Hocalı Soykırımı Beşeriyete Karşı Yönelmiş En Ağır Suçlardan Biri

Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330

        Azerbaycan halkı geçen yüzyılda birçok kez Rus ve Ermeni işbirlikçilerinin yaptıkları soykırımlara maruz kalmıştır. Güney Kafkasya, özellikle de Azerbaycan’da Türkleri fiziksel olarak imha etmeyi amaçlamış Ermeniler, daima rusların desteği ile Azerbaycan Türklerine karşı çok büyük katliamlar yapmışlardır. Bu katliamlarda ne ihtiyarlar ne çocuklar ne de kadınlar ayırt edilmiştir. Azerbaycan halkı tarihi topraklarından kovulmuş, mülteci ve zorunlu göçmen durumuna düşmüştür. Azerbaycanlıların kendi tarihi-etnik topraklarından kovulması Sovyet döneminde de devam etmiştir. 1948-1953 yıllarında Ermenistan’dan 150 bin Azerbaycanlı sınırdışı edilmiş, Azerbaycan’ın Kür-Araz ovasına yerleştirilmiştir. 1988 yılında ise kendi tarihi topraklarında yaşayan 250 bin Azerbaycanlı bu araziden kovulmuş, böylece Ermenistan monoetnik bir devlete dönüşmüştür. 1988 yılından itibaren Dağlık Karabağ çevresinde başlayan olaylar, Ermeni ideologlarının “denizden denize Ermenistan” gibi hayali bir fikri katliamlarla gerçekleştirmek girişimi köylerin, şehirlerin yıkılması, on binlerce masum insanın ölümü, yüz binlerce Azerbaycanlı Türk’ün kendi tarihi topraklarından göç etmek zorunda kalması ile sonuçlanmıştır.

         

        Bu korkunç katliamlardan biri de 1992 yılının soğuk bir şubat gecesinde Azerbaycan’ın Hocalı kentinde gerçekleşmiştir. Burada öyle korkunç bir trajedi yaşanmıştır ki, bu kanlı olay tarihe - Hocalı Soykırımı olarak geçmiştir. Ermeni-Rus birliklerinin vahşeti bu olaydan sonra yaşananları gözlemlemiş yabancı gazetecileri bile dehşete düşürmüştür. Bu trajedi sadece Azerbaycan halkına değil, tüm insanlığa, beşeriyete karşı yönelmiş en ağır suçlardan biridir. Hocalı soykırımı yüzyılın Hatın, Hiroşima, Nagazaki gibi dehşetli faciaları ile aynı öneme sahiptir. Ermenilerin Hocalı’ya karşı uyguladıkları soykırımın birkaç nedeni vardır. Bunlardan birincisi Azerbaycan’ın diğer bölgelerindeki nüfusun gözünü korkutmak, diğer nedenler ise Hocalı’da stratejik öneme sahip bir havalimanının varlığı ve bu bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri olmasıdır.

         

        7.000 nüfusu olan Hocalı, Hankendi’nin 10 km güneydoğusunda, Karabağ dağının sisilesinde ve Ağdam-Şuşa, Esgeran-Hankendi yollarının üzerinde yerleşmiştir. 1992 yılının soğuk Şubat ayının 25’ni 26’ya bağlayan gece, Ermeniler Sovyet döneminden Hankendi’nde kalmış Rusya’nın 366. alayının katılımıyla aniden Hocalı kentine saldırıya geçerek burada yaşayan Azerbaycan Türklerini acımasızca katlettiler. Belirtelim ki, şubatın ikinci yarısından itibaren Hocalı, Ermeni silahlı birliklerinin ablukasına alınmış ve her gün toplardan, ağır makinelilerden açılan ateşlerle, Ermeni birliklerinin hamlelerine maruz kalmıştır. 25 Şubat’tan 26 Şubat’a geçen gece, şehir aniden işgal edilmeye başlandığından insanların çoğu canlarını kurtarmak için karlı havada yalın ayak veya ceketsiz kaçmaya çalışmıştır. Şehirden kaçan Hocalı halkı yanlarında hiçbir değerli eşya da götürememiştir. Hocalı soykırımı sırasında 613 kişi ödürüldü, 1.000 kişi aldığı çeşitli kurşun yaraları nedeniyle sakat kaldı. 106 kişi kadın, 63 çocuk, 70 ihtiyar öldürüldü. 8 aile tamamen yok edildi, 25 çocuk her iki ebeveynini, 130 çocuk ebeveynlerinden birini kaybetti. Facia yaşanan gece 1.275 kişi esir alınmıştı, onların 150’sinin kaderi günümüzde bile belli değildir. Rusyanın “Memorial” hukuki savunma merkezinin bilgisine göre, dört gün boyunca Ağdam’a, Hocalı’da katledilmiş 200 Azerbaycan Türk`ünün cesedi getirilmiş, onlarca cesetin işkenceye maruz kaldığı tespit edilmiştir. Ağdam’da 181 ceset (130 erkek, 51 kadın ve 13 çocuk) otopsiden geçirilmiş, otopsi sırasında tespit edilmiştir ki, 151 kişinin ölümüne kurşun yaraları, 20 kişinin ölümüne şarapnel yaraları neden olmuş, 10 kişi ise sert cisimlerle vurularak öldürülmüştür.

         

        Karabağ olaylarının katılımcısı, Ermenilerin en çok sevdiği ideologlarından biri yazar - şair Zori Balayan “Ruhumuzun Dirilişi” adlı kitabında 1992 yılının 26 Şubat’ında Hocalı’da yaptıkları soykırım hakkında yazıyor: “Biz Hocalı’da ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemiştiler. Türk çocuğu çok ses çıkarmasın diye, arkadaşım çocuğun annesinin kesilmiş memesini onun ağzına soktu. Daha sonra 13 yaşındaki Türk’ün başından, göğsünden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu 7 dakika sonra kan kaybından öldü. Ruhum sevinçten kibirlendi. Arkadaşım daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türk’le aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi 3 Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni olarak kendi görevimi yerine getirdim. Biliyordum ki, her bir Ermeni eylemlerimizle gurur duyacaktır. “

         

        Hocalı göçmenlerinin BM, Avrupa Birliği ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na başvurusunda: “10 yılı aşkın bir süredir, biz, mülteci durumuna düşmüş Hocalılar, kalp ağrısı ve aynı zamanda büyük umutla tüm dünyanın barışçı halklarına, uluslararası kurumlara müracaat ediyoruz. Sizden rica ediyoruz, Ermeni askeri saldırısı sonucunda bizim başımıza gelen belaya seyirci kalmayasınız. Biz inanıyoruz ki, dünyanın BM, AB ve AGİT gibi yeterince etkili uluslararası kuruluşları, barışçı ülkeleri Ermenistan gibi bir devletin böyle saldırganlığına ve özbaşçılığına karşı önlem alacaklardır. “

         

        Dünyada kabul edilmiş uluslararası sözleşmeler, evrensel ilkeler Hocalı faciası gibi katliamları kınıyor, kabul edilemez olduğunu bildiriyorlar. Azerbaycan halkı 1948 yılı 9 Aralık “Soykırım cinayetinin ikaz edilmesi ve cezalandırılması” maddesinden hareketle, Ermenistan Cumhuriyeti’ne karşı BM Uluslararası Mahkemesinde dava için tüm hukuki esaslara sahiptir. Dünya bilmelidir ki, bu suç, sadece Azerbaycan halkına karşı değil, hem de tüm uygar dünyaya, insanlığa karşı yöneltilmiştir. Bugün Ermenistan’da önemli devlet makamlarını tutanlar, Seyran Ohanyan, Serj Sarkisyan ayrıca Robert Koçaryan ve diğerleri, yaşanan soykırımın suçluları olarak uluslararası yargı önünde cevap vermelidir.

         

        Hocalı’da yaşanan dehşeti Paris’teki “Krua l’Eveneman”, “Valer Aktuel” dergileri, “Le Mond” gazetesi, Londra’daki “Sandi Times”, “Financial Times”, “Times” gazeteleri, Moskova’daki “İzvestiya” gazetesi dünyaya iletmiştir. Azerbaycan’ın dış politikasının temel yönlerinden biri, Hocalı gerçeklerinin dünyaya duyurulması, uluslararası camiada yayılması, hem de bu soykırıma objektif değer verilmesi oluşturuyor. İslam İşbirliği Teşkilatı da dahil olmak üzere birçok ülke (Meksika, Pakistan, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Peru, Honduras, ABD’nin birkaç eyaleti) Hocalı faciasını sıykırım olarak tanımışlardır.

         

        Azerbyacan’a daima destek veren kardeş Türkiye’nin bu konuda her zamanki gibi kararlı tutumu, bizlere verdiği destek çok önemlidir. Bizler bu desteğin daha da artmasını ve TBMM’de Hocalı faciasının soykırım eylemi olarak tanınmasını istiyoruz. Her zaman Ermeni-Rus işbirlikçileri karşılarında güçlü Azerbaycan-Türkiye müttefikliğini gördüler. Bu kez de böyle olmalıdır ve bu ortaklık aracılığıyla Hocalı’da öldürülen masum insanların intikamı alınmalıdır.

         

        * “Müasır İnkişaf” İctimai Birliyi  Yönetim Kurulu Başkanı


Türk Yurdu Şubat 2015
Türk Yurdu Şubat 2015
Şubat 2015 - Yıl 104 - Sayı 330

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele