Mehmet METİŞ: İlk Olarak, Türkmenlerin Birlik Olması Şart

Ocak 2014 - Yıl 103 - Sayı 317

Mehmet METİŞ: İlk Olarak, Türkmenlerin Birlik Olması Şart

Söyleşi: Malik Karadirek ve Riad Komurcu

 

        TY- Sayın hocam önce sizi tanıyabilir miyiz? Kendinizi bize tanıtır mısınız? Yani nerelisiniz, adınız nedir?

        MU- Efendim af buyurun, ben, Bayır Bucak Türkmenlerinden Muhammed Metiş. Çukurcak köyünde yaşamaktayım.

         

        TY- Allah razı olsun hocam. Şimdi, çok deneyimli, olan biteni çok daha fazla yaşamış biri olarak, size bazı sorularım olacaktır. Başta, Bayır Bucak Türkmenleriyle ve Suriye Türkmenleriyle ilgili olarak, Şu an Suriye’de Türk varlığından kısaca bahsedebilir misiniz? Mesela nerede yaşıyorlar? Nasıl geçiniyorlar? Devlet içinde ki konumları nedir? Suriye hükümetine eskiden ve şimdi nasıl davrandıkları? Kısaca bahsedebilir misiniz hocam?

        MU- Evet efendim; şimdi Bayır Bucak denilen bir nahiye vardı. Bayır nahiyesi. Beysi (?) hududundan, Akdeniz’e kadar bu bölgede 52 köy olarak yaşanan bir bölge. Ama dağlık, ormanlık, kırsal bir yer. Çok zayıf bir bölge. Yani bir ekersin, iki üç biçersin. Yani kanlarını canlarını ortaya koyarak ekmeğini çıkaran bir bölgedir. Türkmenler burada 1516 yılında Arap ve Türklerin hacca gitme yolunda yaşıyorlardı. Araplar bunların önlerini keserlermiş. Bunlar hacca ulaşamıyorlarmış. O anda Yavuz Sultan Selim dönemi geldi. 1516 da Yavuz Sultan Selim’e giden insanlar ‘Padişahım biz hacca gidemiyoruz, Araplar yolumuzu kesiyor, Türkmenler cesur insanlardır.’ diyorlar. Bayır Bucak olsun Halep olsun, Halep’in kuzeyindeki köylerin isimlerini şu an bilmiyorum ama bu bölgede Türkmenler var. Çobanbey falan. Şam’da da Türkmenler var. Orada kimse Türkmen diye sormadı. Bozok ’un altı Türkmen köyü vardı o bölgede. Irak’ta da var. Türkmenlerin yaşadığı bölgeler bunlar.

         

        TY- Peki sayıları tam olarak kaç hocam?

        MU- Yani şu an benim duyduğuma göre; üç milyona yakın Türkmen var. Ama buradaki gençler Araplaştılar. Bir millet kendi dilini konuşma hakkına sahip olmazsa o başka bir milletten gibi görünür. Niye çünkü Türkçe bilmiyor.

         

        TY- Hocam bu konuyla ilgili dilin unutulmasında ya da Türklerin asimile olmasında Türkmenlerin etkisi var mı?

        MU- Efendim eğitimden geliyor. Eğitim, okul bu sebepten. Hükümet yasak etmiyor dilini, ama verdiği eğitimden geliyor. Neden eğitime önem veriyorlar?

         

        Ma- Araplaşıyorlar yani. Arapçayı daha çok öğreniyorlar. Peki nasıl geçiniyorlar hocam. Yani Türkmenlerin geçinme yolları nedir?

        Mu- Şimdi burada ziraatla uğraşıyor. Herkes kendi gücüyle, kendi tarlasıyla, toprağıyla uğraşıp geçimini sağlamaya çalışıyor.

         

        Ma- Peki hocam şimdi Türkmenlerin genel olarak Suriyeli Türkmenlerin Suriye içindeki konumu nedir onlardan bahsedebilir misiniz?

        Mu- Açık konuşursak Türkmenler çok geride kaldı. Eğer sen, ‘ben Türkmen’im’ dersen sana içerden gelen bir ayrı bakış oluyor.

         

        Ma- Peki bu hükümetin yaptığı bir şey mi yoksa diğer Araplar, Kürtler mi bize karşı böyle davranıyor?

        Mu- Efendim son dönemde bizim bazı bölgelere yeni yetişen insanlar geldi. Ondan sonra bize yan bakmaya başladılar. Ne zaman Suriye’yi Amerika tehdit etti, Irak ı işgal etmesi gibi, Irak ı işgal ettikten sonra geriye Suriye kaldı. Oradan da Erdoğan dedi ki ‘Suriye’ye dokunmayın Suriye’den ne isterseniz benden gelin isteyin.’ O zaman Beşer Esad hemen Türkiye’ye sarıldı, sonra kardeş oldular.

         

        Ma- Peki hocam şimdi sizin bildiğiniz kadarıyla bu olaylar olmadan önce yani doksanlarda doksan sekizlerde bu dava için Türkmen’ler için Suriye Türkmen’leri için baya işkenceler çektiniz. Hapislerde yattınız. Size ilgi gösteren sahip çıkan olmadı hiçbir yerden. Bunlardan kısaca bahsedebilir misiniz? Nasıl başladı mesela? Bunun arkasında kim vardı size yapılan şeylerin?

        Mu- Şimdi o zaman dışarıdan yetiştirilen insanlar o bölgede çete denilen bir oluşum içine girdiler. Bunlar yetiştirildikten sonra bunlara sahip çıkan insanlar oldu Suriye’den. Adını söylemeyim zaten belli oldu. Onlara sahip çıkan kişi Cemil Esad oldu. Bunların arkasında 850 milyon para aldı. Bunları barındırdı. Türkmen’lerin başına sardı. Türkmenler ne yaptı? Hiçbir şey yapmadılar. Bayır Bucak Türkmen’lerini öldürdüler.

         

        Ma- Peki sizin işkence çekme sebebiniz nedir?

        Mu- Benim işkence çekmemin sebebi, Türk milletini, Türkmen milletini sevmek. Ben evimde rahat rahat yatıyordum. Ailemle çocuklarımla yaşıyordum. Sonra duyduk ki bunlar buralarda barınıyorlar. Hadi gidelim dedim arkadaşlarıma. Arkadaşlarım gitmem dediler. Sonra ben daha fazla tahammül edemedim. Ben bırakmam bu davayı dedim. Sonra Türkiye den bir adam geldi. Sonra oradan onunla huduttan geçtik komutanlarla konuştuk. Olan biteni söyledik. Beş defa gittim geldim. Neyse efendim ben oradan geri gelirken, yakalandım.

         

        Ma- Kime yakalandınız?

        Mu- PKK yakaladı. Onların Cemil Esad ile araları iyi. İyi olduğu için diyorlar ki eğer bizi Suriye hükümetine bildirirseniz sizin evinizi bombalarız.

         

        Ma- Peki sonra ne oldu alıp götürdüler mi sizi?

        Mu- Evet götürdüler. Dört gün sonra bizi bıraktılar. Neden bıraktıklarını bizde bilmiyoruz. Sonra bizde hükümetin bir mektebi var oraya şikâyete gittik. Oradaki adamın bizi yakaladıklarından haberi yoktu. Sonra bizi emniyete götürdü. Sonra gittik oradan emniyetin yanına. Oradakilerin de bizden haberi yoktu. Onlara durumu anlattık dedik ki böyle böyle oldu. Hasan Akca vardı. Mektebi var ona götürdü sizi emniyete götürelim dedi. Sonra bizi arabayla götürdü. Laskiye’ye götürdü. ‘Geldiniz mi Türkmen ler’ dedi. ‘Alın bunları içeri’ dedi o kadar nefret ediyorlar işte Türkmenlerden.’İstihbaratımız güçlü biz hepinizi biliyoruz’ dedi. Aldılar bizi 20 gün sorguya çektiler. 20 gün işkence gördük. Türkmen davası için.

         

        Ma- Peki size burada bir sorum olacak siz dört beş defa hududa gittim Türk komutanlarıyla görüştüm dediniz. Bu nedenle sizi hesaba çektiler de siz de ‘Cemil Esad PKK’lıları yetiştiriyor size karşı’ dediğinizde bir cevap vermediler mi?

        Mu- Veremediler. Arkadaşlarımı getirdiler. Orada beraber konuştuk. Arkadaşlarım bu sözü bana söyletmediler.

         

        Ma- Peki sizinle beraber bu işkenceyi çeken kim vardı arkadaşlarınızdan?

        Mu- 13 kişiydik. Hepsi Türkmen, Bayır Bucaklılar. Ben 7 sene yattım. Beşar Esad af getirdi. Yani eksik yaparak 6 sene 3 ay yattım. 1998 de yakalandım, 2004 de çıktım. Af yoluyla çıktım. Af olmasa çıkamıyordum.

         

        Ma- Peki hocam şimdi hapisten çıktıktan sonra size insanların bakış açıları neydi davranışları nasıldı?

        Mu- Düşenin kimsesi olmaz. Çıktıktan sonra en iyi dostum bile korkusundan bana selam bile vermeden yanımdan geçiyordu. Yanıma kimse gelmiyordu. Çünkü korkuyorlardı, sağdan soldan görürler diye. Türkmenlerde çok az kişi kaldı birbirini destekleyen.

         

        Ma- Peki şimdi biliyorsunuz rejime karşı Suriye de olaylar başladı. Rejime karşı başlayan bu hareket, Türkmenleri nasıl etkiledi? Türkmenlerin bu işte katkısı oldu mu? Muhalefet hareketi olarak Türkmenlerin durumu neydi?

        Mu- Bayır Bucak Türkmenlerinin pek etkisi olmadı. Çünkü zaten ekmeğini taştan çıkarıyorlar. Bölgede bazı olaylar oldu derken bizim buralara Şam tarafından bazı Araplar geldi yerleşti. Doğu tarafından. Türkmenlerin Bayır Bucak’daki asıl nüfusu 65 bin. İşte sonra Araplar geldi ‘siz bizden misiniz yoksa onlardan mısınız? Eğer bizim tarafımızdaysanız biz bu bölgeye gireceğiz.’dediler. 11 ay sonra bizim Türkmenler harekete geçti. 11 ay sustuktan sonra harekete geçtiler.

         

        Ma- Suriye Türkmenlerine önerileriniz nedir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden, hükümetinden, Türk milliyetçilerinden istekleriniz tam olarak nedir?

        Mu- İlk olarak, Türkmenlerin birlik olması şart. Türkmenlerin başına siyaseti iyi bilen, tüm Türkmenler tarafından sevilen bir kişi gerekir. Kimse de çıkıp, o kişi benim demiyor.

         

        Ma- Hocam size çok teşekkür ediyorum. Sizi yordum hakkınızı helal edin. Hasta olduğunuzu da biliyorum, acil şifalar dilerim. İnşallah onursal başkanımız olarak sizin gibi çok değerli insanlar yetişir. İnşallah Türkmenler çok gelişir, çok güzel şeyler yaparız diye umut ediyorum.

        Mu- Sağ olun, eksik olmayın, buraya gelmenize çok sevindim ve sizlere çok değer verdim. Son olarak başbakana bir mesaj iletmek isterim: “Sayın Başbakanım, ben ölüm döşeğindeyim. Şu an çok zor günler yaşıyorum. Eğer sesimi duymak istersen sana onurlarımı sunarım. Sen büyük bir başbakansın. Bizim Türkmenlerimize sahip çıkmanı istiyorum. Sayın Başbakanım, sana bir şey arz ediyorum, benim beş oğlum var. Bunlar vatandan kimlik istiyorlar. Ben de senden bunu rica ediyorum. Çok teşekkür ederim Allah razı olsun senden. Selamımı kabul et.”

         

         


Türk Yurdu Ocak 2014
Türk Yurdu Ocak 2014
Ocak 2014 - Yıl 103 - Sayı 317

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele