NAZİR AHMETLİ’NİN ZENGEZUR ARAŞTIRMALARI HAKKINDA BİR KAÇ SÖZ

Nisan 2022 - Yıl 111 - Sayı 416

Son Yazıları

19. yüzyıl, kendine kadarki dönemlerin yeni bakış açısı altında evrildiği dönemdir. Dünya halkları ceditçilik ile tanışmış, millîlik anlayışı ortaya çıkmış, devlet kavramının sınırı daha belirgin bir şekilde çizilmiştir. Bundan dolayı 19. yy. günümüzün miladı olarak da kabul edilebilir. Azerbaycan için de bu yüzyıl ciddi olayların yaşandığı dönemdir. Rusya işgali altında asimile politikasına maruz kalan halkın uyanması, gözünü açması için tüm gücü ile savaşan aydınlarımız, 1918 yılında Cumhuriyet kurmayı başardı. Avrupa’da “Alman birliği” ideolojisinin etkisiyle ortaya çıkan “Panslavizm” gibi bir ideoloji, Türklerin de Turan ideolojisine sarılmasına sebep oldu. Bu düşünce, düşmanlar için ciddi bir tehlike arz etmekteydi. Nitekim Turan, bütün Türkleri aynı çatı altında birleştirmekten bahsediyordu. Harita üzerinde Türklerin karayolu ile bütün olduğunu bilen Rusya, bu duruma kesin ve açık bir çözüm arıyordu. Kafkaslar, Ruslar için stratejik bir noktaydı ve bu noktayı kaybetmek istemiyordu. Rusya, Kafkaslar’da kalıcı olmak için bu bölgede kendine daimi müttefik edinmesi gerektiğinin de bilincindeydi.  Kafkasya’da Gürcülerin iyi kötü her zaman çarlıkları olmuştur. Bu yüzden kendilerini toparlayınca Rus esaretinden kurtulmaya çalışacaklardı. Türkler, tarih boyunca çok büyük devletler kurmuş bir millettir. Bu durumda, onlar da Ruslara boyun eğmeyecektir. Osmanlı’da, Gacar Devleti’nde, Kafkasya’da Ermeniler yaşasa da bin seneden fazla süredir onların devleti, yönetimi yoktu. Ruslar, Ermenilere devlet kurma vaadi verince Ermenilerin onlara “köle” olacağını düşündüklerinden, iki asır süresince Ermenilere Kafkasya’da yer edinmek için uğraşıp durdular. Burada Ruslar için en büyük pürüz, Ermenilerin toplu şekilde yaşamamasıydı. Coğrafi bölge olarak dağınık şekilde, Kafkasya’nın çeşitli yerlerinden Ermenileri bir araya toplamak lazımdı. Bu sebeple Rusya, Kafkasya’yı işgal ettikten sonra Osmanlı’dan ve Gacarlar Devleti’nden (günümüzde İran) 120 bin Ermeni’yi Kafkasya’ya getirdi; onlara yüksek imtiyazlar verdi ve devlet kuracaklarını vaat etti (Şamil, 2009: 221-233). 1828-29 yıllarında İran’dan getirilen Ermenilerin çoğunu Zengezur’a yerleştiren Rusya, daha 18-19. yy.da Osmanlı’nın diğer Türk halkları ile irtibatının kesilmesini planlamıştır. Ruslar bu isteklerini takriben bir asır sonra Zengezur üzerinden gerçekleştirebildiler. Zengezur, Kafkasya’da küçücük bir bölgedir. Rusya, Kafkasya’yı işgal ettiği zaman burası Karabağ Hanlığı’nın bir parçasıydı. Azerbaycan Cumhuriyeti, 1920 senesinde Bolşevikler tarafından işgal edildiği zaman da Zengezur, Azerbaycan’a bağlıydı. Maalesef Rus’un tarihî bin bir oyunu ile Zengezur, Ermenilere peşkeş çekildi.

1921 yılında Türkiye Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyetleri arasında imzalanan antlaşmaya göre Azerbaycan’ı onun bir parçası Nahçivan’dan ayıran koridor, 13 kilometreden oluşmaktaydı. 1929 yılında, uluslararası antlaşma açıkça yok sayılarak Nahçivan’ın 9 köyü Ermenistan’a verildi. Bu, Nahçivan’la Azerbaycan arasındaki Ermenistan çizgisinin büyümesine yol açtı. Daha sonra bu çizginin Azerbaycan tarafında olan Nüvedi vb. köyler de alınarak Ermenistan’a verildi. Böylece Azerbaycan’ı Nahçivan’dan ayıran koridorun eni 42 kilometreye ulaşmış oldu.

Sovyet döneminde, bu konu hakkında konuşmak, yazmak yasaklandı. Sovyetlerin çöküşü ile dünya medyasında Dağlık Karabağ konusu konuşulmaya başladı. Haritada küçücük bir nokta kadar görünen bu bölgenin dikkatleri çekmesinin sebebi, uluslararası hukukun bozulmasıydı.  Otuz seneden fazla bir sürede yapılan görüşmelerin, konuşmaların BM’nin kabul ettiği kararların uygulanmasında hiç bir etkisi olmadı. 2020 yılında Azerbaycan ordusunun 44 günlük savaş ile işgalci Ermenistan ordularını yerle yeksan etmesi, Ermenistan’ın koruyucusu Rusya’yı da içinden çıkamayacağı hâle getirdi.

İkinci Karabağ Savaşı sonrası kazanılmış zaferin ardından Karabağ Hanlığı’nın toprağı olan Zengezur konusu politikacıların gündemindedir. Örneğin İlham Aliyev, işgalden kurtarılan Kelbecer şehrine Azerbaycan bayrağını yükselttikten sonraki konuşmasında bu konuyu ele alarak hem Karabağ’ın hem de Zengezur’un bizim tarihî topraklarımız olduğunu fakat Ermenistan’ın işgali altında bulunduğunu vurgulamıştır.[i]

Bundan dolayı Tarihî Şuşa Antlaşması’nda (15 Haziran 2021) Zengezur Koridoru konusuna geniş yer verilmiştir. Antlaşma’da Zengezur Koridoru’nun açılması ile Azerbaycan ve Türkiye’nin ilişkilerinin daha kolaylaşacağı ve sıkılaşacağının altı çizilmiştir.[ii] Türkiye’den, MHP lideri Devlet Bahçeli de Zengezur konusuna değinmeden geçmemiş; Zengezur’un Azerbaycan’ın tarihî toprakları olduğunu özellikle belirtmiştir.[iii] Bu da Zengezur konusunun Turan ideolojisi ve Türkiye-Azerbaycan ilişkileri için ne kadar çok önem arz ettiğini ortaya koymaktadır.

Zengezur konusu ve Türk dünyasını birleştirecek kara ve tren yolunun açılması, uluslararası arenada tartışmaya açıldığı bir zamanda Nazir Ahmetli’nin “Zengezur mahalının kameral tesviri 1832-1833-cü iller” ve “Zengezur gazasının kameral tesviri 1874-cü il” adlı kitapları yayımlandı. Bu kitaplar, Rusya’nın Kafkasları işgalinden sonra yerli halktan vergi toplamak için hazırladığı belgelerden oluşmaktadır. Osmanlı’da bu belgeler kısaca “müfessel defterleri” yahut “icmal vergi defterleri” olarak adlandırılmıştır.

Nazir Ahmetli’nin yayımladığı belgelerden, Rus vergi memurlarının 1831-1886 arasında, her on yılda bir nüfus ve emlakı kayıt altına aldığı açıkça görülmektedir. Bu listede insanların malının, mülkünün yanı sıra yaşı, cinsi, dinî inancı ve soyu da gösterilmekteydi. Kameral tasvirde Zengezur bölgesinde 14.609 Müslüman, 8.183 Hristiyan yaşadığı gösterilmiştir (Ahmetli, 2021: 30). Hristiyan Ermenilerin çoğunun günümüz İran’ından, Molakan olarak adlandırılan Rusların çoğunun ise Rusya’dan getirildiği gösterilmiştir.   

Zengezur, Çarlık Rusya çökene dek Yelzavetpol (Gence) kazasına dâhildi. Bölgede etnik zeminde herhangi ciddi bir sıkıntı yaşanmamış; etnik çatışmalar, Çarlık Rusya çöktükten sonra başlamıştır. Rusya ve Fransa tarafından çeşitli vaatler verilen ve silahlandırılan Ermeni milliyetçileri, Zengezur’da 126 Müslüman köyünü dağıtmış ve nüfusunu soykırıma maruz bırakmıştır. Sovyet döneminde, bu konuyu anlatmak ve yazmak da yasaklanmıştır.

Nazir Ahmetli’nin “Zengezur mahalının kameral tesviri 1832-1833-cü iller” adlı kitabında Karabağ Eyaleti’nin 1832-1833 yıllarında Baş Müşavir Suşko tarafından düzenlenen kameral tesvirinin Zengezur mahalına ait kısmı hakkında bilgiler içermektedir. Kitap “Elm ve tehsil” yayınevinden yayımlanmıştır. Giriş kısmında Nazir Ahmetli, “Zengezur mahalı haqqında” genel bilgi, Zengezur’un tarihî coğrafyası ve siyasi bölümleri, Zengezur mahalının nüfusu, ekonomisi, vergi sistemi hakkında geniş bilgi vermiştir (Ahmetli, 2021: 14-60). Yazar, Zengezur’un tarihi ve coğrafi yerleşimi, nüfusunun millî kökeni hakkında geniş bilgi vermenin yanı sıra, nüfusun millî kökenini ve sosyal durumunu da göstermiştir. Örneğin, Zengezur mahalının genel nüfusu şöyle idi: 1. Devlet köylülerine göre: Müslümanlar 6.068 erkek; 5.461 kadın (tahminî); Ermeniler 3.911 erkek; 3.424 kadın; 2. Mülkedar [Zengin (A. G.)] köylülerine göre: Müslümanlar 1.621 erkek; 1.459 kadın (tahminî); Ermeniler 463 erkek; 385 kadın.” (Ahmetli, 2021: 31).

1868’de Yelizavetpol kazasının kurulması ile alakalı Şuşa kazasının bir kısmında Zengezur kazası kuruldu ve Meğri mahalı Ordubad kazasından alınarak Zengezur kazasıyla birleştirildi. Ordubad kazası da lağvedilerek Nahçıvan kazasıyla birleştirildi. Nazir Ahmetli’nin ikinci kitabında, tarihî haksızlık yapılarak parça parça elimizden alınan Zengezur’un kaza kısmına ait bilgiler yer almaktadır. Kitapta yazar, öncelikle Zengezur kazasının yönetim bölümlenmesi, nüfus yapısı, meşhurları, yerel yönetimi, tarımı, ekonomisi, vergi ve mükellefiyetleri hakkında geniş bilgi vermiştir. [iv]

Nazir Ahmetli, özellikle bölgenin ayrı, kazanın ayrı belgelerini araştırarak dikkatleri Rusya-İran savaşları sonrası, 1805 yılının Mayıs ayında Kürekçay Antlaşması’nın imzalanmasıyla Hanlık’ın Rusya’nın himayesine geçmesinden sonra Rusya’nın zorbalık yaparak antlaşmaları bozmasına yöneltmeyi başarmıştır. Şöyle ki, Rusya İmparatorluğu zamanla güçlendikçe, Kürekçay Antlaşması’nın şartlarını bozarak 1822 yılında Karabağ Hanlığı’nı lağvetti ve Karabağ Eyaleti’ni kurdu (Uslar, 1855: 9). 1828 yılındaki Türkmençay Antlaşması ile Karabağ Hanlığı’nın İran’a bağlı olan kısmı da Rusya İmparatorluğu’na geçer ve Karabağ Eyaleti’ne katılır (Uslar, 1855: 9). Bunun yanı sıra, Zengezur da ayrıca vilayet olur. Daha sonra 1840 yılı reformuyla Zengezur vilayeti Zengezur ve Meğri olarak ikiye bölünür.[v] Kafkasya ve Zakafkasya diyarının yönetiminin değiştirilmesi hakkında 1867 yılı fermanına göre Tiflis, Bakı ve İrevan kazalarının bazı bölgeleriyle Yelizavetpol kazası teşkil edilir.[vi] Yelizavetpol, Gazah, Şuşa ve Nuha kazalarının yanı sıra Meğri bölgesinin, Zengezur’un geri kalan kısmıyla birleştirilmesi sonucu Zengezur kazası kurulur. Bununla da Zengezur’a ait siyasi arazi değişiklikleri kesinleşir.

Kitapta tarihî olarak meşhur şair, kahraman politikacıların millî kimliği hakkında atılan iftiralara da son verilmiş oldu. Zengezur, meşhur bilim adamları, siyasiler, şairler, kahramanlar vatanıdır. Pek çok Sovyet “araştırmacı”sı, maksatlı bir şekilde Rus, Ermeni kaynaklarına istinaden Nebi’nin aslen Kürt olduğunu iddia etmekten çekinmemişlerdir.[vii] Ünlü şairimiz Mehmet Araz’ın da Kürt asıllı[viii] olduğu dedikoduları hep dolaşırdı toplum içinde. Bu, Rusya’nın kasıtlı olarak yaptığı bir eylemdir. Rus yetkilileri halka mal olmuş, halkın sevdiği, itibar ettiği kişilerin millî kimliğiyle ilgili kafa karıştırıcı fikirleri ortaya atarak itibar zedelemeye çalışmıştır. Ruslar, bu eylemi sadece sanatçı, şair için değil, politikacılar için de yapmaktan çekinmemiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları Ebülfez Elçibey ve Haydar Aliyev’in kökeni ve millî kimliği hakkında atılmış iftiralara da bu kitapta cevap verilmiştir. 1992 yılında Ebülfez Elçibey Cumhurbaşkanlığına aday olduğu zaman rakiplerinden Prof. Dr. Nizami Süleymanov mitinglerde, basın demeçlerinde Ebülfez Elçibey’in Yezidi Kürt, hatta bazen Ermeni kökenli olduğunu söylemiştir.[ix] Ebülfez Elçibey, iftira ve dedikoduları önemsemedi; ama Haydar Aliyev affetmedi. 1998 yılında Cumhurbaşkanlığına aday olan Geyret Partisinin başkanı Eşref Mehdiyev, rakibi Haydar Aliyev’in Kürt asıllı olduğunu söyleyince H. Aliyev onu mahkemeye verdi. Mahkemede Eşref Mehdiyev söylediklerini ispat edemeyince Aliyev’den ve seçmenlerden özür diledi. Zengezurlu meşhurların millî kökeni hakkında böylesine kolayca iftira atılmasının sebebi, bölgeye ait belgelerin ortada olmamasıydı. Nazir Ahmetli bu sorunu çözdü, belgeleri yayımlamakla 70-80 yıldır süregelen iftiralara son vermeyi başardı.

Kitabı dikkatlice incelediğimiz zaman Ebulfez Elçibey’in, 1938 yılında Ordubad ilinin Keleki köyünde doğduğunu fakat babası Kadirkulu’nun 1928 yılında Ermeni milletçilerin yaptığı soykırımdan kurtulmak için Pircivan (günümüzde Gafan ili) köyünden kaçıp geldiğini görüyoruz. Kitapta Elçibey’in soyağacı düzenlenmiştir. Onun ulu babasının Pircivan’da yaşadığı, milliyetinin Türk, dininin İslam olduğu gösterilmiştir. Arşivlerde Elçibey’in atalarının Osmanlı’dan geldikleri yönündeki belgeler de dikkat çekicidir (Ahmetli, 2021a: 524).

1923 yılında Nahçivan şehrinde doğan Haydar Aliyev’in soy kökünün talihi de Ebülfez Elçibey’inki gibidir. Haydar Aliyev’in babası da Ermeni milliyetçilerinin soykırımından kurtulmak için Zengezur’un Çomertli köyünden Nahçivan’a gelmiş. Arşivde, Haydar Aliyev’in Türk kökenli Kengerli aşiretinden olduğu gösterilmektedir. Rusya, bu saptırmaları yaparken aslında amacı, istismar ettiği halkların manevi değerlerini yok etmek ve açtığı boşluğu Sovyet ideolojisi ile doldurmaktı. Bir diğer amacı ise, halkı buhrana sürükleyip kargaşadan faydalanmaktı. Nitekim Rusya İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, 1916 yılının başlarında Zengezur’un genel nüfusunun çoğunluğu Türk’tü. Azerbaycan Türkleri 119480 (%53,30), Ermeniler ise 99331 (%44,30) kişiden ibaretti (Şükürov, 2004: 655-659). Bu da Rusya’ya bir taşla iki kuş vurma imkânı sağladı. Rusya, Azerbaycan’ın Revan Hanlığı’nda Ermenistan kurulması ile hem Turan ideolojisinin önünü kesmeyi hem de kendine sadık, daimi müttefik edinmeyi başardı. Ermenistan’ın kurulmasıyla Türkiye’nin diğer Türklere kara yoluyla çıkışı kesilmiş oldu. Bu da Turan ideolojisine vurulmuş en ağır darbeydi. Sovyetler kurulduğunda yapılan soykırım ve zulümlerin konuşulması yasaklandı, tarih kitapları özel denetim altında yazılmaya ve halkımızın en yakın tarihi unutulmaya başlandı. Revan Hanlığı, Ermenistan ile yer değiştirdi. Nüfusunun çoğunu Türklerin teşkil ettiği topraklar, Ermenice adlandırıldı. Topraklarının Ermenice adlandırılması, Türkleri rahatsız etmedi, fakat Türklerin Zengezur’da nüfusça üstün olması, Ermeni ve Rusları çok tedirgin etmekteydi. Bundan dolayı Azerbaycan’ın tarihî topraklarından Zengezur, Ermenilerin Azerbaycan Türklerine karşı temizleme ve soykırım politikasının mühim merkezlerinden birine dönüştü.

Bolşevikler Azerbaycanı işgal ettikten sonra Ermenistan Cumhuriyeti bağımsızlığını korumaya çalıştı ve Sovyetlere bağlanmak istemedi. Bolşevikler, Ermenistan’ı kendi taraflarına çekmek için Karabağ, Zengezur ve Nahçivan’ı Ermenistan’a vermeye Azerbaycan’ı mecbur ettiler. Zaten Rusya Bolşeviklerinin kuklası olan, onların söylediklerini harfiyen uygulamaya mahkûm olan Azerbaycan Bolşevikleri, bu istek karşısında çok zor durumda kaldılar. Maalesef Karabağ, Nahçivan ve Zengezur’un Ruslar tarafından parça parça Ermenilere verilmesine seyirci kaldılar. Fakat halk, kendi toprağına sahip çıkmak istiyordu. Hükûmet, Moskova’nın emrini mecburen uygulasa da halk bunu kabul etmedi. Uzun süren tepkilerden sonra Zengezur ikiye bölündü. Bolşevikler, Zengezur’un %59,6’sını Ermenistan’a verdi. Zengezur’un batı kısmını Ermenistan’la birleştirdiler ve o bölgede Sisyan, Meğri, Gafan ve Gorus illeri kuruldu. Zengezur kazasının Laçın, Gubadlı ve Zengilan illerinden oluşan daha küçük doğu kısmı ise Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlı kaldı.[x] Bu, Rusya’nın uzun süreli işgal planının gerçekleşmesiydi. Zengezur’un büyük kısmının Ermenistan’a verilmesi, Azerbaycan’ın Nahçivan ile ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile irtibatının kesilmesi anlamına gelmekteydi.

Sovyetler, tüm imkânlarıyla bu olayları unutturmaya çalışsa da arşiv belgelerinde yeterince bilgi bulunmaktaydı. Bundan dolayı arşivlere ulaşmak bir hayli zordu. Bağımsızlık kazanıldıktan sonra da arşiv belgeleri, uzun süre araştırılmadan kaldı. Nazir Ahmetli, arşiv belgelerini araştırarak devletimiz, milletimiz için pek çok önemli bilgiyi, belgeleriyle ispatlamaya önayak oldu. Arşiv belgelerine dayanarak yayımladığı “Haqq nahaqq seçiler haqq divanında” (2017) adlı ilk kitapta, doğum yılı hakkında yanlış bilgiler verilen âşıkların doğum yıllarını belgeleriyle ortaya koydu. Açıkçası toplumun büyük kısmı, özellikle Âşık Elesger’in yakınları, bu yeniliği pek memnun karşılamadı ve Nazir Ahmetli uzunca bir süre sosyal medyada, özel hayatında, iş hayatında linç edildi. Nazir Ahmetli, bu yoldan yılmadı ve ikinci kitabını yayımladı. Kitabın çapını biraz daha genişleterek “Azerbaycan âşıkları ve el şairleri” (2019) adı ile yayımlayarak âşıklar, onların hayatı ve yaratıcılığı hakkında daha geniş araştırma yapmış oldu. Bu adımı ile de âşıkların hayatının araştırılmasında yeni bir tarz ortaya koymuş oldu. Artık âşık hakkındaki bilgi ihtimaller ile değil, belgeler ile verilmeye başlandı. Bu, Nazir Ahmetli’nin bilime getirdiği en büyük yeniliklerdendir.

