H. R. ÇONGUR’UN PROFESÖR REMZİ OĞUZ ARIK KİTABI ve BİR DÜZELTME

Ekim 2006 - Yıl 95 - Sayı 230

 

                H. Rıdvan. Çongur, Türk milliyetçiliğine gönül vermiş, bütün ömrünü bu yoldaki çalışmalara adamış değerli bir aydınımızdır. Onun ilgi çeken bir yanı da Türk milliyetçiliğinin doruk kişilerinden Remzi Oğuz Arık’a olan sevgisi ve bağlılığıdır. Genç yaşta yitirmek bahtsızlığını yaşadığımız bu bilim, düşünce ve gönül adamını unutturmamak için yıllardır çaba harcar: Onun için her vesileyi fırsat bilip anma toplantıları düzenler, başkalarının düzenlediği bu tür toplantılara katılıp konuşmalar yapar,  makaleler yazar, kitapçıklar ve kitaplar yayınlar.

                Remzi Oğuz hakkında yayınladığı son eser ise, Onun hayatını anlattığı, oğlu Prof. Dr. M. Oluş Arık’ın anılarını ve başka yazarların hakkında yazılmış önemli yazılarını aktardığı Profesör Remzi Oğuz Arık  (Ankara: Kültür Bakanlığı, 2001) adlı 400 sayfalık kitaptır. Remzi Oğuz’a ilişkin çok değerli bilgileri, Onun bilimsel, düşünsel ve siyasî hayatını çok güzel yansıtan bu eseri aradan beş yıllık bir süre geçtikten sonra ele almamızın sebebi, elbette onu eleştirmek değildir. Kitap takdire değer bir çalışmanın verimidir. Sanırım tanıtıma da ihtiyacı yoktur.

                Bu yazımızda Remzi Oğuz Bey’in oğlu Prof. Dr. Oluş Arık’ın kitapta aktarılan sözlerinde rastladığımız tarihî bir yanlışlığı düzeltmek istiyoruz. Bir bellek yanılgısına dayandığını sandığımız bu yanlışlığı düzelterek, ileride aynı konuda çalışacakların onu tekrarlaması ihtimalini önlemeyi düşündük. Olayın geçtiği yıllarda henüz çok genç bir öğrenci olan Oluş Arık’ın, olanları yanlış algılaması veya hatırlaması çok tabiîdir. O bakımdan, söz konusu yanlışlıktan dolayı onu eleştirmeye de gerek yoktur; yanlışlığı düzeltici bilgileri sunmak yeterlidir.

                Prof. Dr. M. Oluş Arık, anılarının kitabın 113. sayfasına yansıyan bölümünde şöyle diyor:“… hatırlıyorum bir takım ateşli gençleri, kimi olgun, kimi daha toy, bir yığın kaynaşan kuşakların, öğrenci veya değil, kalabalık kitlelerin oluşturduğu bir ‘Milliyetçilik Kurultayı’na başkanlık etmişti. Bunun sonunda “Milliyetçiler Derneği” diye bir dernek kurulmuştu. İşte o zaman, o birlik meydana geldiğinde Türkiye’deki bir çok milliyetçiler yahut kendisini milliyetçi kabul edenler, böyle bir birlik meydana getirmeye karar verince onun, bu olayın ilk bildirisi olarak yayınlanan metnine ısrarla sokturduğu bir cümle vardır: ‘Irkçılıktan, Turancılıktan vebadan kaçar gibi kaçarız’ diyor...”              

Bu alıntıda söylenenler baştan sona düzeltilmeğe muhtaçtır. Onları şöyle özetleyebiliriz:

                1. Rahmetli Remzi Oğuz Arık,  “kalabalık kitlelerin oluşturduğu bir Milliyetçilik Kurultayı’na” değil, o toplantıdan sonra kurulduğunu söylediği derneğin düzenlediği “Türk milliyetçilerinin kongresine doğru istişarî toplantı”ya başkanlık etmiştir.

                2. Anılmak istenilen dernek ‘Milliyetçiler Derneği’ değil, 1948’den beri faaliyet gösteren beş milliyetçi derneğin oluşturduğu Türkiye Milliyetçiler Federasyonu’nun genel kurul kararı ile 1 Nisan 195l’de Ankara’da kurulan Türk Milliyetçiler Derneği’dir.[1]  

                3. Söz konusu toplantı Türk Milliyetçiler Derneği Genel Merkezi’nin, o zamanki Genel Başkanı Karamağaralı Halûk beğin imzasını taşıyan bir mektubu ile dâvet edilen 32 kişiden bir bölümünün katılımı ile, 28 Ekim 1951’de yapılmıştır. Toplantıya dâvet edilenler, Prof. Necati Akder, Aziz Alpaut, Prof. Remzi Oğuz Arık,  Nihal Atsız, Bekir Berk, Sait Bilgiç, Dr. Hasan Ferit Cansever,  Ali Çankaya, Prof. Dr. Nusret Şakir Dirisu, Selâhattin Ertürk, Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Fethi Gemuhluoğlu, Prof. Dr. Şevket Raşit Hatiboğlu, Mustafa Hacıömeroğlu, Mehmet Kaplan, Dr. Fahri Kurtuluş, Cahit Okurer,  Prof. Hüseyin Namık Orkun, Lütfi Önsoy, Nejdet Sançar, M. Zeki Sofuoğlu, Dr. İzettin Şadan, Hikmet Tanyu,  Dr. Fethi Tevetoğlu, Dr. Faruk Kadri Timurtaş, Prof. Dr. Zeki Velidî Togan, Dr. Tahsin Tola, Doç. Dr. Nurettin Topçu, Prof. Dr. Osman Turan,  Prof. Dr. Mümtaz Turhan, İsmet Tümtürk,  Hakkı Yılanlıoğlu ve Ali Yörük idiler. Bunların çoğu Derneğin Ankara Şubesi salonundaki toplantıya katıldı. Katılamayanlardan H. Nihal Atsız, Hikmet Tanyu ve Nurettin Topçu görüş ve düşüncelerini birer bildiri ile ilettiler. Başkanlığına Remzi Oğuz Arık’ın, başkan vekilliğine Sait Bilgiç’in seçildiği toplantı gece geç saatlere kadar sürdü. Ertesi güne taşırılması mümkün olmayan görüşmeler herhangi bir karara varılmadan ve sonuç bildirisi metninin, görüşmelerde ileri sürülen hususlar göz önüne alınarak Prof. Arık’ca hazırlanması ricası ile sona erdi.

                Durum, TMD Genel Merkezince 30 Ekim 1951 günü yapılan bir basın toplantısı ile kamuoyuna açıklandı. O basın toplantısında konuşan Prof. Arık, Türk Milliyetçiler Derneği’nin davetini kabul eden ‘ufak bir grup Türk aydını’nın “türlü türlü adlarla adlandırılan milliyetçilik hareketinin geçmişini ve bugününü” incelediğini belirtip çalışmalarının ertesi yaz toplanacak olan Milliyetçilik Kongresine hazırlık mahiyetinde” olduğunu söyledi.[2] Arık Hocanın verdiği bu bilgiler başkanlık ettiği toplantının binlerce kişinin katıldığı bir ‘Kurultay’ değil, ufak bir milliyetçi Türk aydını topluluğunun katıldığı “Milliyetçilik Kongresi’ne hazırlık” toplantısı idi. Yazık ki o kongreyi düzenlemeğe TMD’nin kısa ömrü izin vermedi. 

                Remzi Oğuz Arık’ın hazırladığı ‘sonuç bildirisi’ metni, Derneğin yayın organı olan haftalık Mefkûre gazetesinin 10 Kasım 1951 günlü 4’üncü sayısında, “Türk Milliyetçiliği Kongresine Hazırlık Toplantısı Başkanlığı” imzası ile yayınlandı. O metinde: “Milliyetçiliğin, benzer veya ona muarız ideolojilerle münasebeti bahsinde esaslı neticelere varılmıştır” denildikten sonra şu açıklamalar yapılıyordu:

                “Rasizm şeklinde imtihanını vermiş olan ırkçılıktan bugünkü milliyetçilerimizin vebadan kaçar gibi çekinmeleri lüzumu kesin olarak kararlaşmıştır.

Türkiye’nin gerçeklerine göz kapayarak bütün Ural-Altay kavimlerini siyasi bir çerçeve içinde birleştirmek mânasında kullanılan Turancılıkla Türk milliyetçilerinin alâkası olmadığı tesbit edilmiştir.

                Türkiye’nin varlığı nasıl bir Türk milliyetçiliğini tabiî ideoloji olarak dillere, gönüllere yerleştiriyor; bu Türk milliyetçiliğinin karşısında (Anadoluculuk) tâbiri dar ve lüzumsuz kalıyorsa, bütün Türkiye’nin cemiyet, siyaset hayatına girmiş bütün inkılâpların hâkim varlığı karşısında (Kemalizm) tâbiri de dar ve ayırıcı kalmıştır.

                Türk milliyetçileri bu dört tâbiri de derece derece lûgatlarından çıkarmakta bir ve beraber kalmışlardır.”    

                Bu alıntıdan da kolayca anlaşılacağı gibi, Bildiri’nin hazırlanması görevi ve yetkisi tümüyle rahmetli Prof. Arık’a verilmiş ve ikinci bir toplantı yapılamadığı için de onun sorumluluğunda yayınlanmıştır. Nitekim, bildiride yer alan bazı düşünceleri, ‘Bir beyanname münasebetiyle’ başlıklı uzun yazısında İsmet Tümtürk, şiddetle eleştirmiştir (bk. Orkun, 68 (18 Ocak 1952; 12-16. ss.). Dâvetli olduğu halde toplantıya katılamadığı anlaşılan Tümtürk; “… edinilen bilgiye göre  toplantıda konuşulan mevzular hakkında oya başvurulmak yoluyla resmî ve belirli kararlar alınmamış, ancak konuşmalarda beliren temayülleri ve fikir kümelenmelerini toplayıp ifade etmek vazifesini toplantıya başkalık eden zat kendi üzerine almıştır. Konuşma mevzularından önce vakit tükendiğinden Ankara’dan acele ayrılınmış ve bir beyanname yayınlamak vazifesi başkana bırakılmıştır.” demektedir. Ankara’daki toplantıya katılanların verdiği bilgiye dayandığı anlaşılan bu cümleler Prof. Arık’ın toplantıda beliren eğilimleri, kendi yorumunu da katarak bildiriye aktardığını göstermektedir. Durum bu olunca, kendisinin bir ifadeyi metne ‘ısrarla’ koydurmuş bulunması da söz konusu olamaz.

*

                Gönül dilerdi ki sevgili dostlarım Prof. Dr. M. Oluş ve H. Rıdvan Çongur, bu olayla ilgili bilgileri verirken daha titiz davransınlar ve bizi bu satırları yazmak zorunda bırakmasınlar. Geçmişi hatırlamak şansını verdikleri için ben yine de memnunum ve kendilerine teşekkür ederim.


         

[1] Milliyetçiler Derneği, Türk Milliyetçiler Derneği’nin 4 Nisan 1953’de kapatılmasından sonra, TMD eski üyelerince İstanbul’da kurulan başka bir derneğin adıdır.

[2]  Toplantıya ilişkin ayrıntılar için bk. Mefkûre, 3 (03 Kasım 1951), 1-2.


Türk Yurdu Ekim 2006
Türk Yurdu Ekim 2006
Ekim 2006 - Yıl 95 - Sayı 230

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele