Türk Kültür Hazînesinin Pırlantası Bir Bilge “Dr. Müjgân Cunbur”

Aralık 2013 - Yıl 102 - Sayı 316

        Telefonda “-Efendim eski harflerden yeni harflerle yazmama icâzet verdiniz mi? diye sormuştum..”

        -“Evet verdim..” demişlerdi..

           Ömrümde kendimi çok mutlu hissettiğim özel bir zamanı yaşıyordum…

        -“Efendim bilemediğim kelimeler oldu..Lütfettiniz dedim mahcûb bir sesle;

        -“Bilmemeniz çok normal çünki o kelimeler Arapça veya Farsça kökenli. Beis yok. Bakarız, öğrenirsiniz    diyerek hem tashih hem de teşvik etmişlerdi. İstanbul Türk Ocağı’nın 1927 Yılı Faâliyet ve Denetim Kurulu Raporu’nu eski harflerden yeni harflerle yazmıştım; Türk Ocakları ve Ocağın yayın organı Türk Yurdu dergisi ile özel olarak ilgilenmekteydiler.

         

         Dr. Müjgân Cunbur Hanımefendi’nin Türk Yurdu dergisinde ilk makalesi 1959 yılının Aralık ayında “Yunus Emre ve Gülşehrî”[1] başlığıyla yayımlanmış; bu kuruluşlara ilgisi yaşadığı sürede eksilmeden devam etmişti. Son makalesi de yine Türk Yurdu dergisinde ve 2012 yılının Ağustos sayısında “Mevlâna’nın Eserlerinde Türklük Bilinci”[2] başlığıyla yayımlanmıştır. Bu makalede dahil olmak üzere Türk Yurdu dergisinde yayımlanmış 12 adet makalesi bulunmaktadır. “Mevlâna’nın Eserlerinde Türklük Bilinci” makalesi için; “-Benim Türk Yurdu’na borcumdu çok şükür edâ ettim…” demişlerdi. Aslında Türk Yurdu için son bir yıldır  röportaj yapmayı hem Genel Yayın Müdürümüz Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir hem de Yayın Kurulu üyemiz Ömer Özcan Bey’lerin çok arzu etmelerine rağmen –sağlık sorunları nedeniyle- gerçekleştirememiştik.

         

        Dr. Müjgân Cunbur Hanımefendi’nin Türk Yurdu dergisinde yayımlanan yazılarının dökümü şöyledir:

         

        . “Yunus Emre ve Gülşehrî”, Aralık 1959,

        . “Dede Korkut Oğuznamelerinde Kadın”, Şubat 1960,

        . “İlk Türk-Osmanlı Şeyhülislâmı Molla Fenârî”, Nisan 1960,

        . “Yunus’tan Bir Şiir ve Beşerî Aşk”, Mayıs 1960,

        . “Çelebî Halife’nin Yeni Alınan Altı Manzum Eseri”, Temmuz 1963,

        . “Mevlânâ’nın Çevresindeki Kadınlar”, Temmuz 1964,

        . “Fuzûlî’nin Şiirlerinde Adalet”, Ekim 1965,

        . “Yunus Emre’nin Gözüyle Yurt ve Tabiat”, Ocak 1966,

        . “Türk Ocakları’nın ve Türk Yurdu’nun Yayımladığı Birkaç Dergi Üzerine”, Kasım 1992,

        . “Atatürk Milliyetçiliği”, Aralık 2000,

        . “Atatürk ve Türkçe”, Şubat-Mart 2001,

        . “Mevlânâ’nın Eserlerinde Türklük Bilinci”, Ağustos 2012.

         

        Burada bir noktaya dikkat çekmek isterim. Yukarıda arz ettiğim makaleler sadece Türk Yurdu dergisinde yayımlanmış olanlardır; Dr. Müjgân Cunbur Hanımefendi’nin Türk kültürüne ilişkin yayımlanan bilebildiğimiz kitaplar ve yayıma hazırladığı eserler hariç 290 kadar makalesi bulunmaktadır.Yayımlanan kitap ve makaleleri ayrı bir araştırma konusudur.