Nazir Ahmetli, araştırma çapını âşık yaratıcılığı ile sınırlı tutmadı ve günümüzde Ermenistan’a ait olarak gösterilse de tarihen Azerbaycan’a ait topraklarda dedelerimizin izini araştırmaya başladı. Bu kutsal adımla her dönem bir parçası komşusunda kalan Azerbaycan’ın tarihî toprakları ve nüfusu hakkında çok önemli bilgiler vermekte.

Sonuç olarak, Nazir Ahmetli’nin kitabında bu hususların özellikle yer alması, topraklarımıza yapılan tecavüzü, bilhassa Zengezur’un parça parça bölünmesini gözler önüne sermektedir. Kitaptaki arşiv belgeleri asırlardır Ruslar ve Ermeniler tarafından topraklarımıza yapılan tecavüzlerin ortaya çıkarılmasında çok büyük önem arz etmektedir.

Kaynakça

Ahmetli, Nazir. (2017). Haqq nahaqq seçiler haqq divanında. Bakı: Nurlar.

Ahmetli, Nazir.(2019). Azerbaycan aşıkları ve el şairleri. Bakı: Elm ve tehsil.

Ahmetli, Nazir. (2021). Zengezur mahalının kameral tesviri 1832-1833-cü iller. Bakı: Elm ve tehsil.

Ahmetli, Nazir. (2021a). Zengezur Qezasının Kameral Tesviri. 1874-cü il. Bakı: Elm ve tehsil.

Aliyev, Zaur. http://teref.az/arasdirma/10041-hecer-dogrudanmi-nebiden-sonra-ermeniye-ere-gedib-tarxch-faktlar-achqlad.html

Şamil, Ali. (2009). “Ermeni aydınları sırasından Türk aleyhine kadroların hazırlanması”. Hoşgorüden yol ayrımına Ermeniler. Erciyes: Erciyes Ünversitesi Yay., s. 221-233.

Şükürov, Kerim. (2004). Azerbaycan ehalisi: öyrenilmesi tarixi ve qaynaqları (qedim zamanlardan müasir dövredek). Bakı:Elm.

        Uslar, Kapitan. (1855).Voenno-statistiçeskoe obozrenie Rossiyskoy imperii. T.16. çast 6. Erivanskaya guberni


         

[i] İlham Eliyev ve birinci xanım Mehriban Eliyeva Kelbecer ve Laçın rayonlarında olublar. https://president.az/az/articles/view/52742

[ii] Azerbaycan Respublikası ile Türkiye Respublikası arasında müttefiqlik münasibetleri haqqında Şuşa Beyannamesi. https://president.az/az/articles/view/52122

[iv] Zengezur gazasının kameral tesviri. 1874-cü il, Elm ve Tehsil Yay.

[v] Полное собрание законов Российской империи. Собр. второе. т. XV. Отд. первое. 1840. СПб., 1841, с. 237. http://nlr.ru/e-res/law_r/content.html

[vi] Полное собрание законов Российской империи. Собр. второе. т. XV. Отд. первое. 1840. СПб., 1841, с. 237. http://nlr.ru/e-res/law_r/content.html

[viii] Memmed Arazlı günlerin kitabesi: “Ömürden yarpaqlar” http://anl.az/down/meqale/tezadlar/2014/yanvar/348563.htm

[x] Azerbaycan Respublikasının Dövlet Arxivi (ARDA), F. 28, s. 1, s.v.155. C: 1.


Türk Yurdu Nisan 2022
Türk Yurdu Nisan 2022
Nisan 2022 - Yıl 111 - Sayı 416

Basılı: 35 TL

E-Dergi: 15 TL

Sayının Makaleleri İncele