Dünya Türk Barışına Muhtaç

Mayıs 2018 - Yıl 107 - Sayı 369

        Orta Doğu, en uzun barış dönemini Türk yönetiminde yaşamıştır. Orta Doğu’nun kadim halkları, dışarıdan gelen saldırılardan sürekli muzdarip olmuşlar; Türkler bölgeye geldikten sonra ise dünya dengeleri değişmiş ve çaresiz insanların hamiliğini üstlenmişlerdir. İlk dönem Abbasi Hanedanı’na destekleri, Haçlı Seferleri’ne direnmeleri ve son dönemde Osmanlı egemenliğinde bölge ülkelerini yönetmeleri en somut örneklerdir. Osmanlı’nın son döneminde, bu bölgede Medine Müdafaası, Irak topraklarında Kut’ül Amare Zaferi gibi başarılar, Türklerin gururu olmuştur. Yeniçağ’da Avrupa devletleri, güçlenip sömürgecilikte yarışır hâle geldiklerinde bölgeye saldırmış ve huzuru bozmuşlardır. Orta Doğu, o günlerden beri sıkıntılıdır. Özellikle İsrail’in kurulmasıyla bu sıkıntılar artmıştır. Kadim medeniyetler ve dinler için kutsal kabul edilen Kudüs’ün üzerinde çeşitli oyunlar denenmektedir. Kudüs, dünya için sembol bir şehirdir ve bizim tarihî tecrübemiz içinde de önemli bir yere sahiptir. Dergimizin bu sayısında, Kudüs üzerine özel bir dosya hazırladık. Dosya editörümüz, yayın kurulu üyemiz Prof. Dr. Serdar Sağlam ve Prof. Dr. Ahmet Hikmet Eroğlu, bu çalışmayı yakın zamanda Kudüs’te yapılan bir bilgi şöleni vesilesiyle teklif ettiler. Kendilerine ve çok kıymetli yazılarla katkıda bulunan hocalarımıza teşekkür ediyoruz. İlgiyle okuyacağınıza eminiz. 

        Bu ay, Türkler için önemli dönüm noktası olan bir tarihi kapsıyor. 29 Mayıs 1453 tarihinde, Osmanlı Sultanı II. Mehmet Han, İstanbul’u fethetti. İstanbul’un fethi, dünya tarihi ve Türk tarihi bakımından çok önemli bir sembol oldu. Türkler, 1071 yılında Malazgirt Zaferi ile vatanlaştırmaya başladıkları bu topraklarda artık kalıcı olduklarını gösterdiler. Doğu Roma İmparatorluğu’nu tarih sahnesinden sildiler. İnsanlar üzerinde zulüm ve baskı unsuru olan krallıkların ve dinî (ruhban) sınıfların büyüsünü bozdular. Egemen oldukları halkları dokunulmaz kutsallıklar ile kandıran bu tiranlara Türkler dokunabiliyorsa kendi halkları da itiraz edebilecek güveni kazandılar. Böylece modernleşme, teokratik diktatörlüklerden kurtulma mücadelesi hâline geldi. Bugünkü mücadelelerin köklerini buralarda aramak lazım. Türklerin dünya sahnesinde üstlendikleri roller, geleceğimizi de belirlemektedir. Bize düşen, bu şuuru yüksek tutmak ve gevşememektir. Türk milliyetçileri, bunu ahlaki ve toplumsal bir görev olarak kabul eder; milletimizi birlik içinde diri tutabilmenin yollarını ararlar. Ülkemiz bir sistem değişikliği ile erken seçime gidiyor. Milletimizin birlik ve beraberliğinin zedelenmeden güçlendirilmesi temennisiyle bütün siyasilere aklıselim diliyoruz. 

        Gelecek sayılarımızda buluşmak üzere sağlıcakla kalın…


Türk Yurdu Mayıs 2018
Türk Yurdu Mayıs 2018
Mayıs 2018 - Yıl 107 - Sayı 369

Basılı: 14 TL

E-Dergi: 10 TL

Sayının Makaleleri İncele