SOSYOLOJİNİN ANA BAŞLIKLARI

Eylül 2006 - Yıl 95 - Sayı 229

         

SOSYOLOJİNİN ANA BAŞLIKLARI

Baykan SEZER

                Kızılelma Yayıncılık “Sosyoloji Yıllığı”“Baykan Sezer Kitapları” ile başlattığı yeni bir diziyle sürdürüyor. Yayınevi bu dizi kapsamında, Sezer’in daha önce basılmış 3 kitabının yanı sıra, şimdiye kadar yayımlanmamış yazı ve notlarını da önümüzdeki günlerde okuyucunun ilgisine sunacak.

                Yaklaşık 4 sene önce kaybettiğimiz Baykan Sezer, Türkiye’deki kuramsal sosyoloji çalışmalarına yeni bir bakış açısı kazandırmasıyla tanınıyor. Toplumsal yapımızı Batı kalıpları dışında ve yerli bir perspektifle inceleyen Sezer, Kemal Tahir’in tarih vurgusunu akademiye taşıdı, bu tarih anlayışını sosyoloji paradigmasıyla temellendirdi. O, bir tez adamıydı; aktarmacı ve betimleyici olmanın ötesinde kendi toplumsal sorunlarıyla ilgili iddiaları vardı. Sosyoloji ile bir fikriyat adamı olarak da ilgilendi; bilimsel nesnellik söylemine, Cemil Meriç’in “objektiflik namussuzluktur” düsturuyla yaklaştı. Türk toplumunun, kendi tabiriyle “Batıcılaşma” ile yaşadığı kimlik bunalımının üstesinden nasıl gelebileceğinin sosyolojisini yaptı.

“Sosyolojinin Ana Başlıkları” üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde, Batı’da sosyolojinin kuruluşu, sosyolojinin diğer bilimlerle ilişkileri ve sosyolojide yöntem konuları; ikinci bölümde Batı’da sosyolojinin gelişmesi ve günümüzde sosyolojinin başlıca konuları özgün ve eleştirel bir yaklaşımla ele alınıyor. “Sosyoloji Karşısında Doğu” başlıklı son bölümde ise, sosyolojinin Doğu’daki –özellikle Türkiye’deki- macerası inceleniyor.

 

TÜRK SOSYOLOJİSİNİN ANA SORUNLARI

Baykan SEZER

Sezer’e göre, “Türk Sosyolojisinin ana sorunu Batı sosyolojisi ile olan ilişkilerini iyi belirleyebilmek; aynen Türkiye’nin sorununun Batı ile olan ilişkilerini iyi belirleyebilmek olduğu gibi.” Zira sosyoloji, ülkemize XX. yüzyılın başlarında Batı’nın ve Batı düşüncesinin üstünlüğüne duyulan bir inancın sonucu olarak girdi, hatta bununla yetinilmedi, kurtuluş umudunun Batı uygarlığına kayıtsız şartsız katılmamızda olduğu ileri sürüldü.

Sezer, tek çözümün “Batı üstünlüğünün mutlak olduğu inancını paylaşmak olduğu” görüşüne itiraz ediyor ve tartışmaya açıyor. Türk toplumunu, tarihe yaptığı yolculuk çerçevesinde sosyolojik ve realist bir tahlile tabi tutuyor. Batı’nın kölelik-feodalizm-kapitalizm aşamalarının bizde yaşanmayışının sebeplerini irdeliyor. Osmanlı toprak düzenini, günümüzde köy ve kalkınma sorununu masaya yatırıyor. Anadolu’nun Türkleşmesi bahsinde, “göçebe toplumların yerleşik uygarlık merkezlerinde yerli halklar arasında eriyip kaynaştığını ama bunun tek istisnasının Anadolu olduğunu” ileri sürüyor.

Kitabın sonuna ek olarak konulan ve Ziya Gökalp’ın “İslamiyet bir kızdır, bekçisi bir Türk arslan/Elinde dalkılıcı, bekler onu her zaman” mısralarıyla başlayan “Osmanlı’nın Batıcılaşması”, kitabın belki de en dikkat çekici bölümü. Osmanlı’nın kara ticaret yollarını ele geçirmesi ve Batı’nın deniz yollarını keşfiyle, tarihin seyrinin ve Batı’nın üretim ilişkilerinin değişmesi, bu durumun Doğu ve Batı toplumlarının gelişmesine etkisi değişik bir bakış açısıyla anlatılıyor. Osmanlı’nın tarihte yüklendiği misyon ve Batı kapitalizminin getirdiği koşullar çerçevesinde ülkedeki Batıcılaşma çabaları irdeleniyor. Batıcılaşmanın neden “tutmadığı ve tutmayacağı” sosyolojik olarak tespit ediliyor:

“Türkiye’de Batıcılaşma, halkı etkilemediği için ne kendisine özgürlük ve demokrasi getirmiştir, ne de kendisinden gidişi değiştirebilecek bir tepki gelmiştir…”

 

TÜRK OCAĞININ TAŞRA DERGİLERİ

Ahmet BOZDOĞAN

Türk Ocakları Ankara Şubesince yayımlanan çalışma, XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu’nun genel durumu ve XX. yüzyılın başındaki Türkçü/Türkçeci faaliyetlerin gözden geçirildiği giriş bölümünden sonra, “İnceleme”, “Tahlilî Dizin” ve “Seçilmiş Metinler” adlı üç bölümden oluşuyor.

“İnceleme” başlıklı ilk bölümde, Türk Ocağının kuruluşu, amacı ve faaliyetleri üzerine genel bilgiler verildikten sonra, Türk Ocağının taşra teşkilatının yayınladığı dergiler (Birlik-Sivas, Ocak-Konya, Altınyurt-Adana, Türk Bahçesi-Sinop ve Ana Türk Yurdu-Giresun) tanıtılıyor ve yayın çizgilerine ait değerlendirmeler yapılıyor.

“Tahlilî Dizin” bölümünde dergilerin muhtevaları sistematik biçimde listelenerek okuyucunun istifadesine sunuluyor. Ayrıca “Seçilmiş Metinler” bölümünde dergilerin yayın politikalarını açıkladığı yazılar, “Fotokopiler” başlığı altında ise dergilerin dikkate değer bulunan sayfalarının örnekleri yer alıyor.

 

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI TEVFİK İLERİ

İskender OKUDAN

Öğrencilik yıllarında Üniversite Talebe Birliği ve Millî Türk Talebe Birliği başkanı olarak İstanbul’daki öğrencilerin milliyetçilik hareketlerine öncülük etmesiyle tanınan Tevfik İleri, Demokrat Parti iktidarında aralıklarla 4 yıla yakın süre Millî Eğitim Bakanlığını yürüttü. Çalışmaları ve fikirleriyle DP’nin millî eğitim politikalarını yönlendirerek, Türk eğitim tarihinin tartışmalı bir dönemine damgasını vurdu.

Bu dönemde eğitim sistemimizde önemli gelişmeler kaydedildi: Köy Enstitüleri ve Halkevleri kapatıldı, doğuda Atatürk Üniversitesi kuruldu, ODTÜ’nün temeli atıldı, din dersi zorunlu dersler arasına alındı, İmam-hatip okulları açıldı,  İzmir ve Bursa’da devlet tiyatroları açıldı, Millî Kütüphane ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası kuruldu, Türk Klasikleri ve Türk Kültür Eserleri serilerinin yayını başladı, Türk dilinde “uydurmacılık” hareketine karşı çalışmalar başladı...

İleri, özellikle ABD’den getirttiği yabancı uzmanlara yaptırdığı tetkikler ve hazırlattığı raporlarla da anılıyor. Zira, o dönemde Türkiye SSCB’den uzaklaşıp ABD’ye yönelmiş ve DP diğer alanlarda olduğu gibi millî eğitim sistemimizi de ABD eğitim sistemine göre şekillendirme arzusundaydı!

Türk Ocakları Ankara Şubesince yayımlanan kitap, hâlâ tartışılan eğitim sistemimizin büyük ölçüde temellerinin atıldığı o kritik dönemin sorgulanması bakımından incelemeye değer.

 

ÖLÜMÜNÜN 50. YILINDA PROF. DR. HÜSEYİN NAMIK ORKUN

Kitap, Türk Ocakları Ankara Şubesince 7 Nisan 2006’da Gazi Üniversitesinde düzenlenen “Ölümünün 50. Yılında Prof. Dr. Hüseyin Namık Orkun” konulu panelde yapılan konuşmaların derlemesinden oluşuyor.

Türk kültürüne, tarihine ve diline hizmet eden, 1949-1956 yılları arasında Türk Ocakları Hars Heyetinde ve Ankara Şubesinde görev alan Hüseyin Namık Orkun, başta “Eski Türk Yazıtları, Türkçülüğün Tarihi, Yeryüzünde Türkler, Türk Tarihi, Türk Efsaneleri ve Attila ve Oğulları” olmak üzere otuza yakın orijinal eser bıraktı ardında.

Panelde Prof. Dr. Konçuy Mergen, Prof. Dr. Mehmet Şahingöz ve Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un yaptığı konuşmalar ve oturum başkanı Prof. Dr. Reşat Genç’in yaptığı değerlendirme Orkun’un öneminin yeterince anlaşılmasını sağlayacak nitelikte.

 


Türk Yurdu Eylül 2006
Türk Yurdu Eylül 2006
Eylül 2006 - Yıl 95 - Sayı 229

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele