Mit, Kozmos ve Akıl

Şubat 2012 - Yıl 101 - Sayı 294

        Mit, Kozmos ve Akıl**adlı eser, Gnostik düşüncelerin İslam dünyasındaki varlığını ve Müslüman entelektüellerin bu düşünce sistemleri ile karşılaşmasını ele alan özgün bir araştırmadır. Gnostik düşünce insanlık tarihinin en kadîm geleneklerinden birisidir. XX. yüzyılın ikinci yarısında keşfedilen Nag Hammadi yazıtları, bu kadîm geleneğin köklerinin Hristiyanlıktan çok önce olduğunu kanıtlamıştır. Tarihte Hristiyanlık gibi birçok dinin yalnızca rakibi değil, aynı zamanda onları derinden etkileyen bir sistem olmuştur. İslam hızla İran, Irak ve Orta Asya’nın içlerine doğru yayılmaya başladığında, Müslümanlar Gnostik düşüncenin temsilcileriyle karşılaşmışlardır. Eserde Mecûsilik, Markinyonculuk, Deysâniyye ve Maniheizm gibi akımlar, Gnostik düşüncenin Müslüman coğrafyadaki temsilcileri olarak kabul edilmektedir.

         

        Hilmi Demir eserinde, insanlık tarihinde dinî ve felsefî düşünce sistemlerini etkileyen Gnostik düşüncenin Müslüman coğrafyadaki etkilerini ve Müslüman entelektüellerin onlarla mücadelesinin izlerini büyük bir titizlikle takip etmiştir. Batı düşünce tarihinde Gnostik düşünce üzerine birçok eser kaleme alınmıştır. Hatta Gnostik düşüncenin Müslümanlarla karşılaşma hikâyesi de her zaman akademik ilgiyi hak etmiştir. Fakat bu konuda Türkiye’de özgün bir eser kaleme alınmamıştır. Bu haliyle bu eserin önemli bir boşluğu dolduracağını ve bundan sonra gelecek araştırmalara da ışık tutacağını söylemek yanlış olmayacaktır.  

         

        Müslümanlar, Mezopotamya ve Asya’da Zerdüştlük ve Maniheizm gibi iki köklü dinî gelenekle karşılaştılar. Arap yarımadasında İslam vahyi ile tanışan insanlık, daha yukarılarda Irak ve İran içlerine doğru ilerledikçe kadîm gelenek ve inanç sistemleri ile yüz yüze geldiler. İslam tarihindeki geleneksel tahkiyenin aksine, bu coğrafyalar ümmî değildi. Hatta Kur’ân’ın inzâl olduğu dönemin aksine, yazılı bir üst kültürle çevrelenmişlerdi. Yazar bu nedenle çalışmasının birinci bölümünde; İslamî disiplinlerin ve özelde kelâm ilminin sistemleştiği, ekolleştiği ve bir bilgi cemaati olarak ortaya çıktığı dönemi, Gnostik düşünce bağlamında yeniden okuma çabasına girmektedir. Bu bölümde Demir, Huntington’un medeniyetler çatışması tezine karşılık, medeniyetlerin karşılaşmalarının bazen büyük sıçramaların ve dönüşümlerin habercisi olarak da okunabileceğini gösterir. Kültür ve düşüncenin çatışma ile değil, eleştiri ile kendisine yer açtığını söyler. Bu nedenle, kültürel karşılaşmaların verimli ve dönüştürücü olabilmesi için her şeyden önce bu mirası anlayacak, yorumlayacak ve yeniden farklı bir kültür formuyla ifade edecek bir uzmanlar topluluğunun olması gerektiğinin altını çizer. Müslüman entelektüellerin, Gnostik düşünceye karşı kazandığı kültürel zaferin arkasında, onların rasyonel bir sistem kurarak kendilerini ilimde derinleştirmeleri, felsefe ve edebiyatla ilgilenmeleri olduğunu söyleyen yazarın tarih okuması, bu güne dair de önemli imalar içermektedir. Özelikle bu ilk Müslüman entelektüellerin felsefe ve bilgi üreten, edebî bir zevke sahip düşün insanları olduklarını hatırlamak yerinde olacaktır.

         

        Demir, eserinin ikinci bölümünde ise; Gnostik düşüncenin temsilcilerinin Tanrı ve kozmos hakkındaki temel fikirlerinin ortaya konmasına çalışmaktadır. Zira Gnostik gelenekler Tanrı, kozmos ve insana ilişkin açıklamalarında mitolojik anlatılara başvurmuşlardır. Bu nedenle Müslüman entelektüeller ile Gnostikler arasında geçen tartışmalar, genelde Tanrı, kozmos ve kozmogoni tasavvurları üzerinden yürütülmüştür. Yazar Zerdüştlük, Maniheizm ve Hristiyan Gnostiklerin kozmos ve kozmogonik anlatılarını, hem İslam düşüncesinin ilk yazılı kaynaklarından hem de Batılı kaynaklardan hareketle ortaya koymuştur. Mitik anlatıları, bu anlatılara hâkim olan düşünce yapısını ve teolojik tartışmaları büyük bir titizlikle sergileyen eser, dinler tarihi açısından da önemli bir kaynak niteliğindedir. Hristiyan düşüncesinde izleri görülen insanın düşüşü, aslî günah, kurtuluş ve Mesîh inancının kökleri üzerine oldukça dikkat çekici bilgiler sunulmaktadır. Elbette İslam düşüncesinde bu fikirlerin kısmen izlerini görmek mümkündür. Özellikle kötülük problemi/theodicy, konusunda kadîm geleneklerdeki açıklamaları okumak, felsefî tartışmalar için oldukça zihin açıcı olacaktır.

         

        Yazar, eserinin son bölümünü de; İslam düşüncesinin ilk entelektüelleri olarak kabul edilmeyi hak eden kelâmcıların, Gnostik düşüncenin temel tezlerine yönelik eleştirilerine ayırmıştır. O kadar ilginçtir ki, klasik kelâm eserlerinin ilk bölümlerinde, kelâmcıların gnostik düşüncenin temsilcileri ile giriştikleri fikrî tartışmalara yoğun bir biçimde rastlanılmasına rağmen, bu konuda özgün çalışmalar yok denecek kadar azdır. Ayrıca, İslam düşünce tarihinde Gnostik düşünce ile fikrî ve felsefî düzeyde bir hesaplaşmaya giren ilk düşünürler de kelâmcılar olmuştur. Bu fikrî tartışmanın bu zamana kadar ihmal edilmiş olması, oldukça zengin bir düşünsel kültürün göz ardı edilmesine sebep olmuştur. Kanaatimce bu eserin en önemli başarısı da bu zengin kültürü Türk okurunun dikkatine sunmasıdır. 

         

        Demir, kelâm sistematiğinin genel mantığı içinde bu eleştirileri konumlandırmaya çalışarak, kelâmcıların eleştirilerinde dayandıkları tezlerin onların genel sistemleri içinde hangi kavram ve açıklamalarıyla ilişkili olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Böylece yazar, kelâm metinlerinde geçen gnostik düşüncenin temsilcilerinin mitolojik açıklamalarına karşın, kelâmî aklın mantıkî yapısını göstermeyi amaçlamaktadır.

         

        Hilmi Demir, kelâm geleneği içinde iki farklı ekolün temsilcisi olan Mâtürîdî ve Kâdı Abdulcebbâr üzerinden bu tartışmaları okumaya girişmektedir. Böylece her ikisinin de düalist gnostik düşünceye karşı oldukça benzer örneklere dayanarak nasıl bir ortak akıldan hareket ettiklerini göstermiş olmaktadır. Yazara göre bu ortak aklın temel özelliğini, rasyonel ve mantıksal olanı öncelemek şeklinde özetleyebiliriz. Mitik aklın, kozmosu tanrısal güçlerin bir savaş alanı olarak kabul etmelerine karşılık, Müslüman entelektüeller kozmosun açıklanmasında fizik kuramını tercih etmişlerdir. Gnostikler kozmosda birbiriyle çatışan iyi-kötü şeklindeki iki güç varsaymışlardır. Kötülüğü, kozmosun varoluşunun aslî kaynağı olarak konumlandırmışlardır. Müslüman entelektüeller buna karşılık, kozmosdaki düzeni açıklamada kendi iç mantıkları gereği farklı tasavvurlara sahip olsalar da, adalet ve hikmete bağlı bir teoloji düşüncesinden hareket etmişlerdir. Muhtemelen Mecûsilik ve Maniheizm gibi uzun yıllar Hristiyanlık düşüncesini tehdit etmiş bir düalist gnostik düşüncenin Müslüman coğrafyada çok hızlı bir yenilgiye uğramasının sebebinin, bu ortak akıl olduğunu düşünmek çok da yanlış olmayacaktır.

         

        Demir, İslam düşüncesinin ilk Müslüman entelektüelleri olan kelâmcıların, hem inançlarına hem de çevrelerinde olup bitene karşı geliştirdikleri fikrî ve zihnî duyarlılıkla, gnostiklere karşı kültürel bir zafer kazandıklarını ortaya koyar. Haklı olarak belirttiği gibi, kendi toplumlarına, inançlarına ve değerlerine karşı sorumlulukları, onları bu türden bir duyarlılığa sevk etmiş olmalıdır. Zihnen duyarlı olmaları ise; olanı, yaşananı felsefî ve bilimsel ölçütlere uygun olarak kavramalarını sağlamıştır. Böylece modern çalışmaların da gösterdiği gibi çevre inanç ve öğretileri aslına uygun olarak tanıyabilip aktarabilmişlerdir.

         

        Son olarak; bugün klasik kelâmî düşünce, sahip olduğu bu nitelikleri ve derin kökleri ile Müslüman düşüncesinin yeniden ihyâsında bizlere yol gösterici olmaya devam edebilir. Mit, Kozmos ve Akıl adlı bu çalışma, Müslüman entelektüellerin tarihsel tecrübesini öğrenmek, kadîm inançların derin, felsefî ve teolojik sorgulamasını tanıyabilmek açısından okurunu bekleyen bir eser olarak önümüzde durmaktadır.

         

        ­­­­­­­­­­

        **Hilmi DEMİR, Mit, Kozmos ve Akıl: Zerdüştlük, Maniheizm, Hristiyan Gnostikler ve İslam, Sarkaç yayınları, Ankara, 2011, 328 s.

         

         

        


Türk Yurdu Şubat 2012
Türk Yurdu Şubat 2012
Şubat 2012 - Yıl 101 - Sayı 294

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele