MİLLÎ REFLEKS YOK EDİLDİ!

Eylül 2006 - Yıl 95 - Sayı 229

 

Ağır makineli tüfeklerle donatılmış yüzlerce polisle kuşatılan evimden alınarak Emniyet Müdürlüğüne götürüldüm. Hâlbuki bir polis gönderilerek ya da telefonla emniyete istenseydim, tereddüt etmez davete icabet ederdim.

 

12 Eylül’den önce komünist militanların ve PKK’nın öldürülecekler listesinin başında bulunduğum için bana bu anlamsız ve çirkin muameleyi yapanlar, silah taşımam için ruhsat vermişlerdi. “Bir yanlışlık olabilir miydi?” diye düşündüm. Anlaşılan özel bir tim hazırlanarak “Türkiye’nin en tehlikeli teröristine” operasyon yapılıyordu. Ama Erzurum’da biriken öfkeden korkulduğu için de beni karakol karakol dolaştırıyorlardı. Yine alel acele Gürcü Kapı karakoluna naklediliyordum. Gece saat ikide Erzurum’da görev yapan bir subay dostum, askerî cipiyle gelerek beni karakoldan dışarı çıkardı. “Efendim durum kötüye gidiyor.” diye söze başladı ve ABD istihbarat teşkilatının, Millî Güvenlik Konseyine verdiği dosyada ülkücüleri kastederek bu canavarın ya dişlerini sökün ya da yok edin aksi takdirde ihtilalin bu sırat köprüsünü geçemezsiniz talimatını verdiğini belirterek “Dolayısıyla sular biraz duruluncaya kadar özellikle sizi birkaç ay korumamız gerekiyor.” diye ekledi. İçimi bir endişe kapladı. Kısa bir tereddütten sonra, kendini feda ederek beni kaçırmaya gelen bu yiğit dostumun teklifini ret ettim. Saat üçte bu dostum tarafından tekrar polis karakoluna teslim edildim. Çetin bir imtihan beni bekliyordu. Yatsı namazımı kıldım. “Ya Rabbi karşılaşacağım her kötü muamele karşısında bildiklerimi unutmama yardım et” diye sabaha kadar dua ettim.

Üç gün sonra İstanbul’a götürüldüm. Yasa dışı hazırlanan Harbiye inzibat komutanlığında otuz yedi gün Türkiye’nin sansasyonel bütün olaylarından ve cinayetlerinden sorgulandım. Akıl almaz işkenceler gördüm. Haydarpaşa Askerî Hastanesi’nde tedavi edildim. Hastanede bütün vücudum alçıya alınmıştı ama çile bitmemişti… Bir sabah mahkûm koğuşuna gelen gazeteleri okurken dehşete kapıldım; Hürriyet ve Günaydının manşetlerinde “Yılma Durak cezaevinden kaçarken vuruldu” deniyor devamında ise iki defa ameliyat edildiğim ve hayati tehlikeyi atlatamadığım yazılıyordu. Sadece benden değil, ailem ve dostlarımdan da intikam alınıyordu. Bu muamelelerle şahsımızda millî heyecan, millî refleks yok edilmek isteniyordu.

Ülkücüler, emperyalizm karşısında samimi bir mücadele vermişlerdir. Bu mücadeleyi en büyük tehdit ve tehlike olarak algılayan Amerika, Milliyetçi Hareket Partisini ve ülkücüleri enterne etmek istemişlerdir. Fakat, 12 Eylül’den hemen sonra nedense komünistlerin bütün mermileri tükenmiş, silahları suspus olmuştu. Hâlbuki oligarşi, bütün ihtişamıyla devrimciler karşısında tebessüm ediyordu.


Türk Yurdu Eylül 2006
Türk Yurdu Eylül 2006
Eylül 2006 - Yıl 95 - Sayı 229

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele