Türk Düşünce Hayatında Cemil Meriç

Temmuz 2017 - Yıl 106 - Sayı 359




        Türkiye’nin en ciddi entelektüellerinden Cemil Meriç 1916 yılında Hatay’da dünyaya geldi. Ailesi Balkan Savaşları sırasında Yunanistan Dimetoka şehrinden o gün Osmanlı toprakları içerisinde bulunan Hatay’a iltica etmek zorunda kalmıştı. Hatay 1936 yılında Atatürk’ün gayretleriyle Türkiye’ye katılana kadar Fransız mandası altında kalmıştı.

        Cemil Meriç, Fransa’nın mandası altındaki Hatay’da Fransızca eğitim veren Reyhanlı Rüştiyesi ve Antakya Sultanisi’nde eğitimini tamamladı. Dönem içerisinde Arap milliyetçiliğinin etkisi ve Türk olmaktan dolayı sokakta çektiği sıkıntılar onun sadece kitaplara yönelmesinde etkili oldu.

        İstanbul Yabancı Diller okulunda iki yıllık eğitimden sonra bir müddet liselerde öğretmen olarak görev yaptıktan sonra 1946 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde Fransızca okutmanı oldu. 1954 yılından itibaren kısa aralarla göz ameliyatı geçiren Cemil Meriç, 1955’te Paris’te geçirdiği son ameliyattan sonra gözlerinin artık hiç iyileşemeyeceği haberini aldı. 

        Cemil Meriç, gözlerini kaybettikten sonra da okumaya ve yazmaya devam etti. Başta kızı ve oğlu olmak üzere devrin önemli entelektüel ve fikir adamları ile meraklı gençlerden oluşan bir halka ona düzenli olarak kitap ve dergi okuyarak ve söylediklerini kağıda aktararak onun fikir hayatını devam ettirdiler.

        Ümit Meriç, Cemil Meriç’in gözleri görmediği için onun istediği kitapları okuyan ve notlar alan devrin önemli edebiyat ve sanat adamları ile müdavimlerini “Sosyoloji Notları ve Konferanslar” adlı eserin önsözünde şu şekilde sıralamaktadır: Oğlu Mahmut Ali Meriç ile kızı Ümit Meriç Yazan, Ahmet Akat, Fuat Andıç, Berke Vardar, Ali Özgüven, İzzet Tanju, Server Tanilli, Nadir Demirel, Halil Açıkgöz, Cevat Özkaya, Mehmet Akif Ak, Lamia Çataloğlu ve daha niceleri…

        Cemil Meriç’in evi dünyanın ve Türkiye’nin her türlü meselesini konuşulduğu bir toplantı mekânına, bir mektebe dönüştü. 

        Cemil Meriç, şiirle başladığı yazı hayatına nesirle devam etti. Hüsamettin Arslan’ın kendisi ile yaptığı bir mülakatta -“Şiiri neden bıraktınız?” şeklindeki sorusuna: -“Sevdiğim şairler vardı. Pınar başları tutulmuştu. Onlardan daha büyük olamayacağımı hissettim. Nazım, Yahya Kemal, Necip Fazıl… Hâlbuki nesirde bana rakip olabilecek bir zirve yoktu” şeklinde cevap vermektedir.

        Cemil Meriç, şiir yerine nesri tercih ettiğini söylese de onun nesirlerinin de kendine has, hemen fark edilen bir üslup göze batar. 

        Meriç, Fransız edebiyatından özellikle de Balzac’tan romanlarını Türkçeye kazandırmıştır. Balzac’ın onun fikir hayatında önemli bir yeri vardır.

        1964 yılında “Hint Edebiyat” adlı eseri, 1967’de de “Saint Simon: İlk Sosyolog İlk Sosyalist” ve 1969’da da “Sosyalizm ve Sosyoloji Tarihinde Pierre Joseph Proudhon (1809- 1865)” adlı eserlerini yayımlamıştır.

        Cemil Meriç, Türk Edebiyatı başta olmak üzere düzenli olarak çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar hazırlamış ve bunlar zaman içerisinde kitaplaşmışlardır. “Bu Ülke” onun harika üslubu ile dikkatleri üzerine çeken eseridir. Daha sonra sırasıyla “Umrandan Uygarlığa”, “Mağaradakiler”, “Kırk Ambar”,  “Bir Facianın Hikâyesi”,  “Işık Doğudan Gelir”, “Kültürden İrfana” adlı kitapları yayımlanmıştır. 

        Cemil Meriç’in vefatından sonraki yıllarda “Jurnal Cilt 1- 1955-65” ve “Jurnal Cilt 2- 1966-83” ile “Sosyoloji Notları ve Konferansları” adlı eserleri raflarda yerlerini almıştır. 

        Çok çalkantılı ve arayış içerisindeki Cemil Meriç, Ergun Göze’nin “İçimizden Otuz Kişi” adlı kitabında kendisi ile gerçekleştirilen mülakatta fikir hayatını şu safhalara ayırmaktadır. “1917 – 1945 koyu Müslümanlık devri, hacı olmak isterdim. 1925 – 1936 devri şoven milliyetçilik, 1936 – 1938 sosyalistlik devrim, 1938 -1960 arâf devrim, 1964’ten sonra sadece Osmanlıyım”.

        Türk Yurdu dergisinin bu sayısı Cemil Meriç’in Türk Düşünce hayatındaki yerine ayrılmıştır. Bu konuda çeşitli akademisyen ve yazarlar onun muhtelif yön ve fikirlerine ilişkin makale ve metinler hazırlamışlardır. Geçtiğimiz yıl Cemil Meriç’in 100. Doğum yılına tekabül etmekteydi. Üstada şükran ve minnet duygularıyla, Allahtan rahmet diliyoruz.