Türk Dünyası Ve Dünya Görüşü (Veya XXI. Asrın “Türkçülük Beyannamesi”) *

Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332



        Son yıllarda Rusya’nın politik ve manevi hayatında “Rus dünyası” denen kavramın genişçe yayıldığı görülmektedir. Bence bu olay, devlet tarafından Rus milletinin, Rus dilinin ve kültürünün rolünün ve öneminin takviye edilmesiyle devletin sağlamlaştırılması ve idare sisteminde üniter yapının kuvvetlendirilmesi amacını gütmektedir.

        
“Rus dünyası” kavramı bugünümüzde bir ideoloji hâline geliyor gibi. İdeologların çoğu, Rusya’daki Rusların dışında bu ülkedeki Rus olmayan bütün milletlerin, Ukrayna ve Beyaz Rusya devletlerinin, Kuzey Kazakistan’da yaşayan Rusların ve Bağımsız Devletler Birliğindeki Rus dilini ana dili olarak kabul etmiş ve Rus kültürünü kendilerine yakın görmüş değişik milletlere ait insanların da “Rus dünyası”na ait olduğunu sanıyor.

        
Ancak, Avrasya enginliğinde Türk dünyasının var olduğunu da unutmamalıyız. Bunun canlı örneği, Kazakistan’ın Avrasya Gümrük ve Ekonomi Birliğindeki üyeliğidir. Türk dünyası “Rus dünyası”ndan çok kadimdir ve onun içindeki iktisadi ve kültürel ilişkiler bu Türk dünyasını devamlı olarak sağlamlaştırıyor ve pekiştiriyor. Rusya’daki Türk toplulukları kendi dilleri ve kültürleri açısından “Rus dünyası”na değil, Türk dünyasına aittir.

        
Son 20 yılda Türkiye ve kısmen Azerbaycan’da birçok Türk Devletleri ve Toplulukları Dostluk ve İşbirliği Kurultayları yapıldı. Türk halklarının kültürlerini geliştiren ve onlar arasında ilişkiler kuran TÜRKSOY adlı devletlerarası teşkilat çok aktif çalışmaktadır. Türk Devletlerinin Parlamentolar arası Asamblesi, Bakü’de daimi toplantılar yapar. Asamblenin kendi resmî bayrağı da var.

        
Toplumsal seviyede 1991 yılından itibaren, Bütün Dünya Türk Halkları Asamblesi (BDTHA) adlı milletlerarası toplumsal kuruluş çalışıyor. Onun 6. Kurultayı 2014 yılının Mayısında Kazakistan’ın Şımkent şehri civarında geçti. Geçen yıllar devamında bu Asamblenin 3 iş programı kabul edilmiştir. Türk dünyasında çoktan beri “Türkovizyon” adlı pop müzik ve şarkı yarışması yapılmaktadır. Son yarışma Tataristan’ın başkenti Kazan’da 2014 yılının Kasımı’nda gerçekleştirildi. Kazan’da 2014 yılının Eylülü’nde Türk Gençleri Şöleni yapıldı. Bu şehirde oldukça sık Türk Tiyatroları Şöleni de düzenlenir. Kazan şehri 2014 yılı için dünya Türklerinin kültürel başkenti olarak seçilmiştir.

        
Türk dünyasını birleştiren ve pekiştiren bu ilişkiler ve süreçlerin esasında gelecekte bir ideoloji de oluşması mümkündür. Onun doğması için Türklerin “dünya görüşü” dediği daha geniş ve daha derin ortak bir temel olmalıdır.

        
Aşağıdaki satırlarda söz konusu ortak temelimiz, Türk halklarının dünya görüşü olacaktır.

        
Dünya görüşü gayet geniş bir kavramdır. Bu takdirde o, son derece genelleşmiş şekilde ifade edilen nesnel dünyaya ilişkin görüş sistemi, onun [nesnel dünyanın] üzerinde insanın yeri, insanın çevredeki gerçekliğe, topluma karşı tavrı, inançları, ülküleri, değer yönelimleri anlamına gelir. Sosyal yanıyla dünya görüşü bir ideoloji için de temel olabilir. Dünya görüşünün gelişmesi, yalnız kişiliğin değil, aynı zamanda belirli bir sosyal grubun, halkın, milletin olgunluğunun da göstergesidir.

        
Türk halklarının aralarındaki dayanışmayı sağlayabilecek olan umumi Türk dünya görüşünün, sadece dinî olması mümkün değildir, hele belirli bir din değerlerine dayanması mümkün değildir, çünkü Türk halkları dünyasında birkaç din mevcuttur: İslam, Hristiyanlık, Budizm, Musevilik ve Paganizm inançları. Ayrıca, laik yaşam tarzına yönelen halk yığınları vardır. Türk ülkelerinin hiçbirinde resmî devlet dini yoktur. Hepsinde vicdan özgürlüğü ilan edilmiştir.
Biz Türk halklarını birleştiren dünya görüşü, dünya dinleri ortaya çıkmadan çok önce biçimlenmiş kökleri ile doğa, insan ve dünya üzerindeki Türk asıl telakkilerine kadar uzanan görüş ve değerlerden oluşur.

        
Elbette, bu Ön Türk telakkileri tanrısız değildi, ancak Türkler, onlarla ilgili bilgileri belirli peygamberlerden (İbrahim, Buda, İsa, Muhammed) almadılar, atalarımız tanrı kavramını doğayı sezgi ile ve bütünsel olarak yorumlayarak öğrenmişlerdir.

        
Benzeri dünya görüşü de dine değil, doğa felsefesine daha yakındı. Fiilen doğa felsefesi ilk tarihsel felsefe biçimiydi.

        
Bu söylenenlerden dolayı biz Türk halklarının dünya görüşü bir taraftan eski çağ köklerimize, diğer taraftan ise çağdaş bilim ve felsefe temeline dayanan, laik ve ulusal mizaçlı olmalıdır.

        
Türk Halklarının ve Kültürlerinin Eskiliği

        
Türk halkları dünya görüşünün hareket noktası dünyanın en eski uluslarından olduğumuzun kabul edilmesi olmalıdır. Bunu, Türk kelime hazinesinin Sümer (Asya), Etrüsk (Avrupa), Kızılderili (Amerika) ve Hint-Avrupa dillerinde mevcut olması ispatlar. Prototürk dilindeki kelimeler ve hatta bazı gramer elemanları farklı dillere geçmiştir (İnsanlar Asya’dan Amerika’ya MÖ 30.000 ve MÖ 14.000 arasındaki dönem içinde geçmişlerdir.).
Dünya ve Maddenin Oluşması,

        
Türk Kozmogonisi