Esir Türkler Ve "Karanfil"

Mart 2014 - Yıl 103 - Sayı 319



        1978 yılıydı; lisede tarih dersinde hanım tarih öğretmenimiz büyükçe bir dünya haritasını karatahtanın önüne açmış ve “Bana bu haritada Azerbaycan’ın yerini gösterecek olan var mı?” diye sormuştu. Sınıfta sadece iki öğrencinin parmağının kalktığını görünce acı acı gülümseyen öğretmen “yazık” demişti sadece… “Yazık!”

         

        Ondan bir yıl öncesinde, 1977’de, o fırtınalar koparan “Güneş Ne Zaman Doğacak” filmine gitmiş ve iki karakter nezdinde, ülkemize sığınan Azerbaycanlı soydaşlarımızın Sovyetlere iadesini üzüntü ve öfke içinde seyretmiştik.

         

        Yine 12 Eylül 1980 darbesinden önceki dönemde, duvarlara asılan “Esir Türklere Hürriyet” afişlerinde, o demir parmaklık arkasındaki temsilî soydaşımızın yüzünden yansıyan hüznü ve acıyı görüp “Aa, Türkiye dışında da Türkler mi varmış!” diye şaşırıp kalanlara, sınırlı da olsa bilgimiz dâhilinde, milyonlarca soydaşımızın Sovyet, Çin ve Bulgar emperyalizmi ve mezalimi altında bulunduğunu anlatmaya çalışırdık.

         

        Sadece belirli bir ideolojik kitlenin ilgisi ve bilgisiyle sınırlı “Esir Türkler” meselesi, her ne kadar 12 Eylül darbesinin akabinde unutulur gibi olduysa da önce 1989’da Berlin (Utanç) Duvarı’nın, ardından da 1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanması, “Aa, Türkiye dışında da Türkler varmış!” şaşkınlığını bir kez daha yaşattı uyuşuk zihinlere.