Siyaset Dili Bilim Diline Sızarsa: “Türk-Tarihçiler”in “Türkiye-Tarihçiler” Olması Üzerine Bir Deneme

Temmuz 2015 - Yıl 104 - Sayı 335

         

        Türk-Tarihçiler isimli googlegrup tabanlı e-posta grubu, Türkiye ve dünyada Türk tarihinin muhtelif dönem ve konularını çalışan çeşitli kademelerdeki araştırmacıların haberleşme ve bilgi paylaşım kaynağı olarak bu alanda öncü bir sanal platformdur. Kuruluş tarihi olan 2006’dan günümüze geçen süreç içerisindeneredeyse on yıllık bir hafızaya sahip olan vebinlerle ifade edilen üye sayısıylabu grup,tarihçilerin bir manada nabzı hüviyetindedir. Grup, sempozyum duyurularından, yayın tanıtımlarına, çalışılmakta olan tezlerden tamamlanan çalışmalara, okunamayan Osmanlıca kelimelerden kaynak temini yardım isteklerine kadar pek çok konuda canlı bir ortam sunmaktadır. O kadarki zaman zaman yapılan tartışmalar özlenen seviyede çoğunlukla olmasa da bir eleştiri zemini oluşturacağa benzemektedir. Bu noktalardan Türk-Tarihçiler e-posta grubu, tarih araştırmacılarıarasında önemli bir fonksiyonu ifa etmektedir.

         

                    Bu grubun ismi 2015 Haziranının ilk günlerinde sessiz sedasız Türkiye-Tarihçiler şeklinde değiştirilmiştir. İşbu yazı bu değişikliğe dair bir sorgulama amacı taşımaktadır*. Türkiye’de siyasetin epeydir bir manevra alanı olarak işlediği Türk-Türkiyeli tefrikasının esasında bilimsel ve tarihî anlamda bir zorlamadan başka bir şey olmadığı hâlde bilimsel dile bulaşması şaşırtıcıdır. Bunun siyasi değerlendirmesi konumuz olmadığından, bu siyasi havanın ilim adamının lisanını işgali üzerinde durmak gerekir. Bu durum öncelikle politikanın bilimsel düşünceyi sömürmesi açısından problemli olduğu kadar, örneğimiz ve muhatap kitlenin tarihçi olması açısından düşünüldüğünde ise katmerli bir problemdir.

         

                    Türk-Tarihçiler, Türkiye-Tarihçiler olursa ne olur? Evvela usul açısından bir tartışma yapmak gerekir. Ortada bir rahatsızlık, ad koyma müzakeresi veya yeni bir sayfa açma ya da grubun başka kişilere devri/ihalesi durumlarından birisi yoksa ki, bu durumlarda dahi mail grubu üyelerinin heyet-i umumiyesincebu isteğin dile getirilmesi lazımdır, habersiz bir isim değiştirme moda tabirle “şık” bir davranış mıdır? Böyle bir grup kurmayı akletmek, üyelik taleplerini yönetmek ve duyuru akışını kontrol etmek grup kurucuları ve yöneticilerini büyük bir külfete sokmaktadır şüphesiz. Ayrıca kurucu ve yöneticilerinin grubu sanal mukataaları gibi telakki etmedikleri, bu işe “fedakârlık” noktainazarından baktıklarına şüphe yoktur. Ancak keyfi isim değişikliği ve hele pek çok üyenin hakkında görüş sahibi olduğu iki kavram arası makas değişikliği bu noktaya hasar vermiştir. Şu endişenin de artık yolu açıktır; acaba gelecekte başka bir değişikliğe maruz kalabilir miyiz, yani grup adı iktiza ettiğinde,“Öz/Hakiki-Türk-Tarihçiler” ya da “Anatolian-Historians” olarak değişir mi? 

         

        Belki de çocukluğumda topu olanın oyunu kurmasını, maçın gidişatı hakkında topumu alır giderim tehdidiyle keyfi tasarrufta bulunmasını hazmedemediğimden çok alınganlık gösteriyorum bu meseleye, ancak sessiz sedasız ad değişikliği ve dahi bu duruma itiraz maillerinin filtrede takılması biraz böyle bir kapıya çıkıyor. Bu yazdıklarım, farzımuhal, grubun adı “Türkiye-Tarihçiler”den“Türk-Tarihçiler”e böyle bir yöntemle değiştirilseydi de aynı olacaktı. Bir de grup adı değişmiş değişmesine de maillerin altında çıkan, grubun anasayfasına yönlendiren, üyelik iptali için seçenek sunan, üyelik talebine yönelten linklerde ise sabık isim aynen duruyor. Bu görüntü bile kurulalı yıllar olmuş, pek çok üyesi olan bir platforma yakışmıyor.

         

                    Elbette bir grubun kurulduğu aşamada kurucuların düşünce yapıları, beklentileri, belirsizlikler gibi ilkliğe dair bütün olumlu ve olumsuz faktörler zamanla dönüşebilir, tadile muhtaç hâle gelebilir, tıpkı bütün kurumlarda olduğu gibi. Fakat bu meseleler daha çok teknik sebeplerleoluşur. Örneğimizde olduğu gibi ada dair bir değişim ihtiyacı gerekçeli açıklamaya muhtaç bir tasarruftur. Zira ad vermek umumiyetle bir kez yapılır ve ad değiştirmek temel bir takım dönüşme ya da kırılmalar sonucu olur.

         

        “Türk-Tarihçiler” ismi kuruluş devrinde hangi amaçla konulmuştur acaba? Bu isimlendirmenin bendeki çağrışımları “Türk olan tarihçiler” ya da “Türk tarihi çalışan” tarihçiler anlamlarındadır. Her ne kadar tamlama ilk anlamı çağrıştırsa da gruba adını verenler de gruba üye olanlar da ikinci anlama mutabık olarak hareket etmektedirler diye düşünmekteyim. Şu hâlde illa isimde bir düzeltme yapılması gerekirse mevcut isme bir –i harfi ekleyerek Türk-Tarihçileri deyip manadaki kasıt Türkçe söyleyişe de uygun hâle getirilerek ifade edilmiş olurdu. Bu isimlendirme dönem, konu, kişi, olay ve Türk tarihi içindeki muhtelif topluluklar araştırılsa da ana süreç/çerçeve Türk tarihi olduğundan bütün farklıkları ihata edecek bir başlıktır. Ya da işi daha milletlerarası boyutta ele alıp ve objektif tarih arayışının bir uzantısı olarak tarihten başka hiçbirşey zikretmeyelim ve portföyümüz zenginleşsin dendiğinde bu kez “TarihHaber”, “TarihçiBilgi” vs. gibi isimler üretilebilirdi. Bunlar ve bunlara benzer isim tasarruflarının hepsi bir düşüncenin ürünüdür. Ancak Türk-Tarihçilerden Türkiye-Tarihçilere geçiş,bir düşünceden ziyade bir kaygının ürünü gibi durmaktadır.

         

        Yine çağrışımlar üzerinden hareket edelim. Yeni hâliyle Türkiye-Tarihçiler, enternasyonal tarihçiler sınıfının Türkiye ayağını mı temsil etmektedir ya da Türkiye tarihi çalışan tarihçilerin buluşma ortamı mıdır? Her iki anlama karşılık gelecek bir içerik en azından benim üye olduğum dönem içinde dikkat çekmemiştir. Enternasyonal tarihçiler sınıfının Türkiye ayağı anlamı kastedilmişse, buna uygun içerik gelecekte dolaşıma girerse isabet buyrulmuş denebilir. Fakat yeni isimlendirmeden sonra gelen bir aylık maillerde şimdilik bir değişiklik görünmüyor. İkinci anlam kastedildiyse bu kez grubun içeriği Türk-Tarihçiler formatından biraz farklı bir formata sokulmalıdır. Ancak böyle olsa bile –i harfi ekleyerek Türkiye-Tarihçileri demek lazımdır. Bu sefer de Türk-Tarihçilerde yapılan tamlama hatası yine yapılmıştır. Ama belli ki Türk’ü Türkiye yapalım önceliği bütündeki kopukluğa dikkat çekmemiş. Nasıl bir kaygı ile hareket edilmekte merak verici gerçekten.

         

        Son olarak başka bir ihtimalden de bahsedilebilir. O daTürk-Tarihçiler ismi verilirken “Türk olan tarihçiler”, Türkiye-Tarihçiler diye değiştirirken de “Türkiyeli Tarihçiler” anlamı kastedilmiş olabilir. Fakat böyle enteresan bir açılımsöz konusuysa, o zaman, tarih araştırmacılarının elektronik haberleşme grubunun adında böyle iddialara gerek var mıdır tartışmasını da ihtiva edecek şekilde,Türk (millet temelli) ve Türkiyeli (memleket temelli) olma üzerinden aidiyet tanımlamaları yapma ve sebebi nedendir bilinmez değişiklik yapma keyfiyeti ileneden oradan buraya gelindiği hakkındaciddi bir açıklama gerekmektedir.

         


        


        

        * Burada bir açıklama zorunluluğu devreye girmiştir. Yazı tamamlanıp dergi editörüne gönderileceği sırada konu hakkında televizyon ve sosyal medya üzerinden yaşanan tartışmalar maalesef şahsileşmeye gitmiştir. Yazıda da dile getirileceği üzere bu ad değişikliği meselesi Türklük yarıştırma ya da heybedekileri dökmeye bahane etme üzerinden tartışılırsa hiçbir fayda hasıl etmeyecektir. Konunun gündeme gelişi/getirilişi ile ilgili şu bilgiyi paylaşmayı vicdani sorumluluk addediyorum: Grubun adının değiştiğini 4 Haziran 2015 günü yayımlanan bir vefat haberiyle fark ettim, hayırdır inşallah deyip öncesine gittiğimde 1 Haziran 2015 eski adla mesaj geldiği, sonrasında bu değişikliğin yapıldığı izleyebildim. Askerliğimi yapmak üzere Silahlı Kuvvetlerde bulunduğumdan, kalemli kuvvetlerle irtibatım tahmin edileceği üzere seyreldi ve geçen süre içerisinde grup üzerinden konuyla ilgili bir açıklama ya da üyelerden sorgulama bekledim durdum. Fark edilmemiş miydi, kanıksanmış mıydı ya da bunlar mevzu mu kardeşim deyip geçilmiş miydi diye ihtimaller üzerinde gidip geldim. 26 Haziran 2015 Cuma günü, üniversiteden arkadaşlarla yaptığımız iftarın sofrasında bu duruma ne diyorsunuz diye aramızda bulunan Uğur Demir ağabeye sorduğumda, Uğur ağabey ve masadaki diğer tarihçi arkadaşların meseleden haberdar olmadıkları ortaya çıktı. Sonrasında masadaki tarihçi arkadaşların etrafa sormak için yaptıkları telefonlaşmalardan anlaşıldığı üzere hadise fark edilmemiş. O akşamki haberleşmeler, zannederim sosyal medyadaki paylaşımlar ve galiba daha ziyade de ertesi gün televizyondaki tarih programındaki dile getirme olayı işte bir ay gecikmeyle gündeme getirdi.


Türk Yurdu Temmuz 2015
Türk Yurdu Temmuz 2015
Temmuz 2015 - Yıl 104 - Sayı 335

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele