Anadolu Açık Hava Müzesi: Halk Bilimcilerin Yarım Asrı Aşan Hayali

Haziran 2017 - Yıl 106 - Sayı 358




        Her mesleğin bir piri vardır. Mesleğin ilkeleri pirin dünyasından belirir, gelişir. Bu açıdan Dr. Phil. Hamit Zübeyr Koşay, Türkiye’de Cumhuriyet devri müzecilik çalışmalarının öncüsü olmuştur.  Koşay, yeni kurulan Cumhuriyet’in arkeoloji, etnografya, etnoarkeoloji ve bu alanlarla ilgili müzecilik çalışmalarına yön vermiştir. Türkiye’de etnografya müzelerinin kurucusu olan Koşay, müzecilik alanındaki çalışmalarına 1927’de Ankara Etnografya Müzesi’ne müdür olarak atanması ile başlamıştır. Bugün Ankara Etnografya Müzesi olarak anılan bu müzenin başlangıçta Millî Etnografya Müzesi olarak kurulmasına niyet edilmişti. Zaman içinde millî etnografya müzesinin sınırlarının genişletilmesi de hedeflenmekteydi. Buna göre müzede, öncelikle Türkiye sınırları dahilindeki etnografik koleksiyon değerlendirilecek sonrasında koleksiyon ve sergi, Türk kültürünün köklerini sergileyecek şekilde Orta Asya etnografisi ile ilişkilendirilecekti.1 Böylece bir etnografya müzesinin sınırlarını aşan halk kültürü müzesi kurulacaktı. Bu türden büyük ölçekli bir halk kültürü müzesi kurma düşüncesi Cumhuriyet’in kuruluşundan beri mevcuttu. Koşay, halk bilimi müzeciliği içinde bir tür olarak değerlendirilebilecek halk kültürü müzelerinin dünyadaki örneklerini tanıtmak, onların müzeografisi konusunda Türkiye’deki bilim insanlarını ve bürokratları bilgilendirmek üzere çeşitli dergilerde yazılar yazmıştır. Kendisinin bu müzeleri tanıttığı yazılarının ilki “Halk Müzeleri” başlığını taşır.  Bu makalede folklor disiplini içinde yer alan açık hava müzelerinin kimliğinden söz etmiştir. Açık hava müzelerinin hangi ihtiyaçtan doğduğunu, modern toplumların hayatındaki işlevselliğini izah etmiştir. Yine bu müzenin Türkiye şartlarında nasıl ve nerede kurulması gerektiğine dair bir tartışmayı da aynı yazıda yürütmüştür(1). Açık hava müzeleri halk müzeleri içinde yer alır. Ormornd Loomis, halk müzelerinin genel olarak özel(spesifik) halk müzeleri ve bütüncül(holistik) halk müzeleri olarak ikiye ayrıldığını belirtir. Özel halk müzeleri dünyanın her yerinde bulunan etnografya ve halk sanatı müzeleridir (Handbook of American Folklore 499). Bunlar müzeografileri açısından klasik müzelerin takipçileridir. Sergileme, koleksiyon, koruma, arşivleme, iletişim politikaları açısından klasik müzeler gibi çalışırlar. Bu müzelerin doğasında kültürden bir kesit sunma vardır. Bütüncül (holistik) halk müzeleri ise açık hava müzeleridir. Loomis bu müzelerin halk kültürünü bütüncül bir yaklaşımla ele aldığına değinir (Handbook of American Folklore 499). Buna bağlı olarak sergileme, koleksiyon, koruma, arşiv, iletişim politikaları klasik müzelerden büyük ölçüde farklıdır. Bütüncül(holistik) halk müzeleri ele aldığı kültürü değişik açılardan yeniden kurgular ve sergilemede kültür bütün olarak yansıtılmaya çalışılır. Bunun için halk yaşamı değişik boyutlarıyla ve tam anlamıyla araştırılır ve sergilenir. Dünyada açık hava müzelerinin tarihi Kuzey Avrupa ülkeleri ile başlayıp bütün yaşlı kıtada kısa sürede yaygınlık göstermiştir. Daha sonra Amerika Birleşik Devletlerinde Rusya ve Uzak Doğu’da da benimsenen bu müzelerin Türkiye’de bilinirliği Koşay’ın çalışmaları ekseninde gerçekleşmiştir. Koşay, UNESCO içinde faaliyet gösteren ICOM’un çalışmalarını takip etmiştir. ICOM’un 9 Temmuz 1956 tarihinde İsviçre’de düzenlediği IV. Uluslararası Konferansında ve V. Genel Kurulunda, halk kültürünün kaybolmak üzere olan değerlerini kurtarmak üzere çeşitli yaşayış tarzlarını yansıtan otantik, karakteristik mimarî eserlerin, kullanılan aletlerin, zirai faaliyetlerin, el sanatlarının tipik unsurları seçilerek taşınmazların  yerlerinden sökülerek aslına uygun bir şekilde belirlenen bir arazi üzerine yeniden canlandırılarak açık hava halk müzelerinin kurulması ile ilgili kararı (http://icom.museum/the-governance/general-assembly/resolutions-adopted-by-icoms-general-assemblies-1...) Koşay başta olmak üzere birçok bilim insanının tartışmalarının odağına yerleşmiş ve yazılarında sürdürülmüştür (Aktaran Demir 2013: 145-158). 

        Türkiye’de halk müzelerinin piri olarak Koşay’ın açık hava müzelerinin kurulması ile ilgili başlattığı çalışmalar 1945’ten 2000’li yıllara kadar sadece akademik ve bürokratik ortamlarda konuşulan, tartışılan ve yazılan bir konu olarak kalmıştır.  Yarım asır boyunca bilim insanları, bürokratlar Türkiye’de kurulması planlanan açık hava müzesinin yeri, sergi içeriği, sergi mekânı tasarımı, sergileme planı, koleksiyon, arşiv, iletişim politikası hakkında fikir yürütmüş ve sonunda böyle bir müzenin Türkiye’de neden kurulamadığı üzerinde spekülasyonlar geliştirmişlerdir. Gerçekten Türkiye’nin halk yaşamını bütüncül bir yaklaşımla değerlendirme, inceleme, araştırma, arşivleme, sergileme ve yorumlama konuları uzun süre düşünmeyi, ayrıntılı olarak tasarlamayı ve ekonomik kısıtları aşmayı gerektiren bir süreçtir. Ne var ki halk yaşamının modernite karşısındaki kırılgan yapısı, naif duruşu ve geleneksel bilginin kişilerin belleği, dolayısıyla ömrü ile sınırlı olması geliştirilmesi gereken kültür politikaları ve kültürel girişimler için ihtiyaç duyulan zaman konusunda aculluğu ve fedakârlığı getirir. Bu açıdan açık hava müzelerinin Türkiye’de bundan 50-60 yıl önce kurulmasının aciliyeti ve önemi daha kolay anlaşılabilir. Türkiye’nin Koşay’ın öncülüğünde bundan yarım asır önce bütüncül bir yaklaşımla inşa edilmiş bir açık hava müzesine sahip olma hayali gerçekleşmiş olsaydı, Türkiye müzeciliği ve Türkiye’nin toplumsal yapısı bugünden farklı olur muydu sorusunun yanıtı başka bir çalışmanın konusudur. Ancak bu konuda özellikle uluslaşma sürecinde açık hava müzelerini araç hâline getiren Avrupa’nın toplumsal gerginlikleri önlenmede, ulusal birliği inşada bu tür müzelerden istifade ettiği hatırlanmalıdır. 

        Türkiye’de özellikle son on yıldır açık hava müzelerine ve müzeciliğine ilgi başta Belediye girişimleri olmak üzere, sivil inisiyatif çabaları ile tekrar gündeme gelmiştir. Avrupa’dan farklı bir amaçla bu tür müzelerin ülkemizde siyasi emellerden ziyade turizm yatırımlarının bir parçası olarak ortaya çıktıkları görülür.2 Açık hava müzeleri bu sefer akademinin, siyasetin ve toplumsal hayatın gündeminde somut kültür girişimleri ya da sosyal girişimler olarak belirmiştir. Bu yazıda Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy Türkiye’nin resmî olarak açılan ilk açık hava müzesi olarak tanıtılacaktır.  

        Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşaya Köy Anadolu coğrafyasında üretilen geleneksel mimari ve onun çevresinde şekillenen halk yaşamını, kültürünü sergileme düşüncesiyle Beypazarı’nın merkeze 9 km mesafede yer alan Macun Mahallesinde 25 dönümlük bir arazi üzerine kurulmuştur. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye müzecilik tarihinde yerini alan Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy’ün kuruluş öyküsü ise müzenin açılış tarihinden çok daha öncesine dayanmaktadır. AAHM-Yaşayan Köy, 2006 yılında kuruluş çalışmalarına başlanan Yaşayan Müze’nin sosyal sorumluluk projesi olarak hayat bulmuştur.  Yaşayan Müze, temelde sergileme tekniklerinin kullanımı açısından açık hava müzelerinin Türkiye’deki ilk prototipi olması nedeniyle sahip olduğu bilgi birikimini Anadolu Açık Hava Müzesinin doğumu için kullanmıştır. Daha da önemlisi Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy, Avrupa Birliği ve Ankara Kalkınma Ajansının maddi destekleri ile kurulsa da proje bütçesinin yüzde sekseni Yaşayan Müze tarafından finanse edilmiştir. Bu anlamda Yaşayan Müze, Anadolu Açık Hava Müzesinin doğumu açısından bir anne gibi düşünülebilir. Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy, özünde ekonomik bir yatırım değildir, sosyal girişimcilik ruhu ile halk bilimci Sema-Harun Demir tarafından kurulmuştur. 

        Açık hava müzelerinin koruduğu en önemli eser, geleneksel mimarlık ürünleridir. Çoğunlukla kırsal alanlarda kurulan müze yerleşkelerinde, sergilenmek amacıyla öncelikle dismantle(demonte) yöntemi ile geleneksel mimari yapılar müze yerleşkesine taşınmaktadır. Bunun yanı sıra yeniden inşa(reconstruction) yöntemi de bu tür müzelerin oluşmasında kullanılan bir yöntemdir. Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy yeniden inşa yönteminin tercih edilmesi ile kurulmuştur.  Müze yerleşkesinde sergilenmek üzere seçilen geleneksel yapı örnekleri ait oldukları döneme uygun malzeme, teknik ve ustalıkla inşa edilmiştir(Fotoğraf 1). Böylece dönemsel mimari özellikleri yansıtan geleneksel evler, yapılar, özgün kullanımları ile müzede sergilenmektedir. Anadolu Açık Hava Müzesi’nde, Anadolu’nun yedi bölgesinden yedi geleneksel yedi farklı ev örneği yapılan literatür ve saha çalışması sonucunda belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda İç Anadolu Bölgesinin, planı 17. Yüzyıla dayanan eski Ankara evi ile temsil edilmesi kararlaştırılmıştır. (Fotoğraf 2) Karadeniz bölgesi, planı 19. yüzyıla dayanan, Doğu Karadeniz bölgesinin karakteristik sivil mimari örneği olarak bilinen ve göz dolma tekniği ile üretilen bir ev, serenderi ile müze yerleşkesinde yerini almıştır. (Fotoğraf 3) Akdeniz bölgesinin planı yine 19. yüzyıla dayanan, daha çok İç Akdeniz’de bilinen “tahtalı evi” Anadolu Açık Hava Müzesi’nde yeniden inşa edilmiştir. (Fotoğraf 4) Müze sergi mekânında yer alan son geleneksel ev Anadolu’da 9000 yıldır bilinen kerpiç evdir. (Fotoğraf 5) Kerpiç üretim, geleneksel mimari anlamında tüm Anadolu’da görülse de kerpiç ev, Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nin bir simgesi olarak Anadolu Açık Hava Müzesi’nde kendine yer bulmuştur. Anadolu Açık Hava Müzesi ilk aşamada yedi bölgeden dört geleneksel evi sergiliyor olsa da zaman içinde Marmara Bölgesi’nin geleneksel mimari örneği olarak yalı baskı tekniği ile üretilen Üsküdar evini, Doğu Anadolu Bölgesinin en güzel sivil mimari örneklerinden biri olan Bayburt evini ve Ege Bölgesi’nin taş evini müze yerleşkesinde yeniden inşa etmeyi hedeflemektedir. 

        Geleneksel konutların yanı sıra, dinî yapı, değirmen, çeşme, dükkân gibi kamusal alana ait yapılar; ahır, ağıl, kümes gibi evlerin yardımcı yapı birimleri açık hava müze yerleşkelerinin vazgeçilmez müze eserlerini ve mekânlarını oluşturur. Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köyde de bu yardımcı yapılara yer verilmiştir. Örneğin müze yerleşkesine bir köy mescidi inşa edilmiştir. Mescidin içinde dinî geleneklere uygun Hâce Ubeydullah Ahrar Hazretleri’nin makam türbesi yapılmıştır.  (Fotoğraf 6) Köy çeşmesi, köy fırını da müze yerleşkesinde köy hayatının vazgeçilmez unsurları olarak yeniden inşa edilmiştir. Pekmezlik ve çamaşırhâne de yeniden inşa edilerek köy hayatını kuran geleneksel yapılar arasına katılmış ve Anadolu Açık Hava Müzesinin sergi nesnesi ve mekânı hâline gelmiştir. Son olarak ise Anadolu Açık Hava Müzesi’nde 16 dükkândan oluşan geleneksel bir çarşı yeniden inşa edilmiştir.

        Anadolu Açık hava Müzesi’nde dünyadaki örneklerde olduğu gibi bütüncül bir yaklaşımla sergilemeler yapılmaktadır. Örneğin bağlamı kurgulamaya ve tamamlamaya yardımcı tablo-dokümanlı sergilemeye başvurulur. Müzede bilginin aktarılmasında tarih canlandırma, yeniden kurgulama, müze tiyatrosu, kostümlü rehberlik gibi etkileşimli sergileme yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Bunlara ek olarak Anadolu Açık Hava Müzesi’nde sesli rehber (audioguide) tekniği de kullanılmıştır. Sesli rehber sisteminde her evin içinde gündelik hayatın yanı sıra törensel hayattan bir kesitin yansıtılmasını mümkün kılmak için Anadolu düğün geleneklerine yönelik durağan sergilere de yer verilmiştir. Bu vitrinlerin içinde canlandırılan törensel yaşam kesitleri ise sesli rehber ile etkileşimli hâle getirilmiştir. Sesli rehber için Anadolu düğün gelenekleri teması radyo tiyatrosu tarzında yazılmış ve bu metinler profesyonel tiyatro sanatçıları tarafından seslendirilmiştir. 

        Anadolu Açık Hava Müzesi nesne, koleksiyon odaklı bir müze olmaktan çok ziyaretçi odaklı bir müzedir.  Mevcut, hedef ve potansiyel ziyaretçi kitlesinin beklentilerine yönelik müze sergileri düzenlemenin yanı sıra ziyaretçilerinin geleneksel yaşamla ilgili deneyim yaşaması, geçmişle duygusal bir bağ kurması için etkinlikler ve özel programlar, atölye çalışmaları da düzenlemektedir. Müzenin sahip olduğu 100 kişilik konferans salonu sayesinde büyük gruplarla ortak eğitim, sanat ve kültür çalışmaları yürütmesi de mümkün olmaktadır. Son olarak Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy’ün ziyaretçisine sunduğu olanaklardan söz edilebilir. Bunların başında müze, herhangi bir sosyal organizasyon için kiralanabilecek özel mekânlara sahiptir. Ziyaretçiler, müze içinde yer alan “Yaşayan Mutfak”ta Anadolu’nun yerel, özgün yemeklerini geleneksel mutfak kültürünün bir parçası olarak tadabilmektedir. Zira müze yerleşkesinde Anadolu mutfak kültürünü sergilemek için ata tohumlarının ekilip biçildiği geniş bağlık ve bostanlık alanlar mevcuttur. Müze yerleşkesinde Anadolu bitki ve hayvan çeşitliliği de sergilenmektedir. Müzenin içinde bulunan çarşıda ziyaretçiler geleneksel üretimleri izlemenin, bunlardan bazılarını deneyimlemenin yanı sıra alışveriş imkânı da bulmaktadır. Anadolu Açık Hava Müzesi-Yaşayan Köy’de her yaştan ziyaretçinin birlikte geleneksel oyunlar oynayacağı, eğleneceği mekânlar bulunmaktadır. Müzeyi açık hava müzeleri içinde sesli rehberden sonra farklı kılan bir başka özellik ise müze evlerde ziyaretçilere konaklama olanağının verilmesidir. Anadolu Açık Hava Müzesi Türkiye’nin ilk açık hava müzesi olarak aynı zamanda turizm işletme belgesine de sahiptir.  

        Anadolu Açık Hava Müzesinin sergi temaları, Anadolu insanının kadim bilgeliği ve ruhu ile yoğrulan bu kültür yetiştirdiği filozoflardan, ürettiği ahlaki değerlerden, geleneksel mimariden, giyim kuşam sanatına, yeme-içme beğenisine, eğlence biçimlerine, çiçek zevkine kadar hatırlanmayı hak etmektedir. Birbiriyle Anadolu’da karşılaşan halkların kurduğu medeniyetlerle yükselen insanlık değerlerini anlamaya gayret göstermek Anadolu Açık Hava Müzesinin temel amacıdır. Anadolu’da gerçekleşen karşılaşmaların bereketinden hâsıl olan bu kültürel mirası geleceğe aktarmak, bu topraklara ait kadim bilgi, deneyim ve değerler üzerinde düşünmek, bunları yorumlamak, tartışmak, değerlendirmek üzere Anadolu Açık Hava Müzesi’nde çalışmalar yürütülmektedir. Müze felsefesi gereği kültürel mirasımıza, kendisiyle yeterince ilgilenilmemiş, hakkıyla anlaşılmaya gayret edilmemiş bir yetim mesafesinden yaklaşmaktadır. Bu düstur ile yola çıkan Anadolu Açık Hava Müzesi, kültürü koruma bilinci ve anlama gayreti bağlamında ziyaretçilerini yani müze dostlarını yolu birlikte yürüyecekleri yol arkadaşları olarak değerlendirmektedir. Türkiye’nin yarım asrı aşkın bir süredir açık hava müzesi kurma hayali Anadolu Açık Hava Müzesi ile gerçeğe dönüşmüştür. Halk müzelerinin meslek piri Hamit Zübeyr Koşay’ın açık hava müzelerinin Türkiye’de kurulması hususundaki çabalarını takdir eden, bu çabaya saygı gösteren Anadolu Açık Hava Müzesi ekibi, halk bilimcilerin ve halk kültürüne değer verenlerin yolu beraberce yürümek yani sorumluluğu paylaşmak için Anadolu Açık Hava Müzesi’ne değerli katkılarını ve desteğini talep etmektedir.