ocakları Dördüncü Kurultayı” başlıklı haberde; Kurultay Başkanlığına seçilen Adliye Vekili Mahmud Esad Beyin yaptığı konuşmaya yer verilmiştir. Mahmut Esat (Bozkurt) bu konuşmasında; “Dünyanın en uzak bucaklarında yaşayan ırkımızdan tek bir fert, bir bal arısının iğnesiyle dahi rencide olsa, onun acısını duyar, muzdarip olur ve gözyaşı akıtırız. Esasen bir millete mensup insanlar arasında uzaklık yoktur, onlar tek bir vücutturlar” demiştir. (s.201) Kurultay başkanının bütün Türkleri kucaklayan bu söylemine rağmen, Türk Ocakları Yasasında, Ocağın maksadının tarif edildiği ikinci maddede “Bütün Türkler” ibaresi kaldırılmış, “Türk Ocaklarının faaliyet sahası daraltılmıştır. Türk Ocakları Yasasının ikinci maddesi; “Türk Ocağının maksadı, milli şuurun kuvvetlendirilmesine, medeni ve sıhhi tekamülün teminine ve milli iktisadın inkişafına çalışmaktır. Türk Ocaklarının fiilen iştigal sahası Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahiline münhasırdır” şeklinde değiştirilmiştir. Türk Ocaklarının faaliyet sahasını Türkiye ile sınırlayan bu yasa değişikliğine rağmen, Kurultayda selam gönderilen kişi ve kuruluşlar arasında Macaristan Turan Cemiyeti’nin de sayılmış olması dikkat çekicidir. (Önen 2005: 198)

        Türk Ocakları en büyük yapısal değişikliği 1927 yılında yaşamıştır. Bu tarihe kadar, Türk Ocakları Yasasının 2.maddesinde Türk Ocağı’nın amacı tanımlanırken “Türkler” veya “bütün Türkler” sözcüğü, 1927 yılı kurultayında kabul edilen yasada kaldırılmış, buna bağlı olarak “Türk Ocaklarının fiilen iştigal sahası Türkiye Cumhuriyeti hudutları dahiline münhasırdır” cümlesi eklenmiştir. 1927 yılında yapılan diğer bir değişiklik ise “Türk Ocaklarının devlet siyasetinde Cumhuriyet Halk Fırkası ile beraber” olduğunun Türk Ocakları Yasasının 3. maddesinde yer almasıdır. Türk Ocakları Yasasının 2. ve 3. maddelerinde yapılan bu değişiklikler, Türk Ocakları 4. Kurultayında tartışma yapılmaksızın oybirliği ile kabul edilmiştir. Gündeme alınan her konuyu enine boyuna tartışan Kurultay delegelerinin, Türk Ocakları Yasasının 2. ve 3. maddelerinde yapılan değişiklikler hakkında sessiz kalmaları da düşündürücüdür. (Karaer 1992: 31-32) Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi) Nizamnamesinde yer alan 40.madde ile Türk Ocakları, “CHP’nin denetimi altında bir kuruluş” sayılmıştır. (Üstel 1997: 227)

        Türk Yurdu’nun Nisan 1927 tarihli 189/28. sayısında, Falih Rıfkı (Atay), “Ocaklar” başlıklı yazısında Türk Ocakları Yasasında yapılan değişiklikleri “Türk Ocağı Kurultayı dün yasa encümeninin iki mühim teklifini kabul etti. Hakikat şudur ki, bu teklifler Türk Ocağı istikametlerini değiştiren birtakım yeni prensipler hükmünde olmayıp realiteyi tespit etmektedirler. Fikirlerde hiçbir teşviş bırakmamak için bir müessesenin maksat ve gayesini gösteren yasa maddelerindeki vuzuhun ehemmiyeti büyüktür. Türk Ocağı bilhassa Anadolu Devleti kurulduğundan beri tamamen “memleketçi” idi. Ocağın kuruluş yıllarında bu müessese haricinde doğmuş Turancılık şiarını biraz da bizim mütereddi mütefekkir ve muharrirlerimizin yardımı ile su-i tefsir eden, hars vahdeti (kültür birliği) hedefini muazzam bir Asya İmparatorluğu tesisi davasıyla karıştıran düşmanlarımız Ocak müessesesinden şüphe etmekte devam etmişlerdir” şeklinde yorumlamıştır. (s.196-197)

        Süleyman Tüzün, 1927 yılında “Türk Ocağı faaliyetlerinin sınırlandırılmasını”; Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında 1921 yılında imzalanan “Moskova” ve “Kars” anlaşmaları ile 1925 yılında imzalanan “Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması”na dayandırmaktadır. Tüzün’e göre Moskova ve Kars antlaşmalarına dayalı olarak 17 Aralık 1925 tarihinde imzalanan ve II. Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar Türkiye Cumhuriyeti ve SSCB ilişkilerini düzenleyen Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması’nın bu hükmü “kendi ülkelerinde diğer ülke aleyhinde mücadele yürüten kuruluşları barındırmamayı, keza diğer ülkeyi veya bunun bir kısmını temsil ettiğini iddia edecek kuruluşlara izin vermemeyi” taahhüt ediyordu. Türkiye’nin iç politikadaki uygulamaları bu iki anlaşma hükmüyle uyumlu idi. Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı Türk tanımı, Türk Ocaklarının 1927 yılında faaliyet sahasının sınırlandırılması, milliyetçilik ilkesi ile ilgili yapılan yorumlar bunun örnekleri idi. Türkiye, Sovyet Rusya’yı rahatsız edebilecek davranışlardan mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışıyordu. (Tüzün 1998: 48)

        Nisan 1927’de Türk Ocakları Derneği’nin faaliyet alanı sınırlanmasına rağmen, Türk Yurdu dergisinin Mayıs, Haziran ve Ağustos sayılarında Abdullah Battal Taymas imzalı Rusya’daki Türk Cumhuriyetleri ve dış Türklerle ilgili makale ve haberlerin yayımlanmasına devam edilir. Ancak, Eylül 1927’den sonra dergide, Abdullah Battal Taymas imzalı herhangi bir yazı yayımlanmaz.

        Türk Yurdu’nun Mayıs 1927 tarihli 190/29. sayısında, Seyyid Battaloğlu Abdullah (Abdullah Battal Taymas), “Rusya’daki Türk Cumhuriyetleri: Kırım Cumhuriyeti” başlıklı yazısında; Kırım’ın, coğrafya bakımından Osmanlı Devleti’ne en yakın ve tarihi bağlarla sıkı sıkıya bağlı bir ülke olduğuna işaret ediyordu. Kırım, Fatih döneminde Osmanlı himayesine girmiş, 1783’de Ruslar tarafından işgal edilmişti. 1917 Rus devriminden sonra Kırım Türklerinin millî hükümet kurma çalışmaları, Ruslar ve Almanlar tarafından engellenmişti. 1921 yılında oluşturulan Kırım Sovyet Cumhuriyetinde Türkler, Ruslar, Almanlar, Bulgarlar, Çekler, Estonlar, Kırımçaklar, Yahudiler ve Ermeniler yaşamaktadır. Türkler nüfusun üçte birini teşkil etmekte olup, yaklaşık 200.000 Türk vardır. XVIII. ve XIX. yüzyıllardaki göçler, Kırım’da Türk nüfusunun azalmasına sebep olmuştur. 1783 yılından 1900 yılına kadar Kırım’dan ak topraklara yaklaşık 500.000 kişi göçmüştür. Gaspıralı İsmail Bey gibi büyük bir Türkçü önderi yetiştiren Kırım’da; siyasi çekişmeler devam etmektedir. (s.224-229) A.B. (Abdullah Battal Taymas) imzalı“Özbek Halk Edebiyatı Örnekleri” başlıklı yazıda; Özbekistan Maarif Komiserliği tarafından yayımlanan “Maarif ve Okutgucu” dergisinde yayımlanan ninnilerden örnekler verilmiştir. (s.250-251) A. B. (Abdullah Battal Taymas) imzalı “Türklük Şuunu” bölümünde; “Özbekistan Cumhuriyetine Ait Malumat”, “Özbekistan İlmi Merkezinin Faaliyeti”, “Özbekçe Sarf ve Nahiv Kitabı”, “Kazakistan’da Maarif İşleri”, “Manas Destanı”, “Azerbaycanlı Bir Muharririn Jübilesi” ve “Petersburg Türkiyat Seminaryumu” başlıklı haberlere yer verilmiş; (s.248-250) “Petersburg Türkiyat Seminaryumu” başlıklı haberde, 1924 yılında Petersburg’da açılan Şark Dilleri Enstitüsünde Türkistan, Azerbaycan, Dağıstan, Kırım, Yakutistan ve Çuvaş cumhuriyetlerinden gelen öğrencilerin eğitim gördüğü bildirilmiştir. (s.250)

        Türk Yurdu’nun Haziran 1927 tarihli 191/30. sayısında; A. B. (Abdullah Battal Taymas) imzalı “Türklük Şuunu” bölümünde; Azerbaycan ile ilgili “Azeri Tetebbu Cemiyetinin Kütüphanesi”, “Ülkedeki Tetebbu Kursları”, “Devlet Kitap Odası”, “Ressam Azimzade’nin Jübilesi”, “Maarif Sahasında”, “Bakü’de Profesörler Evi”, “Azerbaycan Merkez Kütüphanesi”, “Peçe İle Mücadele”, “Bakü Şehrinin Yeni Planı”; “Dağıstan’da Maarif İşleri”, “Özbek Milli Şarkı ve Musiki Destesi”, “İlk Kazak Darülfünunu”, “Türkmenistan Edebiyat Cemiyeti”, “Uygur Lehçesinde İlk Gazete”, “Fergana’da Petrol Yatakları”, “Kazakistan’da Yeni Bir Kanal”, “Kırgızistan Cumhuriyet Olmuştur”, “Kazan Cumhuriyetinde İlmi Hayat”, “Kazan Türk Edebiyatı Cemiyeti” ve “İsveç’te Bugünkü Şarkiyat Müesseseleri” başlıklı haberler yer almıştır. (s.293-298)

        Türk Yurdu’nun Temmuz 1927 tarihli 192/31. sayısında; A. Nazım “Yeni Azeri Edebiyatı Hakkında” başlıklı yazısının birinci bölümünde; Azerbaycan edebiyatını “tarihi gelişimi, Rus istilası, edebiyatta yenilik ve Mirza Fethali Ahudof, Azerbaycan’da kapitalizm, Avrupai münasebet ve zihniyetler, 1905 ihtilali, Azerbaycan kültüründe dönüm noktası ve Füyuzat Mecmuası, Hüseyinzade Ali Bey, Mehmet Hadi ve Hüseyin Cavid, halkçı edebiyat, Molla Nasreddin Mecmuası ve Sabir” başlıkları altında incelemiştir. (s.312-325); Hadiye Mehmet, “Kazan Türk Edebiyatından Numuneler” başlıklı yazısında; Kazanlı yazar Fatih Emirhan’ın “Halk Kızları" unvanlı hikayelerinden “Ay Üzerinde Zühre Kız” hikayesini Türkçeye aktarmıştır. (s.337-339)

        Türk Yurdu’nun Ağustos 1927 tarihli 193/32. sayısında A. Nazım’ın, “Yeni Azeri Edebiyatı Hakkında” adlı yazısının ikinci bölümü yayımlanmıştır. Yazar ikinci bölümde; “halkçı edebiyat, Molla Nasreddin Mecmuası ve Sabir, halkçı edebiyatta şiir, sahne ve nesir, 1918 yılı ihtilali ve Azerbaycan, Müsavat devri ve edebiyatı, bugünkü edebiyat, Azerbaycan’ın Sovyetleşmesi ve edebiyattaki buhran, sağ edebiyat ve çığırdaşlar, Genç Kızıl Kalemler İttifakı ve Azerbaycan edebiyatının geleceği” konularını ele almıştır. Yazara göre, bugünkü Azeri edebiyatı pek kuvvetli adımlarla gelişmektedir (s.352-362). A. B. (Abdullah Battal Taymas” imzalı “Türklük Şuunu” bölümünde; Azerbaycan Cumhuriyeti ile ilgili “Mugan Tarihine Ait Malumat”, “Azerbaycan Darülfünununda Hukuk Şubesi”, “Bakü Teknikomlarında”, “Yeni Film”, “Artem Adasında Asar-ı Atika”, “Ağdam ve Milli Sahrasında” başlıklı haberlere yer verilmiştir. Ayrıca, “Özbekistan’da Petrol”, “Karakurum Çölüne”, “Havadan Seyahat”, “Kazakistan’da Yeni Bir Göl”, “Kazakistan’ın Yedinci Yıldönümü”, “Kırgızistan’da Pamuk”, “Kırgızistan’da Taşkömürü”, “Ural Dağlarına Rus Muhacereti”, “Başkurdistan ile Çuvaş Yurdunu Tetebbu Yolunda”, “Altayların Elektrikleştirilmesi”, “Petersburg’da Türkiyat Semineryumunun İlk Mezunları”, “Abdullah Takizade”, “Hacızade ve Bamyatof Balcı” başlıklı haberler yer almıştır. (s.381-384) Aynı sayıda Feyzullah Sacid’in Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e düzenlenen suikast nedeniyle yazdığı “Gönlümden Bir Ses” adlı uzun bir şiiri yayımlanmıştır. Şair, bu olaydan duyduğu üzüntüyü şiirinde şöyle dile getirmiştir: (s.362-364)

        Söyle onlar Türk müdür, benim kanımdan mıdır?

        Etleri, kemikleri öz vatanımdan mıdır?

        Türk’ü kurtaran eli kıracak hangi Türktür?

        Tükür, ey nefret tükür! Bu alçaklığa tükür!

        Türk Yurdu’nun Eylül 1927 tarihli 194/33. sayısında; “Türklük Şuunu” başlığı altında; “Halk Edebiyatı Nasıl Toplanmalı?” başlıklı yazıda, Özbekistan Milli Merkezi’nin halk edebiyatı konusunda çalışanlar için hazırladığı esaslar belirlenmiştir. (s.419-421)

        Türk Yurdu dergisi Ekim, Kasım, Aralık 1927 tarihlerinde yayımlanmaz.

        1927 yılında Konya Türk Ocağında Abdürreşit Efendi “Türklüğe Ait”, Vezirköprü Türk Ocağında Muallim Naci Bey “Tarihte Türklük” konulu konferans vermişler; (Karaer 1992: 86-87) İzmir Türk Ocağı, Peter Simon Pallas’ın yazdığı, Mustafa Rahmi (Balaban)’nın çevirdiği “Kalmuk Türkleri” adlı eseri yayımlamıştır.

        Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türklük ve Türkçülük fikrine sahip çıkmasına rağmen, 1927 yılında Türk Ocaklarının faaliyet sahasını daraltmakla kalmadı, Sovyetleri hedef alan Türkiye’deki dış Türklerin faaliyetlerini de sınırlandırdı. 1927 yılında Yeni Kafkasya, 1928 yılında Azeri Türk, 1931 yılında Yeni Türkistan ve Odlu Yurt dergisi; “Türk-Sovyet ilişkilerini tehlikeye soktukları” gerekçesi ile kapatıldılar. (Özdoğan 2001: 205-207)

        Şimşir’e göre, Sovyetler, Yeni Kafkasya’nın yayınından rahatsız oldu. Türk-Sovyet ilişkilerine zarar veren derginin kapatılması, Mehmet Emin Resulzade’nin Türkiye’den sürülmesi istendi. Dergi, bu baskılara daha fazla dayanamadı ve 1 Ekim 1927 tarihli sayı ile yayınına son verdi. (Şimşir: 1995: 26-27)

        Bu gelişmelere paralel olarak Ocak 1928’den itibaren Türk Yurdu sayılarında Türk dünyası ve dış Türklerle ilgili yayımlanan makale ve haber sayısında bir azalma görülmektedir.

        Türk Yurdu’nun Ocak 1928 tarihli 195/34. sayısında Adalet Bakanı Mahmut Esad (Bozkurt)’ın Türk Ocakları Hars ve Merkez Heyetleri şerefine verdiği ziyafette Ocaklılara hitaben yaptığı konuşmanın metni yayımlanmıştır. Mahmut Esat Bozkurt bu konuşmasında, Türk milliyetçiliğini fütuhatçılık ve şovenist olarak suçlayanlara; “Diyorlar ki, milliyetçilik fütuhatçılık, sergüzeştciliktir. (..) Türk milliyetçiliğinin ideali dünya mıntıkaları değil, birbirinin sevgisiyle titreşen gönül iklimleridir. (…) Diyorlar ki Türk milliyetçiliği şovenizmdir. Hayır, eğer şovenist olsaydık, garbı ve güzelliği bu kadar tehalükle (can atarak) alır mıydık? Bilmem ki, hayatta şovenist olmamak için yedi ceddini inkar mı lazımdır? İtiraf ederim ki, buna liyakatim yoktur” diyordu. Türk Ocakları Genel Başkanı Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Mahmut Esat Bozkurt’a cevaben yaptığı konuşmada, Türk Ocaklarının milli sınırlar dışında fiili hiçbir iştigal sahası kabul etmediğini ve bundan sonra da etmeyeceğini söylüyordu: “Türk milliyetçiliği fütuhatçı değildir, dediniz. Memleketleri kastederek söylersek şüphesiz Türk milliyetçiliği fütuhatçı değildir, gönülleri kastederek söylersek Türk milliyetperverliği fütuhatçıdır. (…) milliyetperverlik bir fikir hareketidir. Fikre hudut çizilir mi? Türk Ocağı milli hudutların haricinde fiili hiçbir iştigal sahası kabul etmemiş ve etmeyecektir. Türk Ocağı, harsi ve içtimai bir hareketi temsil eder. Tesiri şamildir. Rus inkılabı piyonerelerle, komsamollarla, İtalyan milliyetperverliği müsellah faşist teşkilatla kendini teyid ve takrir ediyor. Türk Ocağının temsil ettiği harsi ve içtimai milliyetperverlik silahsızdır. Silahlarımız var, fakat kalplerimizde.” (s.65-68)

        Türk Yurdu’nun Şubat 1928 tarihli 196/35. sayısında; “Türklük Şuunu” başlığı altında Türk Mimarlar Cemiyeti, Azerbaycan Neşriyat Müessesesi ve Bakü Kütüphaneleri hakkında haberler yer almıştır. (s.128-130)

        Türk Yurdu’nun Mart 1928 tarihli 197/36. sayısında, Zakir Kadiri (Ogan), “Akademi Meselesi 3” başlıklı yazısında; Türk Akademisi’nin çalışma alanlarından birisinin, “memleket haricinde yaşayan sair Türklerin tarihlerini, edebiyatlarını, lehçelerini, örf ve adetlerini, eski dinlerini” araştırmak olduğunu hatırlatıyordu. (s.175-176)

        Türk Yurdu’nun Temmuz 1928 tarihli 201/40. sayısında; “Türk Dünyasında Olanlar” başlığı altında; Macar, Finlandiya ve Estonyalı bilim adamlarının iştiraki ile Peşte’de toplanan “Harsi Fin-Ugur Konferansı” hakkındaki yazıda; Türkler ve Tatarların, Peşte’de veya Ankara’da bir kongre toplamaları, daha sonra Budapeşte’de Kardeşler Kongresine katılmaları öneriliyordu. (s. 52-54)

        Türk Yurdu’nun Ağustos 1928 tarihli 202/41. sayısında, Zakir Kadiri (Ogan), “Türklerin Kavmi ve Kabilevi Terkibi” başlıklı yazısında; Türk kavimlerinin konuştukları lehçelere göre tasnif edilmesi gerektiğini savunuyor, dünyadaki Türk topluluklarını tanıtarak Türk tipinden örnekler vermekte idi. (s.73-75)

        1927 yılında Türkistan, Azerbaycan, Kırım ve İdil-Ural kökenli gençler tarafından Türkistan Gençler Birliği; 1928 yılında Zeki Velidi Togan ve arkadaşları tarafından Türkistan ve Azerbaycan’ı Öğrenme Derneği kuruldu; (Önen 1995: 200-201) Sivas Türk Ocağında Muallim Mebrure Hanım “Finlandiya Türkleri” konulu konferans verdi. (Karaer 1992: 88) Mehmet Emin Resulzade, 1928 yılında yayımlanan “Milliyet ve Bolşevizm” adlı eserinin sonunda, Rus işgalindeki Türkistan halkının “Defolsun Rus! Onun kızılı da, beyazı da hepsi bana yabancıdır!” düsturunu benimsediğini bütün dünyaya ilan etti. (s.144)

        Türk Yurdu Dergisi Türklüğün Hizmetinde

        Türk Yurdu’nun Mart-Nisan 1929 tarihli 209-210. sayısında, Reşit Saffet (Atabinen), “Türklük Gözünden Afganistan” başlıklı, Afganistan Türklüğünü ele aldığı yazısında; Afganistan’da yaşayan nüfusun dörtte üçünün Türk, Türkmen, Mogol, Tatar ve Türk Taciklerden oluştuğunu belirtiyordu. Yazara göre, Afganistan 1900 yıldır Türk-Mogollar tarafından idare edilmekte idi ve Türk ırkının orada kökleşmesi tabii idi. Fakat Türkler Türkçeyi kullanmadıkları için, varlıkları tehlikeye düşmüştü. Yazar, Afganistan’ın kurtuluşunu “Afgan milletinin bozucu, eritici Fars nüfuzundan kurtularak, Asya’nın yegâne kurucu kuvvetini teşkil eden Turan medeniyetine samimiyetle intisap etmesinde görüyordu. (s.6-9) H. Z. (Hamit Zübeyir Koşay) imzalı “Macarca Turan Mecmuasının XI. yıl, I-IV. Sayısı” başlıklı yazıda, Macaristan’da yayımlanan Turan mecmuasının son sayısı ve bu sayıda yer alan “M. Peter’ın Türkiye’nin İktisadi İstikbali” adlı makalesi tanıtılmakta idi. (s.42-44)

        Türk Ocakları İlim ve Sanat Heyeti üyesi Reşit Saffet Atabinen, 1929 yılı Mart ayından itibaren “Türk Yurdu” dergisinde yayımlanan Türklüğe dair yazıları ile öne çıkmaktadır. Atabinen’in yazılarında sık sık “Turan medeniyeti” ve “Turan ırkına” atıflarda bulunduğu görülmektedir.

        Türk Yurdu’nun Temmuz 1929 tarihli 213. sayısında; R. O. (Remzi Oğuz Arık)’nın çevirdiği, D. Tizac’ın “Bir Turan Sanatı Var mıdır? Medeniyetler Üzerinde Arkeoloji Tetkikleri” başlıklı yazıda; Turan ve Turani terimlerinin yapılan suiistimal yüzünden itibardan düştüğü; Turan’ın, tarihi ve coğrafi bir gerçek olduğu belirtilerek, Turan coğrafyasındaki arkeolojik araştırmalar hakkında bilgi vermekte idi. (s.2-29)

        Türk Yurdu’nun Ağustos 1929 tarihli 214. sayısında, Kara Şemsi “İran’da Türk Katliamı” başlıklı yazısında; İran’daki Kaşgai katliamı ile Türklüğün sahasının daraltılmak istendiğini, mazlum kardeşlerimize yardım etmek, onları zulümden kurtarmaya çalışmak, hiç olmazsa çektikleri zulmü medeni dünyaya duyurmanın batı Türklerine düşen en kutsal görev olduğuna işaret ediyordu. (s.54-56); “Türklük Şuunu” bölümünde; “Macaristan’da Turancılık” adlı haberde; “Turan Derneği” ve “Turan Efsaneleri” adlı kitap tanıtılıyor; (s.57-58) ayrıca, “Lehistan’da Türk Tarihine Ait Eserler” ve “Macar Köylerinde Türk Kitabeleri” adlı haberlere yer veriliyordu. (s.58-61)

        Türk Yurdu’nun Eylül-Ekim 1929 tarihli 215-216. sayısında; Kara Şemsi, “Rusya Çarlığının Kuruluşunda Tatarlar ve Türkler” başlıklı yazısında; Timur istilası ve sonrasında gelişen Rus-Tatar ilişkilerine ve Rusya’nın büyüyüp gelişmesinde Tatarların büyük rolünü vurguluyordu. (s. 48-55);

        Reşit Saffet (Atabinen)’in Türk Yurdu’nun Kasım 1929 tarihli 217. sayısında, “Orta Avrupa’da Türklere Dair Eserler Ve Hatıralar Hakkında Notlarım”; (s.46-57) Aralık 1929 tarihli 218. sayıda, “Şimal ve Sovyet Memleketlerinde Türkçülük Tetkikleri” başlıklı yazıları yayımlandı. Reşit Saffet bu yazılarında; Türkiyat ile ilgili eserleri ve Türkoloji sahasında faaliyet gösteren üniversite, enstitü, müze, ilim cemiyetleri ve kütüphaneleri tanıtıyor; Avrupa ve Sovyetler Birliğinde gezdiği yerler hakkındaki izlenimlerini aktarıyor, tanıştığı uzmanlarla yaptığı görüşmeler hakkında bilgi veriyordu. (s.3-18) Türk Yurdu dergisinde yayımlanan bir haberde; Türk Ocakları İlim ve Sanat Heyeti Katib-i Umumisi Reşit Saffet (Atabinen)’in, 1929 yılı haziran ayında Budapeşte Turan Cemiyetinin davetlisi olarak Budapeşte’yi ziyaret ettiği ve Macar Parlamento binasında “Türkçülüğe ve Turancılığa” dair bir konferans verdiği belirtilmekte idi. (Türk Yurdu, sayı: 221-222, Mart-Nisan 1930, s.121)

        Türk Yurdu’nun Ocak 1930 tarihli 219. sayısında, Reşit Saffet (Atabinen), “Kafkas Etekleri Türk Ticaret Yolları” başlıklı yazısında; Türklüğün belkemiğinin, Kaşkar’dan Semerkant yoluyla Hazar denizine, oradan Astara’ya geçerek, Erdebil, Serap, Tebriz, Hoy, Bayazıt, Erzurum ve Trabzon’a gelen hat olduğunu belirtiyordu. Yazara göre, Türklüğün ana yolu, cihan yolu budur. Türk Birliğini ilk düşünen Nadir Şah, bu yolun en emektarları olan Afşar kabilesine mensuptu. Bu yolun bir ucundan öbür ucuna kadar Türkçe konuşulur. Trabzon-Erzurum-Tebriz-Erdebil-Astara yolu iktisaden Türklüğün en büyük kan damarıdır. Bayazıt, Anadolu Türklüğünün Orta Asya’ya açılan penceresidir. Anadolu’nun güvenliği bu yollara bağlıdır. (s.10-15) Aynı sayıda, Reşit Saffet (Atabinen), “Türklüğe Dair Bir Levha ve Bir Fresque Münasebetiyle” başlıklı yazısında; Sovyetler Birliği Dışişleri Bakanı Karahan’ın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hediye ettiği sanat eserlerini tanıtmıştır. (s.39-43)

        Türk Yurdu’nun Mart-Nisan 1930 tarihli 221-222. sayısında, Pakize Ahmet’in çevirdiği, Victor Belaiev’in, “Türkmen Musikisi” başlıklı yazıda; Türkmen müziği ve aletleri hakkında bilgi verilmiş; (s.16-22) Aynı sayıda, Zakir Kadiri (Ogan)’nin çevirdiği, Pr. Mikkola’nın “Tuna Bulgarlarının Kronolojisi (Türk Kabileleri)” başlıklı yazısının birinci bölümü yayımlanmıştır. (s.7-15)

        Türk Yurdu’nun Mayıs 1930 tarihli 223. sayısında; Reşit Saffet (Atabinen), “Eski Vardar Türkleri” başlıklı yazısında; Osmanlılardan önce Avrupa’daki Türk varlığına dikkat çekmekte idi. (s. 18-21) Aynı sayıda Zakir Kadiri (Ogan)’nin çevirdiği, Pr. Mikkola’nın, “Tuna Bulgarlarının Kronolojisi (Türk Kabileleri-2” başlıklı yazının ikinci bölümü yayımlanmış; (s.22-29) Necip Asım, “Türklük ve Türkçülük İzleri” başlıklı yazısında; Reşit Saffet (Atabinen)’in aynı adlı eserini tanıtmıştır. (s.57-60) “Türk Ocaklarının Altıncı Kurultayı” başlıklı haberde; Türk tarihi ve medeniyetinin ortaya çıkarılmasında büyük katkıları olan Prof. Von Le Coq’un vefatı münasebetiyle Kurultay tarafından ailesine bir taziye telgrafı çekilmesi, Berlin’deki cenaze törenine Türk Ocağı adına Almanya’da bulunan bir zatın katılması ve mezarının üstüne Türk Ocaklarının minnettarlığını belirten bir çelenk konulmasının kararlaştırıldığı; Peşte’de faaliyet gösteren Macar Turan Cemiyeti adına Türk Ocakları Kurultayı’na katılan temsilcinin, “iki milletin dostluk bağlarına ve ortak gayelerine” dair yaptığı konuşmanın kurultay delegelerince alkışlandığı belirtiliyordu. (s.78-79)

        Türk Yurdu’nun Haziran 1930 tarihli 224. sayısında; Zakir Kadiri (Ogan)’nin çevirdiği, Pr. Mikkola’nın “Tuna Bulgarlarının Kronolojisi (Türk Kavimleri-3” başlıklı yazının üçüncü bölümü ile (s.5-13) Ankara Hukuk Mektebi öğrencilerinden A. M. imzalı “Türkçülük Mabedi” başlıklı yazı yayımlanmıştır. (s.52-54) “Kitaplar ve Mecmualar” başlığı altında; “Odlu Yurt, Milli Yol, Emel” başlıklı haberde; İstanbul’da, Berlin’de ve Romanya’da çıkan üç mecmuanın yayımlanmasından duyulan memnuniyet ifade edilerek esir milletlere ferahlı bir gelecek dileğinde bulunulmuştur: (s. 57).

        Türk Yurdu’nun Temmuz 1930 tarihli 225. sayısında; yazarı üç yıldızla işaretlenen “Irak Türklerine Dair Umumi Malumat” başlıklı yazıda; Irak’ta tarih öncesi çağlardan beri Turani kavimlerin yaşadığı ve Irak’ın, Türklüğün vatanı olduğu belirtiliyordu. Tarihin ilk devirlerinde Irak’ta yaşamış olan Milaniler, Orta Asya’dan hicret etmiş Türklerdendir. Türkler, Abbasiler zamanında hassa ordusunda ve yönetimde görev almışlar; Selçuklular döneminde Irak tamamen Türk egemenliğine girmiştir. Yazara göre bütün tarihi gerçekler, Irak’ın bir Türk vatanı olduğunu göstermektedir. Irak Türklüğünün en büyük merkezi Kerkük’tür. Telafer, Erbil ve Altınköprü önemli Türk yerleşim merkezleridir. (s.6-16);

        Türk Yurdu’nun Kasım 1930 tarihli 229. sayının ön kapağında tam sayfa “kurt başı” figürü yayımlanmıştır. Aynı sayıda Reşit Saffet (Atabinen), “Türklük ve Türkçülük İzleri” başlıklı yazısında; 1930 yılı Temmuz-Ağustos ve Eylül aylarında Romanya, Lehistan, İsveç ve Norveç’e yaptığı seyahat ile ilgili izlenimlerini aktarmıştır. Romanya’da Deliorman Türkü, Tatar Türkü ve Gagauzlardan oluşan yaklaşık 300.000 Türk yaşamakta idi. XIV. yüzyılın sonlarında Lehistan’ın Toroki şehrine yerleştirilen Müslüman Tatar ve Musevi Karaim Türklerinden, Müslüman Türkler kimliklerini yitirmiş, ancak Karaim Türkleri kimliklerini korumuştu. Miladi dördüncü yüzyılda Atilla ile birlikte hareket eden kuzeyli kavimlerin masallarında sıkça Atlı (Atilla)’dan söz edilmekteydi. İsveç edebiyatında Türklerden bahseden birçok eser vardı. İzlanda adasında bile Atilla efsaneleri mevcuttu. Reşit Saffet, Norveç’in bir köyünde Doğu Türkistan mimarisinde bir kilise; başka bir köyde taş üzerinde Orhun abideleri harflerine benzer (Burada ok atan Buğlu yatar) yazısı gördüğünü söylüyordu. (s.12-18), H. Z. (Hamit Zübeyir Koşay) imzalı “Türk Macar Kardeşliği” başlıklı yazıda; Bizler Ural-Altay dil grubuna mensubuz” sözleri ile Macarlarla akraba olduğumuz vurgulanmakta idi. (s.54-55) Bu yazı, Cumhuriyet Dönemi’nde “Türk Yurdu” dergisinde “Türk-Macar Kardeşliği” başlığı ile yayımlanan ilk yazı idi. Kont Bethlen’in Türkiye’yi ziyareti sebebiyle kaleme alınmıştı. Aynı sayıda, Robert Lach’ın yazdığı, Sami Sabit’in çevirdiği “Sibirya’nın Musiki ve Etnografyası” başlıklı yazıya yer veriliyor; (s.22-26) “Kitaplar ve Mecmualar Arasında” bölümünde; “Rusya’da 30 milyondan fazla Türk’ün yaşadığı Rus İnkılabının yakından tanınmasının önemine” dikkat çekilerek, Cafer Bey’in “Rus İnkılabı” adlı eseri okuyuculara tavsiye ediliyordu. (s.59)

        Türk Yurdu’nun Aralık 1930 tarihli 230. sayısında; Hamdullah Suphi, “Türk Ocağının Tarihçesi ve İftiralara Karşı Cevaplarımız” başlıklı yazısında, “Ocağın tesiri milli hudutların ardına geçti. Türk kavimlerinin yaşadığı yerlerde bu harsi müesseseye tahammül etmeyen siyasi ve ırki ihtiras gelip alevini söndürünceye kadar birçok Ocaklar yandı. İçerdeki husumet cereyanlarını, dışardan gelen husumet cereyanları takviye ediyordu. Kaç defa İngiliz gazetelerinde Türk Ocaklarını Asya kundakçıları diye gösteren makaleler okuduk. Kaç defa Avrupa’nın ve Rusya’nın muhtelif mecmuaları medeni dünyaya Ocaklar dolayısıyla tehlike işareti verdiler. Müslüman dünyasının neşriyatı ise çok defa Türk Ocağında bir küfür menbaı haber verdi. Avrupa üzerinde yeni bir harita yapmış, hükümetleri altüst etmiş, parçalamış, cihanı ihtilale vermiş milliyetperver hareketin Türk camiasının içinde uyanması Avrupa fatihlerine, Anadolu’da bir müstemleke arayanlara çok tehlikeli” göründüğünü dile getirmekte idi. (s.2-3) Cafer Seydahmet, “İsmail Bey Gasperenski” adlı yazısında; Gasperenski’nin milliyetçi, Türkçü olduğunu ve “Tercüman” gazetesinin başlığındaki “dilde, fikirde, işte birlik” düsturu için hayatını ortaya koyduğunu belirtmekte idi. Yazara göre, Çarlık Rusya’sı Gasperenskiyi yıkamamıştı. Bolşevizm tufanı da onun milletin kalbinde bıraktığı büyük hürmet ve minnet izini silemeyecekti. Yarınki nesiller herhalde bütün Türk kabilelerinin hür ocaklarında mukaddes millî yolda yılmamış, satılmamış, dönmemiş olan Gasperenkiye layık müesseseler açacak ve heykeller dikecekti. (s.48-55) Aynı sayıda Celal Tekin, “Güneş”e başlıklı şiirinde; “Türküz ve Turanlıyız” diye haykırmakta idi. (s.25)

        1930 yılında Türk Yurdu’nda “Türklük Şuunu” başlığı yerine, “Bir Aylık Ocak Haberleri” başlığı kullanıldı. Bu girişim ile “bütün Türklük” fikrine bir mesafe konulmak istenmiş olabilirdi.

        Türk Ocakları Genel Merkezi 1930 yılında Reşit Saffet Atabinen’in “Türklük ve Türkçülük İzleri” adlı kitabını yayımladı. Bu kitapta millî tarih, Afganistan, İran ve Rusya Türkleri ile Asya ve Avrupa’daki Türklük ve Türkçülük izleri anlatılıyordu. (Karaer 2012: 40) Kitapta özellikle, İran yönetiminin Türkleri yok etmeğe çalıştığı, oradaki Türkleri kurtarmak için bir şeyler yapılması gerektiğine dikkat çekiliyordu. (Landau 1999: 125-126) Reşit Saffet bu eserinde; “yalnızca Sümerlerin Türk-Moğol ırkına mensubiyetlerini ileri sürmekle kalmıyor; Amerikan yerlilerinin dillerinde Türkçeyi andırır kelimeler, geleneklerinde benzerlikler buluyor, Aryanların vatanlarının Turan olduğunu yazıyor, Türklerin Aryan olduklarını ileri sürüyordu.” (Önen 2005: 253) 1930’ların sonlarında hâlâ Azerbaycan, Türkistan ve Bulgaristan’daki Türklerden kendi bölgelerinde Türk Ocağı açma talepleri geliyordu. (Landau 1999: 116)

        Kıbrıs’ta faaliyet gösteren “Kıbrıs Ocağı” adlı Türkçü dernek, Bulgaristan’da yayımlanan “Turan”, “Altın Ordu”, “Söz” ve “Ses” gazeteleri tarafından destekleniyordu. (Landau 1999: 113) Türk Birliği’ni hedefleyen çalışmalar, sınırları içinde çok sayıda Türkün yaşadığı Sovyet Rusya’yı rahatsız etmekte idi. François Gerorgeon’a göre, “Rus politikasının değişmeyen öğelerinden biri, Kafkasya ve Orta Asya’nın Türk dilli halklarını olabildiğince bölmek ve onları Türkiye’nin olası çekim gücünden uzak tutmak olmuştu.” (Georgeon 2006: 81)

        Ahat Andican’a göre, 1930’larda Türk Dünyası ile ilişkiler açısından bir gerileme dönemi başlamıştı. Türkiye’de yaşayan dış Türk liderlerinin büyük bir kısmının faaliyetlerine son verilmiş, yaptıkları yayınlar durdurulmuş, İkinci Dünya Savaşı’nın yaklaştığı dönemlerde ise bunların geri kalanları yurt dışına çıkmaya zorlanmışlardı. (Andican 1991: 21)

        Türk Yurdu’nun Ocak, Şubat, Mart 1931 tarihli 231. 232 ve 233. sayılarında, Reşit Saffet (Atabinen) “Türklük ve Türkçülük İzleri” başlıklı yazısında; Gobineau’nun, ‘Essai sur L’inegalite des Races Humaines’ adlı eserinin 1833, Firmin Didot basımından Türklüğe ait bilgileri değerlendirmekte idi. (s.6-9, 8-13, 12-16 )

        Türk Yurdu’nun Şubat 1931 tarihli 232.sayısında, Celal Tekin’in “Emel” adlı şiiri yayımlandı. Celal Tekin, “Emel” adlı şiirinde, bütün kutsalları milliyet, cumhuriyet, Türkiye, vatan, bayrak, hürriyet üzerinden değerlendirmekte idi. (s.14) Türk Ocaklarının Türk dünyasına ilgisi 1931 yılında da devam etti. Hüseyin Namık (Orkun), Ankara’da Türk Ocakları Merkez Heyeti Binasında “Macaristan’da Kuman Türkleri” ve “Türk Dünyası” adlı iki konferans verdi.

        Türk Ocakları Kendini Feshediyor (10 Nisan 1931)

        Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği “millî güçlerin bir merkezde toplanması” gerekçesi ile Türk Ocakları Derneği 10 Nisan 1931 tarihinde kendini feshetti ve Türk Yurdu dergisinin Mart 1931 tarihli 233. sayısından sonra yayını durdu.

        Türk Ocaklarının kapatılmasında dış etkenlerin rolüne öncelik veren yorumlarda; Ocağın “Turancı” kimliğine dikkat çekildiği görülmektedir. Mesela; 1930-1931 döneminde SSCB’nin Türkiye Büyükelçiliğinde bulunan Surits, Ocakların kendi ülkesi ile fazla ilgilenmesi ve üyeleri arasında yayılmacı amaçlar taşıyan kişilerin varlığı nedeniyle Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras)’yü uyarması; Türk Ocakları merkez binasının mimarı Arif Hikmet Koyunoğlu’nun naklettiğine göre Azerbaycan elçisi İbrahim Abilof’un “Paşam biz sizinle dostuz. Kurtuluş Savaşı’nda bu dostluğu ispatladık. Para ve silah yardımı yaptık. Ancak Türk Ocağı’nda dostluğa yakışmayan bazı olaylar oluyor. Burada Türkistan’ı alacağız, Azerbaycan’ı kurtaracağız diye konferanslar veriliyor. Bu dostluğa yakışmaz, bunun önlenmesini istiyoruz” şeklinde eleştiride bulunması, Türk Ocaklarının kapatılması sürecinde önemli bir rol oynadı. (Üstel 1997: 361)

        Sonuç

        Türk Ocakları Derneği ve onun yayın organı Türk Yurdu dergisinin ikinci yayın döneminde (1923-1931) “Türkçülük”, “Türk Dünyası” ve “Türk Birliği” düşüncesine bakışı ile ilgili şu tespitleri yapmak mümkündür:

        1- Türk Ocaklarının Meşrutiyet döneminde olduğu gibi, cumhuriyetin ilk yıllarında da bütün Türklük fikrini savunmaya devam ettiği görülmektedir. Türk Ocakları bu dönemde, “bütün Türkler arasında millî şuurun takviyesi, Türk kültürünün meydana çıkarılması, medeni, sıhhi ve millî iktisadın gelişmesi için çalışmayı” amaç edinmiştir.

        2- Türk Yurdu dergisi, birinci yayın döneminde olduğu gibi, ikinci yayın döneminde de “Türk dünyası”, “Türkçülük” ve “Türk Birliği” ile ilgili makale ve haberlere sayfalarında yer vermeye devam etmiştir. Bu dönemde Ayaz İshaki İdilli, Sadri Maksudi Arsal, Zakir Kadiri Ogan, Abdullah Battal Taymas, Reşit Saffet Atabinen’in yazıları ve Türk Ocakları Genel Başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver’in konuşmaları dikkat çekmektedir. Özellikle Ayaz İshaki idilli’nin Türk Yurdu’nun Kasım 1925 tarihli 175/14. Sayısında yayımlanan “Bütün Türklerde Yüksek Bir Türk Dilinin Vücuda Gelmesi Mümkün müdür?” başlıklı yazısı, konumuz açısından önemlidir. Ayaz İshaki bu yazısında, Türk Birliğinin gerçekleşmesi için yapılması gereken çalışmaları ayrıntılı olarak ortaya koymuştur.

        3- Türk Yurdu’nda bu dönemde yayımlanan yazı ve haberlerde “Türk Birliği” ve “Turan” kavramlarına daha temkinli yaklaşıldığı görülmektedir. Macar Turan Cemiyeti ve Türk Macar kardeşliğinden söz eden birkaç haber ve Celal Tekin’in şiiri dışında Turan fikrinin hamasetinden uzak durulmuştur.

        4- Bu dönemde Türk Yurdu’nda yayımlanan yazılarda; Türk Ocakları ve Türk Yurdu dergisinin benimsediği Türk milliyetçiliği ve Türk Birliği ülküsünün kültür temelli olduğu vurgulanmıştır.

        5- Bolşevik yönetiminin kurulmasından sonra Rusya’dan kaçarak Avrupa ve Türkiye’ye yerleşen dış Türk önderleri, kurdukları dernekler ve çıkardıkları gazete ve dergiler vasıtasıyla mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Dış Türklerin çıkardıkları kitap ve dergilerde, kendi memleketlerinin bağımsızlığı ve sorunları öncelikleri olmuştur.

        6- Türk Birliği düşüncesinin, “Türk Yurdu” dergisinde ciddiyetle ele alındığı; siyasi birlikteliğin mümkün olmadığı, ancak dil ve kültür birliği hedefinin gerçekleşmesi için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda metot arayışı içinde olunduğu görülüyor.

        7- Türk Yurdu dergisinde, Türkiye’nin izlediği dış politikaya uygun olarak Rusya’da yaşayan Türklerle ilgili çok ölçülü ifadeler kullanılmıştır. “Türk Ocakları” ve “Türk Yurdu” dergisinin gösterdiği bu özene rağmen, Sovyetler, Türk Ocaklarının ve dış Türk önderlerinin çalışmalarından rahatsız olmuş, bu rahatsızlık sonucunda 1927 yılında Türk Ocaklarının faaliyet sahası Türkiye ile sınırlandırılmış; 1931 yılında Türk Ocakları ve Türkçü dergiler kapatılmış ve dış Türk önderleri yurt dışına çıkmaya zorlanmıştır.

        8- Panturanizm ve Panislamizm politikalarına karşı çıkan Mustafa Kemal, Millî Mücadele’nin sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Türklük fikrini benimseyen ve her zeminde Türkçü olduğunu söyleyen Cumhuriyet yönetimi, bütün enerjisini Anadolu üzerinde toplamış; Türk’ün tanımında vatandaşlık bağını esas almış, bağımsızlığını ve varlığını sürdürebilmek için Türkiye sınırları dışında kalan Türkleri ilgi alanının dışında tutmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu olumsuz tavrına rağmen, cumhuriyetin ilk yıllarında Rusya’yı terk etmek zorunda kalan dış Türk önderlerine kucak açmış, Türk dünyasının çeşitli bölgelerinde baskı ve zulme uğrayan Türkleri göçmen olarak kabul etmiştir.

        Türkçülük fikrinin köklü kuruluşlarından biri olan Türk Ocaklarının 1931 yılında ortadan kaldırılması, bu sahada büyük bir boşluğun doğmasına sebep oldu. Dünyada ırkçılığın zirve yaptığı İkinci Dünya Savaşı döneminde, Türkçüler ilk defa Türk mahkemelerinde yargılandı. 1931-1949 yıllarında Türkçülük faaliyetlerini ve Türk Yurdu dergisinin üçüncü yayın döneminde (1942-1943)Türk Dünyası ve Türk Birliği fikrine bakışını başka bir yazımızda ele alacağız.

        Kaynaklar

        --Andican, A. Ahat. “Osmanlı’dan Günümüze Türkiye-Türk Dünyası ilişkileri ve Geleceğe Yönelik Düşünceler”, Türk Yurdu, sayı: 395, Ekim 1991.

        --Atatürk, Gazi Mustafa Kemal. Nutuk-Söylev, c.II, Ankara, TTK, 1981.

        --Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri IV. Ankara, 1991.

        --Çolak, Melek. “Macar Turancıları ve Atatürk (Macar Kaynaklarına Göre)”, Türk Yurdu, sayı: 290, Ekim 2011, s.94-101.

        --Georgeon, François. Osmanlı-Türk Modernleşmesi (1900-1930) /çev. Ali Berktay. İstanbul, 2006.

        --Gökalp, Ziya. Türkçülüğün Esasları, Ankara, 1986.

        --Karadeniz, Radiye Funda. Türk Dış Politikasında “Dış Türkler”: Karşılaştırmalı Teorik Bir Çalışma. İstanbul, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Doktora Tezi), 2011.

        --Karaer, İbrahim. Türk Ocakları (1912-1931). Ankara, 1992.

        --Komatsu, Hisao. 20. Yüzyıl Başlarında Orta Asya’da Türkçülük ve Devrim Hareketleri. Ankara, 1993.

        --Landau, Jacob M. Pantürkizm. İstanbul, 1999.

        --Mumcu Ay, Yasemin. Sırat-ı Müstakim ve Sebilü’r-Reşad Dergilerinde Dış Türkler Meselesi Üzerine Bir Araştırma. İzmir, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Y. Lisans Tezi), 1994.

        --Müftüoğlu, Ahmet Hikmet. Gönül Hanım, Ankara, 2005.

        --Önen, Nizam. İki Turan: Macaristan ve Türkiye’de Turancılık, İstanbul, 2005.

        --Özcan, Ömer.“Türk Yurdu’nde Turancılık ve Türk Dünyası”, Türk Yurdu, sayı: 282, Şubat 2011, s.22-29.

        --Özdoğan, Günay Göksu. “Turan”dan “Bozkurt”a Tek Parti Döneminde Türkçülük (1931-1946). İstanbul, 2001.

        --“Rusya'da İslam ve Türk Medeniyetine Karşı Mücadele”. Sebilü’r-Reşad, c.25, nr. 629, 1340 (1924), s. 78.

        --Sarıhan, Zeki. Kurtuluş Savaşı Günlüğü II, Ankara,1994.

        --Sarıhan, Zeki. Kurtuluş Savaşı Günlüğü III, Ankara, 1995.

        --Sarıhan, Zeki. Kurtuluş Savaşı Günlüğü IV, Ankara, 1995.

        --Suallerimiz ve Cevaplar”, Yeni Mecmua, sayı: 85, 20 Teşrin-i Sani 1923, s.444.

        --Şimşir, Sebahattin. Mehmet Emin Resulzade’nin Türkiye’deki Hayatı, Faaliyetleri ve Düşünceleri. Ankara, 1995.

        --Şimşir, Sebahattin. “Türk Ocaklarının Azerbaycan Türklerine Desteği (1922-1931)”, Türk Yurdu, sayı: 284, Nisan 2011.

        --Tanrıöver, Hamdullah Suphi. “Irk ve Milliyet”, Yeni Mecmua, sayı: 67/1, 1 Kanun-ı Sani 1339, s. 7.

        --Tanrıöver, Hamdullah Suphi. “Müessesemizin Mazisine Bir bakış”, Türk Yurdu, sayı: 230, Birinci Kanun 1930, s.1-23.

        --TBMM Gizli celse Zabıtları, I.c., 2.bs. Ankara, 1985.

        --Togan, Zeki Velidi. Hatıralar, 1999.

        --Tuncer, Hüseyin. Doksanıncı Yılında Türk Yurdu (1911-2001) Bibliyografyası, Ankara, 2002.

        --Türk Ocağı 1341 Senesi İstanbul Kongresine Takdim Edilmek Üzere Tertip Edilen Heyet-i İdare Raporuyla, İçtimai ve İktisadi Encümenlerin Tetkikatı Raporları, İstanbul, t.y. s. 5.

        --Türk Ocağı Esas Nizamı. İstanbul, 1339.

        --Türk Ocağında Konferans. Yeni Mecmua, sayı: 81, 2 Ağustos 1923, s. 317.

        --Türk Ocakları Yasası. Ankara, 1924.

        --Türk Ocakları Üçüncü Kurultayı Zabıtları, İstanbul, 1927.

        --Türkçülük Böyle mi Olacaktı? Sebilü’r-Reşad, c. 24, nr. 609, 1340 (1924), s. 176.

        --Türkiye Dışındaki Türkler Bibliyografyası, 2 c. Ankara, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, 1992.

        --Tüzün, Süleyman. İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Türk İç Politikasında Dış Türkler Meselesi (1939-1945). Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı Doktora Tezi, Ankara, 1998.

        --Üstel, Füsun. İmparatorluktan Ulus Devlete Türk Ocakları (1911-1931). İstanbul, 1997.

        --Vurucu, İkbal. Osmanlı’dan Türk Cumhuriyetlerinin Bağımsızlığına Kadar Türk Milliyetçilerinde Turancılık Algısı. Konya, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yüksek Lisans Tezi), 2009.