Kitap

Ekim 2006 - Yıl 95 - Sayı 230

AYRILIKÇI HAREKETLER - Avni ÖZGÜREL

         

Özgürel’den Bölücülüğün Tarihçesi

                Altın Kitaplar Yayınevi’nin ‘Kurtuluş Savaşı Kütüphanesi’ dizisinin altıncı kitabı Ayrılıkçı Hareketler. Kısa süre önce Radikal Gazetesi’nde yayımlanan ‘Tuzağın Eşiğinde Türkiye’ başlıklı yazılarında ‘kürt sorunu’ üzerine yaptığı değerlendirmeler ve ‘akıl almaz’ çözüm önerileri ile şaşkınlığa ve tepkilere yol açan Avni Özgürel, ‘Galip Erdem’in anısına’ ithaf ettiği kitabında “Kürtçülük ve Alevîcilik” meselelerinin târihî süreç içerisinde gelişimini irdeliyor.

                Özgürel’e göre globalleşmenin iki veçhesi var: İlki, ticaret, hukuk vs. alanında benzeştirme ve daha çok Amerikanlaştırma, yani ‘aynılaştırma’; ikincisi kültürel çeşitlilik, siyasal özgürlük olarak idealize edilen ‘ayrıştırma’, mikro milliyetçiliklerin körüklenmesi. “Bütün bu gelişmeler, istesek de istemesek de ayrılıkçı hareketleri gündemimize taşıyor.”

                Üç bölüme ayrılan kitapta, önce Alevîlik-Alevîcilik, sonra Kürtler-Kürtçülük ve son olarak ‘Millî Mücadele sürecinde Kürtler’ konusu inceleniyor. Hayli kabarık olan ekler bölümünde ise gayet önemli belge ve yazılar var; Ziya Gökalp’in Kürt Raporları, Ankara Antlaşması’nın tam metni, Almanya’nın etnisite siyaseti, Millî Mücâdele’de ayaklanmalar…

                Federasyon taleplerinin yüksek sesle dillendirilmeye başladığı şu günlerde, olan-biteni anlamlandırabilmek için ayrılıkçı hareketlerin tarihi derinliğine inmek şart. Bu bakımdan kitabın doğru bir amaca hizmet ettiği ortada.

Bu arada kitapta oldukça kötü bir dil kullanıldığını, epeyce imlâ hatası bulunduğunu ve bazı gereksiz tekrarlara yer verildiğini de belirtmek lâzım.

 

İTİRAZLAR - Özcan YENİÇERİ

         

Yabancılaşmaya Karşı Bir Aydın Çığlığı

                Toplum olarak, hergün izlediğimiz abuk sabuk konularıyla zihnimizi iğfal ve zamanımızı heba eden magazin programlarıyla sınırsız kazanma hırsımızın tüketim köleliğimize tabi oluşuyla, fanatik tavırlarımız ve nezaketten yoksun kişilerarası ilişkilerimizle, kadınlarımızın kozmetik ve erkeklerimizin spor endüstrisinin kurbanı oluşuyla, herşeyi sunileştirmemiz ve davranışlarımızı yapmacıklaştırmamızla, kısacası bizi biz yapan bütün değerlere sırt çevirip yenilikler ararken ortada bir yerlerde kalakalışımızla, aslında bizler de yabancılaşmanın batağına çoktan saplanmış durumdayız. Yabancılaşmanın ve arada kalmış olmanın tabii sonucu yozlaşmadır ve bu anlamıyla hepimizin şu veya bu oranda yozlaştığı aşikardır.

                Aileden ahlâka, cemaatten cemiyete tüm değerlerde büyük bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu gidişin daha iyiye olduğunu düşünmek için aşırı iyimser olmak gerekir. Özcan Yeniçeri, bu eserinde aydın sorumluluğu ve birikimi ile sosyal arızanın nerede olduğunu tesbit ediyor. Ardından da özgür bir kafa ve sert bir üslup ile çözüm önerilerini sunuyor.

Bizlere Tanrı’ya itaat ettiği için Monarklar’a karşı itaatsiz olanların yolunu tavsiye eden Yeniçeri, insan olmanın ve insan kalmanın bile gittikçe güçleştiği günümüzde, idealist kalabilmiş bir aydının sorumluluğu içinde kalabalıklara sesleniyor. Bu sesleniş, kafası dolu ama yüreği yanık bir aydının seslenişidir. Bu yönüyle tiz bir çığlıktır, bir ikaz sirenidir.

                 Bilgeoğuz yayınları tarafından okuyucunun ilgisine sunulan kitabın birinci bölümde yabancılaşma ile ilgili görüşler, ikinci bölümde ‘yabancılaştırıcı süreçleri’, üçüncü ve son bölümde ise yabancılaşmanın çeşitli boyutları ele alınıyor.

         

YENİDEN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ - Ümit ÖZDAĞ

         

Yeniden; Ama Nasıl Bir Türk Milliyetçiliği?

                “Yaşanan tecrübenin ışığında, Türk milliyetçileri artık bir gerçeği kendilerine itiraf etmek zorundadırlar: Türk milliyetçiliği, siyasal, ideolojik, düşünsel, ahlâkî ve kültürel bir bunalımdan geçmektedir. Bugün itibariyle Türk milliyetçiliği, yaşamın birçok alanına ve 21. yüzyılın birçok gerçeğine cevap veremez, çözüm üretemez durumdadır. Oysa hırpalanan, örselenen, saldırılan, dönüştürülerek sona erdirilmek istenen aziz Cumhuriyetimizi yenileyerek, güçlendirerek geleceğe taşıyacak tek ideoloji, Cumhuriyet’i kuran ideoloji olan Türk milliyetçiliği’dir.”

                Bilgeoğuz yayınları tarafından haziran ayında 2. baskısı yapılan eserde, küresel güç savaşlarının odak noktasında, iç kriz merkezli zor bir süreçten geçen Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik tehditlere dikkat çekiliyor. Özellikle, son yıllarda yaşanan kimlik krizi ve ülkenin giderek etnik merkezli bir federasyona götürülmek istenmesi üzerinde duruluyor. Yaşanan buhran, çürümüş siyasi ve bürokratik elitin Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisi olan Türk milliyetçiliğinden uzaklaşmasına bağlanıyor. Ve çıkış yolu için yeniden Türk milliyetçiliği reçete olarak sunuluyor.

 

                Özdağ’a göre, buhran içinde olan cumhuriyet değil sadece; özellikle 1980’lerden sonra fikrî bir durgunluk sürecine giren Türk milliyetçiliği’nin ideolojik bir yenilenmeye ihtiyacı var, zira şu anda 21. yüzyılın temel sorunlarına teorik izahı ve cevabı yok. Bu kaygılarla, Türk milliyetçiliğine ilişkin tespitlerini ve çözüm önerilerini sıralıyor Özdağ; Türk milliyetçisi aydınlara sorumluluğunu hatırlatıyor, onları tartışmaya teşvik ve hatta tahrik ediyor.

         

GELECEK 1000 YILDA DA BURADAYIZ - Ümit ÖZDAĞ

 

Gün Gelir, Bozkurtlar Dirilir Elbet…

                “Sanki evimizden dışarıyı seyrederken, karşı apartmanın üst penceresinden bir çocuk düşüyor ve biz birşey yapamamanın çaresizliği içerisinde sadece izliyoruz. Cumhuriyet’in temel ilkeleri bir bir tahrip ediliyor. İstiklâl Harbi ve Türkiye Cumhuriyeti’nden oluşan ve Türk İnkılabı denilen, Türk milliyetçiliğinin eseri olan süreçten etnik merkezli bir intikam alınıyor. Ülke göz göre göre ayaklarımızın altından kayıyor…”

Haksız değil Özdağ; nice zamandır ‘bozkurtların ölümü’nü seyrediyoruz sanki… Türk milletinin bağımsız ve güçlü yaşama ülküsünün savaşçıları manevi bir ölümü yaşıyorlar… Heyecanlarını, ruhlarını, mücadele istek ve azimlerini yitirmiş gibiler… Üstelik saray basacak ve Vey ırmağı kıyısında son ve büyük bir direnişi verecek yiğit Türk soyluları da ortada görünmüyor! Türk milletinin en duyarlı politik tavrına sahip olan, en mücadeleci parçası olan Türk milliyetçileri neredeler?

Ama bakmayın ortalarda görünmediklerine, seslerinin duyulmadığına… Bozkurtlar’ın ölümünü hep dirilişi izlemiştir, yine izleyecektir. Türklüğün en sıkıştığı noktada, değişik isimlerle mutlaka tarih sahnesine dönmüşlerdir Kürşad’ın ihtilalcileri. 3. bin yılın başında da Anadolu coğrafyası tarihî bir zorunluluk olarak Bozkurtların dirilişine şahit olacaktır. Olacaktır, çünkü en az 1000 yıldır bu topraklarda yaşayan tek millettir Türkler. Tarih denedi, ama Türkler’i bu coğrafyaya gömemedi. Türkiye Cumhuriyeti millî devletini tasfiye etmeyi hedefleyenler, Türkiye’yi zorladıkları nihaî hesaplaşmada, Türklüğün son ve vazgeçilmez çaresi olan Bozkurtlar’ı  karşılarında görecekler... Ve Türkler gelecek 1000 yılda da burada olacaklar!

 


Türk Yurdu Ekim 2006
Türk Yurdu Ekim 2006
Ekim 2006 - Yıl 95 - Sayı 230

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele