Acı Sürpriz

Kasım 2013 - Yıl 102 - Sayı 315

        Sürprizlerin hayatımızı değiştirdiğini biliriz, ama iki sürpriz aslında çok önemlidir: birincisi hayatımıza giren ve varlığından zevk aldığımız kişilerdir ki, çoğu zaman bunun hayatımızda ne büyük bir nimet olduğunu fark etmeyiz. İkincisi ise bu insanları hazırlıksız bir şekilde kaybetmektir ve o kişilerin aslında yaşamımızda ne kadar önemli olduğunu anlamaya başladığımız sürecin başladığı andır. Bu kaybın en acı yanı da onlarla olan ilişkilerimizden aldığımız zevki dile getirmemize imkân vermemesidir. Kayınpederimin ölümü acı bir sürprizdi; hayatımda önemli yeri olan birini kaybetmiştim. O günün gelebileceği ihtimaline karşı ne hissederim diye düşünmüş olmama rağmen, bu kadar hazırlıksız olduğum bir anda gerçekleşeceğini düşünememiş olmaktan dolayı üzgünüm. Güzel ve tatminkar bir ilişkimiz olmasının ötesinde duygularımı daha geniş bir çerçevede ifade etmek istiyorum.

         

        Benim hayata bakışım, yaşamımızda ilişkide olduğumuz ve çevremizi kuşatan her insanın bizim hayatımızda sevdiğimiz ya da hoşlanmadığımız renklerden oluşan bir gökkuşağı yarattıkları temeline oturmaktadır. Bu gökkuşağı aslında yaşam kaynağımızdır ve bizi biz yapan özelliklerimizden oluşturduğumuz bir gökkuşağıdır. Bu gökkuşağı kişilerin üzerimizde bıraktıkları duygularla özdeşleşen renklerden oluşur. İnsanların üzerimizde bıraktıkları algılara bağlı duyguları temsil eden bu renklerin kiminde sevecenliği, kiminde bilgeliği, kiminde yardımseverliği, bir başkasında görgüyü, inceliği, huzuru, cesareti, dobralığı temsil ettiğini gözümde canlandırırım. Bu renkleri hayatınızda yer alan insanlar çerçevesinde istediğiniz kadar çeşitlendirebilirsiniz. Bu renklerden birinin daha parlak olarak tarafımızdan hissedilmesi o kişiyi temsil eden renk olarak aklımızda kalır. Ve ölüm, o hiç gelmeyeceğini düşündüğümüz an, aslında hayatımızdan onu temsil eden rengi alır ki, yerini dolduracak rengi bulamazsınız. Neden mi? Bana göre birçok insan benzer rengi yansıtsa bile, rengin şiddeti aynı yoğunlukta olmadığından aklımızda o renkle yer almaz. Dolayısıyla kayınpederimin benim hayatıma kattığı renk ne diye sormanızı beklerim? Yukarıda sayılan güzel niteliklerin yanına bir çok eklemelerin yapılabileceği güzel sohbeti olan, çocuklarına ve torunlarına aşık bir babayı gözlerinde yansıtan ve daha bir çok rengi oldukça parlak bir biçimde ekleyebileceğim ve bunların karışımdan elde edilen ve herkese nasip olmayan kendi başına bir gökkuşağıydı, o benim için.

         

        İnsanca duygu ve düşüncelerden, buna dini tartışmalarda dâhil, bilimsel ve siyasi tartışmalara kadar birçok şeyi paylaştığım biriydi. Ben bir gelinim, çocukları ilk kez babalarını kaybederken, ben yıllar sonra bir kez daha bulduğum ve bulduğumun farkında olduğum bir babayı ikinci kez kaybettim. Onunla seyahat etmek, bir yerlere gitmek benim için bir zevkti. Sohbet eder karşılıklı epey konuşurduk, içindeki çalışma ve bilimsel bir şeyler üretme aşkıyla bana da sorular sorardı. Bu beni mutlu ederdi ve bende “bildiklerimi takdir ediyor” duygusu yaratırdı. Bir hikaye anlatsam, hoşuna gitse “bunu bana gönder” diyen bir büyüğümdü. Yani insanlardan bir şeyler öğrenme isteğini ve şevkini koruyan, bu gün dil öğrenmek için yurt dışına gönderelim desek, öğrenme ve yaşama aşkıyla koşarak gidebilecek bir insandı. Ben kendisinin halen çok genç ve dinamik olduğunu düşünürken o, acı bir sürpriz yaptı. Bir çok yapacakları ve planları vardı. Yaptığı her şeye aşkla bağlıydı.

         

        Kimse bilmez ama ben benzeştiğimizi düşündüğüm için midir, yoksa ona benzeyebilmenin bir gurur kaynağı olabilecek bir şey olduğunu düşündüğüm için midir bilemem, hayatımdan kaybolan bu gökkuşağının yerinin doldurulamayacağını bilmenin verdiği üzüntünün büyüklüğünü tanımlamanın zorluğuyla, nur içinde yatsın derken, kendimin bir kez daha babasını, eşimin ona aşkla bakan bir babayı, çocuklarımın düğünlerinde bulunsa gözlerindeki büyük sevgiyi farkedecekleri bir büyükbabayı kaybettiklerini bilmenin verdiği acıyı yenmeye çalışıyorum. İki Eylül 2013 tarihli Yeni Asır gazetesinde Sayın Mehmet Demirci’nin köşe yazısında belirttiği, benim burada yazamadığım, ama o yazıda dile getirilen her tanımlamanın, benimde var olduğunu fark ettiğim özellikler olduğunu biliyorum. Onu belirli bir süre hayatıma kattığı için Allah’ıma çok şükrediyorum.

         


Türk Yurdu Kasım 2013
Türk Yurdu Kasım 2013
Kasım 2013 - Yıl 102 - Sayı 315

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele