Zaruri Bir Açıklama

Haziran 2012 - Yıl 101 - Sayı 298



        Türk Yurdu’nun 295. Mart 2012 sayısında Dr. Mustafa Kök’ün “Türk Milliyetçiler Derneği’nden “Türkiye Milliyetçiler Derneği’ne” başlıklı yazısının ikinci bölümü yayımlandı (86-99. ss.). Bu yazının 98. sayfasındaki 17. dipnotunda, beni yalanlar nitelikte bilgiler yer alıyor. Oysa bu dipnotunun verildiği cümle, 28 Ekim 1951’de yapılan “Türk Milliyetçiliğinin Kongresine Doğru” adlı istişarî toplantının başkanlığına rahmetli Prof. Remzi Oğuz Arık’ın seçildiğini göstermek ereği ile dipnotlanmıştır. Fakat yazarımız bu bilgi ile yetinmeyip benim toplantı ile ilgili iki eski yazımın birincisinde “görüşmeler bir günle sınırlı olduğu için sonuç alınamadığını”, ikincisinde “sonuç bildirisi için bir karara varılmadığını” belirttiğimi söylemekte, oysa elde bulunan metinde “toplanma amacına uygun olarak… esaslı neticelere varıldığı”ndan söz etmekte, “ulaşılan ‘kesin kararlar’ tek tek sıralanmaktadır” demektedir.

         

        Oysa anılan iki yazımdaki -birbirini tamamlayan- o sözleri kendim uydurmadım. Onlar, bizzat yaşadığım bir olayın verdiği kesin kanaattir. Toplantının yapıldığı 28 Ekim 1951 günü, Türk Milliyetçiler Derneği’nin Genel Merkez odasında idim. Gelenleri karşılıyor, toplantının yapılacağı Ankara Şubesi salonuna yöneltiyorduk. Böylece, kimlerin geldiğini, akşam da kimlerin ayrılıp gittiğini görmek imkânımız oldu. Erken ayrılanların neden ayrıldıklarını merak ettik ve ertesi gün başka şehirlerdeki işlerine yetişmek zorunda olduklarını öğrendik. Toplantıya katılanlar zaten çağrılıların hepsi değildi. Bu ayrılmalar sonucu orada kalanların sayısını bilmiyorduk. Fakat çok az kişi kaldığından emindik. Ben toplantı dağılmadan önce evime gittim ve durumu ertesi gün öğrendim. Kalan üyeler görüşmelerini geç vakte kadar sürdürdükten sonra, “sonuç bildirisi”ni toplantı başkanının, yani Prof. Arık’ın, bu oluşan notları değerlendirerek bildiri durumuna getirmesini rica etmişler toplantı öylece sona ermiş.

         

        Remzi Oğuz Arık beğ, elindeki notları sıraya ve bir düzene koyarak bildiri metni durumuna getirmiş. Evinde, sakin bir ortamda oluşturduğu metni, 30 Ekim 1951 günü, Genel Başkan Halûk Karamağaralı ile birlikte, Dernek Merkezi’nde düzenlenen bir basın toplantısı ile kamuoyunun bilgisine sundular. Dr. Kök’ün sözünü ettiği bildiri işte böyle bir çalışma ile katılanların oyları ile değil toplantı başkanına duyulan güvene dayalı olarak oluşmuştur. En önemli özelliği de katılanların imtihanını rasizm olarak vermiş olan Irkçılığın, Turancılığın, Anadoluculuğun ve Kemalizm’in eksik ve yanlış yönlerini belirterek benimsenemez olduklarını tespit etmesidir. Yani onlar birer karar değil, tespitti. 

         

        Dr. Kök, benim “H. Rıdvan Çongur’un Profesör Remzi Oğuz Arık Kitabı ve Bir Düzeltme” [Türk Yurdu, 230 (Ekim 2006), 74-75. ss.]başlıklı yazımı ve İsmet Tümtürk’ün “Bir Beyanname Münasebetiyle” [Orkun, 68 (18 Ocak 1952), 12-16. ss.)] başlıklı yazısını incelese idi, durumu kolaylıkla öğrenebilir, öyle bir imaya ihtiyaç duymazdı.

         

        Kısacası, Rahmetli Remzi Oğuz Beğ, anılan “beyanname”nin yazarıdır. Anılan toplantıda aldığı notları düzenleyip –elbette kendi yorumlarını da ekleyerek- bir bildiri metnine dönüştürmüştür. Bu metin Dernek Genel Başkanlığı’nca da uygun görülüp basına ve kamuoyuna duyurulmuştur. Ayrıca Derneğin yayın organı Mefkûre’nin 10 Kasım 1951 günlü 4. sayısında da yayımlanmıştır. Yâni oluşum biçimi ne şekilde olursa olsun bir belgedir. Benim bu konuda yaptığım, olayı kendi gözlemlerime göre yansıtmaktır. Bu durumun “yalancılık” iması verilerek değerlendirilmiş olmasına çok üzüldüğümü söylemek zorundayım.

         

         

-*-

 

        Ben rahmetli hocamızı çok seven ve ölümünden sonra kurulan Remzi Oğuz Arık’ın Eserlerini Yayma ve Anıtını Yaptırma Derneği’nin kurucularından ve yöneticilerinden biri olarak Derneğin yayımladığı 2 kitabın yayım sorumluluğunu üstlenen, Ankara Askerî Şehitliğindeki kabrinin oradaki daha uygun bir mekâna nakledilmesini gerçekleştiren, eserlerinin bibliyografyasını hazırlayıp yayımlayan; ayrıca, cenaze törenini ayrıntılı olarak yazan [Ebediyete uğurladığımız gurbet yolcusu, Gurbet, 1 (Mayıs 1954), 42-46.] biri olarak onun hakkında, ancak olumlu şeyler yazabilirim. Onunla ilgili yalan yazmak asla aklımdan geçmez.

         

        Kaldı ki, eğer varsa, bu olayın tek sorumlusu, toplantı için yeterli bir süreyi ayarlayamayan, taşradan gelecek konuklar için konaklama yeri sağlayamayan Türk Milliyetçiler Derneği Üst Yönetimi olabilirdi. Onunsa bunları sağlayacak imkânı hiç olmamıştır. Öte yandan; söz konusu bildiri işlevsiz bir metin olarak kalmış, onun öngördüğü “milliyetçilik kongresi” gerçekleşememiştir.