“Biz Şuuru” Güçtür

Haziran 2018 - Yıl 107 - Sayı 370

        Türkiye, son yıllarda “biz şuuru”na gittikçe daha fazla ihtiyaç duyuyor. 20. yüzyılın başlarında, çözülme ve çökme tehlikesi içindeki Osmanlı toplumunu bir arada tutacak bir güç aranıyordu. Bu konuda üç fikir akımı ortaya çıktı. Çağın en büyük gücü olan millet olma bilincini aradılar. “Osmanlı milleti” veya “İslam milleti” tanımlaması, toplumu bir arada tutmaya yetmedi. Türk olma bilinci, asıl güç merkezi olarak kabul gördü. Çağın hakikati de burada düğümlenmişti. Dünyada millet gerçekliğine dayalı yeni siyasal örgütlenmeler öne çıkmıştı. “Ulus Devlet” olarak dilimize yerleşen bu yapılar, aynı zamanda yeni değerler ve sistemler kattı dünyamıza. Modernleşme olarak adlandırılan bu süreçte, dünyada çok önemli değişimler yaşandı. Biz de bu modernleşme sürecini yakalamaya çalıştık ve hâlâ çalışıyoruz. Demokrasi, bu sürecin bir ürünü ve biz de bu ürünü kullanmak istiyoruz. Fakat demokrasi tecrübemiz aksaklıklar ile ilerliyor. Demokrasiyi destekleyecek kültürel alt yapıyı kurmadan yürütmek çok zor. Sıklıkla “biz şuuru”nu zedeleyecek kamplaşmalara sebep olması bile ciddi bir problem. Hâlbuki biz bir milletiz ve “biz şuuru”muz yüksek olduğu oranda güçlü oluruz. Güçlü olduğumuz oranda önce milletimize mensup soydaşlarımıza, sonra çevremizdeki mazlum halklara desteğimiz olur. Küreselleşen dünyada buna o kadar çok ihtiyaç var ki…

        Haziran ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi, demokrasi tarihimizin önemli bir noktası. Türkiye, tıpkı Osmanlı’nın son dönemindeki gibi milliyetçi olmaktan başka çıkar yol bulunmadığını görmeye başladı. Gerçeklerden uzak, hayalperest politikalar Türkiye’ye ve Türklere çok şey kaybettiriyor. Türkiye artık Türklük hakikati üzerine politikalar geliştirmeli, bunu bütün siyasi gruplar temele almalı. Bütün toplumsal grupların mutabakatıyla devletin uzun süreçli temel politikaları buna göre şekillenmeli. Artık Türkiye, yeni kızıl elmasını hedefe koyarak dünya Türklüğünün birliğinden ortaya çıkacak güce odaklanmalıdır. Geçen ay Cumhurbaşkanımızın Özbekistan ziyareti, bu gerçeği hepimize tekrar hatırlattı. Yüz yıldır Türkçü aydınların derdi ve davası bir kor gibi yayılmaya devam ediyor. Bu kor, biraz daha güçlendirilmeli. “Biz şuuru”nun gücünü o zaman bütün dünya hissedecektir. Çin esaretinde zulüm gören Uygur Türkleri, Irak ve Suriye’de garip kalan Türkler, Rusların oyunlarından harap olan Kırım Türkleri bu gücü yanlarında görmek istiyorlar. Bu, onların en tabii hakkı. Türkçülük, dünya üzerindeki Türklerin haklarını savunmayı gerektirir. Bunun için “biz şuuru”na sahip bir toplum ve güçlü bir devlete ihtiyacımız var. Bütün çalışmalarımızın odak noktası burası olmalı.


Türk Yurdu Haziran 2018
Türk Yurdu Haziran 2018
Haziran 2018 - Yıl 107 - Sayı 370

Basılı: 14 TL

E-Dergi: 10 TL

Sayının Makaleleri İncele