Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Zakir Kadiri Ugan Maddesindeki Hatalar

Temmuz 2013 - Yıl 102 - Sayı 311

        Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nin 41. cildinde bulunan İdil-Ural Türklerinin siyaset ve ilim adamlarından, mütercim Zakir Kadiri Ugan maddesinin muhtevasına temas etmek istiyoruz. Genel kültür ansiklopedilerine alınan veya alınmayan isimler, madde muhtevaları üzerinde geçmişte de eleştiriler yapılmıştır. Yıllar önce yine bu ansiklopedinin 21. cildinde bulunan Ugan ile aynı bölgede yetişen yazar, siyasetçi M. Ayaz İshaki İdilli hakkındaki madde de gördüğümüz eksikler üzerine neşrettiğimiz eleştiride bu konudaki düşüncelerimizi belirtmiştik.[1] Alan uzmanı yerine üniversitede Türk dili dersi veren bir öğretim üyesine yazdırılan M. A. İ. İdilli maddesi çok sayıda hatayla çıkmıştı. Yazımızda ismini zikretmediğimiz için sessiz kalmayı tercih ederek eleştirilere cevap vermeyen madde yazarı, bugün yüksek kurumların birinin başında bulunmaktadır. Ansiklopedi yönetimi dostları gönendirme siyasetine devam ettiğini, Ugan maddesini konu ile ilgili bir uzmana yazdırmamakla bir kere daha göstermiştir. Bu ansiklopedinin bazı maddeleri hakkında eleştiriler işittik. Ama nedense bu eleştiriler yazılı hale getirilmedi.

         

        İdil-Ural bölgesinde Kazan’ın güneyinde Samara’nın Stavropol kazasının Orta Kandal köyünde 1878’de doğan Zakir Kadiri Ugan, ilahiyat tahsili yapmıştır. Gazetecilik, medreselerde müderrislikle meşgul olduktan Çarlık yönetiminin yıkılması üzerine İdil-Ural Türklerinin yürüttüğü milli mücadeleye iştirak ederek siyaset yapmıştır. Kurulan milli idarenin Rusya’da ki iç savaş döneminde yer değiştirmesi üzerine ailesiyle birlikte şehir şehir dolaşmış, Bolşeviklerin başarılı olmasından sonra Türkiye’ye gelmiş, Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev almıştır. Eşi şair Saniye İffet ile beraber bir süre Finlandiya’da yaşayan ildeşlerinin çocuklarına öğretmenlik yapmışlardır. 22 Ekim 1954’te Ankara’da vefat etmiştir.

         

        İslâm Ansiklopedisi yönetimi, Z. K. Ugan maddesini Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi bir ilim adamına yazdırmıştır. Bu tercihte bilim adamının önceki yıllarda Ugan’ın 1926 yılında Darül- fünun İlahiyat Fakültesi Mecmuası’nda basılan ‘Dini ve Gayri Dini Rivayetler’ isimli makalesini kitap haline getirerek neşretmesi, hakkında bir tebliğ hazırlamış olmasıdır. Bilim adamı Ugan’ın ihtisas alanına giren çalışmalarını değerlendirmiş, sahaya yabancı olması sebebiyle yaptığı diğer çalışmaları çırpıştırmıştır. Maddede dikkatimizi çeken başlıca hatalar şunlardır:

         

        1-Ugan ile ilgili kaynaklar tam olarak gözden geçirilmemiştir. Biyografi bilgilerine yetkin biçimde vakıf olan damadı Prof. Dr. Ahmet Temir’in yazdıkları görülmemiştir. Ugan’ın siyasi faaliyetlerine katıldığı ‘İç Rusya ve Sibirya Müslüman Türk-Tatarlarının Millet Meclisi -1917-1919’ hakkında Nadir Devlet’in, Rusya Türklerinin yenileşme hareketiyle ilgili İsmail Türkoğlu’nun önemli eserleri görülmemiştir. Bu eserler Türkiye’de basılmıştır. Tataristan’da bu alanda çok sayıda eser basılmaktadır.

         

        2-Maddeye ayrılan bir sayfalık yer içinde Ugan’ın doğduğu ve Türkiye’ye gelinceye kadar yaşadığı İdil-Ural bölgesindeki dinî ve kültürel hayatta meydana gelen gelişmeler, dönüşmeler hakkında kısa bir bilgi verilmemiştir.

         

        3-Temir’in hazırladığı şecerede Ugan’ın babasının adı tam olarak Muhammed Halim olarak gösterilmiştir.[2]

         

        4-Rızaeddin Fahreddin tarafından Orenburg şehrinde açılan Hüseyniye Medresesi’ne başmüderris olarak tayin edildiği belirtilmiştir. Hüseyniye Medresesi meşhur zenginlerden Ahmet Hüseyinof (Ahmet Bay) ve kardeşlerinin para yardımı ile 1890 yılında kurulmuştur. Medresenin birkaç yıl sonra fiziki mekânı yetersiz hale gelince 1905 yılında inşa edilmeye başlanan ek binaya 1906’da taşınılmıştır.[3] Medresenin açıldığı 1890’dan bir yıl önce 14 Haziran 1889’da Rızaeddin Fahreddin, İlbek köyüne imam seçilmiş, bir müddet sonra ahund unvanını almıştır.[4] Dolayısıyla onun Hüseyniye Medresesi’nin açılmasıyla herhangi bir ilgisi söz konusu olamaz. Rızaeddin Fahreddin, Orenburg’ta altın madencisi Zakir ve Şakir Remiev kardeşler tarafından finanse edilerek 21 Şubat 1906 tarihinden itibaren neşriyata başlayan Vakit gazetesinin aksaması üzerine yapılan davetten sonra Ufa’daki görevinden istifa edip aynı yılın mayıs ayında ailesiyle birlikte Orenburg’a gelerek gazeteciliğe başlamıştır. Rızaeddin Fahreddin, Remiev kardeşlerin finanse ettiği ve 10 Ocak 1908’de neşir hayatına giren Şura dergisinin başyazarlığını yaptı. 1907’den itibaren gazetedeki işinin boş vakitlerinde de Hüseyniye medresesinde hocalık ve yöneticilik yaptı.[5] Devlet, Rızaeddin Fahreddin tarafından Hüseyniye medresesine öğretmen olarak davet edildiğini kaydediyor. [6]

         

        5-Bacanağı Viz Nevruz ile birlikte 1913-1916 yılları arasında Turmuş /Hayat isimli bir gazete çıkardığı kaydedilmiştir. Ugan’ın, Ufa’da çıkardığı Turmuş 18. 10. 1913-28. 4. 1918 tarihleri arasında toplam 832 nüsha neşredilmiştir.[7] Gazete muhtevası bakımından bu dönemin siyasi tarihinin yazılmasında birinci derecede kaynak özelliğine sahiptir. İdil-Ural bölgesi matbuatı için en önemli kaynak olan İsmail Ramiev’in eserinde ‘Turmuş’un 893 nüsha çıktığı, Ugan’ın 1914 yılından itibaren gazete ile meşgul olmaya başladığı yönünde kayıtlar bulunmaktadır. [8]

         

        6-Ugan’ın biyografi bilgileri içinde Rusya Türklerinin Çarlık ve sonrasında meydana gelen mücadelelerine mecburen temas edilmiştir. Alana yabancılık sebebiyle hâdiseler birbirine karıştırılmış ve Ugan’ın zikredilen faaliyetleri boşlukta kalmıştır. Tarih gösterilmeden, Rusya Müslümanlarının vefat eden müftüsü Mehmedyar’ın yerine Rus yanlısı Safa Molla Bayezid’in görevlendirildiği, Tatarların onu Ufa’dan uzaklaştırıp yerine Alimcan Barudî’yi tayin ettikleri belirtilmiştir. Orenburg müftüsünün tam ismi Muhammedyar Sultanov’dur. Rusya Türklerinin IV. Kongresi 15-25 Haziran 1914 tarihleri arasında Petersburg’da toplanmıştır. Kongre boyunca alınan toplam 120 karar, 11 bölüm başlığı altında toplanmıştı. Ayrıca hükümete sunulmak üzere, dinî idareyi yeniden düzenleyen bir kanun teklifi de hazırlanmıştır. ’Rusya Müslümanlarının cemaat görevlileri ve dinî idareleri hakkında kanun layihası’nın hazırlandığı kongrenin 39 delegesi arasında Musa Carullah, Keşşâf Tercümânî, Ali Merdan Topçubaşı, SadriMaksudî, Rızaeddin Fahreddin gibi Rusya Türklerinin tanınmış önderleri gibi vardır. Kurultayda müzakere edilen meselelerden biri de Zagafkasya’da dini tahsil vermek üzere medreselerin kurulması hususudur.[9] Alınan kararlar ve kanun teklifi matbu olarak yayımlanmıştır. Muhammedyar Sultanov’un 1915 yılında vefat etmesi üzerine kongre kararı çerçevesince Müftü’nün Türk azınlığı tarafından seçilmesi gerekirken hükümet, Petersburg imamı ve ahundu olan Safa Bayezid’i kongrenin akabinde halk, tarafından kesinlikle tasvip edilmediği halde, Orenburg Müftüsü olarak Ufa’ya göndermiştir. [10] S. Bayezid’in uzaklaştırılıp yerine A. Barudî’nin getirildiği belirtilip tarih verilmediğinden bu iki olayın peş peşe cereyan ettiği izlenimi verilmiştir. Bu bilgiler H. Z. Koşay’ın bibliyografyada gösterilen, Ugan’ın ölümü zerine Türk Yurdu dergisinde neşredilen makalesinden irdelenmeden aynen aktarılmıştır. A. Barudî’nin müftülük makamına seçilmesi bu olaydan çok sonradır. 1-11 Mayıs 1917 tarihleri arasında Moskova’da toplanan Bütün Rusya Müslümanları I. Kongresi’nin son gününde müftü ve kadılık görevleri için adaylar belirlenmiştir. Müftülük için Alimcan Barudî, Musa Carullah Bigiyev, Abdullah Bubî, Ziyaeddin el-Kemalî, Sadri Maksudî ve Hasan Ata Abeşî aday gösterilmiştir. Musa Carullah Bigi, önce kefil olan ve adaylığını destekleyen çıkmadığı için seçime katılamayacak duruma düşmüş, Ziya Yengaliçev isimli bir delegenin kefil olması üzerine aday oldu.[11] El-Kemalî’de kendi istemediği için müftülük seçimlerine katılmadı.[12] Seçimler sonucunda Barudî 257 aleyhte oya karşılık 292 lehte oyla müftülüğe seçilmiştir. [13]

         

        7-Kavramlar hususunda birlik bulunmamaktadır. Yazar İdil Ural bölgesinde meskûn olanların milliyeti hakkında hangi ismi kullanacağı hususunda sıkıntı çekmiştir. Hâlbuki bundan 100 yıl kadar önce bölgede bu konuda tartışmalar yapılmış, Cemaleddin Velidi’nin tarafları uzlaştırmak üzere teklif ettiği Türk-Tatar tanımı 1917’de kabul edilmişti.[14] Madde yazarı Tatar ismini kullanmayı tercih ettiği için, ‘Tatar halkının kendi topraklarında bağımsız kararlar alıp Müslüman-Türk kültürünün hâkim olması için uzun süre fikrî-siyasî bir mücadele verdi’ gibi mana bütünlüğü içinde uyumlu olmayan cümleler kurmuştur. Onu bu konudaki kafa karışıklığına dedelerinin Anadolu’ya gelmesinin üzerinde yüz yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen Türkiye’yi diaspora olarak gören ve Türk ismini kullanmaktan özellikle kaçınanlar ile şuursuzca onları takip edenler sebep olmuş olabilirler. İlmi literatürde bölge halkı Kazan Türkleri (Tatarları) olarak nitelendirilmektedir. En azından resmi veya yarı resmi neşriyatta bu konudaki birlik muhafaza edilmelidir. Daha önce basılan M. A. İ. İdilli maddesinin alt başlığı ‘İdil Ural Türklerinin millî uyanış ve kurtuluş mücadelesi öncülerinden, gazeteci, yazar’ taşıyordu. Ansiklopedinin redaksiyon heyeti bu hususta bir birlik sağlayamamıştır. Ugan maddesinde böyle bütünleyici bir ibarenin bulunmaması Diyanet İşleri Başkanı’nın eleştiri konusu edilen tutumlarından mı kaynaklanmıştır?

         

        8-Kullandığı yanlış kavramlara bir örnekte ‘Güney İdil-Ural Cumhuriyeti’dir. 1917 Ekim İhtilâlinden sonra Rusya Müslümanları arasında bağımsızlık hareketleri hızlanmış, yeni cumhuriyetler kurulmuş- tur. Kazan Türkleri, Moskova Kongresi’ndeki görüşlere bağlı kalarak Kazan ilinde ‘Millî ve medenî muhtariyet’ ilân edilmesi yolunu tercih etmişlerdir. [15]Bunu cumhuriyet olarak nitelendirmek mümkün değildir. Devlet, bunu oluşumu ‘İç Rusya ve Sibirya Müslüman Türk Tatarlarının Millet Meclisi-1917-1919’, Ayaz İshaki ‘İçki Rusya ve Sibir Türk-Tatar Müslümanlarının Millî Medeniyet İlanı’ olarak tanımlıyor.[16] Sadri Maksudî Arsal’ın kızı Âdile Ayda ise babası hakkındaki eserinde ‘Millî-Medenî Muhtariyet’ tanımı kullanmakla birlikte onu ‘Cumburbaşkanı’lığına layık görmüştür.[17] Âdile Ayda, söz konusu eserinden önce 1 Mart 1957 tarihli Cumhuriyet gazetesinde çıkan ‘Babam Sadrî Maksudî’ başlıklı yazısında;[18] Muhtar Türk Devletini idare etmek üzere Millî İdare ismiyle bir icra organı teşkil edilmiş ve Sadrî Maksudî Millî İdare reisi unvanıyla Devlet Başkanı seçilmiştir’ ifadesini kullanmasından dolayı hemşerisi Taymas tarafından, ’Millî-medenî muhtariyetin rejimi toprağı bulunmayan kavimler için kurulacaktı: Moskova Müslüman Kurultayı’nın kararı da bu mahiyette idi. Millî medenî muhtariyet’in belirli bir toprağı bulunmadığı gibi, böyle bir dâvası da yoktu. Demek, S. Maksudî’nin, başında bulunduğu millî idare herhangi bir devletin hükümeti olmadığı gibi, merhum Prof. de herhangi bir devletin başkanı değildi. Zaten meydanda bir devlet bulunmuyordu ki’ifadesiyle eleştirilmiştir. [19]Taymas’ın da eleştirdiği üzere ortada herhangi bir devlet bulunmadığına göre cumhurbaşkanının da varlığı söz konusu değildir.

         

        9-Ugan’ın millî idare üyesi seçildiği, bu esnada Maarif Nazırlığı görevini üstlendiği belirtilmiştir. Ugan, 1-11 Mayıs 1917 tarihleri arasında Moskova’da toplanan Bütün Rusya Müslümanları I. Kongresi’ne delege olarak katılarak siyasi faaliyete başlamıştır. Daha sonra 21-31 Temmuz 1917 tarihleri arasında Kazan’da toplanan II. Bütün Rusya Müslümanları Kurultayı’na delege olarak katılmış, 31 Temmuz’da ‘Millî Muhtariyeti Gerçekleştirme Heyeti’ Maarif Şubesi üyesi seçilmiştir.[20] Kurultay, ilk Meclis toplanana kadar 7 kişiden müteşekkil bir Maarif Bakanlığı, 3 kişiden müteşekkil Maliye-Finans Bakanlığı teşkiline, mevcut Şeriyye kurumunu ise Din İşleri Bakanlığı olarak tanımaya karar vermiştir. Bolşevik ihtilâli patlamadan önce İç Rusya Müslümanlarının Kurucu Meclis için kendi adaylarını tespit etmek üzere yapılan seçimlerde kazananların arasında ismi görünmüyor.

         

        28 Ağustos 1917 tarihinde Ufa’da göreve başlayan Muhtariyet Heyeti, 1 Kasım 1917 tarihine kadar eyaletlerden 98 milletvekilinin seçilmesini kararlaştırdı. Ugan, milliyetçilerin listesinden Ufa’dan Millet Meclisi’ne seçilerek büyük fraksiyonu teşkil eden Türkçüler arasında yer almıştır.[21] Meclis’in 26 Kasım 1917 tarihli oturumunda daha önceden teşkil edilmesi kararlaştırılan Maarif ile Topraklı Muhtariyet Komisyon’larına üye olarak seçildi. 7 Ocak 1918 tarihinde hazırlanan anayasa tahrir komisyonundan çıkarak son defa okundu ve 16 Ocak 1918’de Millî İdare Reisi Sadri Maksudî tarafından resmen ilân edildi. 7 Ocak 1918 akşamı Eğitim Bakanlığı’na Necip Kurbangali, Eğitim Bakanlığı üyeliğine Zakir Kadiri seçildi. Millet Meclisi 52 günlük mesaiden sonra 11 Ocak 1918’de resmen dağıldı. Meclis’in ikinci dönemi 1 Mayıs 1918’de başlayacaktı.[22]

         

        Bolşeviklerin güçlenmesinden sonra 12 Nisan 1918 günü Ufa Vilayeti Halk Komiserleri Sovyeti Başkanı’nın emri üzerine Millî İdare silahlı güçler tarafından basılıp tek başına bulunan Sadri Maksudî’den işlerin devri istenmiştir. Ekim 1918’de Kızılyar şehrine ulaşan sürgündeki Millî İdare heyeti içinde Ugan Eğitim Bakanlığı üyesi olarak bulunuyordu. Ugan’ın yanında eşi ve iki kızı da vardı.[23] Millî İdare Nisan 1919’da fiilen sona erdi. Ugan’ın siyasi faaliyetinin devam ettiği süre içinde kaynaklarda Maarif Nazırlığı yaptığına dair herhangi kayıt bulunmuyor. Onun Maarif Komisyonu üyeliği sonraki yıllarda hakkında yazılan makalelerde hâdiselere doğrudan tanık olmayanlarca giderek Maarif Bakanlığı’na yükseltilmiştir. Mezarındaki baş taşında bu kayıt vardır. Kızı Azat Ugan[24] ile ondan istifade ettiği anlaşılan Tataristanlı, Erciyes Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olarak bulunan Muhammed Allam Mustafa onu hem profesörlüğe hem de Maarif Nazırlığına yükseltmişlerdir.[25] Madde yazarı bibliyografyasında gösterdiği makalelerde gösterilen ve kaynaklarda doğrulanmayan bu bilgiyi irdelemeden aynen kullanmıştır. Onunla kader birliği yapan, uzun süre birlikte olan Taymas’ın eserlerinde bu yönde bir bilgi bulunmamaktadır.

         

        10-Ugan’ın 1923’te Ankara’ya gelip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu belirtilmiştir. Hâlbuki Ahmet Temir onun 1922 yılında Türkiye’ye geldiğini belirtiyor.[26] Madde yazarı daha önce Ugan ile ilgili bir makalesinde 1922 yılında Türkiye’ye geldiğini belirtmişti. [27]

         

        11-Dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in kendisini Ankara’ya çağırarak Türk Tarih Kurumu Telif ve Tercüme Heyeti üyeliğine tayin ettiği kaydedilmiştir. Birbirinden farklı iki kurum yazım biçiminden dolayı tek bir kurum intibaı veriyor. Bu hata acaba baskı sırasında tashihte özen gösterilmemesinden mi kaynaklandı? Türk eğitim tarihi hakkında bilgi sahibi olanların bu hataları yapmaması gerekir. Milli Eğitim Bakanlığı ile Türk Tarih Kurumu’nu yan yana getirilmiş, Türk Tarih Kurumu ile Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Milli Eğitim Bakanlığı aynı zaman diliminde buluşturulmuştur. Maarif Vekilliği’ne bağlı olarak kurulan Telif ve Tercüme Heyeti, 25 Mart 1921’de ilk toplantısını yapmıştır. Heyette Yusuf Akçuraoğlu, Veled Çelebi, Ahmet Ağaoğlu, Ziya Gökalp gibi tanınmış isimler görev almış, Akçuraoğlu ilk başkanı olmuştur. Kurul, bakanlığın ders kitaplarının kabulü ve kültür eserlerinin tavsiyesi edilmesi gibi görevler yapmıştır. 1925 yılında ikinci defa Milli Eğitim Bakanı olan Tanrıöver, Sadri Maksudi Arsal, Zeki Velidi Togan gibi Sovyet egemenliğinin tesisinden sonra Rusya’dan çıkmak zorunda kalan ve Avrupa’da yaşayan bilim ve siyaset adamlarını Türkiye’ye davet ederek Telif ve Tercüme Heyeti üyeliğinde görevlendirmişti. Heyet, 22. 3. 1926 tarih ve 789 sayılı Maarif Teşkilâtına Dair Kanun’unla, Milli Talim ve Terbiye Dairesi’nin kurulmasına kadar görevini sürdürmüştür. Ugan’ın bu heyetle hiçbir ilişkisi olmamıştır.

