Ekonomide Korku Ve Ümit Arasında Bir Yıl: İki Bin Ondört

Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329



        Türk ekonomisi, sürekli bir kriz korkusu içinde sınırlı da olsa büyüme performansı gösteren bir iktisadi yapıya sahip. Özellikle 2008 krizinden sonra Avrupa’da yaşanan borç krizi ve Türkiye’nin etrafındaki siyasi kriz, Türkiye’de ekonomik istikrarın temel tehdit unsurlarıdır. Bu tehditlerin yanı sıra, otuz yıldan fazla ekonomik yapının özgünlük kazandığı ekonomi de bir Türk tarzının geliştirilememiş olması da temel noksanlık olarak zafiyetin asıl kaynağıdır. Bu zaaflarına rağmen Türk ekonomisi, kriz korkusuyla, dengesiz büyüme arasında gidip gelen bir ekonomik yapıdan kurtulamamaktadır.

         

        Büyüme Gayretine Rağmen, Yavaşlama Belirtileri

        Türkiye’nin 2008 krizinden sonra büyümeyi sürdürebilmesi zorlaşmıştır. Ekonomik büyüme, istihdam ve kişisel iktisadi refahın artırılmasının yegâne unsurudur. Bu nedenle ekonomide istikrarlı büyüme, genç nüfusun sürekli olarak istihdam piyasasına katıldığı ekonomik yapıda vazgeçilemez kriterdir. 2013 yılının başından itibaren gelişmelere bakılırsa, ekonomik performans çöküş yoksa da yüksek büyüme rakamlarına eskisi kadar kolay ulaşmamaktadır.

         

        Şekil 1. Türkiye'de Büyüme 2013-2014 (TÜİK, Kalkınma Bakanlığı)

        -Resim-

        2013-2014 yıllarındaki 7 çeyreklik büyüme rakamlarına göre, büyüme %1,7 ile % 4,7 arasında devam etmektedir. Yaklaşık %3’lük bir değişkenlik vardır (Şekil 1). Büyüme rakamları iki net sonuç taşımaktadır. İlki, Türkiye’de büyüme istikrarsızdır. İkincisi de 2013 yılında en düşük büyüme %3,1 seviyesindeyken, 2014 yılında %1,7 seviyesine düşmüştür. Büyüme meyli aşağıya doğrudur. Sade bir sözle, Türkiye’de büyüme yavaşlamakta ve istikrarsız sürmektedir.