Devlet: Halk, Coğrafya, Egemenlik

Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329



        İster rıza ile ister zorla itaat ediyor olsun tüm devletler bir halka dayanmak, bir halka/ahaliye sahip olmak zorundadır. Çünkü bir devletin devlet aygıtı olarak varlığını ahali/halk ayakta tutar. Halk/ahali çalışarak, üreterek, vergi vererek ve savunmaya katılarak devleti yaşatır. Aksi hâlde devlet var olamaz. Bu tabloyu özellikle Avrupa uygarlık tarihi üzerinde kalem oynatan yazar/akademisyenler şu şekilde çok güzel tasvir etmişlerdir: Dua edenler, Savaşanlar ve Çalışanlar.[1]

         

        Aynı şekilde tüm devletler ya da devlet benzeri toplumlar (krallıklar, prenslikler, feodaliteler vb.) bir coğrafya ile tanımlanır. Yani devletin ya da devlet benzeri yapının bir coğrafyası olmak zorundadır. Bu yapı ister feodalite ister imparatorluk olsun böyledir.

         

        Ve yine devlet egemenlik ile tanımlanır. Egemenliği olmayan; yani belirli bir coğrafi/teritoryal alanda ve bu coğrafyada yaşayan halk üzerinde egemenliği olmayan bir yapıdan devlet ya da devlet benzeri yapı olarak bahsetmek mümkün değildir.

         

        Bu üç unsur/sütun üzerine var olabilen devlet ya da devletimsi yapının diğer tüm gösterge ve alâmetleri, bu devletin veya devletimsi yapının diğerlerine karşı sembolik ifadeleridir ve para, bayrak, sancak gibi sembollerden oluşan bu ifade çerçevesi, devletin yukarıda sözü edilen tüm bu anlam evrenini yüklenir ve diğerlerine karşı ifade ederler. Bu açıdan çok değerlidirler.

        Dolayısıyla;

        Halksız/ahalisiz/milletsiz bir devlet olabilemez.

        Coğrafyasız; yani vatansız bir devlet olabilemez.

        Egemenliği olmayan bir devlet olabilemez.