         

        24 Nisan 1930 tarihinde yapılan Türk Ocağı kurultayında Aksaray delegesi Afet Hanım, 40 arkadaşı ile bir önerge vererek ’Türk tarih ve medeniyetini ilmî bir surette tetkik etmek için hususî ve daimî bir heyetin teşkiline karar verilmesini’ talep etmiştir. Önergede bu heyetin üyelerini seçme görevi Merkez Heyeti’ne bırakılmıştı. Türk Ocağı, Türk Tarihi Tetkik Heyeti ilk toplantısını 4 Haziran 1930’da Hamdullah Suphi’nin başkanlığında yapmıştır. Görev bölümünde Tevfik Bıyıklıoğlu başkan, Yusuf Akçura, Samih Rifat başkan vekili, Dr. Reşit Galip genel sekreter olmuşlardır. Zakir Kadiri bu heyette görev almıştır.[28] Bu heyet tarafından yazdırılan Türk Tarihinin Ana Hatları isimli eserle ilgili olarak Mustafa Kemal’le fikir ayrılığına düşerek işsiz kalmıştır.[29] Bu konuda yakınlarda bir eser neşredilmiştir. Arşivimizde bulunan, Ugan’ın görevden alındıktan sonra düştüğü sıkıntılardan dolayı Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galib’e yazdığı dört sayfalık uzun bir mektubu, kısa süre içinde yayımlamayı düşünüyoruz.

         

        12. 1936 yılında Finlandiya Suomi Tatarları Birliği tarafından gençlere millî terbiye vermek üzere davet edildiği Finlandiya’da dört yıl kaldığı ve konferanslar düzenlediği belirtilmiştir. Bu cümlede de bilgi hataları bulunmaktadır. Finlandiya’nın Rusya’ya bağlı olduğu dönemde Kazan Türklerinden bu ülkeye yerleşenler olmuştur. Finlandiya’nın 1917’de bağımsızlığını kazanmasından sonra ekserisi ticaretle uğraşan Kazanlılar teşkilatlanmış ve bazı dernekler kurmuşlardır. 1925 yılında ‘Finlandiya Cemaat-i İslamiyesi’ni kurup 1949’dan itibaren ‘Mahalle Haberleri’ isimli bir dergi çıkarmışlardır. 1935’de Finlandiya Türkleri Birliği isimli başka bir dernek kurmuşlardır.[30] Bu dernekte Bildiriş isimli bir dergi neşretmiştir. Ayrıca eğitim hizmeti yapan kurumları desteklemek üzere Halk Mektebi Himaye Kurumu, Finlandiya Türk Neşriyat Cemiyeti gibi başka dernekler kurmuşlardır. Bu dernekler marifetiyle çeşitli yıllarda ders vermek üzere çeşitli tarihlerde A. Battal Taymas (aralıklı olarak üç yıl), Alimcan İdrisi, Zakir Kadiri ve eşi Saniye İffet Ugan[31], Naile Binark, Feride Biçuri dâvet edilmişlerdir. Burada kurulan dernekler arasında yukarıda belirtilen isme rastlamadık. Temir, Uganların 1937-1939 arasında Finlandiya’da kaldıklarını kaydediyor.[32] Bu tarihler daha akla uygundur. 1939’da savaş çıktığına göre onların 1940 yılında, dönemin ulaşım imkânlarıyla Türkiye’ye gelmeleri mümkün değildir.

         

        13-Ugan’ın eserlerinin listesi noksandır. Kaynak olarak gösterilen, H. Z. Koşay’ın makalesinde sayılan eserleri de bu listeye dâhil edilmemiştir. Finlandiya’daki görevi sırasında bazı ders kitapları da hazırlamıştır. Bunlara bir örnek ‘Türk Tarihi Sabâkları[33]-Helsinki1938’ isimli eserdir.

         

        Ugan maddesinin bilgi hatalarıyla yüklü olarak çıkmasının vebali sadece maddenin müellifine yüklenilemez. Onun hazırladığı metni tetkik eden ve onaylayanlarında payı bulunuyor. Bu yazdıklarımız sadece dergi sayfalarında kalacak, sınırlı sayıda okuyucunun dikkatini çekecektir. Ama ansiklopedi yüksek baskı sayısı ile sadece Türkiye ile sınırlı olmadan dünyanın dört bir köşesine dağılacaktır. Oralardaki okuyucu ve araştırmacıların yazdıklarımızdan haberi olmayacaktır.

         


         

        

         

         

         

         

         

         

        

         

         

        


        

        [1] Ömer Özcan, Muhammed Ayaz İshaki İdilli Hakkında Bir Düzeltme, Toplumsal Tarih, sayı 84, Aralık 2000, s.33-35


        

        [2] Ahmet Temir’in Kendi Kaleminden Hayatı ve Eserleri, Türk Kültürü Araştırmaları Prof. Dr. Ahmet Temir’e Armağan, yıl XXX/I-2, 1992, Ankara 1993, s.19; Ahmet Temir, Vatanım Türkiye, Rusya-Almanya-Türkiye Üçgeninde Memleket Sevgisi ve Hasretle Şekillenmiş Bir Hayat Hikâyesi, Ankara 2011, s.233


        

        [3] M. (Mahmut) T. (Tahir), Kazan Türklerinde Tahsil-Bilim (Medrese-i Hüseyniye), Kazan, sayı 3, Mart 1971, s.53


        

        [4]A. Battal-Taymas, Kazanlı Türk Meşhurlarından Rızaeddin Fahreddinoğlu, İstanbul 1958, s.10; Dr. İsmail Türkoğlu, Rusya Türkleri Arasında Yenileşme Hareketinin Öncülerinden Rızaeddin Fahreddin, İstanbul 2000, s.68


        

        [5]Rızaeddin Fehreddin, Tözüceler: Raif Merdanov, Ramil Minnullin, Süleyman Rahimov, Kazan, 1999, s.49; Ömer Hakan Özalp, Rızaeddin Bin Fahreddin Kazan’la İstanbul Arasında Bir Âlim, İstanbul 2001, s.56


        

        [6] Prof. Dr. Nadir Devlet, 1917 Ekim İhtilâli ve Türk-Tatar Millet Meclisi (İç Rusya ve Sibirya Müslüman Türk Tatarlarının Millet Meclisi-1917-1919), İstanbul 1998, s.94


        

        [7] Devlet, a.g.e., s.57; Abdullah Battal Taymas, Rus İhtilâlinden Hatıralar 1917-1919, İstanbul 1968, s.125


        

        [8] İsmail Ramiev, Vakitli Tatar Matbuatı 1905-1925, Kazan 1916, s.28-29


        

        [9] Cemil Hesenli, Tarihi Şehsiyyetin Tarihi Elimerden Bey Topçubaşov, Baku 2013, s.223


        

        [10]Dr. Necip Hablemitoğlu, bu olaya kaynak olarak Kırım’da Gaspıralı’nın neşrettiği Tercüman gazetesindeki bir yazıyı göstermiştir: ’Müslüman Fraksiyesi ve Bizim Vazifelerimiz’, Tercüman, 189: 1, 26.8.1915’. Bk. Çarlık Rusyası’nda Türk Kongreleri (1905-1917), Ankara 1997, s.89; Akdes Nimet Kurat, Kazan Türklerinin ‘Medenî Uyanış Devri’, DTCF Dergisi, XXIV, sayı 3-4, yıl 1966, Ankara 1969, s.160


        

        [11] Yrd. Doç. Dr. İsmail Türkoğlu, Musa Carullah Bigi’nin Siyasi Faaliyetleri, Ölümünün 50.Yılında Musa Carullah Bigiyef (1871-1949), Ankara 2002, s.201


        

        [12] Devlet, a.g.e., s.98


        

        [13] Hablemitoğlu, a.g.e., s.107;Abdullah Battal Taymas, Kazanlı Türk Meşhurlarından Alimcan Barudî, İstanbul 1958, s.27; Vefatının 50.Yılı Dolayısıyla Alimcan Barudî(1857-1921), Kazan, sayı 3, Mart 1971, s.49


        

        [14] Nadir Devlet, Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi (1905-1917), Ankara 1985, s.170


        

        [15]Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya XVIII. Yüzyıl Sonundan Kurtuluş Savaşına Kadar Türk-Rus İlişkileri (1789-1919), Ankara 1970, s.417


        

        [16]Yanğa Milli Yul (Berlin), sayı 9(114), 1937, s.6


        

        [17] Adile Ayda, Sadri Maksudi Arsal, Ankara 1991, s.94, 100


        

        [18] Aynı yazı 266 Türk Yurdu’nun Mart 1957 tarihli 266. sayısının 706-711 sayfaları arasında neşredilmiştir.


        

        [19] Abdullah Battal Taymas, Kazanlı Türk Meşhurlarından İki Maksudîler, İstanbul 1959, s.35-36


        

        [20] Devlet, 1917 Ekim İhtilâli.., s.126, 137


        

        [21] Devlet, 1917 Ekim İhtilâli.., s.189


        

        [22] Devlet, 1917 Ekim İhtilâli.., s.245


        

        [23] Devlet, 1917 Ekim İhtilâli.., s.297;Taymas, Rus İhtilâlinden Hatıralar.., s.127


        

        [24] Azat Ugan, Prof. Dr. Zakir Kadirî Ugan (Ölümünün Üçüncü Yıldönümü Sebebiyle), Kırım, sayı 9-12, 1957, s.318-319


        

        [25] Zakir Kadiri Ugan Cenapları, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kuruluş ve Gelişmesine Hizmeti Geçen Türk Dünyası Aydınları Sempozyumu Bildirileri (23-26 Mayıs 1996), Kayseri 1996, s.435, 436.Aynı yazı Türk Dünyası Tarih Dergisi, sayı 119, Kasım 1996, s.21-23’te neşredilmiştir.


        

        [26]Temir, Vatanım Türkiye, s.22


        

        [27] Osman Güner, Zakir Kadirî Ugan’ın Hadis Sistematiğine Yönelik Eleştirilerinin Tahlili ve Tenkidi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 17, Samsun 2004, s.65-94


        

        [28]Dr. Yusuf Sarınay, Türk Milliyetçiliğinin Tarihî Gelişimi ve Türk Ocakları 1912-1931, İstanbul 1994, s.315-316


        

        [29]Temir, Vatanım Türkiye, s.233


        

        [30] Ömer Özcan, Finlandiya Türkleri Birliği, Toplumsal Tarih, sayı 54, Haziran 1998, s.23-25


        

        [31] Saniye İffet, vefat ettiğinde Finlandiya’daki talebeleri kendi aralarında para toplayarak mezar taşını yaptırmışlardır. Bk. Naile Binark, Ölümünün 20. Yılı dolayısıyla: Saniye İffet (1899-12.4.1957), Kazan, sayı 20, 1977, s.29


        

        [32]Temir, Vatanım Türkiye, s.22


        

        [33]Ders manası taşıyan Sabak kelimesi Anadolu Türkçesinde pek kullanılmıyor. Kazak Türkçesi ile Tarama Sözlüğü’nde bulunuyor.


Türk Yurdu Temmuz 2013
Türk Yurdu Temmuz 2013
Temmuz 2013 - Yıl 102 - Sayı 311

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele