İslam Sanatının Özellikleri-Iı Yansıtma

Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329



        Batı Sanatının Temeli Taklittir

        Batı sanatının temel yaklaşımını belirleyen Aristo’ya göre bütün sanatlar “taklit”tir. Şöyle der Aristo: “Epos, tragedya, komedya, dithrambos şiiri ve flüt, kitara sanatlarının büyük bir kısmı bütün bunlar genel olarak ‘mimesis’tir.” (Aristotales 1983: 11) Mimesis, kısaca taklit demektir.

         

        Zihnin ilk faaliyeti benzetmekle, taklitle düşünmektir. (Uçar 1995: 123) Mimesis, genellikle taklit, öykünme, benzetme olarak; ona eylem olan mimeisthai ise taklit etmek, öykünmek, benzetmektir. Sözcük ilkin dans sanatıyla ilgili olarak mimos biçiminde kullanılmış ve taklit eden, oyuncu, mukallit, gözboyacı anlamlarına gelmiştir (Cömert 1978: 37). Bu temel anlayışın güzel sanat dallarına aktarılması, katılım ve bileşimlerle Batı sanatını oluşturmuştur. Batı sanatçısına göre resim, tabiatın tuval üstünde ressamla şahsiyetinden geçerek üsluplanması, renkler ve biçimlerle götürülmesi idi: müzik, onun taklidi olarak aletlerden çıkan seslerle duyulması, şiir kelimelerle şekillenmesi, heykel ise pişmiş toprak, maden ve mermerle görünmesi idi. Resim ve heykel gibi biçim sanatlarında Avrupa pek rahat etmiş, fakat mimaride biraz zorlanmıştı. Mimarinin onlar kadar tabiatı rahatça aktarmasının tatbikat yolu yoktu. Mimarinin otomatikman “abstre”ye, “soyutlama”ya giden bir kuruluş mecburiyeti vardı. Fakat Batı sanatı, bu şartlar içinde dahi ne yapmış yapmış, kendi anlayışı içindeki tabiatı mimariye de sokmuştur. Sütunları yük taşıyan insan heykelleri, hiç olmazsa başlıkları defne yaprakları, kemerleri eğik dallar, salyangoz kabukları şeklinde yaparak, sanat anlayışını mimari ile birleştirmiştir. Batı Orta Çağı’nda tüm mimari, trajik yahut dramatiktir, tezyini değildir (Cansever 1992: 203).