         

        Kendilerinin bize anlattıkları şekliyle yazı hayatında da –ilk yazılarında- Yunus Emre’yi konu olarak almış; yıllar sonra Eskişehir’de kurulan Yunus Emre Kültür vakfına kurucu üye olmuştur. Yunus’un kemiklerinin Sarıköy’de bulunan anıt kabre taşınmasında tanık olarak bulunmuştur.

         

        Müjgân Cunbur Hanımefendi’nin –çocukluğundan kalan- bizlere anlattığı Yunus Emre ile ilgili bazı yazarların da yazılarında kaynak göstermeden kullandığı güzel bir anısı vardır:

        “Bugün Yunus Emre köyü adını taşımakta olan Sarıköy, Ankara-İstanbul demiryolu üzerinde küçük bir duraktı. Trenler bu duraktan geçerken uzun uzun düdüklerini çalarlardı. Gece karanlığında bu sesleri, biraz da ürküntü ile dinlerdim. Bir İstanbul’a gidişimizde annem tren görevlisine sordu. Öğrendik ki, tren yolunun kenarında Yunus Emre’nin mezarı bulunmaktaymış. Demiryolcular Yunus’u manevî büyükleri sayar, düdüklerini öttürerek büyük velîyi selâmlarmış.” Müjgân Hanımefendi bu anısını ayrıca; üyesi olduğu Türk Kadınları Kültür Derneği’nin 2010-2011 yılı faâliyetlerinin başlangıç konferansında –5 Aralık 2010- “Yunus Emre’ye Göre Ahlâk Değerleri” ana başlığıyla anlatmışlar ve daha sonra bu konferans metni dernek Genel Başkanı Emine Bağlı Hanımefendi’nin ilgileriyle kitapçık olarak yayımlanmıştır.[3]

         

        Yunus Emre konusunda içimizde iz bırakan bir olayda şöyledir: 16 Mart 2013 tarihinde irtihâl eden aslen Ünye/Ordu’lu olan muhterem Türk Ocak’lı büyüğüm, ağabeyim, Tarım ve Köyişleri ile Devlet Eski Bakanlarından, Refaiddin Şahin Beyefendi ile birlikte 2012 yılının ortalarında istek ve israrlarıyla  Müjgân Hanımefendi’yi ziyarete gitmiştik. Son derece duygu ve gözler dolu olarak geçen ziyarette söz dönüp dolaşıp Ünye’deki Yunus Emre türbesine gelince: Müjgân Hanımefendi “-Türkiye’deki bütün Yunus Emre türbelerini gördüğünü, sadece Ünye’dekini göremediğini söylemişti. Bakanım daha da duygusallaşmış, üzülmüş ve ilk fırsatta Ünye’ye Müjgân Hanımefendi için bir seyahat programı yapmak istemişti… Kendilerinin de önemli bir rahatsızlığı bulunmaktaydı. Müjgân Hanımefendi’yi Ünye Yunus Emre türbesine götürmemiz mümkün olamadı ancak; yukarıda belirttiğim “Yunus Emre’ye Göre Ahlâk Değerleri” isimli kitapçığından dağıtılmak üzere sağlıklarında gönderebildik.

         

        Türk mûsikî kültürüne de bihakkın vakıf olduklarına tanık olduğum muhterem büyüğümüz;Türk Ocaklarının 1923-1931 yılları arası mûsikî faâliyetlerini araştırmama, ulaştığım belgelere özel ilgi göstermişlerdir. Daha sonra bir kısmını bildiri halinde sunduğum bu çalışmanın başlığı, sunuş planı ve sonuç bölümü cümlesini “Millî Mücadele için “Sakarya Zaferi” nasıl şeref sahifesi olmuşsa 28 Temmuz 1927 akşamı yapılan bu konser de Türk Ocakları ve Türk mûsikî tarihi için unutulmuş, fakat unutulmaması gerekli bir gurur sahifesi olmuştur.” bizzat yazdırmışlardı.[4]

         

        Bestekâr-Şâir Leylâ (Saz) Hanım’ı (1850-6 Aralık 1936) çocukluk dönemlerinden hatırladıklarını biliyoruz. Leylâ Hanım’ın hayatı ve hatıratıyla ilgili olarak Türk Kadınları Kültür Derneğinde verilen konferansa teşrif etmişler; beste ve güftelerinden seçilen eserler de dinlenilmiş “Pür ateşim açtırma ağzımı zinhar” mısraı ile başlayan Dede Efendi’ye ait bu şarkının güftesinin büyük Leylâ Hanım’a ait olduğu dikkatlerinden kaçmamış ve olabilecek bir hatayı nazik bir şekilde önlemişlerdi.

         

        Bilindiği üzere Millî Kütüphane Genel Müdürü oldukları dönemde de Türk ve Batı Mûsikîsi tartışmalarında Türk Mûsikîsi yanında kesin tavır almış ve Millî Kütüphane’nin imkânlarını sonuna kadar Türk Mûsikîsinin emrine vermiştir. Bir defasında; -Efendim, biryerde okuduğumu hatırlıyorum ancak, hangi kitaptı bilemedim. İsmet Paşa’ya (İnönü) ilk defa siz Klâsik Türk Mûsikîsi konseri dinlettirmişsiniz Milli Kütüphane’de (şimdiki Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi) deyince, tebessüm etmişler ve “Evet doğrudur, hatta konserden çıkarken Mevhibe Hanım’a beni göstererek –“Bu kadın var ya bu kadın bana alaturka konser dinletti… demişlerdi” diye anlatmışlardı. Daha sonra bu anekdotu Cinuçen Tanrıkorur (20.02.1938-28.06.2000)’un vefâtından sonra yayımlanan hâtıratından[5] okuduğumu hatırlayacaktım. Cinuçen Bey’in biraz daha ayrıntı verdiği bu olay; 1968 yılında Tanburî Cemil Bey’in 52. ölüm yıldönümü için yapılan anma  konseri programıdır.

         

         

        Müjgân Hanımefendi’nin Dil Tarih Coğrafya Fakültesindeki öğrencilik yıllarından hatırladıkları bir notta şöyledir: Mesut Cemil Bey’de o sırada DTCF de öğrencidir. Hocaları Necmeddin Halil Bey (Onan) bir şekilde sınıfta olmayınca hışımla sınıfa giren Hasan Âli (Yücel) Bey hocalarını sorar, onlar da muhtemelen sizi imza için bekliyordur, derler ve arkasından –kapıdan çıktıktan sonra- yüksek sesle ve koro halinde Hasan Âli Yücel’in Sûznak şarkısını okurlar: “Sen bezmimize geldiğin akşam seher olmaz…”

         

        Radyolarımızın unutulmaz hanımefendi virtiöz saz sanatçılarından (Kanun) olan Vecihe Daryal (12.04.1908-12.11.1970)’dan Vecihe Abla diye bahsederlerdi. Vecihe Hanım’ın solo veya müşterek yaptığı taksimler ile saz eserlerinin kayıtlarından olan bir arşiv çalışmasını kendilerine takdim etmiş; kendileri de uygun gördüğü dostlarına hediye etmişlerdi.

         

        Yine Ankara Radyosu’nun saz sanatçısı (Viyolonsel) ve öğretmenlerinden Tarık Kip (1927-21.09.2000) DTCF Kütüphanecilik bölümünde öğrenim görürken Müjgân Hanım’ın talebesi olmuş; 1978 yılında Müjgân Hanım’ın katkı ve yönlendirmeleriyle yaptığı “Musiki yazmaları üzerinde bir seminer çalışması”nın asıl nüshası tarafıma Müjgân Cunbur Hanımefendi vasıtasıyla intikal etmiştir. Bu çalışmayı tanıtıcı bir yayın yapmayı  ayrıca deneyeceğim.

         

        Çok titiz bir çalışma sonucu yayıma hazır hale getirdikleri “Osmanlı Dönemi Türk Kadın Şâirleri” kitabı’nın[6] basımı hususunda; “-Size zahmetlerim olacak, ilgilenebilir misiniz?” şeklinde zarif bir istekleri olmuş, benim de bu özel ve önemli kitaba bir katkım olabileceği için  mutlu olmuştum. Şiirlerin bulundukları sahifelerin altına yerleştirdikleri kelimelerin bugünki Türkçe karşılıkları okuyucu için önemli bir kolaylık getirmekteydi.

        Benim: -Efendim, bu kitabın belki başka basılma şansı olmayabilir baskı adedini 2000 yapabilir miyiz? teklifimi kırmamışlardı. Bütün masrafını kendileri karşılamış ve uygun gördükleri kuruluşlara dağıtımını yapmıştık. Kitapçılarda bulunmayan bu eser; Türk Kadınları Kültür Derneği Genel Merkezi’nce, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü bulunan Üniversitelerimizin Fakültelerine gönderilmiştir.

         

        Bu eserin yayımını müteakip Ocak 2011 Müjgân Cunbur Hanımefendi’ye Türk Kadınları Kültür Derneği’nin 2011 Yılı “Kültürümüze Hizmet Ödülü” takdim edilmiş, takdim töreni Milli Kütüphane’de 20 Şubat 2011 tarihinde yapılmıştır. Bu tören münasebetiyle Millî Kütüphane’yi son teşrifleri olmuştur.Tören sonrası verilen konser için öncesinden programa alınmasını istedikleri eserleri öğrenmek istemiştim. “Derdimi ummana döktüm âsûmana inledim”, “Bir gece ansızın gelebilirim”, “Eski dostlar” gibi birkaç şarkı ismi söylemişler “Uyan ey gözlerim uykudan uyan”, ilâhisini özellikle istemişler; solist, Kültür Bakanlığı sanatçısı Çiğdem Gürdal’da programına alarak okumuşlardı. Bu konser programında “Osmanlı Dönemi Türk Kadın Şâirleri” kitabında yer almış, şiirleri bestelenen şâirlere de yer verilmişti.

         

        Cumhuriyetten sonraki Türk kadın şâirleri “Türk Kadınının Şiiri” isimli kitapla[7] kurucusu olduğu “Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği”nce yayımlanmıştır. Bu kitapta yer alan, Müjgân Cunbur Hanımefendi’ye ait, şimdi koyun koyuna olduğu “Annesinin aziz ruhuna” ithaf ettiği dizeler şöyledir:

         

                                “İSİMSİZ ACIM[8]

                                                                               (Annemin aziz ruhuna)

                                Yıllar yılı saklamışım

                                Görmesin eller diye..

                                Çıkarmamışım günyüzüne,

                                Sen sızlatırken içimi

                                Oylum oylum

                                Söylemişim seninle karanlıklarda

                                Gizliden gizliye…

                                Sen,

                                Sen benim isimsiz acım,

                                Seni kıskanmışım

                                Işıklı gecelerde

                                Ayın bakışlarından bile.

                                                                   (Türk Kadını, 1967)

         

         

        Türk Ocakları mûsikî faâliyetleri araştırmalarım sürerken -halâ devam ediyor- taradığım Türk Yurdu dergilerinde 1911-1931 önemli şâir ve şiirlerin olduğundan bahisle kendilerine bu şâir ve şiirlerden oluşan bir antoloji hazırlamak fikrimi açmıştım. Tereddütlü olduğumu hissedince “..Bir noktadan değeceğini..” söyleyerek beni cesaretlendirmiş ve hissettirmeden çalışmamı tâkibeder olmuşlardı. Şiirlerin bugünki harflerle olan yazılışlarındaki harf /kelime hatalarını gözucuyla bakıp ve hemen düzeltmişlerdi.

         

        Yayıma hazır hale gelen “Türk Yurdu Şiir Antolojisi (1911-1931)” [9] kitabı için “-Efendim

        Kitaba ön söz lütfeder misiniz, isteğimi kırmamışlar ve yaşadığımız günler içinde de geçerli olan bir bölümünü aşağıda arz ettiğim çok önemli değerlendirmeler yapmışlardı:

        …………..

        “ En güçlü kalemlerin bile sırf devlet birliğini bozmamak için Osmanlılıktan söz etmek zorunda kaldığı yıllarda millet sağlığının güçlendirilmesi için bir kuvvet aşısı gerekiyordu.Türk Yurdu’nun yazar ve şairleri iç ve dış düşmanlara karşı yazı ve şiirleri ile çarpışma gücünü, millete bu kuvvet aşısını yapma hazâkatini kendilerinde bulmuş kişilerdir.”

        ……………..

        “ Tarihin hiçbir devrinde devlet kuramamış, daima Türk’ün gölgesinde ancak yaşayabilen bir topluluğu yatıştırabilmek için Türk kelimesinin birçok ağızlarca anılmaması, Anayasa’dan bile Türk ruhu ile ilgili değerlerin çıkartılmaya çalışılması, Türk ruhunun inciltildiği şu günlerde Türk Yurdu Şiir Antolojisi’nin hazırlanıp yayımlanması da tam zamanındadır.”

        ……………..[10]

         

        Müjgân Cunbur Hanımefendi’yi son olarak sağlıklı halleriye 8 Ağustos 2013 Ramazan Bayramı’nın birinci günü evlerinde ziyaret etmiştik. Bu ziyarette yine araştırma çalışmalarımla yakından ilgilenmiş ve Türk Yurdu dergisi Türk Mûsikîsi Özel Sayısı için hazırladığım Türk Ocaklarında Türk ve Batı Mûsikîsi Faâliyetleri[11] başlıklı yazımın bilgi ve belgelerini incelemişler, bu sayede, son tashih ve tavsiyelerini almıştım. Bu yazıda kısa biyografisine yer verdiğim Türk Ocaklarına en uzun süreli hizmet edenlerden Dr. Fethi Erden’i şahsen tanıdıklarını belirterek bundan dolayı teşekkür etmişlerdi.

         

        Bu kısa anma yazısını hastahanedeki odasından bile eksiklerini tamamlamak istedikleri, son 1-2 yıldır üzerinde çalıştıkları “Anadolu’nun Sahipleri” isimli kitabın hemen hemen basıma hazır hale geldiğini, kısa sürede yayımlayabileceğimiz ümidini taşıdığımı belirterek, bitirmek isitiyorum.

         

        25 Eylül 2013 Çarşamba günü irtihâl eden, 26 Eylül Perşembe günü Ankara/Cebeci Asri Mezarlığında ebediyete uğurladığımız muhterem büyüğümüz Türk kültürüne hizmetle bir ömür geçiren Dr. Müjgân Cunbur Hanımefendi’ye, Tanrı’dan rahmetini esigememesini niyaz ediyorum. Ruhu şâd olsun…

         


        


        

        [1] Türk Yurdu Bibliyografyası, Hüseyin Tuncer, Ankara, 2002.Türk Yurdu Yayınları:74


        

        [2] Türk Yurdu; Ağustos 2012, Cilt: 32, Sayı: 300, s. 18-25.


        

        [3] Dr.Müjgân Cunbur, Yunus Emre’ye Göre Ahlâk Değerleri, Türk Kadınları Kültür Derneği Yayını, Yayın No:30

           Mayıs 2011, Ankara


        

        [4] Türk Yurdu; Şubat 2013; Cilt: 33, Sayı: 306, s. 55-60


        

        [5] Cinuçen Tanrıkorur, Sâz ü Söz Arasında, Dergâh yayınları, İstanbul 2003, s.154


        

        [6] Dr.Müjgân Cunbur, Osmanlı Dönemi Türk Kadın Şâirleri, Türk Kadınları Kültür Derneği Yayını, Yayın No:28 

           Ocak 2011, Ankara


        

        [7] Dr.Müjgân Cunbur, Neriman Saryal, Türk Kadınının Şiiri, Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme

           Derneği yayınları: 16, Mayıs 2000, Ankara


        

        [8]  A.g.e., s. 91


        

        [9]  Türk Yurdu Şiir Antolojisi (1911-1931), Hazırlayan: Coşkun Bağır, Yürk Yurdu Yayınları, Yayın Nu: 98,

            Nisan 2012, Ankara


        

        [10]  A.g.e.,s. V, VI, VII


        

        [11]  Türk Yurdu; Ekim 2013; Cilt: 33, Sayı: 314, s.42-51

         

         


Türk Yurdu Aralık 2013
Türk Yurdu Aralık 2013
Aralık 2013 - Yıl 102 - Sayı 316

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele