İnsân-ı Kâmil Devlete Doğru “Kazakistan 2050 Stratejisi”

Mayıs 2013 - Yıl 102 - Sayı 309

        Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev tarafından 14 Aralık 2012 tarihinde Astana’nın yeni Opera ve Bale Tiyatrosu binasında yapılan ve Kazakistan’ın 2050 yılına doğru dünyanın en gelişmiş 30 ülkesi arasında yer alma hedefini ortaya koyan konuşmasını ihtiva eden bu çalışma, aynı zamanda XXI. yüzyılda insanlığı bekleyen ve çözülmesi gereken başlıca sıkıntı ve sorunları ortaya koyması itibarıyla da oldukça önemlidir.

         

        Bir diğer ifadeyle, Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev; "Olgunlaşan Devletin Yeni Siyasi İstikameti" başlığını da kullandığı "Ülkenin Durumu" konuşmasındaki bu çıkışıyla sadece sınırları içerisine hapis olmuş klasik ulus-devletçi anlayışı aşmakla kalmamış, aynı zamanda Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî Hazretlerinin ruhuna uygun bir duruş da sergilemek suretiyle, tüm insanlığın bir yitiği durumunda olan "insân-ı kâmil devlete" de dikkatleri çekmiştir.

         

        Bir önceki yazımızda da ortaya koyduğumuz üzere, "Vizyoner Devlet" anlayışı ile hareket eden Kazakistan ve onun Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, bu stratejiler ile her şeyden önce küresel güç mücadelesinin ağırlık merkezini oluşturan bu bölgede barış, istikrar ve refahın tesisi noktasında devletler arasında karşılıklı işbirliğini ön plana çıkarmaktadır. Bu kapsamda tarihsel, coğrafi ve kültürel-inanç boyutunda ortak bir maziye ve kadere sahip olduğu Orta Asya Cumhuriyetleri ile her türlü entegrasyoncu girişime destek veren Kazakistan, bu doğrultuda ikili ve çoklu işbirlikleri çerçevesinde yapıcı bir rol oynamaya çalışmakta, ortak bir geleceğin inşası noktasında maddi ve manevi tüm gücünü ortaya koymaktadır. Bu noktada "Kazakistan-2050 Stratejisi", önümüzdeki sürece yönelik yeni bir yol haritası olarak karşımıza çıkmaktadır ki, Nazarbayev, bu noktada ortaya konulan yeni hedefleri/amacı yine bir Kazak atasözüyle izah etmektedir: "Amaç, başarının yelkenidir."

         

Nursultan Nazarbayev'in 21. Bağımsızlık Günü münasebetiyle yaptığı ve “Kazakistan halkı olarak egemenliği, özgürlüğü ve dünyaya açık olmayı seçtik” diyerek başladığı konuşmasını üç ana başlık altında toplamak mümkündür: 1. Olgunlaşan Kazakistan, 2. XXI. Asrın 10 Küresel Meydan Okuması, 3. "Kazakistan2050 Stratejisi": Tarihi Koşullarda Süratle Değişen Yeni Kazakistan için Yeni Siyasi Rota.

 

 

        "Bizim en önemli başarımız, kurduğumuz bağımsız Kazakistan'dır" ifadelerini kullanan Devlet Başkanı Nazarbayev, "Güçlü ve başarılı" bir devlete doğru "Olgunlaşan Kazakistan" kavramını da konuşmasının ilk kısımında şu sözleriyle açıklamaktadır: "Olgunlaşan Kazakistan demek, devlet kuruculuğumuzun, milli ekonomimizin, sivil toplumumuzun, toplumsal mutabakatımızın, bölgesel liderliğimizin ve uluslararası itibarımızın krizle imtihanıdır."

         

         

        Kazakistan Cumhuriyeti'nden Kazak Devleti'ne Güçlü Kazakça...

         

        Bu noktada, "Vatan, ateşten de sıcaktır" atasözünden hareketle "tek ülke, tek halk"a vurgu yapan Nazarbayev'in konuşmasının ilerleyen bölümlerinde önümüzdeki sürece yönelik olarak Kazak halkının önüne koyduğu yeni devlet adı olarak "Kazak Devleti" hedefi de oldukça önemlidir.

