Dava ve Bilim Adamı: Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu

Kasım 2016 - Yıl 105 - Sayı 351




        Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, önemli bir aydın, düşünür, edebiyatçı, Türkolojinin hemen her sahasında kafa yormuş, sadece kendi alanıyla ilgili değil, alanı dışındaki konularla da meşgul olmuş büyük bir şahsiyettir. O, sadece Türk edebiyatı ve Türk dili alanında değil, Türkoloji alanında belirli bir döneme damgasını vurmuş ve efsane hocalar arasında yerini almış, kendisini adadığı dava uğrunda kalemini kullanmaktan hiçbir zaman çekinmemiş bir kişi olarak tarihteki sayılı Türkologlar arasında yerini almıştır.

        Hacıeminoğlu, 1980’li yıllara doğru, Türk milliyetçiliğinin kayıtsız şartsız savunulduğu ve iddia yüklü yazılarından dolayı “düşünce suçlusu” olarak tutuklanmış ve yargılanmıştır. O, düşüncesinden dolayı suçlanıp tutuklanan ilk üniversite hocaları arasında sayılabilir.

        Düşüncesinden dolayı çektiği çile ve çalışma hayatında uğradığı haksızlıklar onu yıldırmamış, yolundan döndürmemiştir. Tanıyanların kendisinden özellikle Türk milliyetçiliğinden emin olduğu bir insandı. Aşağıdaki cümleler ona aittir:

        “8 Haziran 1970 Pazartesi günü, Yusuf İmamoğlu Edebiyat Fakültesinin 338 numaralı odası önünde komünistler tarafından vurularak şehit edilmiştir. Kendisi Amerikan Kolejinde okumamıştı. Ne köylüyü sömüren bir toprak ağasının ne işçiyi ezen bir patronun oğluydu. Döviz kaçakçılığı ile milyonlar vuran veya karaborsacılık sayesinde yüz binler kazanan bir aileye de mensup değildi. Yakın ve uzak akrabaları arasında egemen sınıftan sayılan ne bir profesör ne bir general ne de herhangi bir umum müdür vardı. Akşamları, üç arkadaşıyla paylaştığı sobasız odasında kitap okurdu. O hâlde ‘Ağalık ve patronluk sona ermelidir.’, ‘Yerli işbirlikçiler kahrolsun.’ gibi sözlerle duvarları kirleten komünistler, bu fakir ailenin çocuğundan ne istiyorlardı? Altıncı Filo’yu Türkiye’ye o mu davet etmişti? Banka kredileri ona veya ailesine mi dağıtılmıştı? Türkiye’de kapitalist ülkelerin kültürünü yayan, malını satan o muydu? Hayır, bu kusurların hiçbiri onda yoktu; fakat onu kahpece öldürenlerde vardı. Komünizmi de devrimciliği de bir maske olarak kullandılar. Yusuf’un Türk milliyetçiliği ülküsünü bir bayrak gibi taşımakta oluşuna tahammül edemiyorlardı.”1

        26 Haziran 1996 tarihinde kaybettiğimiz Hacıeminoğlu Hoca’yı, vefatının 20. yılında rahmet ve şükranla anıyoruz.