Özel Dershaneler Kapatılırken...

Şubat 2013 - Yıl 102 - Sayı 306

                    Türkiye’de özel dershanelerin varlığı cumhuriyet öncesi döneme kadar uzanır. Cumhuriyet öncesi dönemde dershaneler, yetişkinlere kısa dönemli meslek öğretmek, dil eğitimi gibi daha çok örgün eğitim kapsamı dışına çıkmış, dezavantajlı kesime hitap eden bir eğitim kurumu niteliği taşımaktaydı. Daha sonra dışarıdan okul bitirenlere, bütünlemelere hazırlananlara ve iş sınavlarına hazırlananlara eğitim hizmeti vermeye başladılar. Merkezi sınavlarla birlikte ilköğretim seviyesine kadar indiler. 2010 istatistiklerine göre Türkiye’de 4.193 dershane, 1.174.860 öğrenci dershaneye devam etmekte ve 50.432 öğretmen bu dershanelerde görev yapmaktadır (MEB 2009-2010 istatistikleri). Bu rakamlar MEB’e bildirilen rakamlardır. Sayı bunlardan daha fazladır. Özel dersler ve merdiven altı dershanelerle sayı oldukça kabarıktır.

         

                    Dershaneler Türk eğitim sisteminin bir doğurgusu mudur, diye baktığımızda, dünyanın pek çok ülkesinde özellikle yükseköğretimden mezun olmanın bireylere sağladığı avantajların fazla olduğu ülkelerde, dershane ve özel ders merkezlerine rastlanmaktadır. Özellikle Güney Kore, Japonya, Hong Kong, Yunanistan gibi ülkelerde yaygındır. Kısacası bize özgü, özel bir durum değildir. Peki dershaneler Türkiye’de neden bu kadar fazla gelişmiştir? Öncelikle dershaneleri yaratan nedenleri irdelemek gerekir.

         

                    Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilkokul, ortaokul ve lise programı öğrenci seviyesinin üzerindedir. Öğrenciler yaş, gelişmişlik ve olgunluk açısından mevcut programı kaldırabilir nitelikte değildir. Grubun yaklaşık %30’u akademik açıdan 85 ve üzeri bir başarıya sahiptir. Bu grubun çok az kısmı bireysel başarı ile ön plâna çıkmaktadır. Beklenen başarıyı elde edemeyen öğrenciler ya özel ders almakta ya da dershaneye gitmektedir. Önkoşullu öğrenmelerin göz ardı edildiği programlar, üst öğrenmeleri de sekteye uğratmaktadır.

         

                    Öğretmenler, heterojen gruplardan dolayı programın altında ders işlemek zorunda kalmaktadır. Bilişsel, duyuşsal ve psikomotor beceriler açısından farklı özelliklere sahip öğrenciler aynı sınıfta ve kalabalık bir ortamda bulunmaktadır. Öğretmenler derslerini grubun orta seviyesine göre işlemek zorunda kalmaktadır. Seviyenin altında kalan öğrenci çözümü özel ders ya da dershanelerde ararken, başarılı öğrencide dershane seçeneğini kullanmaktadır.

         

                    Öğretmenler programın orta düzeyinde ders işlemekte, sınav sorularını programın en üst aşamasından sormaktadırlar. Sınıfta basit işlemlerin çözümüyle yapılan ders, sınavlarda ağırlaşarak öğrencinin önüne gelmektedir. Öğrenci başarısındaki düşme, aileleri korkutmakta, kaygıya düşürmektedir.

         

                    Ders araç ve gereçlerinin yetersizliği, öğrenci başarısını olumsuz yönde etkilemektedir. MEB’in ve diğer yayınevlerinin yayına hazırladıkları kitap ve yardımcı ders kitapları, konunun hikâye kısmına odaklaşmakta, özden uzaklaşmaktadır. Öğrenci bilgi kırıntılarını cımbızla aramak zorunda kalmaktadır. Saatlerce ders çalışarak başarısını artırmaya çalışan öğrenci, okul, ilçe, il ve ülke çapında yapılan sınavlarda ilginç konularla karşılaşmaktadır. Bu sınavlardaki başarısızlık aileler ve çocuklar açısından kırmızı alarm niteliğindedir. Bu sorun aileleri ve çocukları arayışa itmekte, özellikle içeriği sadeleştirilmiş, hap niteliğinde, kısa ve öz bilgi sunan dershane materyallerine ve dershanelere yönelmelerinde etkili olmaktadır.

         

                    Okul başarısı ile merkezi sınav başarısının farklı olması, dershanelere olan talebi artırmaktadır. 2.700 civarında okul birincisinin üniversitelere yerleşememiş olması, 50.000 civarında öğrencinin sıfır puan almış olması, okuldaki başarının merkezi sınavlarda da başarı anlamına gelmeyeceği, toplumda kanıksanmış bir durumdur. Öğrenci ve ailesi okul başarısı ne olursa olsun, mutlaka bir dershaneden destek alması gerektiğini düşünmektedir.

         

                    Not ortalamasının ortaöğretim sınavlarında ve üniversiteye giriş sürecinde belirleyici olması, dershanelere olan talebi artırmaktadır. Ölçme ve değerlendirme konusunda bilgisi olmayan ya da tuzak soru ile öğrenciyi sınav yapan her öğretmen, başarısızlıktan kurtulmak isteyen öğrencileri dershaneye ya da özel derse yönlendirmektedir. Öğrenciler akademik başarı ortalamalarını artırabilmek amacıyla takviye almaktadırlar.

         

                    Okulların eğitime ağırlık vermeleri ve öğretimden uzaklaşmaları da özel dershanelere ve özel derslere talebi artırmaktadır. Okulların genel, özel ve eğitim kademelerine göre amaçları vardır. Bu amaçlarına uygun olarak eğitim faaliyetleri yaparlar. Öğrencilere olumlu tutum ve davranış kazandırmaya çalışırlar. Bu aşamada öğrencilerin çoklu testlere dayalı akademik başarılarına odaklaşmazlar. Okulun boş bıraktığı bu alan özel dershaneler ve özel derslerle doldurulur. Son yıllarda okulların da dershaneler gibi yetiştirme kursu açmaya ve çoktan seçmeli testlerle öğrencileri sınavlara hazırlamaya başlamış olması ilginç bir gelişmedir.

         

                    Merkezi sınavların sıralamaya dayalı olması dershanelere ve özel derslere olan talebi artırmaktadır. Merkezi sınavların sınırlı kontenjanlara girebilecek başarılı öğrenciyi seçiyor olması, o başarıyı göstermek isteyen öğrencilerin çoğunluğu için tek seçeneği özel dershaneler ya da özel ders olarak algılamasına neden olmaktadır. Nitekim öyledir. Dershane uzmanları sınav sistemlerini iyi incelemekte, soru stillerini irdelemekte, benzer sorular hazırlamakta, sınav sorusuna yaklaşık düzeyde soru kalitesini yakalamaktadır. Bu sorularla sınavlara hazırlanan öğrenciler de kısmen başarılı olmaktadır.

         

                    Merkezi sınavları aşan öğrenci, kazandığı bölümde başarılı olmak istemektedir. Merkezi sınava hazırlanan öğrenci kazandığı bölümde başarılı olmak ve süresi içerisinde mezun olmak istemektedir. Eğer mühendislik okuyacaksa, mühendisliğin önkoşullu alanlarını saptamakta, dershane ya da özel ders ortamında açığını kapatarak sürece hazırlanmaktadır.

         

                    Dershaneler, okulların öğrencilere veremediklerini bol miktarda sunmaktadır. Öncelikle dershanelerin rehberlik servisleri, öğrencileri güdüleme teknikleri, etütleri ve birebir eğitimleri, öğrenme kampları gibi faaliyetlerle öğrencilere farklı yaşantılar sunmaktadır. Okulda rehber uzmanla görüşemeyen öğrenci, kendini nazlayan ve ona sahip çıkan ve ona özel program hazırlayanlarla ortak hareket etmek istemektedir.

         

                    Devlet memurluğuna girişte KPSS yapılıyor olması, dershanelere olan talepte patlama yaşanmasına neden olmaktadır. Sınırlı kontenjanlara girebilmek için üst sıralamalarda yer almak isteyen adaylar, lisans eğitiminden sonra dershaneleri birer kurtarıcı olarak algılamaktadır.

         

                    ALES, ÜDS ve KPDS dershaneye talebi artırdı. Örgün eğitimde dil öğrenemeyen birey, ilerleyen yıllarda dil öğrenmeye, bilgisayar öğrenmeye karar verdiğinde tek seçenek dershaneler oluyor. Lisansüstü eğitim yapmak isteyen her birey için dershaneler neredeyse kaçınılmaz hale geliyor.

         

                    Özel dershanelerin ve özel derslerin gerekçelerini daha da artırmak mümkündür. Burada özellikle cevap aranması gereken, özel dershanelerin bir sorun olup olmadığıdır. Ailelerin özel dershanelere çok fazla kaynak ayırması, okula alternatif gibi görünmesi, ekonomik anlamda eğitim masraflarını artırması, öğrencilerin yetişme çağında oyun ve dinlenmeye zaman ayırması gerektiği bir dönemde, boş zamanlarının üçte ikisinden fazlasını dershanede geçiriyor olması ve dershanelerin sadece akademik başarıya odaklaşmış olması bir sorundur.

         

                    Siyasal erki elinde bulunduranlar, merkezi sınavlar kaldırılırsa dershanelerde ortadan kalkar beklentisi içerisindedirler. Burada aşırı iyimser bir algı söz konusudur. Çünkü öğrenciler sadece sınav olduğu için dershaneyi tercih etmemekte, mevcut programı kaldıramayan her öğrenci için dershane ya da özel ders umut kapısı olmaktadır. Dershanelerin kapatılması halinde, mevcut dershanelerin büyük bir kısmı farklı adlar altında hayatlarını devam ettirmeye çalışacaklardır.

         

                    Ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarına giriş sistemi, ortaöğretim başarı puanına göre yapılırsa, akademik başarı puanını artırmak isteyen öğrenciler, dershaneye daha fazla yönelmeye başlayacaklardır.

         

                    Örgün eğitim sürecinde dil öğrenemeyen bireye, dershane dışında bir seçenek yaratmanız gerekir. Bireyin dil öğrenme, matematik öğrenme, bilgisayar öğrenme özgürlüğü kısıtlanabilir mi?

         

                    Dershanelerin kapatılma kararı verilirken, siyasal erki elinde bulunduranlar öncelikle dershaneleri yaratan faktörleri en ince detaylarına kadar irdelemek, düşünmek ve tartışmak zorundadırlar. Dershaneleri kapatmak sorunu çözmeyecektir. Dershaneleri yaratan faktörleri ortadan kaldırmak sorunun asgari düzeye inmesinde etkili olacaktır. Bu sebeple, mevcut program hafifletilmeli, merkezi sınavlar kaldırılmamalı, sınavların içeriği değiştirilmeli, yerleştirmedeki katkı oranları azaltılmalı, öğretmenlere ölçme ve değerlendirme konusunda geniş çaplı hizmetiçi eğitim verilmeli, örgün eğitimin dışına çıkan bireyler için “Kişisel ve Mesleki Gelişim Merkezleri” açılmalı, Halk Eğitim Merkezleri işlevsel hale getirilmeli, dershanelerin özel okul olması teşvik edilmelidir.

         


Türk Yurdu Şubat 2013
Türk Yurdu Şubat 2013
Şubat 2013 - Yıl 102 - Sayı 306

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele