Osman Turan’la İlgili Eski Bir Anı

Mart 2010 - Yıl 99 - Sayı 271



        Şubat 1964 ile Şubat 1965 arasındaki bir yılı Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirdim. O sırada Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Kütüphanecilik Bölümü’nde asistandım ve o ülkeye, bölüme ayrılmış Ford Vakfı burslarının birinden yararlanarak gitmiştim. Oradaki aylarımın çoğu New Jersey eyaletinde bulunan New Brunswick kentindeki Rutgers Üniversitesi’nde geçti. Bir eyalet üniversitesi olan o yüksek öğretim kurumunun lisansüstü Kütüphanecilik Okulu’nda, o dönemin ünlü kataloglama ve sınıflama uzmanlarından Prof. Dr. Paul S. Dunkin’in derslerine katıldım. Üniversitenin tatil olduğu yaz aylarında da, benim için hazırlanan bir gezi programı uyarınca, ülkenin başlıca kentlerinde bulunan üniversitelerin kütüphaneleri ile o kentteki öteki önemli kütüphanelerini, onların çalışmalarını incelemek fırsatını buldum. Böylece, doğudan batıya, kuzeyden güneye, onu aşkın ABD ve iki de Kanada kentini görmem mümkün oldu.

         

        O gezi sırasında en uzun süre kaldığım kent ülkenin başkenti Washington D.C. oldu. Bir buçuk aylık bir zamanı ABD’nin “millî” ve yüz milyonu aşkın eserlik derlemesi ile dünyanın en büyük kütüphanesi sayılan Kongre Kütüphanesi’nde geçirdim. Kütüphanenin Konu Kataloglaması Bölümü’nde çalışarak, Türkçe kitapların kataloglama ve sınıflamasını gerçekleştirdim. Böylece doktora çalışmam olan “Türk Kütüphaneleri Konu Başlıkları” ile ilgili bilgi ve belge edinmeye, deneyim kazanmağa çalıştım. Bu çalışmalarım ile kütüphanede Türkçe bilen bulunmadığı için bir köşeye yığılmış olan çok sayıdaki kitapların okuyucu hizmetine sunulmasına katkı da sağlamış oldum.

         

        O kitapların en çok ilgimi çekeni, tabiî olarak, Prof. Dr. Osman Turan beyin On İki Hayvanlı Türk Takvimi (1941) adlı eseri oldu. Rahmetli Hocamız’ın doktora çalışması olan bu kitabı daha önce görememiştim. Onu yurdumdan binlerce kilometre uzaktaki bir ülkede görme ve okuma fırsatını bulmak beni çok sevindirdi. O eser aynı zamanda, Kongre Kütüphanesi’nde kataloglama işleminin bir parçası olan dev Konu Başlıkları Listesi’ne “Turkish calendar (Türk takvimi)” olarak, girdi. Onların konu uzmanlarının çok büyük bir salonda topluca çalıştığı bir birimdi. Oradaki uzmanlar, dünyanın her yerinden gelen eserleri, içerdikleri konulara göre paylaşarak, onların katalog fişlerini hazırlıyorlar ve kütüphanenin özel sınıflama sistemine uygun yer numaralarını belirliyorlardı. Kataloglama işlemi sırasında yaptıkları bir iş de fişini yazdıkları eser için, onun işlediği konuları yansıtan “konu başlıkları”nı binlerce sayfadan oluşan bir listeden bularak fişin altına yazmaktı. Sonradan fişler çoğaltılıyor, altlarında verilen başlıklar esere ait birer fişin üzerine aktarılıyor; konu başlığı taşıyan o fişler kütüphanenin devasa kataloğundaki yerlerine konuluyordu. O başlıklar sayesinde, kitapların raflardaki sıralaması yanında, aynı konudaki eserlerin katalogda bir arada gösterilmesi de sağlanıyordu. Bu işlem özellikle çok konulu eserlerin içerdikleri her konunun katalogda gösterilmesini sağlıyor ve konuyla ilgilenen okuyucuların o esere de ulaşmalarına yardımcı oluyordu. 

         

        O zamana kadar kütüphaneye “Türk takvimi” konulu başka bir eser gelmediği için, tabiî olarak, binlerce sayfadan oluşan List of Subject Headings (Konu Başlıkları Listesi) adlı eserde “Turkish calendar”ı açıklayan bir başlık da yoktu. Ben, Osman Turan beyin katalog fişini hazırlarken fiş üzerindeki konu başlığı yerine “Calendar, Turkish[1] ibaresini yazdım ve eser ile fiş müsveddesini ilgili konu uzmanına götürdüm. Fişi inceleyen uzman, konu başlığı bölümünde o ibareyi gördü ve kütüphanelerinde öyle bir konu başlığı kullanılmadığını belirtti ve o ibarenin kütüphanenin kataloğuna ve Konu Başlıkları Listesi’ne girebilmesi için birtakım işlemlerden geçmesi, yani “resmen kabul edilmesi” gerektiğini söyledi. Ayrıca benden o başlığın kabulünü sağlayacak bir gerekçe göstermemi istedi. Ben kendisine eldeki eserin, ünlü bir Türk tarihçisi ve bilgini olan Osman Turan’ın doktora çalışması olduğunu, bilimsel temellere dayandığını, Türklerin Orta Asya’daki geçmişinde bu takvimin orta çağlarda bile kullanıldığını söyledim. Gerekli bilgileri aldıktan sonra onları özel bir öneri kâğıdına yazdı. O belgenin değişik kurullarca incelenip onaylanacağını; en yetkili kurulca kabul edilmesinden sonra “Konu Başlıkları Listesi”ne alınmak üzere ilgili birime gönderileceğini; ancak bundan sonra kütüphanenin kataloğuna girebileceğini; bunların da zaman alacağını açıkladı. Ben kısa bir süre sonra Kongre Kütüphanesinden ayrıldım. Bir süre sonra da yurda döndüm. Bu yüzden “Türk takvimi”nin konu başlıkları listesine girip girmediğini uzun süre öğrenemedim. Aradan bir süre geçtikten sonra List of Subject Head-ings’in son (7., 1966)  basımı fakültemize de geldi. Elbette ilk işim o başlığın listeye girip girmediğini araştırmak oldu. “Calendar”ların yazılı olduğu sayfayı buldum ve onların arasında benim önerim olan “Calendar, Turkish”i görerek çok memnun oldum. Böylece, sevgili Hocamız Osman Turan’ın ilk kitabına konu yaptığı Türk takvimi de o dev listede, dünyadaki öteki takvimler arasındaki yerini, geç kalınmış da olsa, almış bulunuyordu. 

         

        Bu, Osman Turan beyin kitabı vesilesiyle gerçekleşen bir olayı aradan kırk beş yıl geçtikten sonra yazarak, böylece değerli Hocamızı bir kez daha saygı ile anmış olma vesilesinden yararlanmış oldum. Nûr içinde yatsın!

         

                 

         


        


        

        [1] Türk takviminin öteki türdeki takvimler arasında yer alabilmesi için ona ilişkin konu başlığının bu biçimde olması gerekiyordu.