Belgeselde Uzunluk-Kısalık, Zaman Kullanımı Ve Konu İşleme

Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330

        Belgeseller bilindiği üzere hep ikinci sıradadırlar. Hatta belgeseller film değilmiş gibi “Filmler ve belgeseller” dendiği bile olur. Belgeselciler dahil herkes bu durumu kanıksamış durumdadır. Belgeseller görünüşe göre hiç bir zaman öne geçmeyecekler ve filmlerden ayrı kalmaya devam edeceklerdir.

         

        Film uzunluk ölçüsü olarak 29:59’a kadar kısa metraj film, 30:00-59:59’a kadar orta metraj film, 60:00 ve üstü için ise uzun metraj film tanımları kullanılır. Bunlar çok genel ölçüler olmakla birlikte kabul gördükleri de söylenebilir. Bu durum belgeseller için de böyledir. Bazen aynı belgeselin birden çok versiyonu olabilmektedir. Kurmacalarda daha nadir rastlanan bu durum, belgesellerde daha sık görülmektedir.

         

        Kimi festivaller sadece 10 dakika ve altıveya 20 dakika ve altı gibi şartlar koyabilmektedir. Bazen de belirli bir uzunluğun üstü seçeneğine rastlanabilir. Kurmacalar, film olarak kabul edildiği için “kısa film” ve “uzun metraj” olarak adlandırılırlar ve genel bir kabul edilmişlikleri vardır.

         

        Belgesellerin bilinen belgesel formatı ya da formatları dışında bir de “festival belgeseli” gibi yeni, yapay türleri ortaya çıkmaktadır. Bu da yine festival organizatörlerinin “sanat değeri olan” şeklinde başlayan cümleleri ile şekillenmeye başlamıştır. Bu hususun belgeselin temel bazı özellikleriyle çeliştiği görülmektedir.

         

        Belgesellerin uzunluğu ve kısalığı ise festivallerin, yapımcıların, yönetmenlerin ve dahi ilgili ilgisiz herkesin birincil derdi durumundadır. Adeta seyrederken lütufta bulunduklarından, bunun temel dert olduğuna odaklandıkları söylenebilir. Hâlbuki olması gereken, konunun ve seyrin buna karar vermiş olmasıdır ama bu özgürlük hemen hemen hiç kimsede yoktur.

         

        Bazı festivallerde belgesel bölümü olmaması, festivallerin bazılarında ise gerekli sayıda belgesel sayısına ulaşılamazsa ilgili bölümün gerçekleşmeyeceği gibi açıklamaların yer alması hayli düşündürücüdür. Yani “üvey evlat” muamelesi her ortamda hiç azalmadan sürmektedir.

         

        Festival komitelerinin bu kararları yanında, bizzat yapımcı ve yönetmen tarafından özellikle kısa tutulan ya da özellikle uzatılan belgesellere de rastlanır. Bu durum, konun genişliği veya sınırlarıyla ilgili olabileceği gibi imkânlara da bağlı olabilmektedir.

         

        Bu yıl İpek Üniversitesi İstanbul Sinema Akademisi bünyesinde (www.sinemaakademisi.org) ilk belgesel kursu açıldı. Bu çok önemli bir gelişme ve ülkemizde bir ilk. Hatta dünya genelinde de bu anlamda bir ilk olduğu söylenebilir.

         

        Bu tür teoriden çok uygulama ağırlıklı çalışmaların çoğalması son derece yerinde olacaktır. Bu ve benzeri çalışmalar, belgeselleri cazibe merkezi yapma konusunda büyük katkılar sağlayacaktır. Belgesellerin, aslında kurmaca film yapmak isteyen ama yapamayan kişilerin ilgili alanı gibi görünmesinin de önüne geçilmiş olacaktır böylece.

         

        Sıkça duyulan “TRT belgeseli gibi” veya “BBC belgeseli gibi” tanımlar, şu veya bu şekilde bir marka tanımlaması olmakla birlikte yaklaşım da ifade edebilmektedir. “BBC belgeselleri” denilirken kalite vurgusu yapılmakta, “TRT belgeseli” derken durağanlık veya popüler konularda olmayan” gibi bir algı da beraberinde gelmektedir. TRT’nin kendi yaptırdığı veya dış yapımlar üst başlığı altında yaptırdığı belgeseller hiç de küçümsenmeyecek bir değere sahiptirler ve olması gerektiği gibi popüler olmayanın peşindedirler. Bu tarz yaklaşımların diğer ülkelerin resmi yayın organlarında da rastlanmaktadır. Son derece yerinde bir yaklaşımdır. Görsel tarih konusunda eksiği olan bir toplum olmamızdan dolayı bu çaba önemli bir açığı kapatma yönünde ciddi bir adımdır.

         

        Belgesellerde zamanın anlatımı, konuya ve konuya yaklaşıma da bağlı olarak çok çeşitli olabilmektedir. Bir şekilde bir sinema dili kullanılıyor olsa da kurmacaların zaman anlatımından farklı bir yol izlenir belgesellerde. Mesela bir tarih verilecekse, tarih doğrudan yazılabilir. Kurmacada ise bir tarih yazılsa bile dönemsel dekor veya renk seçimi gibi belirgin zorluklar ve külfetler vardır.

         

        Belgesellerde zamanın anlatımı kavramına bir de süre boyutuyla bakıldığında kısa olmasının tercih edildiği görülür. Çok büyük prodüksiyonlar dışında genel teamül de bu şekildedir. Zamanın kısa tutulmasının sebepleri arasında son yıllarda iyice belirginleşen tek konuya odaklı belgesellerin popülerleşmesi de yer almaktadır.

         

        Birden fazla konuyu anlatan belgesellerin sayısı azalıyor. Bunun belgesel adına olumlu bir gelişme olduğunu söylemek mümkün. Belgeselin ana amacının, gerçeği, yorum farkıyla da olsa sadece gerçeği anlatmak gibi bir çıkış noktasının olduğu düşünüldüğünde, belgeselciliğin doğru yolda olduğunu söylemek mümkün.

         

        Seri belgesellerde ise bu durum her bölümümün ayrı bir konuya odaklanıp işlemesiyle çözülmüş görünüyor. Kurmaca film, gerçeği anlatmak gibi temel bir işlevi olmadığı için belgesellerden ciddi bir şekilde ayrılmaktadır. Belgesel, bir şekilde gerçeğin peşinde olmak durumundadır.

        Gelecek Bölüm: Belgesel Değerlendirmeleri I


Türk Yurdu Şubat 2015
Türk Yurdu Şubat 2015
Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele