Suriye Demokratik Türkmen Hareketi Başkanı Abdülkerim Aga

Ocak 2014 - Yıl 103 - Sayı 317

Suriye Demokratik Türkmen Hareketi Başkanı Abdülkerim Aga: MAALESEF SURİYE’DEKİ BÜTÜN AZINLIKLARIN DESTEKÇİSİ VAR, TÜRKMENLERİN YOK.

 

        TY- Suriye Türkleri önemli bir tarihi süreç yaşıyorlar. Bu süreçte Türkmenlerin haklarını savunmak üzere kurulmuş sivil örgütler var. Bunlardan birisi de Suriye Demokratik Türkmen Hareketi. Bu hareketin Başkanı Abdülkerim Ağa sorularımızı cevapladı. Öncelikle okuyucularımıza Abdülkerim Ağa kimdir, tanıtmak isteriz.

        AA- Ben Suriye Türkmenlerinin 1967 yılında İsrail tarafından göç ettirilen Golan Tepeleri bölgesindenim. Golan (mahalli olarak Cölen kullanılır) tepelerinde 30 tane Türkmen köyümüz vardı. Golan tepeleri Suriyenin Konetra şehrinden 15 km kuzeyinde bulunuyor. Babam bölgedeki Türkmenlerin aşiret başkanıdır. Hatta böyle 5-6 dedeye geri dönerek biz orada Türkmenlerin, haklarını savunma, Türkleri koruma görevini üstlenmişiz.

         

        TY- Babanızın ismi, Köyünüzün adı neydi?

        AA- Babamın adı Faiz Ağa. Köyümüz ise Kadriye Köyü, halen işgal altındadır.

         

        TY- İsrail’in işgalinden sonra orada hiç Türkmen kaldı mı?

        AA- İsrail ihtilalden sonra hepimizin köylerini yıkıp bizleri göçe zorladı.

         

        TY- Nereye göç ettiniz?

        AA- İlk başta herkes Şam’a göç etti. Bazılarımız Şam’dan Suriye içine dağıldık. Biz ailecek Şam’a yerleştik.

         

        TY- Kaç doğumlusunuz?

        AA- Ben 1954 doğumluyum. Şam’da Şam Üniversitesi, Makine Mühendisliği Fakültesi’ni bitirdim. Devlette memur olarak görev aldım. Bizim mal varlığımızın hepsi Golan’da kaldığı için başka iş yapma imkânımız olmadı. Çoğu soydaşımız köyde çiftçilikle uğraştıkları için Şam’a göçte çok zorluk çekti.

         

        TY-  Suriye’deki Türkler kırsalda mı yaşıyordu daha çok?

        AA- Aslında Suriye nüfusunun büyük çoğunluğu Türk asıllıdır. Ama maalesef şehirde olanlar Osmanlı Devleti çekildikten sonra uygulanan baskılar sonucu Türkçe konuşmamaya başladı. Burada yaşayan insanlar zamanla baskıda olduğundan zamanla dillerini ve ardından kimliklerini de kaybettiler. Sadece köyde kalanlar dillerini kaybetmediler, halen Türkçe konuşmaktalar.

         

        TY- Yani köylerde kalanlar dillerini muhafaza ettikleri için Türklüklerini de muhafaza ettiler.

        AA- Şehirde kalanların çoğuna sorarsan benim babam ya da dedem Türk’tür der. Ama şehirde genelde Türkler yok oldular. Hatta şunu söyleyeyim fakir olanlar Türkmen kaldı zengin olanlar da Türklüğünü bıraktı. Çünkü köylerden şehirlere göç edenler, zengin oldukları zaman kendilerini korumak ve topluma adapte olmak için Türklüğünü de terk etti.

         

        TY- Bu terk etme işi bir zorunluluk olsa gerek. Keyfi bir durum değildir herhalde.

        AA- Türk olmak suç bir şeydi. Biliyorsunuz Osmanlı çekildikten sonra Arap milliyetçiliği geldi. Fransızlar ile iş birliği yaptılar. Türkleri yok ettiler, öldürdüler. Hatta asimile etmeye çalıştılar. Türklere Türkçe konuşmak yasaklandı. Fransızlar çıktıktan sonra Arap milliyetçiler geldi. Hâlbuki orada büyük aileler Suriye’yi yönetenler de Türk asıllı idi.

         

        TY- Türk nüfusun eskiden çok olmasına rağmen azalmasını veya kimliklerini kaybetmesini neye bağlıyorsunuz?

        AA- Osmanlı çekildikten sonra bu bölgedeki Türkler için sıkıntılı günler başladı. Önce Fransız işgalcileri, sonra Suriye’deki Arap milliyetçisi baskıcı rejim sürekli Türkleri kötüledi. Yazdıkları kitaplarda sürekli Türklük ve Osmanlı idaresi suçlandı. Türklük büyük bir suç gibi gösterildi. Soğuk Savaş zamanında farklı kutuplarda kalmamız bu kopuşu hızlandırdı. Buradaki bazı zengin aileler Türk olmaktansa ortama uyum sağlamayı tercih ettiler. Araplaşma arttı. Bu arada zaten Türklerin kimliklerini koruyabilecek ne bir gazete ne de okul kurma imkânı oldu. Sayıca az olan Ermenilerin bile çok sayıda yayınları, okulları ve dernekleri vardı. Türklerin böyle imkânları hiç olmadı. Yapılan bütün müracaatlar geri çevrildi. Dernek kurmamıza bile engel oldular. Ayrıca Türkiye alfabe değiştirince aramızdaki kültürel bağlar da sürdürülemedi.

         

        TY- Siz mecburen Arapça okuyup yazıyorsunuz. Böyle olunca Türkiye ile iletişimde bulunamıyorsunuz. Türklüğü sadece evlerinizde ve köylerinizde yaşatabiliyorsunuz. Büyük bir mahrumiyet ve kapalılık var o zaman.

        AA- Tamamen kapalı devre bir hayat yaşanıyordu. Kapalı bir devre, yasaklı bir devre. Yani bizim kültür bağımız Türkiye’den tamamen koptu. Türkçe bir yazı okumak, bir radyo dinlemek mümkün değildi. Bütün zorluklara rağmen Türkçe bir radyo sesi duymak bile bizim için büyük bir mutluluktu. Uydu antenler çıkana kadar bunlardan mahrum kaldık. Tabi Türk dünyasından, dünya Türklüğünden bile koptuk biz. Yani hatta sana söyleyeyim Türkmenistan’la bağlantı yapmaya çalıştık. Türkiye’yle bağlantı yoktu, ama Türkmenistan ile irtibatımız oldu. Suriye devleti Sovyetler Birliği ilişkileri sayesinde 1980’lerde Türkmenistan’a 85-90 civarında öğrenci gönderdik. Sovyetler birliği içi olduğu için. Türkmenistan’a gidince biz de Türkmeniz dedik. Orada bakanlar bizi davet etti. Ben gittim Türkmenistan’a. Oraya gittik, görüştük, dışişleri bakanıyla görüştük.

         

        TY- Türkiye’yle ilişkiniz yok, Türkmenistan’la ilişki kurdunuz, Sovyetler üzerinden?

        AA- Evet. Yavaş yavaş orada insanlar serbestliğe geçiş dönemindeydi. O dönemde bizi karşıladılar, bizim bir miktar öğrencimize burs verdiler. Arkadaşlarımız burada okullarını bitirdiler. Şimdi Türkmenistan’da okuyup meslek sahibi olan Suriye Türkmenleri var.

         

        TY- Suriye’deki Türk varlığını nasıl tarif edebiliriz? Yani ne kadar Türk var dendiğinde insanlar sayı üzerinde duruyor; ama sayıdan çok Suriye’deki Türkmenlerin varlığını ve nerelerde yaşadıklarını bilmek gerekir. Siz Golan bölgesinden olduğunuzu söylediniz. Bizim Türkmenlerin yaşadıkları bölgelerle ilgili fazla bilgimiz yok?

        AA- Suriye, Türklerin yurdu aslında. Biz Suriye’yi Haçlılardan kurtardık. Atabeylerden önce Ahmet Bin Tolun, Tolunlar vardı. Tolunlar devleti Türk devleti idi. Mısır’dan geldiler. Bağdat’a kadar hüküm sürdüler.

         

        TY- Osmanlı’dan kalan bir Türk nüfustan değil, daha öncesinden kalan bir Türk nüfustan bahsediyorsunuz.

        AA- Tabi tabi. Bizim Golan Türkmenlerinde 3 değişik Türk grubu var. Bir kısmı Tolunlardan gelenler, Atabeylerden de kalanlar var. Bir bölüm de 1900’lerden kalanlar var ve 1925’lerden gelenler var. Yani orası, Suriye, hep Türk yurdu olmuş. Hatta belki araştırmalar olsaydı, bölgedeki tarihi kalıntılar incelenebilseydi Suriye’deki Türklerin tarihinin daha eskilere dayandığı belgelenebilecekti. Ama maalesef mevcut Suriye Devleti bunları kendi lehine kullanmaya çalışıyor.

         

        TY- Suriye’de Türk varlığı çok eskilere dayanıyor. Bugün için Türklüklerini unutmuş olan çok sayıda insan olduğunu düşünüyorsunuz. Tahmin olarak ne kadar Türk olduğundan bahsedebiliriz?

        AA- Suriye’de bizim tahminimize göre 3,5 milyona yakın Türkmen var. Bunların yaşadığı bölgelere bakacak olursanız, Filistin sınırından başlayarak, Golan tepelerine Harran ovasına gelirsin. Sonra Şam, Şam’dan sonra Humus, Halep lazkiyeye kadar çoğu Türk aşiretleri, insanları yerleşmiş. Halep Türkiyeye yakın olduğu için burada insanlar daha kimliklerini kaybetmedi diyebilirim.

         

        TY- Suriye’de Türklerin ekonomik ve sosyal durumu nedir? Yakın geçmişi değerlendirecek olursak neler söylenebilir?

        AA- Biz Türkmenlerin çoğunluğu çiftçilikle uğraşırdı. Hayvancılıkla uğraşırdı. Son zamanlarda eğitim alanlar yavaş yavaş toplumda yerlerini almaya başladılar. Fakat bunun oranı fazla değil. Devlette üst tabakaya geçmek ise adeta imkânsız. Başarılı olsanız bile sizin Türkmen olduğunuzu fark ettikleri zaman önünüzü tıkarlar. Türk olmak Suriye’de önemli bir engeldir. Şartları zorlayan ve başarılı olabilen çok az sayıda insan oldu.

         

        TY- O zaman son olaylara gelelim. Arap Baharı diye bir başlangıçtan söz edildi. Arkasından Suriye’de olaylar başladı. Suriye’de muhalefet hareketiyle beraber başlayan olaylar Türkleri, Türkmenleri nasıl etkiledi?

        AA- Yani aslında Türkmenler hep özgürlüğü özlemişlerdi. Baskıcı rejimden çok rahatsızlar, özgürlüğe çok âşıklar, onun için ilk muhalefet hareketinde yer aldılar. Bu mücadelede 20.000 civarında şehit verildi. On binlerce mülteci yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. İşte biz orada örgütlenelim diye düşündük. Fakat aktif olan kim varsa onları bertaraf etmeye çalıştılar. Hatta onu hedef gösterdiler. Hatta ben de hedeflerden biriydim. Suikast girişimine uğradım. Orada Türkmenlerin ileride gidenlerini yok etmeye çalıştılar. Her şeye rağmen biz hazırlık yapıyorduk. Suriye demokrasiye geçerse bir parti kurabilmek için insanlarımıza yardım edebilmek için halk ayaklanması öncesi toplantılar yapıyorduk gizlice. Türkmenlere nasıl yardım edebiliriz orada da biz hakkımızı nasıl alabiliriz diye. Çok kişi bu uğurda cezaevine gönderildi.

         

        TY- Bu Suriye Demokratik Türkmen Hareketi ne zaman başladı?

        AA- 2012 yılında başlattık bu hareketi. Suriye’de demokrasiye geçildiğinde Türkmenlerin haklarını savunabilmek ve devletin geleceğinde söz sahibi olabilmek için bu örgütlenme gerekliydi. Fakat bizi muhalefet içinde görmezden geldiler. Uluslararası muhatap olarak alınmak için halen mücadele ediyoruz. Maalesef Türkiye’nin bu konuda özel bir desteğini görememek bizi üzüyor. Bizi çoğunlukla görmezden geliyorlar veya yok sayıyorlar. Biz de kendimizi tanıtmak için çaba sarf ediyoruz. Sizler, bu konuda bize yardımcı olmaya çalıştığınız içinde ayrıca teşekkür ediyoruz.

         

        TY- Suriye Türklüğü ile Türkiye ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

        AA- Suriye’deki Türkler Türkiye’nin doğal uzantısıdır. Tarihte Halep, Şam, İstanbul bunlar Osmanlı’nın en önemli merkezleridir. Şam’ı İstanbul’a bağlamak için Hicaz demiryolu kuruldu. Bu hatta Türk olmaması imkânsızdır. Orada Türkler en büyük faktördür. Tarih boyunca önemli roller almışlardır. Şimdi de Türkiye için Suriye’deki Türkmenler ciddi bir muhataptır. Türkiye’nin doğal ve kültürel uzantısını oluşturur ve yeni dönemde bu durum büyük bir imkân sunar. Bunu her iki taraf da iyi değerlendirmelidir. Türkmenleri yok saymak kimseye bir şey kazandırmaz. Türk medyası ve siyasetçileri, artık bu gerçeği iyi görmeli ve ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlamalıdır.

         

        TY- Peki siz, Türkiye’ye gelmek zorunda kaldığınız gibi savaştan özellikle çocukları, hanımları, yaşlıları korumak için Suriye’den çıkmak zorunda kalan çok sayıda insan oldu. Bunların bir kısmı Türkmen, bir kısmı diğer etnik gruplardan olabilir. Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan özellikle Suriyeli Türkmenlerin durumu nedir?

        AA- Bu olaylarda rejim bizim bütün şehirleri bombaladı. Uçaklarla, füzelerle. İnsanlar göç etmek zorunda kaldı. Yani bizim Lazkiye tarafı, Humus tarafı, Golan tarafı. Bizim Golan’dan gelenler de gene hep aynı. Golan’dan geldikten sonra hep varoşlarda yaşadık. Nasıl diyeyim bu rejim bize hiçbir destek vermedi. Bizim insanları göç ettirdi. İşte Golan’dan geldikten sonra da varoşları da bombaladı. Bizim insanlarımızın çoğu Türkiye’ye göç etti. Türkmenlerden kamplarda olanlar var. Türkiye bu konuda müteşekkiriz, yani insanları barındırdı, yemeğini, içeceğini verdi. Ama kampın dışında da birçok Türkmen var. Onlar da hayatları için mücadele veriyor, yani zor şartlarda yaşıyorlar. Şimdi Kampta olanların durumları biraz daha iyi sayılır. En azından yiyecek, içeceklerini devlet sağlıyor. Türkiye’de 100.000’den fazla Türkmen var şu anda.

         

        TY- Bir dava tarif edecek olsak, yani siz Suriye Türklerinin liderlerinden birisi olarak nasıl bir şey ortaya koyabilirsiniz? Suriye, Türkiye, Türk dünyası ve dünya açısından bir şeyler söyleyebilir miyiz, Suriye Türklerinin geleceğiyle ilgili?

        AA- Şunu söyleyebilirim. Suriye rejimi bu dünyanın belasıdır. Bak bu rejim Türkiye’nin bela başı. Buraya bir sürü insanı terörle gönderdi. Lübnan’ı rezil etti. Hariri’yi öldüren onlar. PKK’yı destekleyen onlar. Bu yüzden Suriye’de mevcut baskıcı yönetimin ortadan kaldırılması çok önemli. Türkmenlerin insanca yaşayabilmeleri ve kimliklerini koruyabilmeleri için bu çok önemli. Birinci hedef rejimin gitmesi. Orada insanların serbestliğe, hürriyete kavuşması, bütün Suriye içinde Türkmenler de hakkını alabilir, kurumlarını kurup, insanlara yardım edebiliriz. Suriye Türkmenleri Suriye’yi birleştiren bir grubuz, oranın çimentosuyuz, her yerde varız. Halep’ten Golan’a kadar Türkmenlerin varlığı var. Biz Suriye’nin her yerinde olduğumuz için Suriye’nin birliğinin simgesiyiz.

         

        TY- Peki Suriye Türkmenlerinin varlığını devam ettirme davasını dünyaya anlatma bakımından bir projeniz veya beklentileriniz var mı?

        -Maalesef Suriye’deki bütün azınlıkların destekçisi var. Bizim destekçimiz az. Aşiretlerin, Hristiyanların, başka grupların destekçileri var, Türkmenlerin yok. Askeri gücümüzü de yok etmeye çalışıyorlar. Yani Türkmenleri bertaraf etmeye çalışan bir camia var. Biz birliğin savunucusuyuz, bizi göz ardı etmeye çalışıyorlar. Şimdi bir koalisyon var. Onlara başka grupları getiriyorlar, bizi getirmiyorlar. Mesela; bazı gruplar oradan güç alıyorlar, silah alıyorlar, bize el uzatmıyorlar. Bizim Türkler yoksul kalıyorlar, yardım gelmiyor. Onun için biz mücadelemizi üç, dört kat yapmalıyız.

         

        TY- Sayın Abdulkerim Aga bize zaman ayırdığınız ve değerli bilgiler verdiğiniz için teşekkür ederiz.

        AA- Bu fırsatı bana tanıdığınız için çok teşekkür ederim. İnşallah bu da bizim için başlangıç olur. Sadece Suriye Türkmenler için değil, Ürdün, Lübnan, Irak, Yemen, Cezayir, Mısır’da ihmal edilen Türkmenler var. Biz dünyaya barış, sevgi getiririz. Yeter ki Türkler o ülkelerde güçlü olsunlar, biz o ülkelere hem köprü oluruz hem de barış ve sevgi getiririz.

        SPOT İÇİN

        Biz dünyaya barış, sevgi getiririz. Yeter ki Türkler o ülkelerde güçlü olsunlar, biz o ülkelere hem köprü oluruz hem de barış ve sevgi getiririz.


Türk Yurdu Ocak 2014
Türk Yurdu Ocak 2014
Ocak 2014 - Yıl 103 - Sayı 317

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele