Gerekli Diziler ve Yanılmış Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Ekim 2017 - Yıl 106 - Sayı 362




        Yaz aylarında geçen sezonun sonunda başlayan kahramanlık dizilerinin yeni sezonu göremeyeceklerine dair görüşlerimi paylaşmıştım bu satırlarda. Yanılmışım. Bu, belki iyi bir şey ama biraz da düşündürücü.

        “Söz”, “İsimsizler”, “Savaşçı” aslında geç kalmış diziler. On on beş yıl öncesinde yayınlanıyor olmaları gerekirdi. Dizilerin her üçünün de ortalamanın üstünde yapımlar olduğunu söylemek mümkün. Eksi yönlerine daha önceki yazıda temas edildiği için tekrar yazmaya gerek yok.

        Bu dizilerin devam edeceğinin sinyalleri yaz boyunca alt tanıtımlarla, özel bölümlerle ve yayın tekrarlarıyla verilmişti zaten. Ortaya karışık bölge ortamında oynanan, oynanacak olan oyunların artışı malum. Onca karışıklığa şimdi de referandum muhabbeti eklendi. Görünüşe göre buralar daha çok dizi kaldırır. Ben de yanılmaya devam ederim. 

        “Keşke böyle dizilere hiç ihtiyacı olmasa memleketin.” diyesi geliyor insanın. Ama var. Bu konularda daha fazla dizi yapılmaya başlanması ihtimali de hayli yüksek. Daha gerekli dizilerden de korkuyorum doğrusu.

        Bu diziler kanallar tarafından olduğu kadar, sistem tarafından da destekleniyor. Olması gerektiği gibi. Bu dizileri ticari yönleri olmasına rağmen ticari ürünler olarak görmemek gerekiyor. İhtiyaç var bunlara çünkü.

        Bu sektörde bir şekilde yer alan biri olarak dizilerin bitmemesine üzülüyor gibi görünmek hiç hoş bir duygu değil. Ama öyle. 

        Senaryolar yazılmalı, biri beğenmezse diğeri yapmalı bir diziyi. Diziler yayınlanmalı, diziler çekilmeli, dizi dizi olmalı diziler. Ekmek yemeli insanlar. Ama bir dizi gerekli olmamalı.

        Bu ülkenin gazilerinin yaşadığı hayatlar ve zorlukları hiç dizi olmuyor. Şehitlerin eş ve çocuklarının yaşadıkları hiç dizi olmuyor. Niye acaba? Reyting mi alamaz yoksa? Reyting almak, canını vermek. Yaman çelişki doğrusu.

        Haberlerde ağlayan “ana baba, bacı gardaş” ile yetiniliyor. Onlar daha çok saygıyı hak eden insanlar. Toprağa düşen erleri de toprakta hayata direnen eşleri de hak ediyorlar bunu. 

        Bu önermeye göre gereksiz dizisi bol olan toplumlar diğerlerine göre daha mı mutlu oluyor? Bu durumda öyle.

        Yine yanılıyor olabilirim. Eskilerin de dediği gibi “Çok yazan çok yanılır.” Allah yanıltmasın. Âmin.