“Osmanlı Türkçesi Dersi”: Medeniyet Müktesebatımız ve Geleceği İnşa

Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329



        Türkiye’nin baş döndürücü gündemine yeni ama eski bir madde daha eklendi: Osmanlı Türkçesi dersinin zorunlu olması. MHP milletvekili Sayın Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin kanun teklifinde ortaokul ve liselerde Osmanlı Türkçesinin zorunlu ders olarak okutulması yer almaktadır. Gerekçede özetle Osmanlı cihan devletinin bıraktığı zengin kültür mirasının yeni nesillerce aracısız okunamamasının yanlışlığına işaret edilerek dersin seçmeli değil zorunlu olarak okutulması teklif edilmiştir. Geçtiğimiz günlerde Antalya’da yapılan 19. Milli Eğitim Şurasında Osmanlıca derslerinin İmam-Hatip ve Sosyal Bilimler liselerinde zorunlu, diğer liselerde seçmeli olması için tavsiye kararı alındı.

         

        Öncelikle şunu ifade edelim: Bu meseleyi Cumhuriyet’le, Atatürk’le hesaplaşma hâline getirmek vahim bir hatadır. Televizyon tartışmalarında, uzman olmayan, Osmanlıcanın ne idüğü konusunda yalan yanlış bilgisi olan kişilerin yarattığı bilgi kirliliğinin işimizi daha da zorlaştırması muhtemeldir. Bu konuyu, toplumu kutuplaştırma siyasetinin bir başka aracı hâline getirmeden, kendi geçmişimiz ve geleceğimizi buluşturan bir bakış açısı ve yaklaşımla ele almaya ihtiyaç vardır.

         

        Bilindiği gibi Osmanlıca diye bir dil yoktur. Burada tartışmaya konu olan meselenin değişik katmanları var. Bunlardan ilki alfabedir, yani Arap harfli eski alfabemiz. Ama asıl önemli boyut, Osmanlı döneminde Türk dilinde yazılmış edebi eserler, kitabeler ve vesikalardan oluşan medeniyet mirasımızdır. Yani, rahmetli Erol Güngör’ün ifadesiyle Türk tarihinin 9. Senfonisi mesabesindeki Osmanlı medeniyetinin birikimidir. Burada tarihî dönemlere, eser türlerine göre sade ve basit Türkçeden Arapça-Farsça sözcüklerin yoğunlaştığı edebî metinlere uzanan geniş bir yelpaze var. Dolayısıyla, biz eğer Osmanlı dönemi Türkçesi öğreteceksek işimiz basit değildir; zor hem de çok zordur.