         

        "Kazak dili tamamen kullanım diline dönüşüp, gerçek anlamda devlet dili statüsüne ulaştığında, biz ülkemizi Kazak Devleti olarak değiştireceğiz." ifadelerini kullanan Nazarbayev, Kazakistan Cumhuriyeti'nden Kazak Devleti'ne dönüşle ilgili dönüşümde Kazak diline yaptığı bu vurgu ile Kazakistan'ın gerçek anlamda bağımsızlığının ve gücünün dilden geçtiğine de dikkatleri çekmektedir. Öyle ki, Nazarbayev'e göre Kazakça, Kazakların manevi temelidir ve temel görevleri her alanda etkili bir şekilde onu kullanarak geliştirmektir. Gelenekler ve kültür ise, bu noktada bir ulusun genetik şifresi olarak tanımlanmaktadır.

         

         

        10 Temel Tehdit...

         

        Yumuşak güç unsurlarını dış politikasının temel araçları haline getiren ve bu kapsamda dengeye dayalı çok yönlü bir siyaset izleyen Kazakistan bugün uluslararası alanda AGİT, Şanghay İşbirliği Örgütü, Kolektif Güvenlik Anlaşması Teşkilatı, İslam İşbirliği Örgütlerinin aktif bir üyesi olup; Avrasya Birliği’nin ve Türk Konseyi’nin kurulmasında da öncü rol üstlenmiş bir ülke konumundadır.

         

        Nazarbayev'e göre, Kazakistan’ın dış politikasının kısa vadedeki başlıca hedef ve önceliğini Avrasya Ekonomik Birliği'ni kurmak oluşturmaktadır ki, bu bir yönüyle son dönem Rus dış politikasındaki öncelik-paralellikle de örtüşmektedir. Bu husus, aynı zamanda Kazak dış politikasındaki rasyonaliteyi ortaya koyması açısından da oldukça dikkat çekicidir. Diğer taraftan burada, değişen tehditlere bağlı olarak dış politikanın revize-modernize edileceği yönündeki vurgu ise, dış politika anlayışındaki "esneklik" olarak değerlendirilebilir.

         

        Uluslararası alanda etkinliğini ve görünürlüğünü artıran Kazakistan'ın önümüzdeki süreçte karşı karşıya kalacağı on temel tehdit ise 2050 stratejisinde şu şekilde sıralanmaktadır: 1. Tarihi süreçlerin hızlanması, dünyadaki gelişimin geçmiş dönemlere çok daha hızlı olması ve bu gelişime ayak uydurulması; 2. Küresel demografik dengesizlik ki, bu dengesizliğin en çok hissedildiği ülkelerin başında Kazakistan gelmektedir; 3. Küresel gıda güvenliği tehdidi; 4. Temiz su ihtiyacının karşılanması; 5. Küresel enerji güvenliği; 6. Doğal kaynakların tükenebilirliği; 7. “Üçüncü Sanayi Devrimi”; 8. Artan sosyal istikrarsızlık; 9. Kültürel değerlerimizin buhranı; 10. Yeni dünya istikrarsızlığı tehdidi.

         

         

        Tek Bir Şirket Gibi Çalışan Ülke Anlayışı...

         

        Temel amaçlarının, Kazakistan'ın 2050 yılına kadar dünyanın en başarılı otuz ülkesi arasına girebilmesi olduğunu söyleyen Nazarbayev, stratejinin temelini oluşturan yedi ilkeden birisi olan iktisat politikalarının, yatırım ortamını iyileştirme ve etkin bir özel sektörün oluşturulmasına odaklanacağını ve devletin rolünün bütçe açıklarını azaltmak, enflasyonu denetim altında tutmak, yeni bir para politikası izlemek ve yatırımlar için kaynak yaratma olacağını ifade etmektedir. Kazakistan'ın tek bir şirket gibi çalışması gerektiğinin altını çizen Nazarbayev, bu hususta şunları söylemektedir: "Ülke büyük bir şirket gibi işleyecek ve kaynaklar doğru ve kanuni şekilde yönetilecektir. Bunun için ciddi idari ve hukuki reformlar gerçekleştirilecektir. Zaten yönetim açısından Kazakistan büyük bir ülke değildir. Devlete ait zenginlikler ve maddi varlıklar profesyonelce yönetilecektir."

         

        Sanayi ve yenilikçi düşünceler olmadan hiç bir ülkenin geleceğinin olmadığını vurgulayan Nazarbayev, yeni kadroların yetiştirilmesi ve yeni teknolojilerin sağlanması gerektiğini de bu yeni stratejide ortaya koymakta ve Kazakistan'ın hammadde ihracatına bağlılığını maksimum ölçüde azaltmak için yerel sanayinin geliştirilmesi gerekliliğine de vurgu yapmaktadır. Bu kapsamda özel sektörün gelişimi için desteğin verileceğini, 2030 yılına kadar iki kat artarak, 2050 yılına doğru ulusal ekonominin omurgası haline gelmesinin planlandığının da altını çizmektedir. Bu aslında, bir yönüyle devlet eliyle planlı kalkınma olup, bu hususta Rusya ve Çin modellerine daha yakın bir duruş sergilediklerini de ortaya koymaktadır.

         

         

        Sonuç Yerine...

         

        Kazakistan'ın vizyoner devlet anlayışının en somut göstergelerinden biri olarak kabul edilebilecek "Kazakistan-2050" stratejisi, Kazakistan'ın bağımsızlığının ilk günlerinden itibaren ortaya koyduğu hedeflere uygun güçlü bir devlet inşasını ihtiva eden projeler-programlar bütününün bir üst aşaması olarak karşımıza çıkmaktadır. Kazakistan Devleti'nin "Büyük Projesi" (Grand Project) niteliğinde olan "Kazakistan-2050" stratejisi, daha önce uygulamaya konulan "Kazakistan-2030" stratejisinin tamamlayıcı bir üst versiyonudur. Bir diğer ifadeyle, 1997'de uygulamaya konulan ve daha çok ekonomik büyümeye-kalkınmaya vurgu yapan "Kazakistan-2030 Stratejisi" varılan hedefler boyutuyla artık yerini "Kazakistan-2050 Stratejisi"ne bırakmaya başlamış durumdadır.

         

        Nitekim 2030 Stratejisi’nin devletin kuruluş dönemi için oluşturulduğunu, temel parametreleri bakımından yerine getirildiğini, 20 yıl içinde, çok yüksek tempolarla gerçekleştirdikleri başarıları başka ülkelerin ancak 100, hatta 150 yıl içinde yapabildiklerini, fakat bunların artık yetersiz kaldığını vurgulayarak ülkesinin 2050 hedeflerini açıklama gereği duyan Nazarbayev, "Devlet yönetiminin modernleştirilmesi ve demokratikleşmesine konusunda da; Kazakistan’da yeni bir devlet yapılanması başlayacaktır." demektedir.

         

        140 farklı etnisite, 17 farklı inanışın yer aldığı ve Rusların toplam nüfus içerisinde yüzde 23’lük bir orana sahip olduğu ve Soğuk Savaş sonrası dönemde eski Sovyet alanında çatışma ve savaşların eksik olmadığı bir ortamda Kazakistan'ın güçlü bir devletin temellerini atmadaki başarısı, bu hususta fazlasıyla takdire şayandır. Burada, Nazarbayev'in "güçlü devlet" tanımına yönelik olarak "Güçlü devlet, ayakta kalabilme politikasıyla uğraşmaz; aksine uzun vadeli kalkınma ve ekonomik büyümeyi planlama ile meşgul olur." ifadesi de özellikle Kazakistan-2050 Stratejisi'nin özünü ortaya koyması itibarıyla oldukça önemlidir.


Türk Yurdu Mayıs 2013
Türk Yurdu Mayıs 2013
Mayıs 2013 - Yıl 102 - Sayı 309

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele