EXİ26

Ağustos 2006 - Yıl 95 - Sayı 228

Veli Savaş YELOK

Yavuz KARTALLIOĞLU

Daha önceki yazılarımızda bazı kurum ve şahısların Türkçe kelime kadrosuna ve imlasına getirdikleri yenilikler (!) üzerinde durulmuştu. Geçen süre zarfında bu yeniliklerin gittikçe arttığı gözlemlenmiştir. Kelime kadromuza ve imlamıza getirilen yeniliklerden birisi “izair”, birisi de “exi26”dır. Böylece Türkçe iki yeni melez yapı daha kazanmış oldu! Büyük firmaların yeni ürünlerini veya yeni hizmetlerini isimlendirirken nasıl çalışıp didindiklerini bu iki örnek bize en iyi şekilde göstermektedir.

“İzair” başlığını gazetede görünce ilk önce bu ismin bir İsrail firmasına ait olabileceğini düşündük, fakat satırlar ilerledikçe maalesef bu melez kısaltmanın “İzmir Hava Yolları” adlı şirketin kısaltması olduğunu anladık ve beynimizden vurulmuşa döndük. Yazıyı başından itibaren tekrar okuduk, evet “izair”, “İzmir” kelimesinin ilk hecesi olan “İz” ile “air” kelimesinin birleşmesinden meydana gelmiş melez bir yapı idi. Bu büyük buluşa önce çok kızdık. Çünkü “air” kelimesi yabancı bir kelime idi ve bu kelimenin Türkçede karşılığı vardı. Bu kelimenin İngilizcedeki karşılığı sadece “hava” demektir. Böyle olunca da bu melez kısaltma sadece “İzmir Hava” anlamına gelmektedir. Tabii bazıları “air” kelimesinin “hava yolu” anlamına geldiğini iddia etse de İngilizcede hava yolu anlamına gelen kelime “airline”dır. Konuşmada belki “air” hava yolu anlamına gelebilir, ama burada yazı söz konusu olduğu için doğrusu “airline” olmalıdır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önce bu melez yapıyı icat edenlere kızmıştık, fakat sonra bu hava yolu şirketinin Onur Air, Pegasus, Türk Hava Yolları gibi şirketlerle rekabet edeceği aklımıza geldi. Bu rekabette de en önemli şey öncelikle isim olmalı idi ve diğer şirketlerle de ancak, bunun gibi tamamen veya bir kısmı yabancı olan melez bir isim rekabet edebilirdi. Bu durum yabancı isim verme hastalığının sebep olduğu bir durumdur. Bu hastalık müzminleşmiştir ve onun çaresi maalesef artık yoktur. Hepimizin beynine yabancı ise kalitelidir, iyidir düşüncesi  ne yazık ki iyice kazınmış. Bu örnekte de hiç Türkçe bilincine sahip olunmadığı, daima maddî kaygıların ön planda olduğu görülmektedir. Buradan, Türkçede yabancı kelime kullanılmasına karşı olduğumuz sonucu çıkarılmasın. Bizim karşı olduğumuz nokta Türkçesi varken yabancısının kullanılmasıdır.    

Allanmış pullanmış, albenisi olan “exi26” yazısını Akbank’ın camında görünce İngilizcede “exi” diye bir kelimenin olup olmadığını düşündük bir an. Hani, 26 bizimdi de bu “exi” de neydi. Arkadaşlarla içeriye girdik, bu yazı içeride de vardı. Oradaki görevlilere bu kelimenin ne anlama geldiğini sormaya önce çekindik, çünkü bir üniversitede görevliydik ve oradaki görevliler bizim cahil olduğumuzu düşünebilirlerdi. Sonunda cesaretimizi toplayıp görevlilerden birine sorduk. Aldığımız cevap, birazcık tahmin ettiğimiz cevaptı. Bu yazı Akbank’ın 26 yaşından küçükler için hazırladığı yeni bir hizmetin adı idi. Bizim “eksi” kelimemiz de bir çırpıda kabuk değiştirmiş, şalvarını çıkarıp takım elbise giymiş, modernleşmiş ve “exi” olarak karşımıza çıkıvermişti. Bu yazım şeklini bulan büyük düşünür, ileride imlamız için belki başka yeni buluşlar yapacaktır. Bu büyük düşünürün üniversitelerde “Yazılı Anlatım” derslerine girmesi hâlinde öğrenciler çok daha yeni şeyler öğreneceklerdir! Biz de bu modern yazım tarzını bazı kelimelere uygulayabiliriz aslında. İşlem gayet basit. Yan yana gelen “-ks-“ harflerini “x” ile yazmak! Bu müthiş buluş sayesinde bilgisayarda iki tuş yerine bir tuşa basacağız, hem de çıktı aldığımız zaman bir harflik mürekkep kârımız olacak, böylece ülke ekonomisine de bir nevi katkıda bulunacağız! Bundan sonra “aksi” yerine “axi”, “öksürmek” yerine “öxürmek”, “tiksinmek” yerine “tixinmek”, “saksı” yerine “saxı”… gibi yazılışları görürsek hiç şaşırmayalım. Bunların da yukarıdaki sebeplerle yapıldıklarını düşünelim. Bir zamanlar “q, w, x” harflerinin Türkçeye dahil edilip edilmemesi tartışıldı. Biz Türk dilcilerinin göremediğini bankacılık sektörü görmüş oldu, meğer yan yana gelen harfleri tek harfe düşürmek gibi bir ince düşünce varmış işin ucunda! Bu örnekten yola çıkarak “w” harfini de alfabemize dahil etmek için, yan yana iki “v”nin bulunduğu kelimeleri “w” ile yazanlar çıkar mı bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey yenilik adına Türkçe kelimelerimiz günden güne ya kullanılmamakta ya da yıpratılmaktadır. Akbank’ın internet sitesinde bu hizmetin amacı şöyle açıklanmış: exi26 Sıcak Bankacılık Ortamları
exi26'da özel indirimler, özel aktiviteler, süper hizmetler var. Artık benim de kafama göre, havama göre bir bankam olsun diyorsan, doğru yerdesin! exi26'nın havası tam sana göre!  Bu yazım tarzı belli bir kesimin dikkatini çekmek için hazırlanmış, bu kesim de adı geçen hizmeti kullanarak hava atacak olan kesimmiş. Burada hava atmak, dikkat çekmek Türkçeden daha mı önemli acaba? Bu sorunun cevabını siz okuyucularımıza bırakmak istiyoruz.

 

DENİZLİ’DE TABELALARDA TÜRKÇE ŞARTI VE “CESARS TEMPLE”

Sabah gazetesinde yer alan bir habere göre Denizli Belediye Meclisi, İlan ve Reklam Tanıtım Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle iş yeri tabelalarında Türkçe olmayan kelimelerin ve alfabede yer almayan harflerin kullanılmasını yasaklamış. Haberin devamında Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci’nin dünyaya ayak uydururken, kendi dilimizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirttiği ve “Tescilli marka isimleri dışında yabancı isimler bulunan bir tek tabela kalmaması”nı istediği yer almaktadır. “Dil de kanunla korunur muymuş canım!” diyenlere inat Denizli Belediye Başkanını ve meclis üyelerini tebrik ediyor, alkışlıyoruz. Peki, bu tür önlemler alıp dilimizi korumaya çalışmazsak ne olur? O zaman Sezar’ın Tapınağı’nda dinlenerek tapınmaya devam ederiz! “Şimdi bu Sezar’ın Tapınağı da nereden çıktı?” şeklindeki soruyu biz de kendimize ilk başta sormuştuk. “Cesars Temple” Antalya Belek’te muhteşem bir otelin adı. Oradaki otellerin hepsi ayrı bir devlet gibi. İçlerinde yedi yıldızlı olanı bile var. Adı mı? Tabii ki yabancı: Rixos! Eee, bir otel o kadar yıldıza sahip olur da Türkçe ad taşıyabilir mi  hiç? Rixos’u bırakıp tekrar Cesars Temple’a dönelim. “Cesars Temple”da insanların dinlenip dinlemediklerini veya otelin adına yaraşır biçimde tapınıp tapınmadıklarını bilemiyoruz, ama bu adın dikkat çekmek adına buraya verildiği kesin. Hey gidi günler hey, silahla alınamayan topraklar dille çoktan alınmış bile. Meğer günümüz teknolojisinin diline ne kadar da çok meraklıymışız. “Maritim, Atlantis, Letoonia, Cesars Temple, Rixos…” gibi otellerin önünden geçip de güzelliklerine hayran olmamak mümkün değil, ama bir Türk olarak hep içimiz buruk. Biz, dilciler ve Türkçe bilinci taşıyan insanlar “Niye bu muhteşem yapılar Türkçe ad taşımıyor? Niye, dilimiz kimliğimizdir diye buralara Türkçe ad vermiyoruz? Kimliğimizin taşıyıcısı olan Türkçemizden mi utanıyoruz? Türkçe bu yerleri isimlendirecek kelimelere sahip değil mi? Türkçe ad verirsek daha az mı turist gelir?...” gibi soruların cevaplarını ararken demek ki otel sahipleri de “Nasıl daha çok turist çekeriz?” gibi soruların cevaplarını aramaktalar.          

 

DİL YANLIŞLARINI NEYE GÖRE DÜZELTELİM?

Yeniçağ gazetesinde Cazim Gürbüz Elif Şafak’ın bir romanında kullandığı “sükut-u hayal” tamlamasını “sukût-u hayal” şeklinde düzeltmiştir. Biz de sayın Gürbüz’ün ifadesini düzeltelim. 2005 yılında basılan “Yazım Kılavuzu”na göre her kelimeye şapka koymak yok artık. Elif Şafak’ın “sükut-u hayal”, Cazim Gürbüz’ün “sukût-u hayal” şeklinde yazdığı tamlama Yazım Kılavuzu’na göre “sukutuhayal”dir. Bu tamlama da “sukut-ı hayal” yapısından gelir. Her kalem sahibinin elinde bir “Yazım Kılavuzu” mutlaka olmalı ve tereddüt edilen yerlerde bu esere başvurulmalıdır. Elinin altında interneti olanlar için http://www.tdk.gov.tr/ adresine girerek bir kelimenin nasıl yazıldığını öğrenmek çok daha kolaydır.

 

 


Türk Yurdu Ağustos 2006
Türk Yurdu Ağustos 2006
Ağustos 2006 - Yıl 95 - Sayı 228

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele