Kelime Hazinesinin Önemi

Haziran 2009 - Yıl 98 - Sayı 262



        Dünyaya geldiğimiz andan itibaren karşılaştığımız ve çevremizde hazır bulduğumuz kelimeler, bu kelimelerin çağrıştırdığı kavramlar ve kalıplaşmış ifadeler kelime dağarcığımızı oluşturur. Kelime dağarcığı,  hem bireyin eğitim ve öğretimine yön verme, hem de sosyolojik gelişimi için oldukça önemlidir.

         

        Eğitimin her aşamasında, aktif öğrenmenin gerçekleşebilmesi için yeterli kelime edinimine ihtiyaç vardır. Bu yüzden, anadili öğretimi esnasında uygulanan temel ilkelerden birisi de hedef kitlenin kelime dağarcığını geliştirmektir. Yeterli oranda geliştirilen kelime dağarcığı, anlama ve anlatma becerilerinin vazgeçilmez şartıdır. Kelime dağarcığının yeterliliği, sadece anlama anlatma çalışmalarında değil, diğer alanlarda da önemlidir. Bu konunun önemi 19. Yüzyılın sonlarına doğru özellikle Amerika’da kavranmış, eğitim ve öğretim programlarında kelime dağarcığı geliştirme çalışmalarına önem verilmiştir.

         

        Ülkemizde kelime dağarcığını geliştirmeye yönelik özel bir programın uygulandığını söylemek mümkün değildir. Yüksek öğretime başlayan öğrencilerimizin, yeterli kelime dağarcığına sahip olmamaları, onların kendilerini ifadede yetersizliğe düşmelerine neden olmaları, bu ilgisizliğin bir sonucu olsa gerek.  Oysa orta öğretimini tamamlamış bir öğrencinin ana dilini mükemmel bir şekilde kullanma becerisine sahip olması gerekir.

         

        Eğitim ve öğretim sürecinde kullanılan ders kitapları, eğitim sisteminin vazgeçilmez unsurlarındandır. Özellikle de Türkçe ders kitapları, bu bakımdan hayati öneme sahiptir. Çünkü ana dilimiz olan Türkçenin kurallarının öğretildiği ve öğrencinin hayatı boyunca kullanacağı kelimelerin kazandırıldığı kitaplar, Türkçe ders kitaplarıdır. Bu açıdan bakıldığında, Türkçe ders kitaplarının kelime dağarcığı, oldukça önemlidir. Çünkü kelime dağarcığı,  dilin zenginliğini belirlemede tek etken olmasa bile en önemli etkenlerin başında gelir.

         

        Ana dili öğretimini görevi, herkesin alacağı payı çoğaltmaktır. Bazı uzmanlık alanlarında karşılaştığımız ancak kullanmadığımız kelimeler “pasif kelime dağarcığını”, duygu, düşünce ve hayallerimizi aktarmakta kullandığımız kelimeler ise ”aktif kelime dağarcığını” oluşturur. Ana dili öğretiminde önem taşıyan da aktif kelime dağarcığının geliştirilmesi; öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri kelime dağarcığına sahip olmasıdır. Öğrenim süreci içinde kelime dağarcığının anlama ve kavrama becerisini ne ölçüde gerçekleştirmektedir? Bu çalışma, sorunları tartışmak ve dikkat çekmek bakımından önem arz etmektedir.

         

         

        Anlama ve Kavrama Süreçleri

         

        İnsanoğlu var olduğu günden bu yana etrafında olup bitenleri anlamaya çaba harcamış, var olma gerekçesini bu çaba sonunda elde ettikleri ile biçimlemeye çalışmıştır. Anlamanın temelini oluşturan bu süreç, anlatım ihtiyacını da ortaya çıkarmış, bu ihtiyaca bağlı olarak anlatım tür ve şekilleri ortaya çıkmıştır. Masallar, destanlar, efsaneler bu türlerden birkaçıdır.

         

        Anlama, dinleme, okuma ve gözlem unsurlarının bir araya gelmesiyle gerçekleşen bir süreçtir.

         

         

        aNLAMA, AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA                                                                HayatımızıHHHHhhh                                                                                                                         Dinleyerek anlama, söylenenlerin doğru ve eksiksiz aktarması ile gerçekleşir. Kimi zaman, sözlü anlatımlarda, anlatılmak isteneni atlayarak dinlediğimiz için söyleneni eksik anlarız. Tam anlamak ise bir duygu ya da düşünceyi kendi akışı içinde kopukluklara uğramadan anlamaktır. Doğru anlamak demek, aktarılmak istenen duygu ve düşüncelerin olduğu gibi,  bir yanlışlığa yol açmadan ve hiçbir boşluk bırakmadan, bütün boyutları ile kavramak demektir.

         

        Genellikle eğitim ve öğretim süreci içerisinde okuma yoluyla anlama ve kavramaya, diğer anlama etkinliklerine göre daha çok önem verilmekte, anlamanın temeli olarak okuma görülebilmektedir. Yazılı bir metni anlamak, dinlemeye dayalı anlamaya göre daha karmaşık bir süreçtir. Çünkü yazılı anlatımlarda, önce metinde yer alan birbirine bağlı unsurları anlamak gerekir.

         

        Anlama, yaşantı içinde kendiliğinden gerçekleşen bir sürece tabi olmakla birlikte, eğitimle daha etkili ve kalıcı hale gelebilir. Bu yüzden iyi bir ana dili eğitimi görmüş kimse, kendisine anlatılmaya çalışılan bir bilgi, duygu ya da düşünceyi herhangi bir noktayı atlamadan sırasını bozmadan,  olduğu gibi anlayabilir kavrayabilir.

         

        Kavramanın en önemli unsurlarından biri de, bağlantıları kurmak ve kurulan bağlantıları ilgilendirmektir. Anlama ve kavrama çalışmalarına bağlı olarak yapılan okuma anlama çalışmaları içerisinde inceleyerek okuma,  iyi ve doğru anlamanın en önemli, unsurudur. Bir yazarın, şairin ne dediğini, niçin dediğini, nasıl dediğini anlamanın en etkili yolu inceleyerek okumadır.

         

        Anlama için yapılacak bütün faaliyetlerde,  her şeyden önce öğrencinin meramını doğru dürüst ve istenilen seviyede anlatabilir duruma getirilmesi gerektiği dikkatten uzak tutmamakla birlikte; eğitim süreci içerisinde anlama ve kavrama çalışmaları, derslerin amacı değil aracı olduğu, başka bir deyişle anlama ve kavrama eğitimi amaç-araç ilişkisi içerisinde yürütüldüğü bilinmelidir.

         

        Anlama eğitimi üzerinde geniş bir değerlendirme yapan Ali Göçer (2007:17-39) anlamayı sağlayan unsurlar arasında dinleme ve okumanın önemine dikkat çekerek bu unsurların geliştirilmesi ve öğretmenlerin dinleme ve okuma etkinliklerine önem vererek anlamayı daha etkili kılacaklarını ifade etmiştir. Şurası unutulmamalıdır ki, anlama için okuma ve dinleme kadar gözlem de aynı oranda etkilidir.

         

          

        Anlama Kavrama Eğitiminden Beklentiler

         

        Eğitim sürecinin bütün aşamalarında anlama ve kavramanın gerçekleştirilmesinde, öğrencilere görüp izlediklerini dinlediklerini okuduklarını tam ve doğru olarak anlama gücü elde etmesi hedeflenir. Bu hedefin gerçekleşmesi ile elde edilecek çıktılar ise şu şekilde sıralanabilir: Etkili dinleme, izleme, okuma, kelime hazinesini geliştirme, çeşitli araçları kullanama kitap okuma sevgisini kazanma ve bunlar aracılığı ile yurdu, toplumu, dünyayı tanıma ve sevme.

         

        Öğrencilerin okuduklarını doğru ve çabuk anlamalarını sağlayabilmek için, öncelikle dinleme ve okuma alışkanlığının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu alışkanlığın elde edilme sürecinde ise, anlamanın gerekliliği çeşitli etkinliklerle somutlaştırılmalıdır. Bunun için öncelikle, söz ve yazı ile ifade olunan düşünceleri, duyguları, iyi ve doğru olarak anlamaya yönlendirerek, anlama kayıplarının doğuracağı olumsuzluklar somutlaştırılmalıdır.

         

        Anlamanın çok erken yaştan itibaren dikkate alınması gereken bir eğitim süreci olduğu gerçeğinden yola çıkarak, öğrencilerin dinlediklerini, okuduklarını, incelikleriyle ve derinlikleriyle kavramalarına özen gösterilmelidir. Burada yer alan “incelikleriyle ve derinlikleriyle” ifadeleri yapılacak anlama ve kavrama çalışmalarının üst sınırını göstermektedir. Bu hususa gerek temel eğitim okullarında, gerekse ortaöğretim kurumlarında öğretmenler belli dikkatleri gözden uzak tutmamalıdır. İlköğretimin ikinci kademesinde, incelenen metinlerin daha yüzeysel anlaşılması söz konusu iken,   ortaöğretimde anlatılmak istenenin bütün incelik ve derinlikleriyle anlaşılması beklenir.

         

        Anlama kavrama konusuna eğitim programlarında yeterince yer verilmediği, genel ifadelerle geçiştirirliği görülmektedir. İlköğretim Türkçe Dersi (6, 7, 8. Sınıflar) Öğretim Programı’nda “…metnin belli bir yöntem dâhilinde okunması, dinlenmesi/izlenmesi”,  “kelime ve cümle çalışmaları” ile “metni anlama, çözümleme ve yeniden yapılandırma çalışmaları”na yer verilir.” İfadesi yer almaktadır. (MEB, 2006: 245-246). Programda, anlama ve kavrama eğitiminin nasıl yapılacağı ve bu hususta yapılması gerekenler yeterince ele alınmamıştır.

         

        Gerek ilköğretim okullarında, gerekse ortaöğretimde bir metnin incelenerek okunması faaliyeti ayrı bir öneme sahiptir.  Bu hususta genişliğine ve derinliğine mümkün olduğu kadar ışık tutmak istiyoruz.

         

         

         

         

        Anlama ve Kavramada Kelime Hazinesinin Önemi

         

         

         

        Tam ve doğru olarak kişinin duyduğunu, okuduğunu anlayabilmesi duygu ve düşüncelerini tam manasıyla ifade edilmesi için zengin bir kelime hazinesine ihtiyacı vardır. Yıllar süren eğitim ve öğretim hayatı içerisinde öğrenciler gittikçe gelişen ve zenginleşen bir kelime hazinesine sahip olmalıdırlar. Bunun istenilen seviyede gerçekleşebilmesi ise Türkçe derslerinin öğrencilerin kelime hazinelerini geliştirmede en önemli fonksiyon görecek tarzda işlenilmesine bağlıdır. Aksi takdirde bilgisizce boşu boşuna yapılan kelime çalışmalarıyla istenilen seviyeye ulaşılması beklenilemez.

         

         

         

        Kelime kullanım düzeyleri, eğitime, yaşa ve kültürel duruma göre değişkenlik göstermektedir. Bir kişinin günlük kelime kullanım oranını tespit ederek bunu genelleştirmek, uzun soluklu bir araştırma süreci ile mümkün olabilir. Öğrencilere yönelik hazırlanan eğitim materyallerinde, kelime düzeyleri ve bu düzeyin anlamaya katkısı üzerinde de yeterince durulmamış, kitap yazarlarının büyük bir kısmı, tamamen tesadüflere ve genel anlayışa tabi olma yoluna gitmişlerdir.  Son hazırlanan 2005 Türkçe Dersi Öğretim Programında ise birinci kademe için, belirlenen hedeflerden sadece 7 tanesi kelime hazinesini geliştirmeye yöneliktir. (MEB 2006)

         

         

         

        Bugün bir insanın günlük normal sohbetlerinde bin-üç bin arası kelime kullandığı kültürlü bir insanın ise ortalama 20-25 bin kelime bilmesi gerektiği; rahat çalışabilmek yazabilmek için ise bir insanın en az 40 bin kelime bilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu rakamlar ülkemize ait değilse de ülkemiz insanı için de biraz eksik ya da fazlasıyla geçerli olabileceği kanaatindeyiz. (Karakuş, 2000).

         

         

         

         

         

        Kelime Hazinesi Geliştirme Çabalarında Durum Tespiti

         

         

         

        Ülkemizde sıkça değiştirilen eğitim programları, kelime edinme çalışmaları ile ilgili bazı temel problemlerin oluşmasına neden olmaktadır. Bu problemlere bağlı olarak ders kitaplarında bir dil ve kavram birliğine varılamadığı, dilde ifrat ve tefrite düşüldüğü; eğitim, sanat, bilim bazen yayın organları arasında bir uyumun sağlanamadığı, üniversite mezunlarının bile kültür dilimizi söz ve yazıda başarılı, doğru kullanamadıkları, meramlarını anlatamadıkları görülmektedir.

         

         

         

        Bu problemlerin çözümü için konuşma ve yazma etkinliğinin ancak kelimelerle olabileceği gerçeğinden yola çıkarak, kelime kazanımı etkinliklerinin artırılarak, Türk şair ve yazarlarının kullandıkları kelimeleri tespit ederek, Türk gençlerinin bunları anlayabilecekleri bir kelime hazinesine sahip kılınmalıdır.

         

         

         

        Bu çalışmalar yapılırken icap ederse, yani sözün gelişinden kelimenin ana anlamı çıkarılamadığı hallerde, sözlük, ansiklopedi, dipnot, indeks, atıl ve başka kaynaklara başvurmalıdır. Bunların nasıl kullanılacağı öğrencilere pratik olarak öğretilmeli, ancak kullanış göstermelik, yapmacık olmayan tarzda yapılmalıdır.

         

         

         

        Anlamının açıklanması, kullanılması gereken pek çok kelime bir metinde bulunabilir. Bir kısmı öğrencilerin seviyelerinin üstünde bir anlama sahiptir. Bir kısmı çok eski kullanıştan düşmüş, bir kısmı ise dile metnin anlaşılmasına yardımcı olacak şekilde anlamlar verilerek bununla yetinilmeli, öğrencilerin kelime hazinelerine alıp kullanabilmeleri için ısrar edilmelidir.

         

         

         

        Bugün her sınıf seviyesindeki öğrencilerin aktif ve pasif olarak kelime hazinelerinde ortalama kaçar kelime bulunması gerektiği ya da bulunduğunun tespiti henüz yapılmamıştır. Bu itibarla, her sınıf seviyesinde kaç kelimenin öğrencilere kazandırılacağı hususu tamamen muallâkta kalmakta, bu öğretmenlerin konuya önem verişlerine, olan kitaplarındaki metinlerin kelime hazinelerine bağlı kalmaktadır.

         

         

         

        İyi bir öğretmen meslek hayatı içindeki ilk çalışmaları sırasında bu tespitleri kendine göre yapabilir kanaatindeyiz. Buna göre, öğretmen belli bir metot içinde kazandıracağı kelimelerin sayısını ve her metinde öğrencilerin aktif kelime hazinelerine kaçar kelime kazandırabileceğini tespit etmeli, bunu planlamalıdır.

         

         

         

        Aslında kelime hazinesinin gelişimi hayat boyunca sürerse de eğitim ve öğretim süresi içinde öğrencinin sadece duyduğu ve okuduğunu anlaması değil aynı zamanda meramını rahatlıkla, doğru ve mükemmel bir şekilde ifade edebilmesi sağlanmalıdır. Bu da aktif kelime hazinesinin geliştirilmesine bağlıdır.

         

         

                                          

         

        Sonuç ve Öneriler

         

         

         

        a. Yukarıda anlatıldığı şekilde anlamı doğru olarak kavranılan kelime, deyim, terim vb. seviyeye göre kurulmuş uygun cümleler içinde doğru telaffuzlarıyla öğrencilere kullandırılmalıdır. Cümleler basit ve kalıplaşmış olmamalıdır.  

         

         

        b.Öğrencilerin anlamını bilmedikleri kelimeleri öncesinde cümlede kullanmaları istenilmemelidir.

         

         

        c. Cümlede kullandırma sınıfta birkaç öğrenciye yaptırıldıktan sonra en güzel olanı defterlerine yazdırılmalıdır. Aslında her öğrencinin bir kelime defteri kullanması programlarda tavsiye  edilmelidir..

         

         

        d. Bir derste öğrenciye kazandırılacak kelime sayısı birkaç taneyi geçmemelidir. İfade edildiğine göre normal bir kişi günde ancak on yedi kelimeyi anlamıyla öğrenebilir, daha azını ise kullanabilir. 

         

         

  1. Devamlılık ilkesi doğrultusunda bir kelimenin şuurlu olarak kelime hazinesine yerleştirilmesi aralıklı, uygun zamanlarda yapılacak tekrarlara bağlıdır. Bunun için hatırlatma, tekrarlama ileriki derslerde ihmal edilmemelidir.

         

         

         

        f. Kelime, yazılışı, söylenişi (vurgulamasıyla) cümlede kullanılışı, aralıklı hatırlama ve tekrarlarla hafızaya yerleşebilir. Bu da uzun bir zamana bağlıdır.  

         

         

        g. Kelime hazinesini geliştirici bu çalışmalar imla çalışmaları ile beraber yürütülmeli, ayrıca dil bilgisi çalışmalarında, sözlü ve yazılı anlatım çalışmalarıyla da birlikte yürütülmesine dikkat edilmelidir. 

         

         

        h. Kelime hazinesini geliştirici çalışmaların metnin incelenmesine ve anlaşılmasına sadece yardımcı olduğu asla hatırdan çıkarılmamalı, olan kelime çalışmalarıyla geçirilmemelidir. Dersin önemli bir kısmı harcanmamalı ortalama 5–10 dakika içinde tamamlanabilmelidir.

         

         

        ı. Bu çalışmaların bıktırıcı, şevk kırıcı olmamasına özellikle dikkat edilmelidir.

         

         

        i. Öğrencilerin bildiği kelimeler, cümlede her kelimenin açıklanması üzerinde durulması gibi boşuna çalışma yapılmamalıdır.

         

         

         

        j. Kullanıştan düşmüş, yaşayan Türkçesi varken yabancı olan kelimeler dilin kurallarını çiğneyerek uydurulmuş kelimeler öğrencilerin aktif kelime hazinesine katılmamalıdır.  

         

         

        k. Kelimeler hazır listeler halinde öğretilmeye, ezberletilmeye çalışılmamalıdır.

         

         

        Sonuç olarak, anlama ve kavrama yeterliliğinin oluşturulmasında, kullanılan kelime sayısının ve bu kelimelerin edenim süreç ve gereklilikleri oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Eğitimin hangi aşamasında olursa olsun, edinilen bilgi veya aktarılan bir düşüncenin temelini kelimeler oluşturmaktadır. Kişinin bilgisine hâkim olduğu ve aktarılan bir bilginin de anlaşılır olması, hem aktaran, hem de aktarılanın kelime dünyası ile doğrudan ilgilidir.

         

         

         

         

Kaynaklar

 

 

        Akyol, H. (1997), Kelime Öğretimi. Millî Eğitim. 134

        Akyol, Hayati (2003), Metinlerden Anlam Kurma Türklük Bilimi Araştırmalar Türkçe Öğretimi Özel Sayısı, S. 13, s. 49-58, Niğde.

        Baştürk, Mehmet (2004, Dil Edinim Kuramları ve Türkçenin Anadili Olarak Edinimi, Pegem Yayıncılık, Ankara.

        Calp, Mehrali (2005), Özel Öğretim Alanı Olarak Türkçe Öğretimi, Eğitim Kitabevi, Konya.

        Coşkun, Eyyup (2005), "İlköğretim Dördüncü ve Beşinci Sınıf Öğretmen ve Öğrencilerinin Yeni Türkçe Dersi Öğretim Programıyla İlgili Görüşleri Üzerine Nitel Bir Araştırma", Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri Dergisi, Kasım 2005, C.5, s. 2.

        Çeçen, Mehmet A. (2007), Kelime Hazinesinin Geliştirilmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar. Journal Of Turkish Linguistics. 1 (1). Macedonia.

        Çiftçi, Musa (1991), Bir Grup Yüksek Öğrenim Öğrencisi Üzerinde Kelime Serveti

        Göçer, Ali (2007), Bir Öğrenme Alanı Olarak Anlama Eğitimi ve Türkçe Öğretimindeki Yeri, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 23 Y l:2007/2 (17-39

        Karakuş, İdris. (2000), Türkçe Türk Dili ve Edebiyatı Öğretimi, Sistem Ofset Yayınları, Ankara.

        MEB (2005 a), İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Program ve Kılavuzu (1–5. Sınıflar), Devlet Kitaplar Müdürlüğü Basımevi, Ankara.

        MEB (2005 b), İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı (6, 7, 8. Sınıflar), Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Yayını, Ankara.

        MEB (2006), İlköğretim Okulu 6–7–8. Sınıf Türkçe Programı Millî Eğitim Basımevi, İstanbul.