Türkoloji Makedonya’da Kırk Yaşında… Kırk Bir Kere Maşallah

Ağustos 2017 - Yıl 106 - Sayı 360




        MAKEDONYA

        Makedonya çocuklar ülkesi

        Her yıl Ohrid Gölü’nde

        Struga’da toplanır binbir çocuk.

        Vardar’dan gelenler

        Elleri üzüm

        Elleri buğday.

        Kimi Makedon, kimi Arnavut, kimi Türk

        Bütün yeryüzü çocuklarını çağırırlar,

        Ulaşır onlara bütün yeryüzü çocukları.

        Yürekleri karışır

        Bir birine hepsinin

        Gülerken de, çalışırken de.

        Makedonyalı çocuklar okumayı öyle severler ki

        Geceleyin bile

        Okurlar yıldızları.

        Bitmez tükenmez bir bayramdır başkent Üsküp

        Her gün yeni

        Her gün pırıl pırıl 

        Her yıl, Makedonya’da düzenlenen “Struga Şiir Akşamları” etkinliklerine Türkiye’yi temsilen katılan ve 1974’te “Altın Çelenk Ödülü”nü almaya hak kazanan Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın (1914–2008), bu dizelerle özetlediği Makedonya’da; Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “ses bayrağımız” dediği Türkçe hâlâ dalgalanıyorsa bunda, bu yıl; 40 yaşına basan Makedonya Türkolojisinin ve İştip Gotse Delçev Üniversitesi Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün de payı vardır diye düşünüyoruz.

        Türk dilini, edebiyatını, tarihini ve kültürünü inceleyen bilim dalına Türkiyat, Türklük bilgisi denir. Son zamanlarda bu bilim dalı genellikle TÜRKOLOJİ adıyla anılmaktadır. Türk dili ve edebiyatı alanında uzman olup araştırma yapanlara da TÜRKOLOG denir.

        Türkoloji bilim dalının ortaya çıkması Avrupa’da XIX. yüzyılda olmuştur. O zaman için ortaya çıkış sebebiyle bugün için kullanılış sebebi farklılık arz etmektedir. 

        Türkoloji bilim dalının Avrupa’da ortaya çıkış sebebiyle Doğu Avrupa olarak nitelendirilen Balkan ülkelerinde -özellikle Yugoslavya’da- ortaya çıkış sebebi farklıdır. 

        Batılı Türkologlardan Prof. Dr. Annemaria Von Gbain (1901-1993), “Türkoloji yabancılar için bir meslek, Türkler içinse millî bir görevdir.” diyor. Bu tespitler ışığında bakıldığında; Türkoloji ile uğraşmak Türkler için ne kadar millî bir görevse Türk olmayan Balkan halkları için de o kadar millî bir görevdir dense yeridir. Çünkü bu halkların Türklerle birlikte Balkanlarda tarihî süreçte bir kader birliktelikleri olmuştur. Türkler, Balkanlarda M.Ö. 700 yılında İskitler adıyla görülmeye başlamışlar, Hunlar, Kumanlar, Uzlar, Peçenekler, Vardar Türkleri, Tuna Bulgarları, Gagauzlar, Kalaçlar, Çıtaklar ve son olarak da Osmanlı adıyla bu coğrafyada ortak bir tarihe imza atmışlardır. Hâl böyle olunca da Balkan halklarından her kim kendi millî tarihini, dilini, etnografyasını, folklorunu, inanç ve dilini araştıracak olsa Türkoloji’ye mutlaka bir şekilde bulaşmak zorundadır. Yoksa araştırma sonuçları hiçbir zaman ilmî ve millî olmayacaktır.

        Balkanlarda halkları adına dil, tarih, edebiyat, etnografya, folklor ve teoloji; özetle söylemek gerekirse kültür araştırmaları yapacak bilim insanlarının karşılıklı olarak kendi halklarını araştırırken birlikte yaşadıkları halkları da araştırmaları gerekecektir. Belki de yapılması gereken karşılaştırmalı çalışmaları teşvik etmek yaygınlaştırmak olmalıdır. Siyaseti ilmin önüne almak Baklanlarda huzura vurulacak bir darbedir diye düşünenlerdenim. İlimde sana göre bana göre olmaz, ne derler diye ulaşılan doğruları söylememek ve yazmamak olmaz, korkunun ve yok saymanın ilimle bağdaşmadığı da bilinen bir gerçektir.

        Balkanlar, Avrupa’nın güneydoğusunda yer alan bir yarımadadır. Bu yarımadanın batısında Adriyatik Denizi, güneyinde Akdeniz ve doğusunda Eğe, Marmara ve Karadeniz almaktadır. Kuzeyde sınır olarak Tuna ve Drava nehirleri kabul edilmektedir.

        Yugoslavya’daki Türkoloji çalışmaları, diğer pek çok devletteki mevcut çalışmalardan farklı olarak bir tarihî geçmişten, ülkedeki halklarla tarih boyunca devam eden ilişkilerden kaynaklanmaktadır. 

        Bu tarihî ilişkiler, özellikle de Osmanlılar zamanında beş yüz yıla varan beraberlik ve bu münasebetin maddi ve manevi kültür üzerindeki etkisinin araştırılması Türkçenin bilinmesini zaruri kılıyordu. Özellikle de bu etkinin en çok hissedildiği alanlar olan, tarih, dil, folklor ve edebiyatın daha iyi incelenebilmesi için bu gerekliydi. Bütün bu ihtiyaçlardan dolayı ülkedeki Türkoloji öğretimi yapan kurumların planları bir başka yabancı kürsü örnek alınarak değil, kendi şartları göz önünde tutularak hazırlandı.

        Yugoslavya’da ilk Oryantalistik bölümü 1926 yılında Belgrad’da açıldı. Felsefe fakültesi bünyesinde kurulan bölüm, daha sonra fakültenin ikiye bölünmesiyle Filoloji fakültesinde faaliyetlerine devam etti. Bölümün kurucusu, ünlü bir Türkolog olan Fehim Bayraktareviç’tir. Türkçeye, Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinden sonra pek çok Arapça ve Farsça kelimenin girdiği göz önünde tutularak yani bu dillerin Türkçe üzerindeki köklü etkileri düşünülerek Türk Dili ve edebiyatının daha iyi öğrenilmesi için Arapçanın ayrı bir dil olarak öğrencilere fazla yüklenileceği düşünüldüğünden Farsçadan sadece Fars edebiyatı ve Türkçeye girmiş Farsça öğelerin öğretilmesi planlandı.

        Yugoslavya’nın 1952’den itibaren Arap dünyası ile siyasi, iktisadi ve kültürel ilişkileri olumlu yönde gelişmeye başladı. Bağlantısız ülkeler topluluğunun kuruluşuyla da bu ilişkiler doruk noktasına ulaştı. Böylece, Türkçe öğrenimini kolaylaştırmak amacıyla kurulan Arapça önem kazanarak öğrencilerin daha çok tercih ettikleri bir kürsü hâline geldi. Böylece bölüm, Türk Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve Edebiyatı ve Oryantal Filoloji adı altında üç grupta faaliyetlerini yürütür hâle geldi. Öğrenciler ilk iki yıl Türkçe ve Arapçayı beraber okumakta, üçüncü sınıfta yine iki dili öğrenmeye devam etmek üzere Oryantal Filolojiye ayrılmaya başladılar. Bölümde öğrenim süresi dört yıldır. Bu dört yıl içinde öğrenim dili ve öğretilen dil ağırlıklı olarak Çağdaş Türkçedir. Bununla birlikte Osmanlı Türkçesi de öğretilmektedir. Öğretim kadrosunda ilk yıllarda şu akademisyenler görev yapmıştır: Prof. Slavoljup Dindiç, Doç.Dr. Ljubinka Ralkoviç ve Asistan Miryana Teodossiyeviç. Bölüme zaman içinde Türkiye’den de Lektür/okutman kadrosunda misafir akademisyen davet edilmeye başlanmıştır. Makedonya’nın ilk kuşak Türkologları Fahri Kaya, Süreyya Yusuf ve diğerleri Belgrad Türkoloji mezunlarıdır.

        Yugoslavya’da ikinci olarak kurulan Oryantalistik Bölümü, halkının bugün de büyük bölümü Müslüman olan Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin Sarayevo’dadır. Bölümü, burada 1930 yılında Prof. Nedim Filipoviç kurdu. Bu kuruluşun, Belgrad’dakinden farkı, burada Farsçanın da ayrı bir dil olarak okutulmakta olmasıdır. Prof. Nedim Filipviç, Mr. Jasna Şamiş ve Mr. Ekrem Çauşeviç bu bölümün ilk akademisyenleridir.

        Bugün için Bosna-Hersek’te Zenitsa’da da bir Türk Dili ve Edebiyatı kürsüsü bulunmaktadır.

        Yugoslavya’da 1962/1963 öğretim yılında Pirizren’de Cevdet Doda Yüksek Pedagoji Okulu’nda faaliyete geçen Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü saymazsak Yugoslavya’da kurulan üçüncü Oryantalistik kürsüsü, Kosova’nın merkezi Priştine’deki Devlet Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde Şarkiyat Bölümü bünyesinde Türk Dili ve Edebiyatı alanında eğitime başlamıştır. 1972/1973 öğretim yılında Prof. Dr. Hasan Kaleşi tarafından açılan kürsünün ilk akademisyenleri Doç. Dr. Nimetullah Hafız, Süreyya Yusuf, Süleyman Birina, Fetih Mehdiu, İsmail Ahmedi, İliyas Reca, Esat Durakoviç, Muhammet Muftaku, Haris Silaysiç, Mehdi Polisi, Sabahat Mahmudi ve Mücahit Asımov’dur. Bu kadroya daha sonra Doç. Dr. Tacide Hafız ve Doç. Dr. İrfan Morina katılmışlardır. Hâlihazırda Prof. Dr. İrfan Morina’nın bölüm başkanı olduğu kürsüde Doç. Dr. Nuran Malta, Doç. Dr. Suzan Canhasi, Dr. Ergin Jable, Mr. Nebahat Sülçevsi görev yapmaktadır. Bölümde zaman zaman Türkiye’den gelen akademisyenler de misafir öğretim üyesi olarak çalışmışlardır. Ben de bu akademisyenlerden biriyim (2003-2004). Hâlihazırda Türkiye’den Doç. Dr. Salih Okumuş bu bölümde kadrolu akademisyen olarak çalışmaktadır.

        Bu bölümden emekli olan Prof. Dr. Nimetullah Hafız ve eşi Prof. Dr. Tacide Hafız, Prizren’de BAL-TAM Balkan Araştırmaları Merkezi’ni kurmuşlar ve bu merkez adına “BAL-TAM Türklük Bilgisi” adıyla uluslararası hakemli bir dergi de çıkartmaktadırlar. Merkezde faaliyet gösteren akademisyenler arasında Dr. Taner Güçlütürk, Mr. Ferhat Aşıkferki ve Mr. Ümran Âşıkferki de bulunmaktadır.

        Priştine Üniversitesi bünyesindeki Pedagoji Fakültesinde de Türkçe eğitim yapıldığını belirtmeliyiz. Piriştine’deki Tarih Enstitüsü de Türkoloji çalışmaları yapan kurumlar arasındadır.

        Yugoslavya’da kurulan dördüncü Türk Dili ve Edebiyatı bölümü ise Makedonya’nın başkenti Üsküp’te Kiril Metodiy Üniversitesi Bilaje Koneski Filoloji Fakültesi bünyesinde olmuştur. 1976 yılında Prof. Dr. Olivera Yaşar’ın önderliğinde kurulmuştur. Olivera Yaşar; şiirlerinde ve yazılarında Türkiye ve Makedonya’yı yaşatan, Üsküp doğumlu mütefekkir şair Yahya Kemal Beyatlı (2 Aralık 1884-1 Kasım 1958) ile aynı soyağacı içinde yer almaktadır. Bölümün ilk akademisyenleri Prof. Dr. Olivera Yaşar, Prof. Dr. Vanco Başkov, Prof. Dr. Hamdi Hasan ve Prof. Dr. Arif Ağo’dur. Sonra’dan bu kadroya Prof. Dr. Mücahit Asımov da katılmıştır. Bölümün ilk asistanı ise Nizam Reşit’tir. Şu anda bu kadrodan hiçbiri bölümde bulunmamaktadır. 

        Hâlihazırda bölüm başkanı Prof. Dr. Oktay Ahmet’tir. Prof. Dr. Nazım İbrahim, Prof. Dr. Fadıl Hoca, Prof. Dr. Sevin Alil ve Dr. Fatma Hoçin, Mr. Sena Arif bölümün kadrolu akademisyenleridir. Bölüme 1976 yılından beri hiç kesintisiz Türkiye’den akademik eleman desteği devam etmiştir. Ben de bu akademisyenlerden biriyim (2002-2005). Hâlihazırda bu bölümde Yunus Emre Türkoloji Projesi kapsamında Mr. Selçuk Uysal ve Mr. Faruk Gezgin görev yapmaktadırlar. Bu bölümün, Türkiye dışında “Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü” adıyla kurulan ilk bölüm olduğunu da özellikle belirtmeliyiz.

        Üsküp’te Kiril Metodiy Üniversitesi bünyesindeki Üsküp Pedagoji Fakültesi’nde de Türkçe eğitim yapılmaktadır. Bu fakülte bünyesinde Türkolog olarak görev yapan Prof. Dr. Yusuf Hamzaoğlu emekli olduktan sonra Fakülte bünyesinde hâlihazırda Türkolog olarak Pof. Dr. Hülya Daut bulunmamaktadır. Prof. Dr. Ayda İslâm, Türk müziği konusunda uzman bir akademisyendir. Fakültenin Türk olan diğer akademisyeni ise kimyacı Prof. Dr. Adnan Kail’dir. Pedagoji Fakültesinde Türkçe eğitim verecek akademisyen kadrosu açısından çok ciddi bir eksiklik geçmişte olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Hâlbuki bu fakülte Makedonya’da Türkçe eğitimin öğretmen kaynağı açısından çok ama çok önemlidir. Dikkate değer bir şey de bu fakültenin Türkçe ders anlatacak akademisyenler için Türkiye’den bugüne kadar bir istekte bulunmamış olmasıdır. Bu hususa da özellikle dikkat çekmek isteriz.

        MANU Makedonya Bilimler Akademisi, Devlet Arşivi, Makedonya Tarih Enstitüsü ve Makro Çepenkov Folklor Enstitüsü bünyesinde de Türkoloji çalışmalarının yapıldığını belirtmeliyiz. MANU’da Prof. Dr. Numan Aruç, Makedonya Tarih Enstütüsü’nde Prof. Dr. Ahmet şerif ve Prof. Dr. Dıraği Goergiev, Makro Çepenkov Folklor Enstitüsü’nde Doç. Dr. Aktan Ago, Makedonya Devlet Arşivinde Adnan Şerif ve Nebahat Ruşid’in de isimlerini burada zikretmeliyiz. Makedonya Devlet Arşivinde Arap Harfli Osmanlı Türkçesiyle belgelerin tasnifi ve okunması husussunda ilk çalışmaları yapanlardan biri; 1947 yılında halk düşmanlığıyla suçlanarak yedi yıl hapse mahkûm edilen Abdül Fettah Rauf İshak’tır (1912-1963). Abdül Fettah Rauf İshak Hoca Efendi ile ilgili olarak hazırladığımız kitap çalışmamızın da son aşamasına geldiğimizi de burada bir müjde olarak vermek isterim.

        Üsküp’te 2004 yılında çoğu Türkolog akademisyenlerden oluşan bir heyet tarafından büyük bir heyecanla kurulan “Yahya Kemal Beyatlı Türkoloji Enstitüsü” de sivil bir örgüt olarak Makedonya’da Türkoloji çalışmalarına katkı sunmuştur.

        Makedonya’da yaşayan halklardan pek çoğunun millî enstitüleri vardır ve faal olarak çalışmaktadırlar. Sadece Türklerin bu manada bir millî enstitüleri bulunmamaktadır. Makedonya Eğitim ve Bilim Bakanlığının Yunus Emre ve TİKA iş birliği ile 24–25 Aralık 2016 tarihinde Üsküp’te düzenlediği “Makedonya’da Türkçe Eğitimi, Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı”nda bu millî enstitü meselesi de gündeme gelmiş ve konu sonuç bildirisinde şöyle yer almıştır:

        “Madde–35 Makedonya bünyesinde hizmet verecek, Yahya Kemal Beyatlı Türkoloji Enstitüsü’nün işler hâle getirilmesi ve bu enstitü bünyesinde bütün balkanlara hizmet verecek bir Türkoloji İhtisas Kütüphanesi’nin kurulması.”

        Bugün için İştip, Makedonya’nın doğu bölgesi sınırları içinde yer alır. Makedonya’nın en seçkin üniversiteleri arasında yer alan “Gotse Delcev” Üniversitesi İştip’te kurulmuştur. İştip Gotse Delçev Üniversitesi Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, 2008’de ilk kuruluşta şehir merkezindeki kampusta idi ancak bugün için 4. Kampüs binası içinde eğitim öğretimine devam etmektedir. Bölümün hâlihazırdaki başkanı Prof. Dr. Mariya Leontik’tir. Bölümde kadrolu olarak görev yapan ikinci yerli akademisyen ise Prof. Dr. Mahmut Çelik’tir. Bölüme Tarih Enstitüsü’nde Prof. Dr. Fragi Grgiev ile Marko Çeponkov Millî Folklor Enstitüsünden Doç. Dr. Aktan Ago dışardan derslere gelerek destek vermektedirler. Bölüme Türkiye’den Yunus Emre Enstitüsü tarafından Türkoloji Projesi kapsamında öğretim üyesi desteği sağlanmaktadır. Hâlihazırda burada Türkiye’den Yrd. Doç. Dr. Nazlı Rânâ Gürel ve Yrd. Doç. Dr. Zeki Gürel görev yapmaktadırlar.

        Makedonya’da Kalkandelen Devlet Üniversitesi Felsefe Fakültesi bünyesindeki Doğu Dilleri Bölümü içinde 2014 yılında Türk Dili ve Edebiyatı Birimi de açılmıştır. Bölümde kadrolu akademisyen olarak Doç. Dr. Adnan İsmail ve Doç. Dr. Süleyman Baki bulunmaktadır. Bölüme Türkiye’den Yunus Emre Enstitüsü tarafından Türkoloji Projesi kapsamında öğretim üyesi desteği sağlanmaktadır. Hâlihazırda burada Türkiye’den Yrd. Doç. Dr. Selçuk Kürşad Koca ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Gedizli görev yapmaktadırlar.

        Sonuç olarak; Makedonya’da Türkoloji, başta üniversiteler olarak pek çok alanda kendini hissettirmekte ve emin adımlarla ilerlemektedir. Bu yıl 40. yaşını kutladığımız Makedonya Türkolojisi, Kril ve Metodiy Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünün 19 Mayıs 2017 tarihinde düzenlediği Uluslararası Türkoloji Sempozyumuyla varlığını bir kez daha hissettirmiştir. Belki de bu kutlamaları bir yıla yayacaklardır diye de düşünüyoruz.

        Bu yıl 40. yılını kutladığımız Makedonya Türkolojisine 41 kere Maşallah diyoruz ve faydalı işlere imza atacakları nice 40 yıllar diliyoruz.