GENERALLER DARBEYİ ÖNCEDEN PLANLAMIŞLARDI

Eylül 2006 - Yıl 95 - Sayı 229

 

İlerde bazı meraklı araştırmacılar ve tarihçiler 12 Eylül 1980 Askerî Darbesini ele alıp darbenin öncesi ve sonrasını inceledikleri zaman, birçok yazılmayan hususlarla karşılaşıp şaşıracaklardır.

                Türkiye 12 Eylül’e nasıl gelmişti? 12 Eylül öncesi Türkiye tam bir çıkmaz içindeydi. Her gün birçok genç öldürülüyor, bombalar patlıyordu. İnsanlar sokağa, hatta balkonlarına çıkamaz olmuşlardı. Katiller ve bombacılar ile elebaşları bir türlü yakalanamıyordu. Polisler, okullar, mahalleler ve basın bölünmüş, taraftar bölgeleri kurulmuştu.

Bu hercümerc içinde MHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul, Antalya, Tunceli İl Başkanları, Ankara’da aynı gün Çankaya ve Merkez ilçe Başkanları öldürülmüş, Yenimahalle İlçe Başkanı ağır yaralanmıştı. Daha birçok kimse vurulmuş, evi veya iş yeri bombalanmıştı.

Bütün Türkiye’de sıkıyönetim varken olaylar neden önlenemiyordu?

11 Eylül 1980 günü Kızılay ve Kavaklıdere’de bombalar patlarken, neden hemen ertesi gün birden bire susuvermişti?

Ben eminim ki 12 Eylül’den çok önce darbe hazırlanmıştı. Anarşi ve terör, yapılacak harekâtın meşruiyetini hazırlıyordu.

30 Ağustos günü merhum Alparslan TÜRKEŞ’le Genel Kurmay Başkanlığına tebrik için gittiğimizde, Özel Kalem Ofisine alındık. O esnada koridorda tebrik için sıra olmuş generallerin başında olan iki orgeneral arkadaşım beni görmezlikten geldiler, ben askerlerin bir hazırlık içinde olduklarını düşünerek, durumu genel başkana anlattım.

                14 Eylül günü gözaltına alınıp dil okuluna götürüldüğümde, okul olarak yapılan binanın çok kısa zamanda tutukevine dönüştürülmesi dikkatimi çekmişti: Demir kapılar, zincirler, personel seçim ve tayinleri öyle iki günde yapılabilecek şeyler değildi.

                Mahkemeler zaten daha önceden kurulmuş, hâkimler tayin edilmişti: Geriye bizim mahkûm edilmemiz kalmıştı. Askerî savcılığın dıştan aldığı yardımlarla 10 ayda hazırladığı iddianame ibret alınacak bir belgedir. Savcı hepimizin idamını istiyordu!..

                İddianame bir sürü yanlışlarla dolu idi. Mesela CHP Erzincan Senatörü Niyazi ÜNSAL’ın yazdığı bir mektupla MHP suçlanıyordu.

                İddianame hakkındaki görüşlerim için bana sıra geldiğinde söze şöyle başlamıştım:

                “940 sayfadan oluşan 6 cm. kalınlığında ve 1 kilo 240 gram ağırlığında olan iddianameyi defalarca okudum. Bunu hazırlayan savcıların benim kadar okuduklarını sanmıyorum. İçinde hilâfı hakikat, yanlış ve iftira olan satırların altını kırmızı kalemle çizdim. Sayfaların yüzü kızardı ve iddianame kıpkızıl oldu. Bu iddianame bu mahkemenin ciddiyeti ile bağdaşması gerekirdi” demiştim.

                Yine iddianamedeki:

                Benim mahalle örgütleri ile beraber olduğum yazılı idi. Fakat buna ait delil gösterilmiyordu. 24 ay devamlı bu ithamın delilini sordum ve dilekçeler verdim, cevap alamadım.

                Bir gün deliller okunurken:

                “A. Paşa’nın toplantısı önemlidir. Kalabalık olmalı, herkes katılmalı gibi bir sayfa yazı çıktı.”

                Ben bu yazıyı getirttim, baktım ki Abidin Paşa semtinde yapılacak bir gençlik kolu toplantısı için yazılan yazı… “Abidin Paşa” Gültekin Paşa olmuş. Savcı “Paşa” kelimesini görünce toplantıyı benim mahalle örgütü ile toplantım gibi değerlendirmiş. Daha mahkemede bunun gibi bir sürü komedi.

                İddianamede yöneticilerin idamı isteği ile açılan mahkemede netice olarak MHP yöneticilerinin hepsi beraat etti. Aşağı yukarı hepsi siyasete döndü. Aralarından bir cumhurbaşkanı adayı, dört bakan çıktı. Yine 12 Eylül’den sonra tutuklanan diğer partililerden de başbakanlar hatta cumhurbaşkanı çıktı.

                Peki, darbeyi yapanlar, etrafları ve hâkimler neredeler? Ne yapıyorlar? 12 Eylül yönetimi, taksi otolara taksimetre takılmasını sağlamıştır. O kadar! Ama siyasi partileri kapatarak, yöneticilere siyasi kısıtlamayı.getirerek meydanı ikinci takıma bırakmıştır. Bugünkü çekilenlerin sebebi o günkü uygulamalardır.

                12 Eylül öncesi pek rastlanmayan rüşvet, hırsızlık, hortumlama, gasp ve kap-kaç olayları her geçen gün artmaktadır. Daha önce inançları yönünde mücadele edenlerin, vatan millet diyenlerin acıklı hâlini görenler, köşe dönme gayreti içine girdiler.

                İşte 12 Eylül 1980 harekâtının sonuçları…


Türk Yurdu Eylül 2006
Türk Yurdu Eylül 2006
Eylül 2006 - Yıl 95 - Sayı 229

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele